PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Asya Günlügü !


_sunflower_
22.01.11, 21:56
Koreli bayanlar kendilerine muazzam özen göstermeleriyle ünlüler özellikle Seul’lu olanlar.Eğer dışarı çıkıyorlarsa makyaj ve kıyafet mükemmel olmalı.Bakalım bir Seul’lu bayan evden adımını atmadan önce ne gibi hazırlıklar yapıyor?Size bir Koreli Amerikalı bayanın blogunda bulduğum konuyla ilgili yazısını Türkçe’ye çevirerek yardımcı olacağım
Bir Koreli Kız gibi çekici giyinmek zor…Koreli bile olsanız!
Seul’deki ortama uymak adına Koreli kızlar gibi süslenip püslenmek,yabancı arkadaşlarım için tam bir mücadele.Gerçek şu ki ‘’Koreli Kız’’ gibi giyinmek benim gibi Kore kökenli biri için bile zor.
Öyleyse neden hergün kendimizi bu makyajla,ayakkabılarla dolu mücadeleye atıyoruz?Seul gibi bir şehirde yan komşunuzun kızından geri kalamazsınız.Seul’un öyle bir atmosferi var ki,herkes sürekli birbiriyle karşılaştırılıyor,bu yüzden bu havaya direnmektense,uymaya çalışmak daha kolay.Şehirde gördüğünüz ‘’Cazibeli ve sevimli Koreli Kız’’gibi görünmenin nasıl olduğunu gerçekten merak ediyor musunuz?Beni izleyin o zaman.
Saç:Tören her sabah ben duştan çıktığım gibi başlıyor.Saçlarıma hak ettikleri hacmi vermek için önce köklerini mükemmel bir şekilde saç kurutma makinesiyle kurutuyorum.Daha sonra sıra fön makinesinde,kıyafetime göre makinenin düzleştirici başlığını mı kıvırtıcı başlığını mı kulanıcağıma karar veriyorum.Aynanın önünde tam 30 dakika sanki doğalmış gibi gözüken dalgalar için uğraşıyorum.Tatmin olduktan sonra saçlarıma saç kıvırtıcı bir krem uyguluyorum ki dalgalarım gün içinde dayansın.
Yüz Zamanı:Daha sonra tuvalet masama oturup uzun uzun nasıl bir makyaj yapsam diye düşünüyorum.Makyaj aletlerimin renkleri ve tonları çeşit çeşit.Sonuçta doğal görünüm de karar kılıyorum,zira bu aralar çok moda.Ssang-ul Görüntüsü(Kore’de trendlerin,bu herhangi bir şeyle ilgili olabilir,böyle kısa tamlamalarla adlandırılması ve bu adlar üzerinden bir tüketim çılgınlığı oluşturulması olayı çok yaygın)*eğer doğru yaparsanız saf,doğal,sanki hiçbir şey sürülmemiş gibi bir izlenim yaratıyor,ama bu aslında bir sürü sinsice uygulanmış ürün demek.Öncelikle narin yüzüme onu vahşi Kore güneşinden korumak için 85faktörlü bir güneş koruyucu uyguluyorum.Duyduğuma göre Amore Pacific Sun Protecter ve Etude House Sunguard iyi ürünler.Geceleri kullandığım onca ten beyazlatıcı ürün varken,tenimin biraz bile olsa yanmasına izin veremem.Daha sonra sıra fondötene geliyor.Fondöteni olabildiğince ince ve eşit bir şekilde sürüyorum.Asıl amaç kimsenin makyaj için 30dakika harcadığınızı anlamaması,çok doğal görünmeli.Fondötenim bana hafif nemli bir parıltı veriyor,malum trend mul gwang görüntüsü,yani gençlik dolu ışıltılı bir cilt.Bunun için Laneige Snow Chrystal Dual Foundation ve Kohgendo Aqua Foundationı tavsiye ederim,bu ürünleri Aritaum ve Todacosa şubelerinde bulabilirsiniz.Sıra gözlerde.Son derece ince bir şekilde eyeliner uyguluyorum ve mükemmel bir şekilde kirpiklerimi kıvırıyorum,rimeli ise çok dikkatli sürüyorum ki çok sürülmüş gözükmesin.Unutmayın amaç kurnazca parıldamak,boya kutusuna düşmüş gibi gözükmemek.
Giyim-Kuşam:Doğal görüntü moda demiştik.Dar ve koyu renkli giysiler seçiyorum.Dar siyah bir etek giyiyorum.Kore modasına uymak mı istiyorsunuz?Şunu aklınızdan çıkarmayın,kendine saygı duyan hiçbir Koreli Kız dekoltesi açık bir üst giymez.Bunun bir sürü sebebi var,ama bu mesele şimdilik burada kalsın.
Ayak Fetişi:Babetler hoş ama moda oldukça yüksek topuklu ayakkabılar giymek.Evet bu ayakkabılar insanın ayaklarını mahvediyor ama sizi uzun ve klas gösterdiklerine göre bu acıya değer.Bir Koreli olarak ben zaten bu tarz topuklar için doğmuşum,dolayısıyla 13santimlik(5 inç)topuklar sorun değil.Eğer liseden beri yüksek topuk giyiyorsanız kendiliğinden yüksek topuk giyme sanatına sahipsiniz demektir.Bir kere onları giymeye başladınız mı,geri dönemezsiniz.Zamanla daha az acı verici oluyorlar zaten,çünkü ayaklarınız gereken yerlerde nasırlar ouşturuyor.Gene de dikkatli olun,bir arkadaşım spor salonu dışında her yerde her gün topuklu ayakkabılar giydiği için 21 yaşında disk kayması sorunu yaşıyor,hala hiç babeti yok ve sadece bir spor ayakkabısı var.Neyse,şimdilik ben güzel ayakkabılarımı giymeye devam edeceğim.Kore’de kızı kız yapan ayakkabıdır.Edae,Gangnam ve Jamsil metro duraklarında bu güzel ayakkabılara bolca rastlayabilirsiniz.
Aksesuar Kullan yada Öl:Büyük Louis Vuitton çantamı mı kullansam yoksa küçük Chanel çantamı mı?Ben Louis Vuitton’da karar kıldım.İpucu:Onun veya kocasının ayda ne kadar kazandığı,geçmişi,nereli olduğu önemli değil.Her Koreli bayan o anda moda olan çanta neyse ona sahip olmalı.Bu onun çantası,şehirde gezerken,erkek arkadaşıyla 1.,2.,3.buluşmasında kullanacağı,kız arkadaşlarıyla alemlere akarken yanında olacak çantası.Bu onun kişisel damgası,yarışta 1. olmayabilir ama en azından kimseden geri kalmamalı.Benim için,kitaplarımı onunla taşıyabilmeliyim.Hemen hemen bütün çantalarım,tabi ki,Itaewon’un arka sokaklarından alındı,shhh.(Yani sahteymişler)
Uğraşın:’’İyi gözükmek’’ hiçbir şey ifade etmez,eğer gerçekten iyi gözükmüyorsanız.Pek çok Koreli bayan gibi metronun hiç bitmeyen merdivenlerini zarif bir şekilde inmeliyim.Yüksek topuklarımın üstünde 1 saat geçirdikten sonra,feci yorgunum.Sonunda metrodan indim,acele içinde metro merdivenlerini çıkmaya çalışıyorum.Louis Vuitton çantam iyi ki yanımda.Dikkatinizi çekmiştir biz Koreli kızlar bu çantaları Ajuşiler(Orta yaş ve üzeri amcalar) ve yabancı erkekler bakmasın diye mini eteklerimizi örtmek için de kullanıyoruz.
Bir Koreli kız olarak Seul’de yaşamak:Sayısız merdiven ve tepeleri inip çıkmak,sürekli makyaj kontrolü ve fazla yağı silmekle uğraşmak.Buradan Koreli veya değil bütün erkeklere meydan okuyorum,hayatınızda bir gün olması gerektiği gibi bir Seullu kız olmaya çalışın bakalım.Gördüğünüz gibi rahatlık hissini feda etmek zorundasınız.Ama çevrenize uyum sağlamak için bu ödenecek küçük bir bedel.Sizce böyle süslü püslü nereye gidiyor olabilirim.Tabiki özel bir yere değil,sadece okula.
Not: Alıntıdır !

_sunflower_
22.01.11, 22:11
Posts Tagged ‘Türkiye’deki Koreliler’


Türkiye'deki Koreli Öğrencilerden Türkiye ve Güney Kore Arasındaki Farklar (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/turkiyedeki-koreli-ogrencilerden-turkiye-ve-guney-kore-arasindaki-farklar-2.html)

24/12/2010 by admin
Yaklaşık 3 haftadır gönüllü olarak Türkiye’de yaşayan bir kaç Koreli öğrenciye Türkçe dersleri veriyorum.Son dersimde öğrencilere Koreliler ile Türkler ve Kore ve Türkiye’deki yaşam arasında gördükleri farkları sordum. Kore’de kısa bir süre yaşamış biri olarak bazı maddeler hariç.çoğunun doğru olduğunu söyleyebilirim.
Anlatabildikleri kadarıyla aldığım cevaplar bir hayli ilginç geldi bana.Söylediklerinin hangilerinin doğruluğu veya yanlışlığıyla ilgili yorum yapmadan direk onların cümleleriyle aktarıyorum.
1-Türkiye’de ev kirası pahalı.
2-Türkiye’de Kore yemeği ve malzemeleri bulmak zor ve olan yerler ise pahalı.
3-Türkiye’de çok cami var.(Bundan rahatsız olduklarını ve her yerde ezan sesi duymaktan bıktıklarını,tapınak olmadığını ve kiliselerin azlığından bahsettiler.)
4-Türk erkekleri yaramaz,çapkın ve asılıyorlar.
5-Türkiye’de aile bireyleri birbirine çok yakın.(Kore’de artık böyle olmadığını ve gençlerin bir an once evden ayrılıp yalnız yaşamak istediklerini belirttiler.)
6-Türkiye’de tatiller çok uzun.
7-Türkiye’de şehirler çok büyük.
8-Türkiye’de sokak hayvanları çok.
9-Türkiye’de çok tipte,çeşitli insan var.
10-Türkiye’de çok sigara içiyorlar.
11-Türkiye çok büyük,manzarası çok güzel ☺
12-Türkiye’de büyük deniz var ve temiz ☺
13-Türkiye’de dondurma pahalı.
14-Türkiye’de insanlar özellikle yaşlılar çok yardımsever.
15-Türkiye’de yaşlılar çok güleryüzlü.
16-Türkiye’de ulaşım pahalı.
17-Türkiye’de et daha pahalı.
18-Türkiye’de sebze ve meyve daha ucuz.
19-Türkiye’de lokanta fiyatları Kore’yle aynı.
20-Türkiye’de mobilya daha pahalı.
21-Türkiye’de cep telefonu ve cep telefonuyla konuşmak daha pahalı.
22-Türkiye’de giyim daha pahalı.
23-Türkiye’de elektronik eşyalar çok pahalı.
24-Türkiye’de kitaplar çok pahalı.
25-Türkiye’de eğitim daha ucuz.
26-Türkiye’de şemsiye daha az kullanılıyor.
Not: Alıntıdır !

sehadet.meLegi
22.01.11, 22:12
bunun şaka olmasını çok isterdim ama bizim hocamız 8yıl korede yaşamış ve bunları duyan herkes şok oldu .. bu durumu yaşayan herkesin Allah yardımcısı olsun gerçekten çok zor .. piskolojik savaş resmen ..

sehadet.meLegi
22.01.11, 22:15
ahh evet bu şemsiye muhabbetini daha öncede duymuştum .. koreli kızlar beyazlığa çok düşkün olduğu için yazın güneşten korunmak için şemsiye kullanıyolarmış .. bir ikitanede görmüştüm .. bizim Türk insanları bronzlaşmak için para sayıyo :D

gulmeklazim
22.01.11, 22:30
4-Türk erkekleri yaramaz,çapkın ve asılıyorlar.


Nolcak bu Türk erkeklerinin hali bilmem 3 günde bezdirmişler kızları canlarından.. :8ww:

_sunflower_
22.01.11, 22:30
Artık resmi,2009yılı rakamlarına göre Kore dünyanın en yüksek estetik ameliyat oranlarına sahip, ama… (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/resmi-olarak-onaylandi2009yili-rakamlarina-gore-guney-kore-dunyanin-en-yuksek-estetik-ameliyat-oranlarina-sahip-ama%e2%80%a6.html)


Uzak Doğu’da estetik cerrahiye yönelik ilgiyi abartan popüler medyadaki yayınlara göre Güney Kore nüfusunun en fazla sayıda ideal güzelliğe ulaşmak için bıçak altına yatan insan oranına sahip olduğu farzediliyor.Bu zan artık öyle bir noktaya geldi ki bu konularla ilgili çevrelerde kıskançlıktan eleştriye ve haksız önyargılara kadar farklı farklı tepkiler üretmeye başladı.
Peki bu bilgi doğru mu?Doğruysa ne derece doğru?
ISAPS’dan (Uluslararası Estetik Cerrahi Topluluğu)elde ettiğimiz en son işlenmemiş verilere göre yaptığımız analizimiz sadece Güney Kore’nin gerçekten kişi başına düşen en çok estetik cerrahi oranına sahip olduğunu doğrulamıyor;ayrıca çeşitli ülkelerdeki bu oranları en doğru şekilde belirlemek ve karşılaştırmak için çok kolay yollar sağlıyor.Böylece dedikoduların da önüne geçilmiş oluyor.
İşlenmemiş Data:Geçmiş yıllarda ISAPS tarafından yapılan istatistikler,üye estetik cerrahların ülkeleriyle ilgili verileri çarpıtması sebebiyle sınırlı bir değere sahipti.Daha çok üye cerrahın bulunduğu ülkelerden toplanan veriler daha az üye cerrahın bulunduğu ülkelerden toplanan verilere göre o ülkelerde daha çok estetik ameliyat oranı varmış gibi görünmesine sebep oluyordu.
Bu ve hesaplama sürecine dair hatalar gözden geçirildi.Geliştirilmiş metodoloji ve o ülkelerin sadece ISAPS üyesi estetik cerrahlarından değil de ülkenin bütün sertifikalı cerrahlarından veri toplamak sayesinde analizimiz gerçeği en doğru yansıtan bugünkü halini aldı.Hesaplamalarımıza estetik cerrah olmayan kimseler tarafından yapılan estetik ameliyatlar dahil edilmemiştir.
Analizimiz:Ayrıntılı nüfus profillerinin yokluğundan dolayı kişi başına oranları hesaplama yöntemlerimiz bilinçli olarak basit tutuldu.ISAPS tarafından bildirilen toplam estetik ameliyatı rakamını aldık(Botoks ve büyütme enjeksiyonları gibi ameliyat gerektirmeyen müdahelelerin rakamları dikkate alınmamıştır.) ve 2009 yılında Wikipedia’da bildirilen ilgili ülkelerle ilgili nüfus rakamına böldük.
Toplam estetik ameliyat rakamına göre ABD 25 ülkenin olduğu listede 1.3milyon ameliyatla 1.sırada.Ama bu rakamı daha sonra ülkenin toplam nufüsu 309milyona böldük ve sonuç 0,0042.
Diğer bir deyişle her yaştan(çocuklar,yeni yetmeler,gençler,orta yaşlılar,yaşlılar)her 10.000kişiden 42’si ABD’de 2009yılında estetik ameliyat olmuş.Çoğu estetik ameliyatın gençlere ve orta yaşlılara uygulandığını unutmayın.
Kullandığımız sözcükleri basitleştirmek adına PP10K diye bir kavram geliştirdik.Yani 1 yılda her yaştan 10.000kişi başına düşen estetik ameliyat oranı.Bu oran ABD’de 2009 yılı için 42 oluyor.
Gelelim Uzakdoğu’ya.Çin 1.22milyon ameliyatla 2009 yılında dünya üçüncüsü ama bu rakamı 1,322milyarlık nüfusa böldüğünüzde PP10K 0,0009 oluyor,yani her 10.000kişiden sadece 9’u.Şunu belirtelim bazı kişiler aynı anda birden fazla estetik ameliyat oluyor,hem göz kapağı hem burun ameliyatı gibi.Bu PP10K’yı biraz yukarı çekebilir.Ayrıca medikal turistlere yapılan estetik ameliyatlar da ülkelerden alınan toplam rakamlara eklenmiş oluyor.Bu sınırlamalara rağmen PP10K ülkelerarası karşılaştırmayı sağlayan en anlamlı oranı sağlıyor.
Sonuçlar:Aşağıda Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya’da ve estetik ameliyatta öne çıkan başka ülkelerde PP10K’yı gösteren tabloyu bulabilirsiniz.
Asian Plastic Surgery Guide’s
Highest Plastic Surgery Rates for 2009
Country Total Procedures Total Population PP10K
South Korea 365,000 49,232,000 74
Brazil 1,054,000 193,000,000 55
Taiwan 103,000 22,929,000 44
United States 1,300,000 309,000,000 42
Japan 411,000 127,288,000 32
Thailand 76,000 65,500,000 11
China 1,215,000 1,322,000,000 9
India 683,000 1,184,000,000 6
PP10K = procedures per 10,000 people of all ages per year
Şimdi rakamları karşılaştıralım.İki ülke arasında karşılaştırma yapmak için PP10K değerlerini bölmek yeterli.Örneğin Güney Koreliler Tayvanlılardan 1.7kere,Amerikalılardan 1.8kere,Japonlardan 2.3kere ve Çinlilerden 8.2kere daha çok bıçak altına yatıyor.
Evet Güney Koreliler diğer ülkelere göre daha çok estetik ameliyat yaptırıyor.Peki Güney Kore’de her bayanın estetik ameliyatlı olduğu dedikodularına ne demeli.Rakamlar bunu doğrulamıyor.Daha fazla hepsi demek değildir.Kore’de 20 ile 50 yaş arası bayanların %30’unun,20-30 yaş arası bayanlar söz konusuysa neredeyse %50sinin küçüklü büyüklü estetik ameliyat geçirdiği belirtiliyor.Seul’un zengin mahallelerinde PP10K rakamı 74’den mutlaka daha yüksek çıkacaktır genç yetişkinler için ama bu Rio,Los Angeles,Şangay v.b. için de geçerli.
Uzakdoğu’da esteik ameliyat trendleri Batı’dan bazı farklılıklar içeriyor.Batı’da burun genelde küçültülürken Uzakdoğu’da köprü yapılıp büyütülüyor.Çeneyi küçültme estetiği, bacağın diz kapağından alt kısımlarını inceltme estetiği(Birileri Uzakdoğululara anlatsın 1.80lik Hollandalı bayanların da kalın bacakları oluyor),göz kapağı estetiği ile göz kapaklarına kat yapmak,bunlar Batı’da neredeyse uzmanını bile bulamayacağınız estetik ameliyatlar.Son olarak şunu da belirtelim 2009 itibariyle Uzakdoğu’da göğüs büyütme ameliyatları başta Kore olmak üzere en çok yapılan estetik ameliyatlar listesinde 3.sıraya oturmuş durumda.

_sunflower_
22.01.11, 22:38
Posts Tagged ‘Koreliler ilişkileri’


17/01/2011 by admin
Gaya Restoran’ındaki ikinci sohbetim Young Hee Lee hanımın dünya tatlısı kızları Eun Na hanımlaydı.Çok tatlı ve güzel bir bayan olan Eun Na,muazzam Türkçesiyle beni kendine hayran bıraktı.Samimi cevapları için kendilerine tekrar teşekkür ederim.
Ben: Kaç senedir Türkiye’desiniz?Öğrenci misiniz?
Eun Na : 22 yaşındayım.20 senedir Türkiye’deyim.İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenciyim.
Ben: Türkiye’deki yaşantınızdan biraz bahseder misiniz?
Eun Na : Türkiye’de sevdiğim şeyler her gün denizi görebilmem ve büyük bir tarihin içinde yaşıyor olmam.Arkadaşlarım çok iyi ve ilgililer.Arkadaşlarımın çoğu Kore’yi çok seviyorlar.Çoğu Kore’yi Kore savaşından ve dünya kupasındaki maçtan ötürü biliyorlar ve seviyorlar.Türkiye’de bir yabancı olarak dışlandığımı hiç hissetmedim.20 senedir burada olduğumdan hiç yabancılık çekmiyorum,bir sorunum yok.Sadece Kore’nin kültürünü burada çok yaşayamıyorum.Çok sık görüşemediğim için akrabalarımı,arkadaşlarımı özlüyorum.İki senede bir Kore’ye gidiyorum.Burada yiyemediğim bir çok yemek var. Bulamadığımız çok malzeme var.O yüzden orada bol bol yemek yiyorum.
Ben: Türkçe’de zorlanıyor musunuz?
Eun Na : Türkçe kolay bir dil.Eski kelimelerde zorlanıyorum.Ö ve Ü lerin telafuzunda zorlanıyorum.Bir de argo kelimeleri ve cümleleri anlama da zorlanıyorum.
Ben: Türk gençleri ve Koreli gençler arasındaki en büyük farklar sizce nelerdir?
Eun Na : Çok fazla bir şey aklıma gelmiyor.Türkler sohbeti çok seviyor.Koreliler ise bir yerlere gitmeyi,takılmayı çok seviyorlar.
Ben: Koreli gençler Kore’de nasıl vakit geçirirler?
Eun Na : Lisede okuyan gençlerin tek düşündükleri şey ders.Başka hiçbir şey yapılmıyor.Üniversite’de okuyan gençler ise ders bitince takılıyorlar.Akşam içki sohbetleri oluyor.İçki Koreliler için çok önemli.İçtikçe alışıyorlar.İçki içmek biraz mecbur gibi.İş arkadaşlarıyla ayda bir gidip içilir.İçki sevmeyenlere iç,sarhoş ol diye sürekli baskı yapıp,veriyorlar.
Ben: Sizce Koreliler neden bu kadar zayıf?
Eun Na : Koreli gençler zayıf kalmak istiyorlar;çünkü zayıfın güzel olduğunu düşünüyorlar.Ünlülere çok özeniyorlar.Onlar çok zayıf olduğu için onlar gibi olmak istiyorlar.Onların modasını yaşamlarının heryerinde uygulamaya çalışıyorlar.Erkeklerin yapısı zayıf.Onlar bayanlar kadar zayıflığı önemsemiyorlar;fakat kas yapmaya önem veriyorlar.
Ben: Koreli gençlerde kız-erkek ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Eun Na : İlişkilerde de birbirine özenme var.Kişiye göre değişir tabi.Kızlar ilişkilerindeki güzel şeyleri diğer arkadaşlarıyla paylaşıp kıskandırmayı seviyorlar.Sonra o kişiler erkek arkadaşlarına biz niye böyle değiliz deyince sorunlar çıkıyor.Erkekler de, bir kızı çok severse kız ona kötü davransa da herşeye katlanıyor.
Ben : Korelilerde beyazlatıcı ürünler çok yaygın.Neden bu kadar çok beyaz kalmak isteniyor?
Eun Na : Ne kadar beyazsan o kadar saf olduğun düşünülüyor.Kore’de estetik de çok yaygın.Diğer ülkelerde insanın içine bakıyorlar.Kore’de ise malesef dış görünüş iç güzelliktan daha önce geliyor.
Ben: Kore’de aile bağları sizce kuvvetli mi?
Eun Na : Şimdiki gençler eskisi gibi ailelerine bağlı değil.Bayramlarda köye gidilirdi,toplanılırdı.Şimdi böyle gelenekler çok azaldı.
Ben: Koreliler yabancılara karşı biraz soğuk davranıyorlar.Sizce neden?
Eun Na : Koreliler kültürden dolayı biraz soğuklar.Dokunma fazla yok.Bizde en yakın eller verilir.Bu yüzden Türkler kadar sıcakkanlı olamayabiliyoruz.
Ben: Koreliler yabancı evliliklere nasıl bakıyorlar?
Eun Na : Önceden çok kötü bakılırdı.Şimdilerde ise Çin,Vietnam,Moğolistan başta olmak üzere bu ülkelerden bayanlarla evlilik çok arttı.Evlendirme firmaları bu ülkelerden evlenmek isteyenlere yardımcı oluyorlar.
Koreli erkekler yabancılarla çıkmayı hava atma gibi görebiliyorlar ama bence bu düşünce her erkek de olabilir.
Korede bazı insanlar evlenecekleri kişiye karar vermek için bir çok kişiyle çıkıyorlar.Bazıları da çok şart istiyorlar.Yaşlandıkça evlenme şartları azalıyor tabi.Bu arada boşanma oranı da çok yüksek
Ben: Kore’de intihar oranı çok yüksek.Bunun sebebi ne olabilir?
Eun Na : Kore’de insanlar birbirlerini çok fazla eleştiriyorlar. Başkalarının bizim hakkımızdaki görüşlerini kafamıza çok takıyoruz.Bu başlıca sebeplerden biri olabilir.
Ben: Koreliler bildiğim kadarıyla diğer uzakdoğu ülkeleri hakkında çok iyi şeyler düşünmüyorlar?Bu doğru mudur?Öyleyse sebebi ne olabilir?
Eun Na : Çinlileri ve Japonları çok sevmiyoruz.Eskiden onlar bizi “yemek” için çok uğraştılar.Çin eskiden komunizm için ülkemizle savaştı.Japonlar bizi nerdeyse 36 sene yönetti ve baskı yaptı.Ayrıca Çin ekonomik olarak çok ilerlediği için bundan korkuyoruz.
Yalnız bu aralar diğer Asyalılarla ilişkiler düzeliyor.Eskiden tanımadan Japonları hiç sevmezdim.Şimdi onları takip ederim.Animasyonlarına bayılıyorum.Bu ülkelere gidip geldikçe,onları tanıdıkça ilişkiler değişiyor,düzeliyor.
Ben: Kore’de bir turist olarak mutlaka yapılması gerekenler üzerine tavsiyeleriniz nelerdir?
Eun Na : Uzakdoğu diğer kültürlerden çok farklı.Öncelikle bunun iyi kavranması lazım.Kore’de herşeyde ayrıntılara,görselliğe dikkat edilir.Bu ayrıntılara turist olarak gidecekler de dikkat ederlerse her yer ve her şey çok ilgi çekici gelecektir.
Ben: Kore ve Korelileri sevenlere söylemek istediğiniz şeyler var mı?
Eun Na : Burada insanlar Kore’yle ilgili bilgileri sadece dizilerden,filmlerden ediniyorlar.Sadece güzel şeyleri görüyorlar.Evler güzel,sokaklar güzel,elbiseler güzel…Malesef Kore bunlar değil.
Gerçekten Kore’yi sevenler dilimizi öğrensinler.Kore’den Türkiye’de yatırım yapacak şirket çok.Yapabiliyorlarsa bu şirketlerde çalışmalarını tavsiye ediyorum.
Kore’yi ,Korelileri sevenler gerçekten neye hayranlar ;ünlülere mi,müziklere mi,filmlere ve dizilere mi bunu ayırt edebilmeliler.Körü körüne bağlanmamalılar.Her şey göründüğü gibi olamıyor malesef.Bunun ayırımını yapabilmeliler.
Türkiye’yi çok seviyorum.Türklere buradaki yaşamımda her daim nazik oldukları ve iyi davrandıkları ayrıca savaşta da bize yardımları için çok teşekkür ederim.

sehadet.meLegi
22.01.11, 22:47
''Burada insanlar Kore’yle ilgili bilgileri sadece dizilerden,filmlerden ediniyorlar.Sadece güzel şeyleri görüyorlar.Evler güzel,sokaklar güzel,elbiseler güzel…Malesef Kore bunlar değil.
Gerçekten Kore’yi sevenler dilimizi öğrensinler.Kore’den Türkiye’de yatırım yapacak şirket çok.Yapabiliyorlarsa bu şirketlerde çalışmalarını tavsiye ediyorum.
Kore’yi ,Korelileri sevenler gerçekten neye hayranlar ;ünlülere mi,müziklere mi,filmlere ve dizilere mi bunu ayırt edebilmeliler.Körü körüne bağlanmamalılar.Her şey göründüğü gibi olamıyor malesef.Bunun ayırımını yapabilmeliler.''

bir koreli olarak gerçekten çok açık sözlü davranmış .. gerçekten teşekkürler .. maalesef bizler körrü körüne hayran olanlar kısmına giriyoruz bu çok üzücü ..

(paylaşımların çok değerli teşekkürler :))

takashi
22.01.11, 22:54
''Burada insanlar Kore’yle ilgili bilgileri sadece dizilerden,filmlerden ediniyorlar.Sadece güzel şeyleri görüyorlar.Evler güzel,sokaklar güzel,elbiseler güzel…Malesef Kore bunlar değil.
Gerçekten Kore’yi sevenler dilimizi öğrensinler.Kore’den Türkiye’de yatırım yapacak şirket çok.Yapabiliyorlarsa bu şirketlerde çalışmalarını tavsiye ediyorum.
Kore’yi ,Korelileri sevenler gerçekten neye hayranlar ;ünlülere mi,müziklere mi,filmlere ve dizilere mi bunu ayırt edebilmeliler.Körü körüne bağlanmamalılar.Her şey göründüğü gibi olamıyor malesef.Bunun ayırımını yapabilmeliler.''

Gerçekten çok doğru söylemiş. Bunun ayrımını yapamayan o kadar fazla kişi varki...
Paylaşım için teşekkürler:D

_sunflower_
22.01.11, 22:58
merhaba arkadaşlar..ben bir güney koreli erkekle evliyim.şu anda türkiyeye tatil için geldim..biz başkent seoulde yaşıyoruz.bu ülkede yaşamak ve eğitim görmek pahabiçilemez..eğitimi çok kaliteli...burada öğrenciler akşam 10da okuldan çıkıp 10 ile 12 arası dersaneye gidip ders çalışıyorlar.sabah 8de okulda olmak zorundalar..bir öğrenci üniversiteye hazırlanırken onlara tatil yok..4-5 saat uyku ile çok ders çalışma var..iyi üniversite kazananlar ,kazanamayanları çok kıskandırır...hırslı bir millet,,,eğitim hakkında pek bilgim yok..ancak şunu adım gibi biliyorum ki korece bilmeyenler rahat ve iyi maaşlı bir iş bulamazlar.....eşim 4 üniversite bitirmiş biri..hayatında hiç gönül macerası yaşamış, "ben derslerime aşıktım;çünkü biliyordumki karım yanımda rahat bir hayat yaşarsa banada huzuru verir" demişti bana..korede büyük bir şirkette yönetici.bu tamamen üniversiteye bağlı bir iş.eğer sizlerde korede iyi bir üniversite bitirirseniz veya master yaparsanız sizde çok iyi bir iş bulabilirsiniz..koreli kızlar kesinlikle zengin erkeklerinden hoşlanır..eğer siz yaşlı ve çirkin olsanızda paranızın olması tüm koreli genç ve seksi kızlarını elde etmenize yardımcı olur.koreli kızlar iki yüzlüdür ,,,sizden daha zenginini bulursa çocuklarıda size bırakır gider o erkeğe.kültürlerimiz birbirine yakın gibi görünsede tamamen uzak sayılırız..
korede lokantalara gittiğinizde müslüman olduğunuzu söylerseniz size anlayış gösterip,ona göre yemek sunarlar.beğenmediğiniz yemekleri kibarca beğenmediğinizi söylerseniz anlayışla karşılayıp size başka yemekler ikram ederler.sebze ve deniz ürünleri yemekleri benim hoşuma giden yemeklerinden.mandu dedikleri bir yemek var bizim mantıya benziyor..sakın bizim mantı gibi dana etinden yapıldığını düşünmeyin..çünkü tüm etli yemekler domuz etinden yapılır..evde kendiniz mandu hamurundan mantı yapmanızı tavsiye ederim..koreliler alkolik ve sigara tiryakisi bir ülke...her koreli iş çıkışı yemeğe ve içmeye giderler...çok samimi koreli arkadaşlar karaokeye gidip içip,şarkı söyleyip kendilerinden geçerler...eğer koreliler ikram edilen içki kadehini kabul etmezlerse büyük bir saygısızlık olur.koreliler büyük çoğunluğu hıristiyan,katolik,budist veya ateisttir.aileler çocuklarını din konusunda tamamen özgür yetiştirir...çocuğa din konusunda baskı yapılmaz..o baskıyı ders çalışmaları için uygulanır.çok ama çok çalışkan bir millet.yabancılara karşı büyük sempatileri var.türkleri genelde italyanlara benzetirler.koreli erkekler kızlarına göre çok daha utangaçlar ve saygılılar.bir koreli erkekle beraberseniz size çok romantik anlar yaşatır.koreli erkekeler kadınların el çantalarına kadar herşeyini taşımak zorundadır.alışverişi erkek öder...koreli erkek kadınının her isteğini yerine getirmekle yükümlüdür.koreli erkekler yemekte ve ev işlerinde yardım etmek zorunda..bu bir kuraldır.
kore çok temiz bir ülke...metro ve otobüsleri çok temiz ve kullanışlı.fiyatları türkiyeye çok yakın..taksiler türkiyeden daha ucuz.
ev kiraları 500-600 dolar arasında ama depozitolar 70bin dolar (kaliteli ve 2 odalı evler)... koreli kızlar nikahsız yaşamaktan hoşlanırlar..çünkü daha zengin bir erkek bulma düşüncesi var.bu yüzden koreli erkekler bu kadar ev işi ve romantizmi yaşatıyorlar..ellerinde tutabilmek için...korede çok fazla türk yaşıyor.bir çoğu korelilerle evli..kısa bir dönem alışma dönemi oluyor...yemeklerine ve kültürüne...alıştıktan sonra hiç kimse memleketine yani türkiyeye dönmek istemiyor...koredeki türkler genellikle k.maraşlı ve adıyamanlı...iki tane tanıdığım türk arkadaşım ise karadenizli.koreye aktarmalı ucuz hava yollarınıda terciz edebilirsiniz ama önermem..
Not:Alıntıdır...

_sunflower_
22.01.11, 23:03
Rica ederim :F

_sunflower_
22.01.11, 23:09
Gaya Restoran’daki Sohbetimiz 1 (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/gaya-restorandaki-sohbetimiz-1.html)

10/01/2011 by admin
Gaya Restoran’ındaki yeme içme serüvenimde sahibesi hanımefendi Young Hee Lee ve dünyalar tatlısı kızları Eun Na ile sohbet etme fırsatım oldu.Sağolsunlar beni kırmadılar ve tüm sorularıma sıkılmadan tüm nezaketleriyle cevap verdiler.
Kendilerine buradan tekrar çok teşekkür ederim.
Young Hee Lee Hanımla sohbetim:
Ben : Kaç yıldır Türkiye’desiniz? Neden Türkiye?
Young Hee Lee: 1990 yılında Vestel-Lg ortaktı.Lg şirketi eşimi Kore’den Manisa’ya Vestel’de çalışmaya yolladı.Lg ve Vestel arasında bazı sorunlar olunca Kore’ye döndük.1993 yılında tekrar Türkiye’ye döndük ve eşim burada Kore Havayolları için bilet satışlarını kontrol ediyor, şirkette müdür olarak çalışıyor
Önce Sultanahmet’te Koreli turist gruplarına Kore Restoranı açmıştık.Sonra bırakıp Taksim’e geldik.Gaya’yı açtık.4 sene oldu.3 çocuğum var.2 kız 1 erkek.Büyük kızım Kore’de Almanca Uluslararası İlişkiler okuyor.Küçük kızım İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor.Oğlum ise Boğaziçi İnşaat Mühendisliği mezunu ve doktora yapıyor.Aynı zamanda da bir bilgisayar şirketinde çalışıyor.
Ben : Türkiye’de yaşadığınız zorluklar nelerdir?
Young Hee Lee: Türkiye’de sistem tam oturmamış.Devlet daireleri bizi çok zorluyor. Örneğin belediyeye gittiğimizde çalışanların yabancılar için olan yürütmelerle ilgili hiç bir bilgisi yok.Herkes birilerini arayıp soruyor,vaktimiz çok gidiyor.
Diğer bir sorun ise kültür farklılıklarından kaynaklanıyor.Örneğin yarın şunu yapalım dediğimizde biz Koreliler için bu sözdür ama Türkler bunu yarın ve ya bir gün yaparız olarak anlıyorlar ve geçiştiriyorlar.
Çok rastladığımız bir örnek olarak biz Korelilere garip gelen bir şey ise ters yol,ya da girilmez yazan yollarda polisler rahatlıkla kuralları çiğniyor.Bizim ülkemizde polis bile o yollara giremez.
Ben : Türkiye’de sevdiğiniz şeyler neler? Türk insanı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Young Hee Lee: Türkiye’nin manzaraları,tarihi,doğal güzellikleri harika.Türk insanını genelleyemem.İnsanlar doğal ve sıcakkanlı.Yalnız Kore insanında da Kore insanında da gördüğüm şu.Büyük bir ekonomik yarış var.Bu yüzden insani duygular malesef köreliyor.
Ben : Sizce Türkiye’de mi yaşam kolay Kore’de mi?
Young Hee Lee: Kore’de yaşamak daha kolay.Trafik daha az.Ulaşım rahat.Ulaşımda çeşitlilik çok ve yaygın.Türkiye’de hayat pahalı.Örneğin burada hamama gitmek istesem 50 TL Kore’de 10 TL.Kore’nin en büyük özelliği ise orta sınıfa hitap edilebiliyor.Ona göre yerler var.Burada ise ya çok pahalı ya da çok ucuz ve kalitesiz.
Ben : Koreliler hakkında birşeyler söylemek ister misiniz?
Young Hee Lee : Kore’de bir söz vardır. “Bizim için”. Eskiden hep bu sözü kullanırdık. Benim için değil herşey bizim içindi.Şimdi gençler evden ayrılmak istiyorlar,ayrı eve çıkmak istiyorlar.Aile bağlarımız sarsılıyor.
Çok para kazanıyoruz ama çok çalıştığımız için zevk alamıyoruz.
Ben : Ülkenize ziyarete giden bir yabancının karşılaşabileceği en büyük sorun sizce ne olur?
Young Hee Lee: Bence en büyük sorun dil olur.Bizler misafirperver olsak da bir yabancıya karşı o kadar da yakın durmayız.İçimize kolay alsak da hep bir mesafemiz vardır.Kore’de yabancı dil bilen çok az,aslında konuşan çok az.Çünkü Kore’de yabancı dil eğitimi sadece sınavlar için eğitim olduğundan malesef konuşulmuyor.Bu büyük bir sorun.
Ben: Çocuklarınız Türkiye’de büyürken herhangi bir sorunları oldu mu?
Young Hee Lee : Çocuklarım tam Türk gibi büyüdüler,yaşıyorlar.Bir sorun olmadı.
Ben : Bildiğimiz kadarıyla Kore’de erkeklerin yabancılarla evlenmesi pek hoş karşılanmıyor.Siz bir erkek annesi olarak yabancı evliliklere nasıl bakıyorsunuz?
Young Hee Lee: Biz aile soyağacının bağlılığına inanırız.Soyağacında en üstte bulunan erkek bizim için üstündür.Soyağacında en altta bulunan erkek ve onun çocukları inancımıza göre en üstte bulunan erkeğin, atalarının özelliklerini tamamen taşımalı,taşır.Bu yüzden ben yabancı evlilik istemem.Kore’de de %80 istenmiyor.Ama evlenmeyi isteyip Kore’de yaşamayı kabul eden yabancı gelinler ülkemizde yavaş yavaş kabul ediliyor.Eskiden yabancı evlilik yapmak isteyen oğullara aileden çık denirdi,artık değişiyor.
Ben : Koreli erkeklerin bayanlara olan davranışları nasıl?
Young Hee Lee : Kore’de eskiden bayana karşı şiddet vardı;ama yıllar geçtikçe bayanın değeri artıyor.Bunun en büyük sebeplerinden biri ise öğretmenlerin çoğu bayan,erkekler çok yoğun çalıştığı için evde çocukla ilgilenen de anne.Bu yüzden yaşamlarının büyük kısmı bayanlarla geçen erkekler bayanlardan etkileniyorlar ve onlara karşı nazik davranıyorlar.
Ben : Koreliler nasıl bu kadar zayıflar?
Young Hee Lee : Çok fazla diyet yapılıyor,yağlı yemek yenmiyor.Spor yapan çok.Örneğin iş yerlerinde verilen aralarda,yemek saatlerinde ve ya iş başlamadan önce spor yapıyorlar.İşyerlerinin olduğu binalarda bunlar için spor merkezleri var.
Ben : Kore’de estetik ameliyat oranı çok yüksek ve yaptıranların yaşları oldukça genç.Sizce sebebi ne olabilir?
Young Hee Lee : Gençlerin çoğu ünlü kişilere çok özeniyorlar;onların her yaptığını doğru görüyorlar.Onlar gibi olmak için de her şeyi yapabiliyorlar.Eskiden göz kapağı ameliyatı yaptıranlar dışlanırlardı,çok çirkin diye bakılırdı.Şimdi malesef sanatçılar kötü örnek oluyorlar.
Ben : Sizce Koreli gençlerin problemleri neler?
Young Hee Lee : Koreli gençlerde çok özentilik var.Örneğin sadece belli restoranlara gidenler çok fazla.Çantaların markaları belli olmalı.Özenme olduğu için marka takıntısı çok. Kilo problemi yaşayan çok var.Zayıf kalmaya çok meraklılar.Bunun en büyük sebeplerinden biri üreticiler.Üreticiler bütün bedenleri küçük üretiyorlar.Örneğin üstümdeki bu kıyafet Kore’den large beden ama Türkiye’de bu kıyafetin karşılığı small beden.

takashi
22.01.11, 23:10
koreli erkekeler kadınların el çantalarına kadar herşeyini taşımak zorundadır.alışverişi erkek öder...koreli erkek kadınının her isteğini yerine getirmekle yükümlüdür.koreli erkekler yemekte ve ev işlerinde yardım etmek zorunda..bu bir kuraldır.Bu kızlarda çok şey istiyor. Bunları yapacağıma ölene kadar bekar kalırım daha iyi:damn:
Birde parayı sonradan mı buldu bunlar ne yaptı arkadaş, bu kadarda para
göz olunmaz ki. Oldu, daha zenginini buldun mu ona git, onu sömür, para bitince de ötekine git:mad: Kore ye yolumuz düşerse eğer, kore li kızlardan uzak duruyoruz demek, resmen soğudum:k1 (25):
Buradan tüm koreli erkeklere sesleniyorum: Bu kadar pısırık, ezik olmayın olum! Nasıl muamele görüyorsanız siz de aynı şekilde karşılık verin, siz de onları kullanın size yaptıkları gibi:d1 (3):

_sunflower_
22.01.11, 23:11
Koreliler İle Çalışacaksanız Bilmeniz Gerekenler :) (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/koreliler-ile-calisacaksaniz-bilmeniz-gerekenler.html)

08/10/2010 by topraksu
Ben yurdum insanıyım. Herkesten ne fazla ne de çok… Tipik bir Türküm. 1) Atamızı severim 2) Türküm övünürüm çalışırım ve güvenirim 3) Alangirli işlerde üstüme yoktur 4) Entel değilimdir ama öyle görünmek gibi bir çabam vardır 5) Üstüme başıma harcadığım parayı sağlığıma harcamam 5) dizi ! evet haftanın 5 günü dizi izlerim 6) gazetelerin çoğunlukla magazin ekleri dikkatimi çeker 6) tatil, gezeyim tozayım yuppyy 7) paranoyağımdır 8) anlamadığım konuları çok iyi anlamışım gibi konuşurum 7) dost canlısı sıcak kanlı 8) genç ve heyecanlı 9) hayatımın merkezinde çalışmak yok,önce ben 10) misafirperver 11) sürekli hesabın tamamını ödemeye çalışan vs…
Şimdi bunları anlattim ki BiZ TÜRKLER KORELİLER İLE ÇALIŞIRSAK BAŞIMIZA NELER GELEBİLİR GÖREBİLELİM DİYE :)
Yaklaşık bir yıl önce H….NG (en büyük Kore firmalarından biridir) da işe başladım. Çalışan Korelileri tanıdım.İlk öğrendiğim şey ofiste terlik giymek oldu.Şimdi bir düşün, takım elbise,kravat falan altında çorapların ve terlik… İnanması zor ama evet öyle. Biraz zaman sonra “AYYŞŞŞŞ” kelimeciğinin ya da ünleminin neyse aslında ne kadar çok şey anlatabileceğini ögrendim.Ehh biraz daha zaman geçtiğinde bir Koreli ile ingilizce konuşmak için çırpınmaman gerektiğini onun yerine onunla ingilizce konuşarak değil ingilizce yazışarak anlaşabileceğini ögrendim. İstifami verirken öğrendigim en onemli şey ise aslında HIÇ ÇALIŞMADIĞIMDI… Üzülerek söylüyorum ama evet öyle. Koreliler ile kıyaslanırsak biz Türkler sadece yan gelip yatıyoruz neden mi??
Abi bu adamlar işe sabah tam 8.30 da gelirler ve ne zaman mesainin biteceğini Allah bilir. Gecenin 11′ne kadar çalıştığım günler oldu benim. Sürekli rapor yaparlar, sürekli toplantı ve tekrar o toplantının raporları ve sonra yine toplantı… Eeee tabii bu rapor ve toplantı yoğunluğunda rutin işlerin sürekli aksar ,hiçbir şeyi yetiştirememeye başlarsın.Bir şeyi sana belki 5 yada 10 kez sorarlar,acayip unutkanlardır. Sadece kendilerine güvendikleri için seni sürekli denetlemek isterler.Mümkün olsa tuvalet anında bile yanında olmak isterler.Türkiye’de biz Türklerden korkarlar ya da çekinirler diyelim.Korede ise sallamazlar. Ama her iki yerde de sempatiklerdir. Rakı severler ve iş yemeklerinde genelde rakı içerler.En büyük eğlenceleri KARAOKE dir. Onlarla iş yapacaksanız verdikleri sözleri yazılı anlaşmaya geçirmelisiniz; unutkan olduklarını söylemiştim ya :) Sizden cevap alırken sabırsız ve telaşlı, size cevap verirken rahat ve umursamazlardır.Çok iyi durum değerlendirmesi yaparlar.O kadar iyi yaparlar ki bunu mesainizin 3.2 si durumunuzu değerlendirmek ile geçer. Yahu hiç mi iyi yanları yok diyeceksiniz. Olmaz olur mu!!! DİZİ İZLEMEK GİBİ BOŞ VE ÖNEMSİZ İŞLERDEN arındırırlar çünkü işten o kadar geç çıkarsın ki ancak uyumak için vaktin olur , PARA HARCAMANIN EN İYİ YOLU OLAN TATİLDEN uzaklaşırsın, zaten işini hiçbir zaman tamamlayamazsın. AKŞAM HABERLERİNİ IZLEMEMENİN NE BÜYÜK KAYIP OLDUĞUNU ÖGRETTİKLERİ İÇİN GAZETEYİ ELİNE ALINCA ÖNCE MAGAZİN EKİNİN DEĞİL GAZETENİN OKUNACAĞINI ögrenmek zorunda kalirsin v.s v.s v.s :)
Ama inan seni severler .Her ne kadar onlara benzemesen de seni olduğun gibi TEMBEL kabul ederler :). Sana kızdıklarında, seni sevdiklerinde, işlerin yolunda gitmediğinde, sana sadece AYYYYŞŞŞ derler. Seni unutmazlar ,kin tutmazlar,asgari müşterekte herkesle anlaşmaya çalışırlar, anlamadıkları anlarda bile sempatik Türkçeleri ile EBET (evet :))derler. Giyim tarzına imrenirler, yediğine içtiğine, gittiğin her yere müthiş ilgi duyarlar.Seni ve ülkeni tanımak isterler. Eğer uzun mesai saatlerini göze alır ve her altı ayda bir zam istemezsen onlarla uzun yıllar çalışabilirsin.Kolay kolay eleman çıkarmazlar.Haa alışman gereken tiksinç şeyler de olacak ama onları hepimizin sağlığı için yazmıyorum yani şunu yazmiyorum :) ;eline sümkürüp onu iyice tüm eline yedirmeyi v.b… :)))) bunu hepsi yapmaz ama inan 1/3′i için çok normal birsey :) Ticareti iyi bilirler.Sözlerinden dönerken öyle manevralar yaparlar ki ne olduğunu anlayamazsın.
Onlara çok kızsan da o kadar sempatiklerdir ki kin tutamazsın.Zamanla onlar da senin gibi sıcak kanlı olurlar.Çok rakı içtiklerinde sarılıp öperler bile :) Koreliler bizden farklıdır ve bize yakın iş dünyasında eğer bir Kore firmasında çalışıyorsan hele bir de kadınsan terfiyi unutmalısın.Kadınlar iş hayatında sadece e-mailleri cevaplamak , rapor yapmak ve telefona bakmak için vardır.Karar merciindeki herkes erkektir. ERKEK EGEMEN TOPLUM. Şirkete kısa etekle(aslında kısa olmayan :)) gelmeni istemezler,çok dikkat çekmene tahammül gosteremezler.
Uzun lafın kısası ÇALIŞMAK ÇALIŞMAK ÇALIŞMAK… Hayatının merkezinde bu yoksa sakın bir Kore firmasina girme :)

fanafan
22.01.11, 23:14
Koreliler çoğu şeyi genelde kendileri üretiyorlar. Tabiki bu yüzden çoğu şeyleri ucuza tüketiyor ve kullanıyorlar... misal 5 e mal edip 6'ya satıyorlar.. Biz ise nerdeyse donumuzu bile dışardan ithal edecek haldeyiz.. misal 5'e üreteceğemiz bir şeyi dışardan 15'e alıyoruz, 20'ye satıyoruz, o kadar beceriksiz bir ülkeyiz yani!!!

_sunflower_
22.01.11, 23:15
Posts Tagged ‘Kore taciz olayları’


Sokakda Taciz,sadece Türkiye’de olmuyormuş meğer. (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/sokakda-tacizsadece-turkiye%e2%80%99de-olmuyormus-meger.html)

12/10/2010 by pisisultan
Bu ülkede yaşayan bayanlar olarak çoğumuz her zaman dışarı çıkarken ne giydiğimize dikkat etmek zorundayız.Özellikle büyük şehirlerde her an tacize uğrayabiliriz düşüncesiyle toplum içinde oturmamıza,kalkmamıza dikkat ederiz,İstanbul’un bazı mahallelerine gidilmez,gidilirse de oralardan sağlam çıkılmaz gözüyle bakarız ve bu hassasiyetleri bilmeyen yabancı bayanların bazen başına gelen rezillikleri gazetelerden okuruz.Ne yalan söyliyim Güney Kore böyle şeylerin hiç yaşanmadığı bir ülke gibi gelirdi bana,homojen ülke,gelişmiş ülke ve ne de olsa miniden de mini etekler adeta Koreli kızların milli giysisi.Ama son üç-dört yıldır takip ettiğim bloglarda Kore’de de Koreli ve yabancı bayanlar için Türkiye kadar olmasa da cinsel tacizin sık rastlanır bir olay olduğunu anladım ve Kore’nin süper güvenli ülke imajı gözümde biraz değişti.
Bugün uzakdoğu’da bulup bulabileceğiniz en iyi sosyoloji blogu diyebileceğim blogtan bir yazı çevireceğim,ki blog’un sahibi Amerika’da bir üniversitede konuşma yapmaya bile çağrıldı,kendisi Kore’de yaşayan Sosyoloji mezunu bir Yeni Zelandalı,oldukça yeni bir yazı bu arada.
Kore’de Sokakda Taciz!Sahi ne kadar kötü
Bugünlerde merak ettiğim bir şey var.Kore’de sokakda taciz ne kadar kötü,özellikle Amerika gibi yerlerle karşılaştırıldığında?Şu bir gerçek ki bugüne kadar bu konu bana sıkça sorulduğu hatta başlarına taciz olayı gelenler bana epostalar attıkları halde ben daha çok işyerinde cinsiyet ayrımcılığı, Samsung’da cinsel taciz gibi konularla ilgilendim.Bbikkie’yi biliyordum mesela,yani gece klüplerinde çalışan erkeklerin sokakta gördükleri çekici bayanları klübe daha çok erkek müşteri çekmek için adeta kollarından tutup içeri sürüklemeleri hadisesini veya Kore flört kültüründe gizlice takip etme olayının kabullenilmiş olmasını,ki bu bazen yabancı bayanları da etkiliyor.Ya da Kore medyasında beyaz kadınların aşırı cinsel obje haline getirilmelerini ve bazen yabancı bayan arkadaşlarımın Rus fahişelerle karıştırılmalarını.Peki ya sokakta cinsel taciz?Bugüne kadar bu konuda çok düşünmedim,sanırım bunda erkek olmamın da bir etkisi var.Bundan ötürü lütfen birazdan bir Kore gazetesinden yapacağım bir çeviriyle bu durumun sadece metrolarla sınırlı olmadığı,Dünya Kupası sırasında yaygın bir sorun olduğu ve de bir ekspat bayanın bana attığı epostayla gün ışığında bile taciz olaylarının yaşanabildiği karşısındaki şaşkınlığımı ve saflığımı affedin.
Chosun Ilbo’dan -Gol sırasında sevinç ve bir erkeğin eli
Choi Mo-XXX;16 yaşında Seul’de yaşayan bir lise iki öğrencisi,17haziran günü Samseong-dong Gangnam-gu Yeangdong yolundaki Coex alışveriş merkezinin önünde Dünya Kupası kutalamaları sırasında kötü bir tecrübe yaşadı.
Kore 2 gol yemişti,ama birinci yarının sonunda Lee Cheong-Yong aniden bir gol attı ve kalabalıktaki herkes sevinç çığlıkları atmaya ve birbirine sarılmaya başladı.Choi Mo-XXX’de arkadaşının elini tutarak hoplayıp zıplıyordu.O bunları yaparken ve başka hiçbir şey düşünmezken bir anda arkasındaki bir adam bir omzuna elini koydu ve diğer eliyle onun göğüslerini ve kalçasını okşadı.Birden arkasını döndü ve 20’li yaşlarda ve hızla kalabalığın içinde kaybolan birini gördü.Tacizcinin yüzünü görememişti,bu yüzden polise anlatmakta gerek duymadı.Ailesi Dünya Kupası nedeniyle özel olarak izin vermişti,ama bu yaşadıkları bütün keyfini kaçırdı ve bir daha böyle toplu tezahürat ortamlarına katılmak istemediğine karar verdi.
Bu tarz şikayetler arttıkça polis Dünya Kupası boyunca tezahüratlara katılacak bayanları uyarmaya karar verdi.Güney Afrika’yla zaman farkından dolayı maçlar genelde akşam saatlerine denk geliyordu.Bu da tacizciler için gün doğmasına ve özellikle büyük olasılıkla korktukları yada utandıkları için ses çıkarmayacaklarını düşündükleri orta okul ve lise öğrencilerini hedef aldılar.
Birdenbire internetteki chat cafelere tacize uğrayan bayanların mesajları akmaya başladı.İnsanlar kendilerinin veya akrabaları olan bayanların uğradıkları tacizleri anlatmaktaydılar.Bir başka chat cafedeyse ‘’Bir toplu tezahürat sırasında kızın birinin göğsünü mıncıkladım,çok iyi geldi’’gibi tacizcilerin mesajlarına rastlanmaktaydı.
24 haziranda internette Kore takımının birinci turu atlaması üzerine yapılan kutlamalarda 5-6 erkeğin kısa şort giymiş bir bayanı bir arabanın üzerine çıkartıp sürekli taciz ettiklerini gösteren bir görüntü internette dolaşmaya başladı.21’inde de Kore Arjantin’e karşı oynarken 40 yaşında bir adam 15yaşında bir kızı kutlamalar sırasında sürekli taciz ettiği için tutuklandı.
26’sında Kore Uruguaya karşı oyanayacakken Seul Plaza’da 150,000,Yeongdong yolunda 120,000,Han nehri Banpo Beyzol Sahasında 120,000,ülke çapında ise1,82milyon insanın bu toplantılara katılacağı hesaplandı.Seul Polisi Kadınlara ve Ergenlere yönelik suçlar Departmanından Go Pyeong-gi yaptığı açıklamada bayanların bu ortamlara kendilerinden büyüklerle veya grup halinde gitmesinin daha uygun olacağını,ve tacize uğrayanların çığlık atarak kalabalığın onları fark etmesini sağlamalarını ve böylece tacizcilerin yakalanmasının kolaylaşacağını belirtti.
Ve sıra bayan ekspatın tecrübelerinde.Onun kendi adına konuşmasına izin vericem,buradan epostasının önemli kısımlarını yayınlamama izin verdiği için teşekkürler.
‘’Bana öyle geliyor ki cinsellik,cinsiyet ve ırk konularıyla ilgili algılamalar Kore’de uç noktalarda.Hayatımın hiçbir yerinde Güney Kore’deki kadar taciz edilmedim yada mıncıklanmadım.Sadece birkaç gün önce gün ortasında başka erkeklerin önünde Chungju’nun yağmurlu sokaklarında bir erkek tarafından taciz edildim.Hiç utanmadan adam elini gömleğime koydu ve göğsümü mıncıkladı.Zaten geçmişte yaşadıklarım yüzünden kesinlikle dekoltesi olan üstler giymiyorum.Fakat yaşadığımı tanıdığım bir Koreli erkekle paylaşınca önce şaşırdığını,yabancı olduğum için kimsenin buna cesaret edememesi gerektiğini söyledi,sonrada belki de dekolteli bir üst giymiş olabileceğim için belayı kendime çektiğimi iddia etti.Hala bu yaşadıklarıma inanamıyorum.O adamın göğsümü mıncıklamasına ben sebep olmadım,ve dekolteli bir üst de giymedim.Kesinlikle anlayış bekliyordum anlattığım kişiden o da olmadı.Her isteyenin istediği yerde istediğini mıncıklayabilmesinin doğal kabul edilmesi fikri absürd bir düşünce.(Keşke size bariz bakışların,parmakla göstermenin ve yabancı kadının arkasından konuşmanın ne kadar alçaltıcı bir his olduğunu anlatabilsem).Beyaz kadınların aşırı cinsel obje haline getirilmeleri bize karşı ve bize yardım etmek isteyen,bizimle çalışmak isteyen,bizimle konuşmak isteyen herkese karşı bir ayrımcılığa ortam yaratıyor.Tabi ki kadın denilen varlığın nesneleştirilmesi heryerde kadın düşmanlığına yol açmaya devam ediyor,Amerika’da daha gizli olarak örneğin.
Amerika’da da bu tarz tacizler yaşamadığımı söylesem yalan olur,ama Güney Kore’yle karşılaştırılamaz.Burada bu davranışlar daha uç noktada,garip ve kabul edilmiş.Doğal olarak Koreli kadınlar buna nasıl tahammül ediyor anlamam mümkün değil,ve bu ülkede beş yıldan daha fazla yaşayan ekspat beyaz bayan bulmanın da neredeyse imkansız olması durumun vehametini gösteriyor.Umarım bu epostam bir bayanın Kore medyasında beyaz bayanların aşırı cinsel obje haline getirilmelerine olan bakış açısı hakkında sana bir fikir verir.’’
Daha sonra blog sahibi yazıyı okuyan herkese yorumlarıyla tecrübelerini aktarmalarını rica ediyor.Ben de bugüne kadar yalnız yaşayan yabancı bayanların pencerelerinden girip tecavüz etmeye teşebbüse kadar pek çok blog yazısı okudum.Batılılar Kore’ye alıştıkları gelişmişlikte bir ülke bulacakları ümidiyle gidiyor. Ama sonrasında çok hayal kırıklığına uğruyorlar.Polis yabancılara ilgisiz,yerliler bile her başlarına geleni polise rapor etmiyorlar,bu yüzden taciz suçları düşük gözüküyor.Hayatlarında ilk defa bir yerde bariz azınlık olmanın yarattığı stres de var .Türkiye’de de ekspat blogları takip ediyorum ve aynı çığlıkları görmüyorum,hatta düşündüklerinden daha iyi bile geliyor ülkemiz onlara.Kore’de alkolizm maalesef büyük sorun.Stres atmanın sanki tek yolu var sarhoş olana kadar içmek,hayatta kaybedenler arasındaysan gene içmek,içmek,içmek,Kore dizilerinde bile kusana kadar içmeyi romantikleştiriyorlar ,aşk acısı çekiyorsun ya içmek lazım.Soju çok ucuz ve ulaşımı çok kolay.Düşünün geçen sene sarhoş bir ajuşi ülkenin en önemli birkaç yüz yıl yaşında Seul’de bulunan tahtadan yapılmış Nangdaemun kapısını yaktı,küle çevirdi.Bu kapı Seul’deki belki de en tarihi şey,şehrin simgesiydi.Bütün bu taciz olaylarında alkolün de önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum ben. Neyse şu kadarını biliyorum ki eğer bu kadar alkolizm Türkiye’de olsa biz bayanları burka giymek bile kurtarmayabilir.

_sunflower_
22.01.11, 23:18
Posts Tagged ‘yurtdışında Koreliler’


Güney Kore,İlk İzlenimlerim 5… (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/guney-koreilk-izlenimlerim-5.html)

25/11/2010 by hyunsoosea
Güney Kore’de ve İngiltere’de onlarla geçirdiğim zamandan yola çıkarak gördüm ki kendi ülkelerinde çok farklılar.Tabi ki genelleme yapamam.Hala görüştüğüm çok sevdiğim arkadaşlarım var.Onlara haksızlık etmiş olurum fakat onlar da kabul ediyorlar yurtdışında farklı takıldıklarını.Avrupa ya da Amerika’da kendilerini çok fazla ezik hissediyorlar.Bu yüzden olduklarından daha mütevazi gözüküyorlar. Özellikle erkekleri utangaçlıklarını ve acaba bir Asyalıyla arkadaş olurlar mı kompleksini aştıktan sonra çok iyi geçiniyorlar diğer millet insanlarıyla.Malesef bayanları böyle değil.İngiltere’de kaldığım sürece özellikle bayanları bir Koreli gruplaşması yapıyorlar ve eğer o gruptaki Koreli erkeklerden biri Koreli olmayan bir kızla arkadaşlık yapıyorsa ne yapıp edip araya sınır koydurtuyorlar.Ama kendileri diğer millet erkekleriyle gayet samimi oluyorlar.İnanın bana çok şahit oldum :)Melek gibiler onlara karşı… Sürekli söylüyorum sıkıyor belki ama biraz yüzüne bakılabilir,kendini Kore sınırları dışına çıkarıp farklı yerler görmüş ve biraz da İngilizcesi iyi olanları Kore’de görmeyin sakın.O kızlardan eser kalmıyor.Bir cazgırlık,bir havalar,bir kibir;inanın bana abartmıyorum.(Bu kızlar yemekte bir şey sipariş ederken çalışanlara da kaba davranmaktan çekinmiyorlar zaman zaman.) Koreli erkeklerin vah haline dersiniz.Normal olanları da var ama malesef onlar talep görmüyor ülkelerinde.30-35 yaşları arasında,hakikaten güzel,yaşını hiç göstermeyen kızlarıyla da tanıştım.Bırakın evliliği erkek arkadaşları bile olmamış uzun zamandır. Onlarda “sanayii” die bi kelime varmış …Adam gibi adam demekmiş. Bunu arıyoruz ama yok diyorlar.Ve kendileri de diğer tarz kızların arkasından neler neler diyorlar inanamazsınız.Bence bu durumu biraz da erkeler yaratmış.Kore’de erkekler çok fazla dayakçıymış bir zamanlar, hala da bazı aileler yaşıyor bu sorunu.Bu kötü izlenimi yok etmek için erkeklik vasıflarının çoğundan vazgeçip işi abartıp fazla”tahammülkar” olmuşlar.Bu yüzden de bu kızlar el bebek gül bebek,el üstünde tutulup her türlü kaprise katlanan, gık çıkarmayan bu erkeleri oyuncak etmişler.Bir Koreli erkek arkadaşımla bir sohbet arasında bir problemimi anlatıyordum.Sence ne yapmalıyım dediğimde bana verdiği cevap aynen şu oldu:”Koreli erkekler bayanları sadece dinler ,asla yorum yapmazlar ,bayanlar istedikleri kadar ağlar sızlar bağarır ama erkek sadece dinler.”Buraya kadar varmış yani olay.Erkekleri bu arada hakikaten kız delisi.3 erkek 5 kız (2 si Koreli) denize gittik Korede.Herkes şort ,t-shirt giriyor denize.Bize de söylenmediği için biz direk bikinilerle gittik 3 kız.Ortama uyum sağlayalım diye günlük şortlarımızla girelim dedik biz de.Bizim Koreli erkekler hiç bikiniyle giren görmedikleri için(tek tük var gerçi ama) habire siz turistsiniz girebilirsiniz bikiniyle, çıkarsanıza hadi, çıkarın diye 1 saat boyunca deli ettiler biz.Çıkarmadık diye de surat yaptılar :) Argo tabirle bu kadar abazalar işte.
Her ne olursa olsun kopamıyorum bu insanlardan.Değişik bir çekimleri var.Seviyorum sizi…
Not: Alıntıdır..

_sunflower_
22.01.11, 23:22
Güney Kore Geleneksel Yeme Alışkanlıkları (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/kore-mutfaginin-ozellikleri/guney-kore-geleneksel-yeme-aliskanliklari.html)

31/08/2010 by admin
Koreliler genellikle üç öğün yemek yerler. Kırsal kesimde halk sabah kahvaltısında pirinç, çorba ve kızartma yer. Bugünkü Kore’de şehir yaşamında kahvaltıda süt ve ekmek yenir. Korelilerin öğle yemekleri çok hafiftir. Bu öğünde genellikle pirinç makarnası veya kızarmış pirinç yerler. Akşam yemeğinde ise. çorba, pirinç, et ve balık kızartmaları yenir. Koreliler bir öğünde pek çok çeşit yemek yerler. Çorba ve pirincin yanında çeşitli yan ve ana yemek yer alır. Aynca bu yemeklere özel bir de masa düzeni vardır.Eskiden erkeklere yemek servisi yapılırken yemekler küçük masalara konuldu. Her erkeğin kendine özgü yemekleri vardı ve onlara bu özel yemekler tek tek hazırlanırdı. Şimdi de yine masaya yemekler Batı’da olduğu gibi sırayla tek tek getirilmeyip, hepsi birlikte masanın üzerine konur. Yemek yiyenin önünde, çorbası, yanında da kendi sevdiği diğer yiyecekler yer alır. Bu yiyecekler, acı turşu, balık, kırmızı sebze, yeşil sebze ve soya sosudur. Tabii yanında da temel yemekler bulunur. Temel yemek genelde dumanı tüten bir yahni ya da Prugoki gibi çok ince kesilmiş et kavurmalarıdır.
Kore Mutfağı önceleri büyük ölçöde sebzeye dayanırdı. Şimdi ise et ve sebze hemen eşit ölçüde kulanılmaktadır.
Kore yemeklerınde sarımsak, zencefil, soya sosu, kızarmış kımızı biber, susam ve susam yağı çok kullanılır. Kore yemekleri genellikle ızgara, haşlama, buğulama, kavurma ve kızartma yöntemleri ile pişirilir. Ama en sık kullanılan yöntem tavada kızartma ve kavurmadır.
Kore’nin güneyinde yemekler daha tuzlu, daha acı ve baharatlıdır. Pişirme yöntemleri de daha farklıdır.
Korelilerin milli yemekleri “Kim chi” denilen baharatlı bir turşudur. Bu turşu karda ve donda insanı tok tutan ve ısıtan bir besin maddesidir. Bu baharatlı turşu hemen her yemeğin yanında olur.
Sebze turşuları genelde tüm yıl boyunca Kore yemeklerinin yanındadır. En yaygın olanı Kim chi, beyaz lahana yapraklan ile yapılan bir turşudur. Beyaz lahana sonbahar sonunda toplanır ve kış için hazırlanır. Genelde cam veya seramik bir kaba lahana yapraklan üst üste sıralanarak yerleştirilir. Yaprakların arasına tuz, aroma verecek baharat ve bitki kökleri konur. Bunlar, kıyılmış sebzeler, kırmızı acı biber, sarmısak ve bazen de tuzlu karidestir. Daha sonra mayalanınca turşu taşmasın diye sebzelerin üzerine küçük bir naylon örtü örtülüp bir kapakla kapatılır Kapağın üzerine, sebzeleri bastırması ve suyun üste çıkmasını sağlamak için ağırlık yapacak bir taş konur ve kavanozun ağzı sıkıca kapatılır. Koreliler hazırladıkları turşulan kışın donmasın diye toprağa gömerler. Hazır olduğu zaman, aynı anda ekşi ve acı olan bu turşu hem mineral hem de “C” vitamini açısından çok zengindir ve kışın taze sebzenin yerini tutar.
Kore tatlıları genellikle pirinçle yapılan hafif tatlılardır. Ayrıca siyah ve sarı susamdan yapılan kurabiyeleri de kendilerine özgüdür.
Korelilerin en önemli sıcak içecekleri “Gingseng çayı”dır. Kaynamış suya gingseng tozu, bal, çam fıstığı ve kuru hurma katılarak hazırlanır.
Kore Mutfağı komşuları olan Japonya ve Çin’den aldığı yemekleri, aslına uygun olarak hazırlamıştır. Bu nedenle kendi öz mutfağı herhangi bir değişikliğe uğramamış, geleneksel yapısını korumuştur.
http://www.yemekevi.tv

_sunflower_
22.01.11, 23:23
Güney Kore,İlk İzlenimlerim 1… (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/guney-koreilk-izlenimlerim-1.html)

24/09/2010 by hyunsoosea
Kore günlüğümden aktarıyorum:
İlk gezimiz önce tren sonra ünlü Seul metrosuyla Seul’ün merkezine yolculuğumuzla başladı.
Kızların çoğu acayip gıcıklar bunu hemen belirtmek istedim.Aşağılarcasına bakıyorlar Asyalı olmayanlara ama bizzat Koreli arkadaşlarımın dediklerine göre Asyalı kızların diğer kızlara böyle bakması, onları ,çirkin de olsalar kendilerinden güzel gördükleri için yani kıskandıkları ve kompleksli olduklari içinmiş.
Benim arkadaşlarım da dahil hepsi beyazlatıcı krem kullanıyorlar.Hortlak gibi geziyorlar.Bu arada o kadar inceledim kesinlikle selülit yok :) Ama haklarını vereyim cok iyi giyiniyorlar.Bir o kadar da kısa giyiniyorar.Yalnız kısa giyiniyorlar ama asla goğus dekolteli birsey giymiyorlar.Bu arada hepsi kesinlikle topuklu ayakkabı giyiyor ve marka takıntıları had safhada.Sürekli kıyafetlerini nereden aldıklarından konusuyorlar.
Bir tane bile yakışıklı görmedim desem inanır mısınız :) Böyle yazmak istemezdim ama kızlar da güzel değil bence ,bir kaç hoş kızla karşılaştım ama o kadar. erkekler uzun kızlarda da ortalama 1.67 diyebilirim.Burda zayıflık almış başını gidiyor;erkekler de dahil. Hiç obez insan görmedim.Genç nüfus çok fazla.
İlk 2 gün Seul’deydim simdi Suwon’dayım..Hakikaten güzel yerler.Turistler çok zorlanır burada.İngilizce ne konuşan var ne de ingilizce yazan tabelalar.Kaybolmamak mümkün değil.
Akşamları hakikaten cok haraketli ama haftasonları öyleymiş.Kimse kimseye laf falan atmiyor öyle.Cok fazla telefoncu var…Sinemada İngiltere’de de olduğu gibi (bizde de olmadiği gibi) ara yok.Bu arada sinemada arkadaşlarım cips niyetine paket paket birşeyler aldılar.Film esnasında bir açtılar,kokudan boğulmak üzereydim.İçindeki kurutulmuş ahtapot bacağıydı.İnanın çok ama çok kötü kokuyor.Bir yandan da arkadaşlarım ısrar ediyor.Ölüyordum valla :D
Neredeyse tüm restorantlar full cekiyor.Evde yemek içmek yapan yok sanırım.En azından kaldığım arkadaşlarımın hiçbirinin evinde yemek pişmiyordu.Bu arada bana hiç de ucuz bir yer gelmedi.Biz limitsiz pizzaya 9-10 ytl verirken onlar 35000won veriyor.Türkiye’de 10ytl ye alacağin T-shirt burada 30000won hemen hemen 35-40 milyon.Bütünn dünyaca ünlü markalar var hem de heryerde.Fön cektirmek 25 dolar şok oldum …
Beyazlatıcı ürünler heryerde.Kızların %97’si kullanıyor.Erkeklerin de yarısı….Sadece yüzlerine kullandıklarını gördüm ;bütün vucuda sürdüklerini görmedim hiç.Hazırlanmaları daha doğrusu makyajları en aşağı 1 saat sürüyor valla abartmıyorum.O kadar cok kozmetik ürün kullanıyorlar ki artık ne ne için aklımda hiçbirşey kalmadı.Bir işe de yarasa bari; dedim ya güzel çok az :) Bu arada burada bir cok arkadaşımın evlerinde kaldım ve genelleme yapmak istemem ama hayatımda bu Koreli bayanlar kadar pis temizlikten haberi olmayan insanlar görmedim.Genç kızsın ya ! Evler rezalet.En derli toplusu bile kıl,toz,pislik içinde…Tiksine tiksine arkadaşımla beraber hayrına hergün temizlik yaptık.
Yine çok yorulduk ama turistlik güzel şey…

sehadet.meLegi
22.01.11, 23:26
Bu kızlarda çok şey istiyor. Bunları yapacağıma ölene kadar bekar kalırım daha iyi:damn:
Birde parayı sonradan mı buldu bunlar ne yaptı arkadaş, bu kadarda para
göz olunmaz ki. Oldu, daha zenginini buldun mu ona git, onu sömür, para bitince de ötekine git:mad: Kore ye yolumuz düşerse eğer, kore li kızlardan uzak duruyoruz demek, resmen soğudum:k1 (25):
Buradan tüm koreli erkeklere sesleniyorum: Bu kadar pısırık, ezik olmayın olum! Nasıl muamele görüyorsanız siz de aynı şekilde karşılık verin, siz de onları kullanın size yaptıkları gibi:d1 (3):

hehe hehe biz Türküz her yerde Türk Damarımız ortaya çıkıyo hehe hehe

(dipnot: hocam dediki: ''Korelilerle evli olan Türk kızları çok pişman .. her akşam içiyolar aile kavramı yok .. sadece çocuk babasını pazar öğleden sonra görür oda ayık olursa .. ama Türklerde evlenen koreli kızlar çok mutlu hiç şikayetçi değil aile kavramı var ''dedi .. bunu söylediğinde sınıfta bir tane erkek vardı çok böbürlendi :D :D)

_sunflower_
22.01.11, 23:26
Sonunda Vardık ! Koreee (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/sonunda-vardik-koreee.html)

20/09/2010 by hyunsoosea
Vardığımız gün günlüğümden alıntılar:
Nihayet geldik.Bugün 02.07.2008.Kore saatiyle 13:10’da indik.Bavulları çok bekledik,dolayısıyla bekleyen arkadaşlarımı da çok beklettik.Bekleyen arkadaşlarım beni Türkiye’de ziyaret eden arkadaşlarım Hyun Soo, Kim,Jin Sun,Hee Bin ve Jung Hyun’du. Çığlık çığlığa karşıladılar bizi.
Gelir gelmez bizi eski tip Kore lokantasına götürdüler.Güzel yeşillik bir yerde 3 -4 tane ayrı oda var.Yemekler bu odalarda yerde yeniyor.Ortaya 2 yer masası üstünde bir sürü küçük tabakta Kore Geleneksel Yemekleri geldi.Uçakta yediğim için toktum.Görünüşleri çok kötüydü.Hiç birşey yiyemedim.Onlar deli gibi herşeyi süpürdüler.Nasıl bu kadar çok yiyip zayıflar anlayamıyorum.Bir tane tatlı ye bari dediler.Tatlı da tatlı olsa;sıcak su içinde haşlanmış pirinç :D
Oradan çıkınca kahve içmeye bir yere gittik.(Hava da feci yağmurlu bugün.) Ice coffee sipariş ettik.Kahvelerin yanında şeker yerine şekerli su geliyor.Değişik gelenekleri daha ilk günden ilgimi çekmeye başladı.
Kalktıktan sonra Jin Sun ve Jung Hyun(kuzenler) ile birlikte 40 dk.lık bir yolculuktan sonra evlerine geldik.
Apartman dairesinde oturuyorlar.Evleri malesef pis! Pudong adında bir köpekleri var.Köpeğe resmen aşıklar…Annesi tatlı bir kadın ama çok utangaç…62 yaşındaymış ama hiç ama hiç göstermiyor.Yerden ısıtmalı çok sıcak oluyo diye yerde halı falan hiçbirşey yok ve dağanık.Sadece bize verilen odada yatak var.Diğer odalarda yok.Yerde yatıyorlar.Ve köpek geziyo heryerde , gezdiği yerde yiyiyor,onlar da aynı yerde yiyor,o yerde de uyuyorlar.Böyle bir karmaşa …Uçuş beni mahvetti. Uyuyamıyorummm!…
Not:Alıntıdır..

sehadet.meLegi
22.01.11, 23:28
Koreliler çoğu şeyi genelde kendileri üretiyorlar. Tabiki bu yüzden çoğu şeyleri ucuza tüketiyor ve kullanıyorlar... misal 5 e mal edip 6'ya satıyorlar.. Biz ise nerdeyse donumuzu bile dışardan ithal edecek haldeyiz.. misal 5'e üreteceğemiz bir şeyi dışardan 15'e alıyoruz, 20'ye satıyoruz, o kadar beceriksiz bir ülkeyiz yani!!!

adamlar ülkeleri kalkınsın diye sadece kendi üretiklerini kullanıyolarmış .. kendi ürettiklerini kullanmazsalar vergisi fazla oluyomuş .. hatta bi ara BMW Mercedes gibi araba kullananların yabancı marka diye çiziyolarmış hehe

kapadokyalı
22.01.11, 23:45
arkadaşlar harika bilgiler edindim sayenizde çok teşekkürler :)
içki alışkanlıkları bizler için en büyük sorun bencede koreli biriyle evlenen türk kızı pişman olur :Dtabi islama girip bu huyundan vazgeçmezse evlendiği kişi :)

evet oppaları seviyoruz ama türk erkeği başkadır canım :D

Tempus
23.01.11, 01:34
Çok güzel olmuş bu yazılar,gerçekten eline sağlık:)Ben her zaman diyorum zaten,hiç bir şekilde sevgiyi de,hayranlığı da abartmamak lazım.Hiç bir ülke sadece dizilerinden izlenerek örenilebilecek yerler değildir,sonuçta diziler insanların ilgisini çekmek ve onların gözlerini boyamak için yapıaln şeylerdir,hayal dünyası ile gerçeğin bir karışımını bize sunarlar ve günlük hayattan biraz olsun uzaklaşarak bizim de o hayal dünyasına girmemizi sağlarlar.İlk yazıda Koreli bayanın"körü körüne" lafı onun için benim de çok dikkatimi çekti,kesinlikle o ayrım yapılmalı:)Kore'lilerin iyi yönlerini hayatımıza tatbik etmeyi isterdim doğrusu,çalışkanlık olsun,milliyetçilik olsun bunlar güzel şeyler,biz de milliyetçi geçiniriz ama bizim milliyetçiliğimiz nedense lafta kalır,ne daha iyi bile olsa kendi ürettiğimiz şeylere değer veririz,ne de onları kullanırız,bize yabancı olan şey nedense hep daha kaliteli,daha iyiymiş gibi yansıtılmıştır eskiden beri,onun için de kafamızda şöyle tabirler dolanıyor"Alman malı","Japon yine yapmış be kardeşim",biz de yapabilirdik hala da yapabiliriz aslında,bu şeylere bakınca onların bizden daha zeki yada daha becerikli olduğunu düşünüyor gibi olabiliyoruz ama aslına bakılırsa hiç bir ülkenin hem iç hem de dış düşmanları ve sürekli ensesinde gezen bir terör belası olmadıkça bizim durumumuzu anlayabileceğini sanmıyorum:(İnanın hala bir Türk dünyaya her yönden bedel diye düşünüyorum,sadece bizi bir daha rahat bırakırlarsa başlarına gelecbilecekleri çok iyi bilen sevgili düşmanlarımız tarafından çok iyi kıskaç altına alınıp,oyuna getiriliyoruz:10ww:Ne yazıktır ki bunu hala tam olarak anlamış değiliz.Ahh bir bütün olmayı ve kulaklarımızı kendimizden başka herkese kapayarak,saçma yönlendirmelere bulaşmamayı öğrenebilsek...Her neyse,gerçekten Güney Kore'yi hala seviyorum tabiki ama benim için de onların sık sık dizilerinde ve filmlerinde dedikleri gibi"bizim ülkemiz ne kadar güzel,okadar yere gittim kendi ülkem gibisini bulamadım"bu geçerli:)Abartıp burada gökyüzü daha güzel dediklerini bile bilirsiniz:D: Umarım biz de eksik gibi görünen ama aslında içimizde bulunan o değerleri yeniden canlandırmaya başlarız ve daha akıllı davranarak,ülkemizi üst seviyelere taşımayı başarırız:)

Not:Kore'li kızların bu kaprislerine de ayrıca bittim gerçekten,erkekleri köle haline getirmişler anlaşılan!Bunda sayı olarak erkeklere oranla daha az olmalarının da,onlara daha bir kıymetli eşya gözü ile bakılmasını sağladığını düşnüyorum,ellerinden kaçırmamak için ne hallere düşmüş erkekler:(Parayı bulunca çocukları bile terk edebilecek kadar ikiyüzlü olmaları da,gerçekten şu içten gelen annelik duygusunun,onlarda nereye gittiğini merak ettirir oldu:10ww:Hanım hanım kendine gel:D: Ne demişler,zengine bir kıvılcım,güzele bir sivilce yeter:D: O,beyazlaşması için uğraştıkları tene,bir Osmanlı tokadı lazım,şöyle kırmızı kırmızı:P İşin şakası bu tabi ama babalar da bu kadar ilgisiz kalmayıp,çocukluktan itibaren biraz daha ilgilenirlerse,erkeklere verilen değerin daha da artacağına inanıyorum,ajussi öyle içip içip,belki ayıksan bir pazar gününü çocuğunla geçirmek olur mu hiç:10ww:cık cık cık,eğitim ailede başlar diye boşa demiyoruz biz,bizi de örnek almaları gereken çok nokta var canım:şd:Gerçekten eğlence kültürleri de hiç yok,hep kareoke hep kareoke olur mu yahu,sizi bizim düğünlere götürelim de,ayık kafayla daracık daracık sokaklarda biraz misket yuvarlayın heheBu arada Kore'ye gidersem,en az bir günü sokakta eşofman,t-shirt ve spor ayakkabı ile dolaşarak geçiricem,makyaj zaten yapmıyorum sayılır:D:Şöyle topuklu ile metro basamaklarından inmeye çalışan kızların önünde,seke seke basamakları bir ineyim de görsünler hehe

_sunflower_
23.01.11, 09:49
Kore Yolunda (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/kore-yolunda.html)

by hyunsoosea
Bundan sonraki anılarımı unutmayayım diye Kore’ye gittiğim zamanki günlüğümden aktararak yazacağım.
(02.06.2008) gece 01:00 de yazdığım günlüğümden alıntı:
Bir yaz günü İngiltere’ye beraber gittiğim kankam( nicki “Gaydosan”)la 2 kız düştük Kore yollarına.
Saat 19.00 gibi havaalanında check-in sırasına girdik.Önümüzde baya bir sıra vardı.Neredeyse hepsi Koreli.Sıra bize gelince uçakta hiç yer kalmadı desem yeridir.Çoktan doldurmuşlar.Gaydosan’la beni ayrı yere verdiler.Bir kaç çabadan sonra yanyana 2 koltuk alabildik.İlk gün Kore’de aç kalma düşüncesiyle Burger King’de yiyebildiğimiz kadar yedik :D Pasaport kontrolünden sonra Kore Havayolları’nın uçağına bindik.Tam tuvaletlerin önündeki orta kısımdaki 4 koltuktan 2’sine kurulduk.Koltukların üzerine bırakılmış paketlerde kulaklık,diş fırçası,1 şişe su,uyku maskesi,çorap ve battaniye var.Bir de bakarız ki ne tv var ne bişey.Tam sıkıntıdan patlayacağız derken koltukların da felaket rahatsız olduğunu anladık.Tam arkamız wc olduğu için koltuklar geriye yatmıyor.:( 10 saat nası geçer diye çözümler aramaya başladım bile ama nafile…Korece kitap ve defterimi çıkarıp çalışmaya başladım.Yanımda oturan 2 genç meraklı Koreli ,Korece çalışan yabancıya pek rastlamadıkları için “oh,wauuww” sesleriyle kitabımı incelerken biri “Excuse me! Where are you from?” dedi.Ben de Korece cevap verdim.İngilizceleri rezil olduğundan sohbet etmeden rezil bir yolculuk geçiriyoruz.
Portakal suyu ve ballı fıstıklarımız dağıtıldıktan 30 dk kadar sonra yemek servisi başladı.Bu arada hostesler baya uzun ve hoşlar.Bize servis yapan hostes “Üzgünüz,size Kore yemeği kaldı” deyince biz de mecburen Kore yemeği aldık. Bibimbap,haşlanmış pirinç,susam yağı,acı sos,turşu,yosun çorbası ve meyve içeren bir tepsi geldi.Bibimbap fena değil.Saat şimdi 01:15.Gaydosan çoktaaaan uyudu.Ben çok rahatsızım.Uykum var;uyunmuyor.Bir tek uyumayan benim.Hostesler beni gördükçe sürekli portakal suyu getiriyorlar.Bana özel servis :) Daha 6 saat var :(

_sunflower_
23.01.11, 09:50
Neden Kore? (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/korelilerle-ask-baskadir-d.html)

16/09/2010 by hyunsoosea
Neden Kore diye hala soruyorum kendime?
Sapkın mıyım yoksa dünyanın öbür ucundaki bu ülkenin hala çözemediğim gizemini anlamaya çalışan işine bağımlı bi hafiye mi?
Evet! Hala çözemedim.
En azından nası başladı bu sevda onu biliyorum.
2007 yazında okul bitti mezun olduk derken yılların kankası arkadaşımla bi maceraya atalım dedik kendimizi.İş bulma derdine düşmeden İngiltere yollarına düştük bi bahaneyle.
Sertifika alma derdine Bournemouth’da yazıldık bi okula.Gel zaman git zaman arkadaş edinelim takılalım niyetiyle Meksikalı’sından Brezilyalı’sına Alman’ından Japon’una geçişler yaparak en sonunda bir de baktık ki Korelilerle kanka olmuşuz.İtiraf etmeliyim ki o zamana kadar Koreyi sadece dünya üzerindeki konumundan biliyordum.
Bu arada tabiri caizse kuş sürüsü gibi topluca gezen Korelilerle, yabancı bir ülkede onları birbirinden koparıp- ya da içlerine girip diyelim-yakın arkadaş olmak imkansız gibi birşeydi.
Bizi onlarda onları bizde çeken şey neydi hala bilmiyorum.Şunu söyleyebilirim ki yabancı bir ülkede geleneklerine bağlı Asyalılar olarak ne biliim okula ev yemeği falan getirmeleri gibi şeyler kısaca doğal ve kibirsiz görünmeleri ilgimi çekmişti.
Onlar açısından bakınca da biz de onlara göre Avrupalılardan daha cana yakındık.Ayrıca benim yine o zamana kadar önemini kavrayamadığım onların ise hiç unutmadığı Kore Savaşı’ndaki yardımlarımız yüzünden sürekli söyledikleri ‘Brother Country’ olayı.
Bi gün tanımadığımız bir Koreli’nin Kim’s adlı Kore restoranındaki doğumgünü partisine katıldık.İlk kez o gün tanıştım Kore yemekleriyle.Minik minik tabaklarda bi sürü anlam veremediğim yiyecek.Kokular rezalet.Aç kaldık derken neyse ki her yabancı ülkede kurtarıcı yemeklerden biri olan kızarmış tavukla bulduk kendimizi.O zamanlar yine ilk farkettiğim şey ne kadar çok alkol aldıklarıydı.Her gün takılmalarımız sonucunda anladım ki alkolizmle başa çıkmaya çalışan ülkelerden biri olma yolunda Kore.
Kaldığım süre boyunca çok iyi dostlar edindim ve Türkiye’ye döndüğümden 1 ay sonra 5 Koreli arkadaşım beni ziyarete geldiler.
O kadar alıştım ki onlara ne yapıp edip gitmeliyim dedim kendi kendime.
Allem ettim kallem ettim izini kaptım ailemden.Arkadaşlarımın özel siparişleri oldu tabi…Zeytinyağı,acı biber turşusu,isot biber,çay,elma çayı,şalgam suyu,rakı,helva…bize ait ne varsa :) Ayrıca kızlara gümüş nazar boncuklu kolyelerden erkeklere de gümüş tespih aldım.E bir de paşmina tabi.. :)
Herşey hazırdı; yola çıkma vakti gelmişti…

_sunflower_
23.01.11, 09:54
Güney Kore,İlk İzlenimlerim 4… (http://www.asyagunlugu.com/guney-kore/guney-koreilk-izlenimlerim-4-2.html)

25/10/2010 by hyunsoosea
Ayın 18’inde döndüm Kore’den.Son 5 günümü Daegu’da ve Seul’de geçirdim.Malesef Jeju adasına ve Busan’a gidemedim.Arkadaşlarım misafir ettiği için onların planlarına uymak zorunda kaldım çoğunlukla.Gezimin başından beri şöyle bir düşününce genel olarak güzel geçti.Seul’ü çok beğendim. Oldukça yüksek binalar, alışveriş merkezleri,çevre düzeni, ışıl ışıl sokakları,geniş caddeleri ve her daim canlı ve hareketli bir şehir oluşuyla baya bi aklımda yer etti.Daegu ise Seul’e göre çok çok küçük bir şehir.Daha sakin ve Seul’de yaşayanların dediklerine göre daha köyümsü:) Bu arada Daegu-Seul otobanı arasında iki yolun adı “China-India-Japan-Korea-Turkey”. Sanırım Dünya Kupası maçından dolayı böyle bir isim koydular yollarına.Görünce hem şaşırdım hem sevindim.Yol kenarlarındaki mola tesisleri baya gelişmiş.Bu arada fast food tüketimi çok az.Tesislerde de hamburger falan bulmak imkansız.Kendi yemeklerini tüketiyolar hep.Asitli içecek tüketimi de yok denecek kadar az.Biz içiyoruz diye sipariş ediyorlardı hep.Pizza Hut dahil kola istediğimiz çoğu restorantlarda diyelim 4 kişisiniz ortaya ya 2 ya 1 kola geliyor ortadan ya 4 kişi içiyosunuz ya da 2’li 2 ser kişi.Kişi başına 1 kola getirmiyolar.Burger King’te de 1 menü alıyorsanız kolayı limitsiz içebiliyorsunuz.
Her arabada navigasyon var.5-10 km’de bir kamera var yollarda.Bu cihazlar hız takip kameralarının yerlerini sürekli bildiriyorlar.Hız sınırı hiç aşılmıyo.Bizim insanımız gibi çılgın araba kullanımı görmedim hiç.Bu cihazlara o kadar bağımlılar ki mesela 2 ayrı arkadaşımda da aynı olayı yaşadım.Cihazları arıza yaptımı deli oluyolrar.Otobanda gidiyorken bir anda cihaz arızalandı.Otobanın kenarına çekip tam yarım saat onla uğraştık.Ben bile ezberledim yolu ama onlar inatla tabelalara bakıp bulmuyorlar yönlerini.Robot gibi otomatiğe bağlamışlar.Çok gıcık olmuştum.:D
Samsung Hyundai gibi şirketler bir sürü işe el atmışlar.Samsung’un kıyafet mağazası,Hyundai’nin benzinliği var.Alışveriş merkezleri bana cok pahalı geldi ama ara sokaklar ya da metro istasyonlarının olduğu yerdeki dükkanlar ucuz ve de tarz.Gayet iyi ama tek tip giyiniyorlar.Resmen kozmetik cenneti,Body Shop tarzı 4 tane Kore ve Asya markası popüler,cok kaliteli ve de cok uygun fiyatlı.İsimleri “It’s Skin,Face Shop,Etude House ve Skin Code”.2 parça şey alıoyorsun,en az 10 tane eşantiyon maske,temizleyici vb. seyler veriyorlar.Süper bir şey :D Ayakkabıların modelleri süper ama çok ünlü markalar dışında kaliteleri çok ama çok kötü.

_sunflower_
23.01.11, 09:56
Neden Japonya Güney Kore gibi olamaz? (http://www.asyagunlugu.com/japonya/neden-japonya-guney-kore-gibi-olamaz.html)

by pisisultan
Japonya’da ve yurtdışında sayısız yorumcular Japon toplumunun içine kapanıklığına acımaktalar.Japonya dışına eğitim amaçlı,öğretmen olarak yada çalışmak için gitmeyi göze alan Japonların azlığından şikayet etmekteler.Japonya’nın küresel şirketleri sürekli şirket yönetimlerini çok uluslu hale getirememelerinden dolayı eleştirilmekte.
Genelde ortada ima yüklü ‘’Neden Japonya daha çok Amerika gibi olamıyor?’’sorusu dolaşıyor.Cevap çok basit.Japonya Konfüçyuscu,Budist ve Şintoist kökleri olan Uzakdoğulu bir eski dünya ülkesi. Avrupa’nın muhalif Kalvinistleri tarafından kurulmuş yeni dünya ülkesi Amerika’dan farklı olması hiç de şaşırtıcı değil.
Güney Kore’yle Japonya’yı karşılaştırmak çok daha mantıklı ve yararlı.Kore ve Japonya aynı kültürel geçmişi paylaşıyor.Kore medeniyetinin ve Çin kültürünün Kore üzerinden Japonya’ya naklinin,Japonya üzerinde çok etkisi var.
İmparator bile Kore’yle olan bu akrabalığı kabul etti.Öte yandan Japon sömürgeciliğinin etkileri Kore’de hala hissedilmeye devam ediyor.Her iki ülke de dünyanın hem etnik hem dilsel anlamda en homojen ulusları arasında.
Kore’de bundan kırk elli yıl önce batılıların münzevi krallık dediği Japonya’dan daha da içine kapanık,daha az kozmopolit bir ülkeydi.Ama son elli yılda radikal değişimler geçirdi.Günümüzde ilkokuldan doktora aşamasına kadar pek çok Koreli yurtdışında öğrenim görüyor.Kore elitinde pek çok kimse dünya vatandaşı olmuş durumdalar,birden fazla toplumda adeta evlerinde yaşıyormuş gibi yaşayabilme kabiliyetine sahipler.Sadece İngilizce değil Çince ve Japonca dil kabiliyetleri de etkileyici seviyede.Meclisteki milletvekilerinin yüzde 10’undan fazlasının yurtdışında mastır dereceleri var.Seul’de her beş kişiden biri Amerika’da eğitim görmüş durumda.
Kore iş dünyası küresel şirketler olmaktan çok daha fazlasını yaptı.Çalışanlarını uluslararası hale getirmek için büyük yatırımlar yaptılar,sadece dil öğrenmelerini özendirme değil ayrıca mahalli kültürleri anlamalarını da sağlamak amaçlı yatırımlar bunlar. Ayrıca önemli yönetici takımlarına yabancı yetenekler çekmek için de ellerinden geleni yapıyorlar.
Kore’nin başarılı uluslararasılaşmasında çeşitli nedenler var tabi.Kore’nin nüfusu Japonya’nınkinin yarısından da az olduğuna göre,iş çevreleri ve Kore halkı dış dünya hakkında bilgi edinmeye daha meraklı.20. yüzyılda önce Japon sömürgeciliği ve 1945’ten sonra gelen güçlü Amerikan etkisi zorla da olsa Korelileri yabancı kültürlerle iletişim haline soktu.
Gene de Kore’nin gelişen uluslararasılaşmasında hükümetin,üniversitelerin ve iş çevrelerinin kararlarının etkisi büyük.Japonya bundan çok şey öğrenebilir.
Akademik alanlarda üniversiteler İngilizce yayın yapabilen ve ders verebilen profesörleri ödüllendiriyor.Böylece öğretim üyelerinin uluslararası alanda rekabetçi olmaları gerektiği mesajını ortaya koyuyorlar.Tam tersine Japonya’da sadece ülke içinde ünlü olmak yeterli bir akademisyen için.Prestijli yabancı üniversitelerden derecelerle dönen Koreliler üniversitelerde çok daha iyi pozisyonlarda iş bulabiliyor,Japonya’da aynı durumda bir insan ise maalesef Japonya dışına hiç çıkmamış öğretim üyeleri karşısında dezavantajlı bir konuma düşüyor.
İş dünyasında da Koreli şirketler bilinçli bir şekilde şirket yönetimlerine daha çok yabancı atamak için çabalamaktalar.Kore’nin bir numaralı çelik şirketi POSCO yönetim kurulunda iki Amerikalı’ya sahip.Kore sanayisi Sovyetler Birliği’nin yıkılmasını bir avantaj olarak gördü ve Rus mühendisleri ülkeye çekti.
Kore dışında doğmuş Koreliler ve yabancılar hükümette ve akademik alanlarda önemli roller oynamaya başladılar.Kore Turizm Organizasyonu Kore vatandaşı olmuş uzun boylu bir Alman tarafından yönetiliyor.Kore’nin önde gelen bilim ve mühendislik üniversitesi’nin bir önceki başkanı Korelilikle alakası olmayan Nobel ödüllü Amerikalı bir fizikçiydi.Şu anda üniversitede bütün dersler İngilizce yapılıyor.
Anlaşılabilir nedenlerden dolayı Japonlar çoğunlukla ülkelerini Amerika’yla karşılaştırmakta.Fakat pek çok durumda iki toplum arasındaki farklar o kadar fazla ki,Amerikan modelini Japonya’da uygulamak adeta bir bahçıvanın Alaska bitki yapısını tropik Okinawa adasında aramasına benziyor.Japon karar vericiler ‘’Geç Kalmış Japonya’’hadisesinden endişeliler ve dünyaya daha iyi entegre olmanın yollarını arıyorlar.İlham almak için komşuları Kore’ye bakmaları yeterli olacaktır.

_sunflower_
23.01.11, 10:08
http://tr.euronews.net/2010/11/10/seul-gece-gunduz-ayakta/

_sunflower_
23.01.11, 12:07
KİM NAM GİL RÜYASINDA TÜRKLERİ GÖRMÜŞ

rüyamda çok geniş bi yerdeydim ve o geniş yeri kaplayacak kadar kalabalık insanların arasında aynı anda onları sanki gökyüzünden onları seyrediyor ve sahnedeydim cümlemin bitişinde çığlıklar koruyordu sanki onları daha önce görmüş gibiydim sürekli bağırıyorlar bana bi şey söylüyorlardı ama ne söylediklerini anlamıyordum..Onları anlamasamda güzel şeyler olduğunu biliyordum sanki onları anlıyormuş gibiydim ve yüzüme her defasında bi gülücük yerleşiyordu...ellerinde adımın yazıldığı kartonlar vardı...her birinin ağzından aynı söz çıkıyordu..Seni seviyorum oppa...oppa kısmını anlamıştım ama seni seviyorumu anlamamıştım sonra yanıma sunucu sandığım biri geldi ve onların türkler olduğunu söyledi türkler türkler türkler ve hepsi seni çok seviyorlar...yüzümde ki gülücük hiç eksik olmuyordu ve bunu duyunca daha da fazla gülmeye başladım..Sonra aniden uyandım ve uyanır uyanmaz yanımda duran menejerime seni seviyorum ne demek diye sordum güldü sanırım telaffuzuma gülmüştü...seni seviyorum saranghae demek ddi ve kahkaha atmaya başladım merakla bakanlara ruyamı anlattım ve onlar da güldü...kendi kendime türk hayranlarım...türkler diye söylendim aslında hay...ranlarımı rüyalarımda görürdüm ama türk hayranlarımı ilk kez görmüştüm ve diğer gördüklerimden çok farklı bi şekilde..



Alıntıdır...

Tempus
23.01.11, 12:21
KİM NAM GİL RÜYASINDA TÜRKLERİ GÖRMÜŞ

rüyamda çok geniş bi yerdeydim ve o geniş yeri kaplayacak kadar kalabalık insanların arasında aynı anda onları sanki gökyüzünden onları seyrediyor ve sahnedeydim cümlemin bitişinde çığlıklar koruyordu sanki onları daha önce görmüş gibiydim sürekli bağırıyorlar bana bi şey söylüyorlardı ama ne söylediklerini anlamıyordum..Onları anlamasamda güzel şeyler olduğunu biliyordum sanki onları anlıyormuş gibiydim ve yüzüme her defasında bi gülücük yerleşiyordu...ellerinde adımın yazıldığı kartonlar vardı...her birinin ağzından aynı söz çıkıyordu..Seni seviyorum oppa...oppa kısmını anlamıştım ama seni seviyorumu anlamamıştım sonra yanıma sunucu sandığım biri geldi ve onların türkler olduğunu söyledi türkler türkler türkler ve hepsi seni çok seviyorlar...yüzümde ki gülücük hiç eksik olmuyordu ve bunu duyunca daha da fazla gülmeye başladım..Sonra aniden uyandım ve uyanır uyanmaz yanımda duran menejerime seni seviyorum ne demek diye sordum güldü sanırım telaffuzuma gülmüştü...seni seviyorum saranghae demek ddi ve kahkaha atmaya başladım merakla bakanlara ruyamı anlattım ve onlar da güldü...kendi kendime türk hayranlarım...türkler diye söylendim aslında hay...ranlarımı rüyalarımda görürdüm ama türk hayranlarımı ilk kez görmüştüm ve diğer gördüklerimden çok farklı bi şekilde..



Alıntıdır...


Bu harikaymış gerçekten:DDemek menajeri türkçe seni seviyorum ne demek biliyormuş:)Kim Nam Gil,seni seviyoruz gerçekten:D: Bu rüyanı yorumlamak istiyorum izninle,hayırdır İnşallah diyerek başlıyorum ve çok yakın zamanda Türkiye'ye geleceğine dalalet ediyor diye bitiriyorum:D: oppa seni seviyoruz diyişimizi bir de canlı duy hehe (yine de belirtmeden geçemicem,uyurken ... açık kalmış oppa) hehe.Ayy çok ilginç ya,yine de:D:

kapadokyalı
23.01.11, 12:33
KİM NAM GİL RÜYASINDA TÜRKLERİ GÖRMÜŞ

rüyamda çok geniş bi yerdeydim ve o geniş yeri kaplayacak kadar kalabalık insanların arasında aynı anda onları sanki gökyüzünden onları seyrediyor ve sahnedeydim cümlemin bitişinde çığlıklar koruyordu sanki onları daha önce görmüş gibiydim sürekli bağırıyorlar bana bi şey söylüyorlardı ama ne söylediklerini anlamıyordum..Onları anlamasamda güzel şeyler olduğunu biliyordum sanki onları anlıyormuş gibiydim ve yüzüme her defasında bi gülücük yerleşiyordu...ellerinde adımın yazıldığı kartonlar vardı...her birinin ağzından aynı söz çıkıyordu..Seni seviyorum oppa...oppa kısmını anlamıştım ama seni seviyorumu anlamamıştım sonra yanıma sunucu sandığım biri geldi ve onların türkler olduğunu söyledi türkler türkler türkler ve hepsi seni çok seviyorlar...yüzümde ki gülücük hiç eksik olmuyordu ve bunu duyunca daha da fazla gülmeye başladım..Sonra aniden uyandım ve uyanır uyanmaz yanımda duran menejerime seni seviyorum ne demek diye sordum güldü sanırım telaffuzuma gülmüştü...seni seviyorum saranghae demek ddi ve kahkaha atmaya başladım merakla bakanlara ruyamı anlattım ve onlar da güldü...kendi kendime türk hayranlarım...türkler diye söylendim aslında hay...ranlarımı rüyalarımda görürdüm ama türk hayranlarımı ilk kez görmüştüm ve diğer gördüklerimden çok farklı bi şekilde..



Alıntıdır...

bu gerçekmi yaaa kesin muhteşem kraliçeyi izlerken bidama aşık olan türk kızlarını görmüştür bu hehe hehe ve kesin bende oradaydımm hehehehe hayrolsun inş oppa asker dönüşü sana türkiye yolları görünüyorr :D

_sunflower_
23.01.11, 12:35
bu gerçekmi yaaa kesin muhteşem kraliçeyi izlerken bidama aşık olan türk kızlarını görmüştür bu hehe hehe ve kesin bende oradaydımm hehehehe hayrolsun inş oppa asker dönüşü sana türkiye yolları görünüyorr :D
Gerçekmiş.:)

kapadokyalı
23.01.11, 12:37
Gerçekmiş..:)
tamam o zamn kesin benide görmüştür hehehehe ozamanlar bende onu çok görürdüm kalp kalbe karşıdır derler:7:

_sunflower_
23.01.11, 15:03
Kore'de Türkiye'yi Tanıtan Site
İnternette gezerken rastladığım bir site. Bizim forumumuz gibi onlarda Bizi anlatıyor. Bizim Kore ile ilgilendiğimiz gibi onlarda bizim ile ilgileniyormuş. Yemeğimizi, dilimizi, paramızı, kültürümüzü vs. anlatan güzel bir site...:D

NET ADRESİ = http://www.koreaturkey.com/

_sunflower_
23.01.11, 15:12
http://img404.imageshack.us/img404/6192/45417153861011291725152.jpg


BİYOGRAFİ:

Eunkyung OH, 1968 yılında Güney Kore'nin başkenti Seul'de doğdu. Hankuk Yabancı Bilimler ve Araştırmalar Üniversitesi Türkoloji Bölümünü bitirdi (1987-1991). 1992-1999 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin burslu öğrencisi olarak Ankara Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. 1995 -1999 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kore Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1994-1997 yıllarında Kore Televizyonu ve Radyosunda Türkiye Cumhuriyeti muhabiri olarak görev yaptı. Halen Kore Dongduk Women Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Türkçe'de yayınlanmış iki eseri var:Türk Edebiyatında Kore Savaşı, XX.Yüzyıl Türk ve Kore Romanında Kadın. Aşağıda okuyacağınız söyleşiyi soğuk bir Seul akşamında bir kafetaryada gerçekleştirdik. Kafetarya'nın koltuklarında, ayaklarını altına almış bir halde ders çalışan Koreli öğrenciler, varlıklarıyla ortamı sıcak bir yuvaya dönüştürmüşlerdi. Askeri yardımın başlatmış olduğu "tanışma"nın, iki ülke edebiyatına yansıyan çehresini bulacaksınız söyleşinin satır aralarında.

SÖYLEŞİ:

Siz bir kadın üniversitesinde çalışıyorsunuz. kadın üniversitesi tam olarak ne anlama geliyor?

Kore'de ilk kadın üniversitesi 100 yıl önce kuruldu. Seul'de beş tane kadın üniversitesi var. Bu üniversiteye sadece kadınlar alınıyor. Öğrencinin kadın olarak sınırlanması haricinde diğer üniversitelerden hiç bir farkı yok.

Kadın üniversitesinin kurulması nasıl bir tarihi arka plana dayanıyor?

Kadın üniversitesinin kurulması 1894 yılında ortaya çıkan Kabo fermanına dayanır. Kabo fermanı Kore'nin moderleşmesini sağlayan tarihsel bir olaydır. Türkiye'nin Tanzimat'ına benzer. 19. Yüzyıla kadar Kore toplumunda kadınların ev dışına çıkmaları pek hoş karşılanmazdı. Bu nedenle kadınlar hep evde okuma yazma öğrenirlerdi. Bunu da ancak soylu aileler sağlayabilirdi. Kabo fermanıyla birlikte Kore'nin hem batılaşmasını hem de modernleşmesini sağlamak isteyen entelektüeller; kadının eğitiminin çok önemli olduğunu anlamışlar. Özellikle kadına uygun özel programla eğitim verilmesinin gerektiğini düşünüp bu okulları kurmuşlar. Bu gelenek halen devam ediyor.

XX.Yüzyıl Türk ve Kore Romanında Kadın adıyla yayınlanmış bir doktora çalışmanız var. Kadınların romana bir yazar ve kahraman olarak girmesi açısından, Türk edebiyatı ile Kore edebiyatını karşılaştırır mısınız?

Doktora tezimde, 20. Yüzyıl Türk ve Kore romanlarında kadınları karşılaştırdım. İslam ve Konfuçyüzm olmak üzere farklı kültürde olan iki toplumun batılılaşma ve modernleşme çabalarıyla birlikte geleneksel toplumdan çağdaşa dönüşmesi; karşılaştırma çalışması için önemli bir unsur. Toplumun değişmesi kadınların yaşamına da yansıyor. İki ülkenin romanı içersinde bunu görmek mümkün. Her on senede kadın unsurların ağırlık kazandığı romanlardan birer eseri seçerek değerlendirdim. İçinde bulunduğu politik, ekonomik ve sosyal duruma göre kadınların yaşadıkları sorunlar da farklı şekilde işleniyor. Kadın, romanlarda eğitilmesi gereken bir varlık, milletin sembolü veya kutsal bir anne önder olarak karaktize ediliyor . Her iki toplumda da kadınların hayatı kolay değil. Çektikleri eziyetler de az değil. Bu zorlukları her iki ülkenin romanlarında da görebiliriz.

1991-1999 yılları arasında öğrenci olarak bulunduğunuz Ankara ile Seul'u karşılaştırdığınızda edebi olarak karşınıza neler çıkıyor?

Ankara'da kaldığım zaman, Kore özellikle de Seul'u çok özledim. İnsanları da özledim ama, en çok bir mekan olarak Seul'u çok özledim. Arkadaşlarımla buluştuğumuz yerler, eski saraylar ve Han Nehri'ne çok hasret çekdim. Türkiye'ye gitmeden önce zamanım genelde Seul'un merkezinde geçerdi. Ayrıca Han Nehri'nin yeri benim için çok özeldir. Gece Han nehri seyretmek bana daima mutluluk verdi.
Ankara'ya gittiğimde orada nehrin bulunmaması beni çok sıktı. Başlangıçta Ankara'yı sevemedim. Çok kuru ve küçük geldi. Ama Türkiye'de denizi tanıdım. Kore'deyken denizin anlamını bilmezdim. Akdeniz'i ve Ege Denizi'ni gördükten sonra hayatıma deniz girdi. Şimdi ilk önce Ankara ve Türkiye dediğim zaman kuru ve nefis rüzgarı aklıma geliyor. Ankara'nın rüzgarını çok özlüyorum.
Seul ve Ankara artık benim için hiç fark etmeden memleket hasretini veriyor. Kore'ye döndüğümde Ankara'yı çok özledim. Ankara'nın parkları ve sokakları anılarıma yerleşti. Ankara ve Türkiye benim için ikinci bir vatan.

Koreli kadınların en büyük sıkıntısı nedir? Bu sıkıntı edebiyata ne kadar yansıyor?

Kore'de kadınlar hep ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyor. Kadınların yaptıkları işler önemsiz sayılıyor. İş yerinde kadına önemli iş verilmez. Hatta erkeğin yardımcısı olarak kabul edilir. Eskiden çalışan kadının evlenmesi kolay değildi. Şimdi bu durum tamamen değişti. 1997'deki ekonomik krizden sonra Kore artık tek erkeğin geliriyle geçinilebilecek bir ülke değil. Karı-kocanın birlikte çalışması lazım. Ancak insanların zihniyeti değişmediği için kadınlar günlük hayatta çok sıkıntı çekiyor. Kadının iş yerinde sorunlar yaşasa bile sıkıntısını dile getiremez çünkü yeni bir iş bulmak kolay değildir. Aynı zamanda çalışma hayatı ile ev işlerini birlikte yürütmek de kolay değildir. Ev işleri, çocuğun sorumluluğu daima kadınlara ait. Bütün bu sıkıntıları edebiyat eserlerinde görmememiz tabii ki mümkündür.

Popüler kültür Koreli kadınları olumlu ve olumsuz şekilde nasıl etkiliyor?

Kadına karşı olan baskıyı fark eden yeni nesillerin buna başkaldırmalarını sağladı popüler kültür. Ama aynı zamanda kadını cinsel bir obje haline dönüştürdü.

Kore Savaşı Türk edebiyatına daha çok şiir yoluyla işleniyor. Neden?

Kore Savaşı daha ziyade savaşa katılmış olan askerler ve amatör yazarlar tarafından işlenmiş. Askerler savaşı beklerken duydukları korku ve memleket hasretini dile getiriyordu. Savaşa her an hazır olmaları gerektiği için duygularını en kısa sürede ancak şiir yoluyla ifade edebiliyorlardı. İkinci neden, askerler ve amatör yazarların özel olarak edebiyat eseri yazma eğitimi almamaları. Üçüncüsü ise, Türkiye'deki aşık geleneği. Aşıklar Kore Savaşı sırasında Türk devletinin asker göndermesi kararını destan yazarak desteklediler.

Kore Savaşı Türk edebiyatına pek fazla yansımıyor. Kore Savaşı sadece Attila İlhan'ın "Yaraya Tuz Basmak" romanında görülüyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Türk devletinin Kore Savası'na asker gönderme kararını entelektüel kesimler kabul etmemişlerdi. Bu karara eleştirel yaklaşarak yazılar kaleme almak rejime karşı çıkmak anlamına gelecekti. Dolayısıyla sessiz kalmayı tecih ettiler. Fakat amatör yazarlar askerlerin savaşa katılmalarını teşvik edici yazılar kaleme alarak propaganda edebiyatı oluşturdular.

Tek örnek olduğu halde Attila İlhan'ın "Yaraya Tuz Basmak" adlı romanının pek ses getirmemiş olmasını neye bağlıyorsunuz?

Yaraya Tuz Basmak adlı eserde Kore Savaşı'na katılmış bir subayın hayatı anlatılıyor. Yazar burada sadece onun yaşadığı ıstırabı dile getirmiyor. Türkiye'nin iç politikasıyla alakalı sorunlarına da değiniyor. Konusu çok ciddi ve ağır bulunmuş olabilir.

Kore edebiyatında Türk askerlerini anlatan romanlar var mı?

Kore edebiyatında Kore Savaşı'nın yeri çok büyüktür. Konu olarak birçok eserde savaşa yer veriliyor. Buna rağmen maalesef Türk askerlerini ele alan bir esere rastlamadım. Koreliler savaş sırasında Türk askerlerinin ne kadar büyük rol oynadıklarını bildikleri halde, Türk askerleri edebi kahramanlar olarak kitaplarında yer almıyor. Çünkü Türk askerleri Birleşmiş Milletler adı altında savaşa katıldı. Koreliler onları Birleşmiş Millet Askerleri olarak biliyorlar.
Alıntıdır

_sunflower_
23.01.11, 15:16
http://img827.imageshack.us/img827/5355/46957154684341209392152.jpg
Geçenler de atv ana haber bültenine bakarken arada çok değişik bir haber gördüm kore severler....Güney Kore'de bir kaç göktelenin arasına Karadeniz'deki çaylara benzer yapay bir çay yapılmış....çevresini görmeseniz orası dersiniz....çayın kenarlarında bir vadi misali yürünebiliyor...akşamları işten çıkanlar,aileler vakitlerini burada geçirmekten zevk alıyorlarmış....artı olarak bu yolun 2 kenarında olan duvarlar Türkiye'nin resimleriyle dolu....Kore Savaşı'nında resimleri bir bölme ile ayrılmış olarak orada duruyor ve duvarda....''TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE''....yazıyor....altındada bunun korecesi yazıyor....burayı haber yaparken bir koreliye sorular soruyorlar....''Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz efendim?''......Adamdan yanıt harika....''Burası yapıldığın beri buraya akşam iş çıkışları dahil olmak üzere sürekli uğrayan bir çok insan Türkiye'ye hayran kalıyor ve daha çok bilgi sahibi oluyorlar.Çoğu genç Türkiye'ye gitme hayalleri kuruyorlar.Ben de çocuklarımı buraya bol bol getiriyorum.Onlarda çok merak ediyorlar.Teşekkürler Türkiye!''.....Çoğu gencin Türkiye sevdasını duyunca çok hoşuma gitti düşünsenize belkide onlarda bizim gibi böyle sayfalar açıp ''Adım Adım Türkiye'' diyolardır...:D

_sunflower_
23.01.11, 15:45
http://img820.imageshack.us/img820/5108/16724216237458047701414.jpg
SS501 üyeleri solo kariyerlerine devam ediyor..
Bildiğimiz gibi üyeler DSP Entertainmentla yollarını ayırmış her biri farklı yapım şirketlerine katılmıştı.. En son Park Jung Min'den sonra Kim Hyung Jun'unda yeni albüm çalışmalrına başlamış..
Japon Avex Entertainment'la anlaşma imzalayan Hyung Jun Japonca bir albüm çıkaracakmış..

Hayranlarına duyurulur

kapadokyalı
23.01.11, 15:50
http://img840.imageshack.us/img840/2950/kiss6v.jpg
SS501 üyeleri solo kariyerlerine devam ediyor..
Bildiğimiz gibi üyeler DSP Entertainmentla yollarını ayırmış her biri farklı yapım şirketlerine katılmıştı.. En son Park Jung Min'den sonra Kim Hyung Jun'unda yeni albüm çalışmalrına başlamış..
Japon Avex Entertainment'la anlaşma imzalayan Hyung Jun Japonca bir albüm çıkaracakmış..

Hayranlarına duyurulur,


haber için teşekkürler haber doğru ama resim yanlış :7:koyduğunuz resimdeki lider kim hyun joong :)

haberde adı geçen kim hyung jun :)
http://img98.imageshack.us/img98/922/1ybud.jpg

_sunflower_
23.01.11, 15:57
,


haber için teşekkürler haber doğru ama resim yanlış :7:koyduğunuz resimdeki lider kim hyun joong :)

haberde adı geçen kim hyung jun :)
http://img98.imageshack.us/img98/922/1ybud.jpg
Uyarınız dikkate alındı. ^^

LadyTurk
23.01.11, 16:54
Neden Japonya Güney Kore gibi olamaz? (http://www.asyagunlugu.com/japonya/neden-japonya-guney-kore-gibi-olamaz.html)

by pisisultan
Japonya’da ve yurtdışında sayısız yorumcular Japon toplumunun içine kapanıklığına acımaktalar.Japonya dışına eğitim amaçlı,öğretmen olarak yada çalışmak için gitmeyi göze alan Japonların azlığından şikayet etmekteler.Japonya’nın küresel şirketleri sürekli şirket yönetimlerini çok uluslu hale getirememelerinden dolayı eleştirilmekte.
Genelde ortada ima yüklü ‘’Neden Japonya daha çok Amerika gibi olamıyor?’’sorusu dolaşıyor.Cevap çok basit.Japonya Konfüçyuscu,Budist ve Şintoist kökleri olan Uzakdoğulu bir eski dünya ülkesi. Avrupa’nın muhalif Kalvinistleri tarafından kurulmuş yeni dünya ülkesi Amerika’dan farklı olması hiç de şaşırtıcı değil.
Güney Kore’yle Japonya’yı karşılaştırmak çok daha mantıklı ve yararlı.Kore ve Japonya aynı kültürel geçmişi paylaşıyor.Kore medeniyetinin ve Çin kültürünün Kore üzerinden Japonya’ya naklinin,Japonya üzerinde çok etkisi var.
İmparator bile Kore’yle olan bu akrabalığı kabul etti.Öte yandan Japon sömürgeciliğinin etkileri Kore’de hala hissedilmeye devam ediyor.Her iki ülke de dünyanın hem etnik hem dilsel anlamda en homojen ulusları arasında.
Kore’de bundan kırk elli yıl önce batılıların münzevi krallık dediği Japonya’dan daha da içine kapanık,daha az kozmopolit bir ülkeydi.Ama son elli yılda radikal değişimler geçirdi.Günümüzde ilkokuldan doktora aşamasına kadar pek çok Koreli yurtdışında öğrenim görüyor.Kore elitinde pek çok kimse dünya vatandaşı olmuş durumdalar,birden fazla toplumda adeta evlerinde yaşıyormuş gibi yaşayabilme kabiliyetine sahipler.Sadece İngilizce değil Çince ve Japonca dil kabiliyetleri de etkileyici seviyede.Meclisteki milletvekilerinin yüzde 10’undan fazlasının yurtdışında mastır dereceleri var.Seul’de her beş kişiden biri Amerika’da eğitim görmüş durumda.
Kore iş dünyası küresel şirketler olmaktan çok daha fazlasını yaptı.Çalışanlarını uluslararası hale getirmek için büyük yatırımlar yaptılar,sadece dil öğrenmelerini özendirme değil ayrıca mahalli kültürleri anlamalarını da sağlamak amaçlı yatırımlar bunlar. Ayrıca önemli yönetici takımlarına yabancı yetenekler çekmek için de ellerinden geleni yapıyorlar.
Kore’nin başarılı uluslararasılaşmasında çeşitli nedenler var tabi.Kore’nin nüfusu Japonya’nınkinin yarısından da az olduğuna göre,iş çevreleri ve Kore halkı dış dünya hakkında bilgi edinmeye daha meraklı.20. yüzyılda önce Japon sömürgeciliği ve 1945’ten sonra gelen güçlü Amerikan etkisi zorla da olsa Korelileri yabancı kültürlerle iletişim haline soktu.
Gene de Kore’nin gelişen uluslararasılaşmasında hükümetin,üniversitelerin ve iş çevrelerinin kararlarının etkisi büyük.Japonya bundan çok şey öğrenebilir.
Akademik alanlarda üniversiteler İngilizce yayın yapabilen ve ders verebilen profesörleri ödüllendiriyor.Böylece öğretim üyelerinin uluslararası alanda rekabetçi olmaları gerektiği mesajını ortaya koyuyorlar.Tam tersine Japonya’da sadece ülke içinde ünlü olmak yeterli bir akademisyen için.Prestijli yabancı üniversitelerden derecelerle dönen Koreliler üniversitelerde çok daha iyi pozisyonlarda iş bulabiliyor,Japonya’da aynı durumda bir insan ise maalesef Japonya dışına hiç çıkmamış öğretim üyeleri karşısında dezavantajlı bir konuma düşüyor.
İş dünyasında da Koreli şirketler bilinçli bir şekilde şirket yönetimlerine daha çok yabancı atamak için çabalamaktalar.Kore’nin bir numaralı çelik şirketi POSCO yönetim kurulunda iki Amerikalı’ya sahip.Kore sanayisi Sovyetler Birliği’nin yıkılmasını bir avantaj olarak gördü ve Rus mühendisleri ülkeye çekti.
Kore dışında doğmuş Koreliler ve yabancılar hükümette ve akademik alanlarda önemli roller oynamaya başladılar.Kore Turizm Organizasyonu Kore vatandaşı olmuş uzun boylu bir Alman tarafından yönetiliyor.Kore’nin önde gelen bilim ve mühendislik üniversitesi’nin bir önceki başkanı Korelilikle alakası olmayan Nobel ödüllü Amerikalı bir fizikçiydi.Şu anda üniversitede bütün dersler İngilizce yapılıyor.
Anlaşılabilir nedenlerden dolayı Japonlar çoğunlukla ülkelerini Amerika’yla karşılaştırmakta.Fakat pek çok durumda iki toplum arasındaki farklar o kadar fazla ki,Amerikan modelini Japonya’da uygulamak adeta bir bahçıvanın Alaska bitki yapısını tropik Okinawa adasında aramasına benziyor.Japon karar vericiler ‘’Geç Kalmış Japonya’’hadisesinden endişeliler ve dünyaya daha iyi entegre olmanın yollarını arıyorlar.İlham almak için komşuları Kore’ye bakmaları yeterli olacaktır.


Şu yazıyı okurken gülmemek için kendimi zor tuttum! Yani iyi güzel tamam insan Kore'ye delicesine aşık olabilir ama Kore'yi yücelteceğim diye başka yerleri yerin dibine bu kadar komik bir şekilde sokamaz! Güney Kore'yle Japonya'yı karşılaştırmak mı? Dalga mı geçiyorsunuz siz Japonya'yla? Bu yazıda Japonya resmen 3. dünya ülkesi gibi gösterilmiş!!! Bilmesem inanacağım yani, sizlerinde yanlış düşüncelere kapılmasını istemediğim için bu yazıyı eleştirmek istiyorum. Şu aralar şöyle bir şey gözlemlemekteyim, Kore’ye delicesine aşık olanlar yani Kore fanları, Kore’yi yüceltebilmek adına başka ülkelere sataşıyorlar, onlarla kıyaslıyorlar özelliklede Japonya’yla! Tamam hayran olun sevin de abartmaya ve çarpıtmaya gerek yok. Yani koskoca Japonya’yla Kore’nin böylesine kıyaslandığını görmek, pes doğrusu!
Gelelim buradaki yazılanları tek tek açıklamaya ve çürütmeye;


- Japonlar içine kapanıkmış... Onlarda dışa dönük olmak ayıp karşılanır bu sadece bir kültür. Korelilerde dışa dönük insanlar değil ki. Onlarda gayet utangaç insanlar. Uzakdoğu’da utangaç olmak bir erdemdir. Eee Türk toplumu dışa dönükte ne oluyor madem bu kadar önemli bir şey? Bakın, her ülkenin, her şirketin, her insanın ya da her yerin kendine göre bir stratejisi var, Japonlar dünyaya son 100 yılda açılmış ve 2. dünya savaşında darmadağın olmuş, yıkılmış, paramparça olmuş, 2 atom bombası yemiş ama sonra ölesiye çalışarak bugün dünya devi olmuş, refaha ermiş bir ülke ve şuanda dünyanın en büyük 3. ekonomisi! Eski Uzakdoğu ülkesi olması bir şeyi değiştirmez, insan kültüründen taviz vermeden de gelişebilir! Şinto, Budist, Konfüçyüs vs. onlarda var ama bugünkü Japonların %45'i Buda'ya, %65'ye yakını Tanrı'ya inanmıyor, % 75'den fazlası dinin kötü etkisi olduğunu düşünüyor ve %76'sı ateist yani dinsiz. O yüzden orda din etkili değil sadece kültürel, ihtiyaç gibi bir şey yani. Japonlar hiçbir zaman batılılaşmadılar, kültürlerini korudular ve bu onların gelişmesine 1 gram dahi etki etmedi!


- Japonya şirketlerini çokuluslu hale getirmiyormuş… 1 milyondan fazla Amerikalı Japonya’daki çeşitli şirketlerde çalışmaktadır! Japonya’da tabii ki yabancılar vardır ve çalışır, nerden çıktı Japonların yabancıları çalıştırmadıkları vs. Ama yanlarına devamlı eleman olarak kolay kolay kabul etmedikleri doğru. Bunun nedeni tamamiyle kültürel. Japonlar kabul etmezler yabancıyı kolay kolay. Bunda ne eleştirilecek yan var gerçekten aklım almıyor! Japonya’nın gelişmesini etkileyen bir şey değil ki bu. Kendi insanının daha ön planda olmasını istiyor! Yabancı almak çokta önemli bir şey değil ki, nitelikli eleman almak önemli bir şey! Çok uluslu olmaması şu zamana kadar bir negatiflik getirmedi ve bu saatten sonrada getirmez. Japonya hala daha Kore’den daha gelişmiş bir ülke.


- 2. dünya savaşından sonra Japonya'nın kısa sürede nasıl toparlandığını ne tarz bir eğitim sistemi uyguladıklarını anlatayım biraz.Japon Prodüktivite Merkezi diye bir kuruluş vardır. Bu kuruluş ,15 yıl içinde 10.000’den fazla kişiyi yurt dışına inceleme için yollamıştır. 200’den fazlada yabancı uzman davet ederek onların bilgilerinden yararlanmıştır. Yurtdışına işletmecisinden tutunda ev hanımlarına kadar her çeşit insan göndermişlerdir. Böylece bir sürü bilgi edinmişlerdir diğer ülkelerden her meslek gruplarına göre!

- Japonya’da 2. dünya savaşından sonra şirketler nitelikli eleman yetiştirmek için 140 civarında yabancı eğitimciyi ülkelerine getirmişlerdir.


- Japonya’nın gelişmesindeki belkide en önemli husus 2.dünya savaşından sonra pek çok öğrencisini yurtdışına eğitim amaçlı gönderip, ülkesine yabancı mühendis, öğretmen vs. getirmesidir. Yani yurtdışında eğitim gören Japon sayısı fazla ama ne gerek var ki? Japonya’da zorda olsa iyi bir eğitim sistemi var ve öğrencilerini günümüzde çokta yurtdışına göndermeye ihtiyacı yok. (Ama buna rağmen çok giden var.) Örneğin; 1983yılında Amerikalı ve batılı gençler yapılan matematik yarışmalarında ortalama 100'lük bir derece alırken Japon gençlerinin ortalama derecesi 117’ydi. Hala daha yurtdışında eğitime gerek var diyor musunuz? Kendi ülkende iyileştirince sistemi tamamdır!


- Yurtdışına giden orda çalışan, yaşayan Japon az mı? Hakikaten bunu yazanın Japonya hakkında çok bilgi sahibi olmadığı kesin. Japonların en büyük stratejilerinden biri ülkelerinden bir kısım insanların yurtdışında yaşamasıdır! 2,600,000 Japon yurtdışında yaşamaktadır. Japonlarda Korelilerden çok çok daha fazla dünya vatandaşı olmuş insan var.


- Koreliler dile yetenekliymiş, hatta Çince’de ve Japonca’da dil kabiliyetleri etkileyici seviyedeymiş! Yahu geçtim Çince’yi, Japonca’yı Koreliler İngilizce’yi bile doğru dürüst konuşamazlar, bunu kendileri söylerler! Lisede ya da ortaokulda verilen gramer derslerinden ibarettir orda İngilizce, isterseniz Korelilere bizzat sorun.


- Neden Japonya Amerika gibi olamıyor? Bu sorunun cevabı sonlara doğru verilmiş. Japonya, Amerika gibi olamaz, Amerika’da Japonya gibi! Çünkü FARKLILAR!!! Bir ülkenin gelişme stratejisi farklı, diğerinin ki farklıdır! Aynı olması şaşırtıcı olurdu zaten. İki ülke insanlarının yaşama bakışı, kültürü, tarihi farklıysa bırakında birbirleri gibi olmasınlar. Sonuç= ikiside refaha ulaşmış ülkeler, ama farklı şekillerde.


- Sonuç olarak, yazıda genel olarak Japonya’nın dünyaya açılamaması eleştirilmiş, aslında tam aksine Japonlar Korelilerden çok çok daha önce dünyaya açılmışlar, ülkelerine yabancı uzman getirip, yurtdışına öğrenci göndermişlerdir ve tabii ki Kore’den her alanda daha öndedirler.


Son olarak, birde ben karşılaştırayım Japonya’yla Güney Kore’yi;


Ekonomik olarak Japonya dünyada 3.sırada, Kore 12.sırada
Milli gelir olarak Japonya dünyada 17.sırada, Kore 33.sırada
Dünya barış endeksi olarak Japonya dünyada 3.sırada, Kore 43.sırada
İnsani gelişim endeksi olarak Japonya dünyada 11.sırada, Kore 12.sırada


Yani Japonya, Güney Kore gibi olamaz, çünkü OLMAYA İHTİYACI YOK!!! Güney Kore, Japonya'yı örnek alsın!

Neyzen
23.01.11, 16:59
İlk yazı da yok artık dediğim ne çok nokta oldu. Ne kadar takıntı sahibi insanlar varmış. Çanta marka olsa ne olmasa ne, insanlar markaya neden bu kadar takmış durumda acaba? Marka insanı olup çıktık, insanlara giydiklerince değer verir olmuşuz farkında olaraktan yada olmayaraktan. Milletin göz zevkine göre giymek zorunda olursak vay halimize! Bu da demek oluyor ki kore de bayanlar kolayca aynı kaba giriyor, ne acı. Ha birde koreliler ezanlardan rahatsız oluyormuş, ki bundan en başta bizim vatandaşımız rahatsız oluyor elin adamına ne diyelim!?

nessa
23.01.11, 17:22
@LadyTurk: Japonya'yı pek tanımıyorum. Bu yüzden yazdıklarınla ilgili pek yorum yapamayacağım.. Ancak şu noktada birşey söylemeliyim ki kendi kültürlerini koruyarak gelişen bir ülke asla kötülenemez! Bizim başaramadığımızı başardıkları için kıskanan insanların yorumudur! Bu da benim nacizane fikrimdir. G.Kore'nin de iyi olduğu şeyler vardır. Ancak hiç kimsenin olmadığı gerçeği gibi, G.Kore'de mükemmel değildir!

Aklıma gelmişken herkesin bariz bildiği G.Kore ile ilgili tek gerçek!! Onlar İngilizce'yi iyi konuşamazlar! İsteselerde telaffuzları iyi olamıyor. Hatta telafuzlarının iyi olması için dillerinin altındaki bir damarı kestiriyorlarmış. Bu kesilen damar sayesinde İngilizce'yi iyi konuşacaklarını sanıyorlar! Japonca ve Korece'yi aynı dil ailesinden geldiğimiz için nasıl biz kolayca (kolayca dediğim pek de kolay değil aslında.. :D) öğrenebiliyorsak onlarda kolayca öğrenebilir. Çince ise kendi insanları içinde bile Profesörler hariç diğer insanların zorlandıkları bir dilken (hatta Çince bir dil bile değil "Dil ailesi"dir. LadyTurk sen benden daha iyi bilirsin.. :)) Koreliler nasıl bu kadar kolay öğrenebiliyormuş?!

LadyTurk
23.01.11, 17:51
@nessa:

Öncelikle Kore'yi sevmene rağmen (benim gibi) yanlışlarını inkar etmediğin, gerçeği görmezden gelmediğin ve doğruları söylediğin için teşekkürler.

Korece'de ''F'', ''Z'' ve ''J'' harfleri, Japonca'da da ''L'' harfi yok, Çince'de zaten alfabe yok ama bu seslerin tamamının karşılığı var. Mesela Japonlar eğer dikkat ettiyseniz L harfini telafuz edemezler ve çok komik olur genelde. ''R'' derler ''L'' yerine. İngilizce'de salad yani Türkçe karşılığı salata(sebze olan değil, çoban - mevsim salatası gibi), Japonca'ya ''sarada'' olarak geçmiştir. Korece'de ise 3 tane harf yok. Telafuzları bu yüzden pek iyi değil Uzakdoğuluların ama konuşmaya pek etki etmemeli bence. Bizimde telafumuz iyi değil ama anlaşılır konuşmak yeterlidir. Korece'yle aynı dil ailesinden geliyoruz evet ama Japonca hala tartışmalı, Ural-Altay dil ailesine benziyor ama bazı Japon dilbilimciler dillerini başlı başına bir dil ailesi olarak görüyorlar. Ama Japonlarında, Korelilerinde genel olarak İngilizce konuşamadığı doğru.

Çince okumama rağmen sorduğun sorunun cevabını bilmiyorum =) Haftaya üniversite açılıyor sorarım. Ama bildiğim kadarıyla evet başlı başına bir dil ailesi.

nessa
23.01.11, 18:50
@ LadyTurk: Önemli değil canım.. Bariz gerçek ortadayken bunun aksini söylemek sadece at gözlüğü ile bakmaktır. Kendini dünyadaki gerçeklere kapatmaktır.

Çince ile ilgili bu dilin yapısını bilen Korece hocamdan öğrendiğim kadarıyla anlattım. En kısa sürede cevabını bekleyeceğim. :)

kapadokyalı
23.01.11, 19:14
LadyTurk kardeşim çok güzel bir şekilde açıklamışsın sağolasın:)

LadyTurk
23.01.11, 20:23
Rica ederim, kapadokyalı:). Her zaman.:3ww:
Cevabını öğrendiğim gibi söyleyeceğim, nessam.:)

@niksiz:
Bütün gönderiler için çook teşekkürler! Bayağı bilgi sahibi olduk!:)

_sunflower_
23.01.11, 21:37
Rica ederim, kapadokyalı:). Her zaman.:3ww:
Cevabını öğrendiğim gibi söyleyeceğim, nessam.:)

@niksiz:
Bütün gönderiler için çook teşekkürler! Bayağı bilgi sahibi olduk!:)
Rica ederim. :)

LadyTurk
24.01.11, 13:15
Niksiz, Kim Nam Gil Türkleri rüyasında görmüş diye bir şey gönderdin ya, onun linkinide gönderebilir misin rica etsem?:jj:

Eun_Chae
24.01.11, 13:34
Ohoo.. tüm bu süs püs okul için mi ?
Ben sabahın 6'sında zar zor kalkıyorum,ki saçımı toplayamaya üşeniyorum o uykulu halimle:D Bunlar,podyuma çıkar gibi hazırlanıyor :D

Bilgiler için çok teşekkürler.Cidden bayaa bilgi sahibi olduk.Bu yazılardanda anladım ki Koreli kızlar'a özenmek yersiz.Bu sadece madalyonun görünen yüzü.Allah kolaylık versin diyorum onlara :D

Ama Koreli Oppalarımız Forever.Melek gibiler kızların yanında <3 :D

BubbleDreams
24.01.11, 16:34
Bir Koreli Kız gibi çekici giyinmek zor…Koreli bile olsanız!
Seul’deki ortama uymak adına Koreli kızlar gibi süslenip püslenmek,yabancı arkadaşlarım için tam bir mücadele.Gerçek şu ki ‘’Koreli Kız’’ gibi giyinmek benim gibi Kore kökenli biri için bile zor.
Öyleyse neden hergün kendimizi bu makyajla,ayakkabılarla dolu mücadeleye atıyoruz? !

kusura bakmayın ama bu kadar abartı çok fazla .. Bunu yazanın kendinde aşağılık kompleksi olduğu için yaptığı onca makyaj ve bakımı mazur göstermeye calıştığı için böyle yazdığını düşünüyorum.

2 yıl korede calıştım ve yasadım . aman aman güzel kız görmedim hiç desem yeridir. zaten bi çoğu zayıfta değil tombul ve kısa boylu .

neden bu kadar abartılıyor anlamıyorum, dizilerde gördüğünüz gibi mi zannediyorsunuz ki. koreli kızlar çok pespaye giyiniyor ve kimisi inanın 19 yaşında olmasına rağmen babannem gibi giyiniyor.

avrupalı bir kızın makyaj yapmamış hali bile koreli bir kızın makyaj yapmış halinden cok daha bakımlı gözüküyor. zaten koreli erkeklerin çoğu avrupalı kızların en vasatının bile filmlerden fırlamış gibi çekici olduğunu söylüyor duruyor.

bende koreye gitmeden evvel öyle seyler duydum ki, koreli kızlar harika bakımlı giyiniyor , çok seksiler , vesair... zannettimki ben orda süprüntü gibi kalacağım, hiç de öyle değil. bunlar sadece koreye tapanların uydurduğu şehir efsaneleri.

eşim koreli, eşimin kız kardesinin resmini görmüştüm tanışmadan evvel. ah ne kadar güzel bir bayan dedim eşime, sen öyle san o sadece photoshop , koreli bayanlar çok usta photoshopcu dedi.
tanışınca o kadar şaşırdım ki...

koreli erkeklerin yüzde 60ından çoğu yabancı bayanla evlenmek istiyor . eğer gercekten koreli kızlar bu kadar harika güzel ve çekici olsa , kendilerine bu kadar bakımlı olsa koreli erkekler yabancı bayan peşinde koşarmı ...

mutlaka her yerin güzel bayanıda vardır çirkini de ama sanki seoulde yasayan bayanların dünyanın en bakımlı , paristeki kadınlardan bile elegant imiş gibi gösterilmeye calışılması da çok ama çok saçma bir abartı.

bahar esintisi
24.01.11, 16:47
Siz şuan da hala Kore'de mi yaşıyorsunuz yoksa Türkiye'de mi?

BubbleDreams
24.01.11, 16:56
Siz şuan da hala Kore'de mi yaşıyorsunuz yoksa Türkiye'de mi?

ben normalde ingilterede yasıyorum eşimle de orda tanıştık zaten.
eşim korede yasamak istiyor ama biz düğünü ingilterede yaptığımız için korede gecerli olmuyor nikahımız. korede kaldığım süre zarfında çalışma iznim olduğu için şirketten ötürü problem olmuyordu ama işten ayrıldım , o yuzden ancak turist olarak kalabiliyorum korede .
martın ortasında tekrar gideceğim ve nisanda korede nikahımız yapılacak. şuan turkiyedeyim . gitmeden evvel ailemi göreyim diye.

nessa
24.01.11, 16:57
Niksiz, Kim Nam Gil Türkleri rüyasında görmüş diye bir şey gönderdin ya, onun linkinide gönderebilir misin rica etsem?:jj:

Evet bunu bende merak ettim.. Bende rica edebilir miyim_? :F

LadyTurk
24.01.11, 17:13
BubbleDreams, valla bütün açıkmalar için ayrı ayrı teşekkürler! Ama, maalesef hiçkimse görmek istemeyen kadar kör olamaz! Siz bu kadar anlatsanızda yine inanmayan inanmayacak emin olun. Bizim millet sevdiği şeyi abartmaya bayılır!Japonya'yla karşılaşmaya kadar varabilir bu iş, yazımı okumuşsunuz ve beğenmişsiniz sağolun.
Tabii, ömür boyuda mutluluklar dilerim size, inşallah bana da iyi bir Japon kısmet olur.:şd:

Eğer sakıncası yoksa bende bir şey sormak istiyorum, benim internette tanıştığım Koreliler ne yalan söyleyeyim, Türkiye'yi çok seviyorlar ama ülkelerindeki gerçekleri inkar etmiyorlardı. Dediniz ki çok güzel giyinmiyorlar vs. Peki gerçekten güzel olan daha mı çok dikkat çekiyor, dış görünüş dedikleri gibi içten daha mı önemli? (Genelleme yapmak sakıncalıdır, gözlemlerinizi merak ettim:) )

BubbleDreams
24.01.11, 17:37
Eğer sakıncası yoksa bende bir şey sormak istiyorum, benim internette tanıştığım Koreliler ne yalan söyleyeyim, Türkiye'yi çok seviyorlar ama ülkelerindeki gerçekleri inkar etmiyorlardı. Dediniz ki çok güzel giyinmiyorlar vs. Peki gerçekten güzel olan daha mı çok dikkat çekiyor, dış görünüş dedikleri gibi içten daha mı önemli? (Genelleme yapmak sakıncalıdır, gözlemlerinizi merak ettim:) )

görmek istemeyenler malesef koreye gidip yaşayıp feci bir bunalımla geri dönüyorlar ülkelerine. tanıdığım türk bir bayan vardı ,onu çok uyardım ,inanmadı o kadar aşıktıki koreye ,şimdi canada da öğrencilik alıp koreden kaçmak için fırsat arıyor .. bizim insanımızın sorunu koreyi sadece dizilerdeki gibi bilmesi , korelilerin dizilerdeki gibi mükemmel ve cool karakterler olduğunu sanması ..

Kore çok kötü, tüüü kaka demiyorum kesinlikle , öyle olduğunu düşünsem ben yasamak için gitmezdim ama toz pembe de değil. Burda röportaj yaptığınız Eunna'yı çok yakından tanıyorum kendiside türklere hep korenin dizilerde görülen gibi olmadığını söyleyerek uyarmaya çalışıyor...

Açıkcası ben Aman aman feci güzel bir koreli bayana rastlamadım , genellikle erkekleri cekici oluyor çünkü hepsi vücut calışıp kas yapıyor. Güzel olan daha mı dikkat cekiyor demişsiniz, güzel olan bayana erkeklerden ziyade ya yabancılar ya da hemcinsleri bakıyor ki nasıl giyinmiş, süslenmiş vesaire diye... koreli erkekler koreli güzel bayana bakmıyor .. kanımca bu onların gururlu olduklarından kaynaklanıyor. İlk önce o baksın, o yanaşsın bana diye düşünüyorlar .

kore hayranları kızacak ama inanın japonlar korelilere göre çok daha saygılı, alçak gönüllü ve kızları biblo gibi güzel . çalıştığım şirket japonyaylada iş yaptığı için sürekli japonlarda gidip geliyordu .

koreliler türkiyeyi felan sevmiyorlar , sadece dillerinde o sevgileri..
bin tane fransızca okuyan, fransız kızla evlenme hayali kuran , bin tane ingiliz delisi olan ingilterede yasama sevdalısı olan, ispanya delisi olan koreli gördüm ama cidden turkiye aşığı koreli binde bir ..

hatta bir kore severe koreli kızın biri demişki '' siz turkler koreyi çok seviyorsunuz ama koreliler amerika , avrupa delisi, onlar sizi beğenmiyor ki '' arkadasım çok uzulmuştu.

LadyTurk
24.01.11, 17:53
Çok teşekkürler BubbleDreams, bunlar 1. ağızdan duymak istediğim ve tahmin ettiğim şeylerdi. Böyle olduğunu bende tahmin ediyordum ama şimdi daha çok inandım.

Şimdi anlıyorum aşırı Kore fanatiklerinin Japonya'ya bu kadar sataşma nedenini! Kore'yi yükselteyim derken en büyük rakibi, tarihsel olarakta sorunlu olduğu Japonya'ya bu nedenlerle saldırıyorlar. Sanki tanımıyoruz Japonları! Oysa bütün dünya Türkiye dahil gelişmiş, ileri ülkeler arasında Japonya'yı başlarda söylerken, Kore'yi söylemez bile ya da başlarda söylemez. Ayrıca Türk insanı Japonlara hep bir sempati besler. Hiç kızmasın Kore hayranları. Yani Bülent Ersoy, Adriana Lima'dan daha güzel deseler yeminle daha inandırıcı olacak.:şd: Tabii bunları bütün Kore hayranları için değil, abartanlar için söylüyorum.

Unutmayın ki burda Japonya fanları da var!

qulse
24.01.11, 18:00
evet japonya ya sataşmak kötü olmuş bende bir japonya fanıyımdır tabi şimdi onları avukatlığını yapmış gibi olmayayım ama sempatim vardır

nessa
24.01.11, 19:05
Arkadaşlar Koreyi, Japonya'ya göre daha fazla seven biri olarak bu şiiri size armağan ediyorum. :)

Mehmet Akif’in gözünde ‘Japon’lar

Sorunuz şimdi de Japonlar nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb olamam hayrettir.
Şu kadar söyleyeyim; din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış yalnız şekli: Buda.
Siz gidin saffet-i İslam’ı Japonlarda görün.
O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün.
Müslümanlıktaki erkan-ı sıyanette ferid.
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.”
“Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada
Sâde, Osmanlıların gayreti lazım arada.
Mehmet Akif ERSOY.

LadyTurk
24.01.11, 19:12
Teşekkürler, nessa!:F Şiirin tamamını ben yollayayım.:P

JAPONLAR

Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!
Şu kadar söyleyeyim: Din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış, yalınız şekli: Buda.
Siz gidin, saffet-i İslam’ı Japonlarda görün!
O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün,
Müslümanlıktaki erkan-ı sıyanette ferid;
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.
Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;
Acizin hakkını i’laya samimi gayret;
En ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;
Yine ifrat ile vermek, veren eller darken;
Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,
Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;
“Öleceksin!” denilen noktada merdane sebat;
Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat,
İhtirasat-ı hususiyyeyi söyletmeyerek,
Nef-i şahsiyi umumunkine kurban etmek...
Daha bunlar gibi çok nadire gördüm orada.
Ademin en temiz ahfadına malik bir ada.
Medeniyyet girmiş yalınız fenniyle...
O da sahiplerinin lahik olan izniyle.
Dikilip sahile binlerce basiret, im’an;
Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!
Garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür !
Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.
Ya o mahviyyeti insan göremez bir yerde...
Togo’nun umduğumuz tavrı mı vardır? Nerde...
“Gidelim!” der, götürür! sonra gelip ta yanıma;
Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanıma.
Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada;
Sâde, Osmanlıların gayreti lazım arada.
Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,
Ulema, vahy-i ilahiyi mi bilmem, bekler?

Mehmet Akif Ersoy

nessa
24.01.11, 19:16
Böylesi daha iyi olmuş Lady'im.. :)

takashi
24.01.11, 19:25
JAPONLAR

Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!
Şu kadar söyleyeyim: Din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış, yalınız şekli: Buda.
Siz gidin, saffet-i İslam’ı Japonlarda görün!
O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün,
Müslümanlıktaki erkan-ı sıyanette ferid;
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.
Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;
Acizin hakkını i’laya samimi gayret;
En ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;
Yine ifrat ile vermek, veren eller darken;
Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,
Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;
“Öleceksin!” denilen noktada merdane sebat;
Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat,
İhtirasat-ı hususiyyeyi söyletmeyerek,
Nef-i şahsiyi umumunkine kurban etmek...
Daha bunlar gibi çok nadire gördüm orada.
Ademin en temiz ahfadına malik bir ada.
Medeniyyet girmiş yalınız fenniyle...
O da sahiplerinin lahik olan izniyle.
Dikilip sahile binlerce basiret, im’an;
Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!
Garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür !
Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.
Ya o mahviyyeti insan göremez bir yerde...
Togo’nun umduğumuz tavrı mı vardır? Nerde...
“Gidelim!” der, götürür! sonra gelip ta yanıma;
Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanıma.
Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada;
Sâde, Osmanlı’ların gayreti lazım arada.
Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,
Ulema, vahy-i İlahiyi mi bilmem, bekler?

Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Akif bile yazmış Japonların nasıl olduğunu:d1 (20):

Şimdi anlıyorum aşırı Kore fanatiklerinin Japonya'ya bu kadar sataşma nedenini! Kore'yi yükselteyim derken en büyük rakibi, tarihsel olarakta sorunlu olduğu Japonya'ya bu nedenlerle saldırıyorlar. Sanki tanımıyoruz Japonları! Oysa bütün dünya Türkiye dahil gelişmiş, ileri ülkeler arasında Japonya'yı başlarda söylerken, Kore'yi söylemez bile ya da başlarda söylemez. Ayrıca Türk insanı Japonlara hep bir sempati besler. Hiç kızmasın Kore hayranları. Yani Bülent Ersoy, Adriana Lima'dan daha güzel deseler yeminle daha inandırıcı olacak.:şd: Tabii bunları bütün Kore hayranları için değil, abartanlar için söylüyorum.

Unutmayın ki burda Japonya fanları da var!Aynen, ben şimdiye kadar sokakta uzakdoğu sorulduğunda, insanlar Japonya derler, olmadı Çin. Kimsenin Kore dediğini ya da Koreliler şöyle Koreliler böyle diye övdüğünü hiç görmedim, duymadım. Uzakdoğu nun incisi Japonya'dır, bunu objektif şekilde düşünen, araştıran herkes görür ve anlar zaten. Ayrıca, ''Kore liler de Türkleri seviyor ama! '' diyen arkadaşlarda, umarım yazılanları okumuştur ve Korelilerin Türklere ne kadar ilgili olduğunu görmüştür. Örneğin, internetteki arkadaş bulma sitelerinde bile koreliler hep diğer ülkelerden arkadaşlar arıyorlar, bu da her şeyi anlatıyor zaten.
Neyse, umarım herkes bir şeyi överken, diğerlerini aşağıya çekmezler:)

_sunflower_
24.01.11, 22:01
Niksiz, Kim Nam Gil Türkleri rüyasında görmüş diye bir şey gönderdin ya, onun linkinide gönderebilir misin rica etsem?:jj: Tabiki buyur :)
http://///////////////////NurEslem#!/note.php?note_id=179481728757681&id=141532195890442 (http://///////////////////NurEslem#%21/note.php?note_id=179481728757681&id=141532195890442)

_sunflower_
24.01.11, 23:20
http://www.izlesene.com/video/misafir-yerliler-bolum-6-part-12-sang-jin-kim/2310033

_sunflower_
24.01.11, 23:22
http://www.izlesene.com/video/misafir-yerliler-bolum-6-part-22-sang-jin-kim/2310135

_sunflower_
24.01.11, 23:23
http://www.izlesene.com/video/misafir-yerliler-bolum-3-part-22-tyamamoto/2307277

20start08
24.01.11, 23:33
güzel bir konu olmus niksiz tesekkürler...gercekten ilginc yazilar paylasmissin...henüz hepsini okuyamadim ama okudugum kadari ilgimi cekti ve bende bu konuya hemen abone oldum :D
koreli kizlarin cektigi cileyi ben hiiic cekemem...okudukca kendimi kiyasladimda ben hic süsten püsten, modadan falan anlamiyorum gercekten :D: zaten merakimda yok....kiyafetim düzgün dursun ve en önemliside rahat olsun benim icin...
buyüzden topuklu ayakkabiymis, erkenden kalkip sacla, makyajla ugrasmakmis hic yapamam valla :D:
gerci yazan kisinin dedigi gibi benim yasadigim ortamdada asiri sekilde kiyaslama olsaydi nasil olurdum orasini bilemem :him:

_sunflower_
24.01.11, 23:59
güzel bir konu olmus niksiz tesekkürler...gercekten ilginc yazilar paylasmissin...henüz hepsini okuyamadim ama okudugum kadari ilgimi cekti ve bende bu konuya hemen abone oldum :D
koreli kizlarin cektigi cileyi ben hiiic cekemem...okudukca kendimi kiyasladimda ben hic süsten püsten, modadan falan anlamiyorum gercekten :D: zaten merakimda yok....kiyafetim düzgün dursun ve en önemliside rahat olsun benim icin...
buyüzden topuklu ayakkabiymis, erkenden kalkip sacla, makyajla ugrasmakmis hic yapamam valla :D:
gerci yazan kisinin dedigi gibi benim yasadigim ortamdada asiri sekilde kiyaslama olsaydi nasil olurdum orasini bilemem :him:
Rica ederim. :)

Tempus
25.01.11, 04:29
Bende BubleDreams arkadaşımıza hiç bir şeyi abartmaya gerek yok yönünde katılıyorum,yani hiç bir şeyi asla abartmaya lüzum yok.Tamam seviyoruz,beğeniyoruz vs ama kör kütük aşık olmadık ya.Bu dünyanın hiç bir yeri toz pembe hayallerle örtülü değil.Daha önce de dediğim gibi,bizi nasıl dizilerimizden,filmlrimizden yada sadece bir kaç kişinin ağzından duyulan sözlerle tanıyamayacaklarsa biz de aynı şekilde onları öyle bir yöntemle tanıyamayız.Ayrıca evet Kore Türkiye sevgisi savaştan kalma bir minnettarlıkla sınırlı,bizi öyle tanıdıklarını sanmıyorum,atlastaki yerimizi bilmekten öteye bir çoğunun gittiğini hiç düşünmüyorum.Amerika'nın zaten onlar üzerinde olan büyük etkisi yadsınamaz ve tabiki avrupa ülkelerini merak ve özenti konumunda ilk sıraya koyuyorlar.Bunu şarkılarından bile anlamamız hiç zor değil,yarı ingilizce yarı korece şarkılar yapıyor ünlü gruplar ve şarkıcılar,çünkü amaçları oralarda daha çok tanınmak.Ha durum bizde daha mı farklı,bence değil,bize de sorsan Kore'de mi eğitim görmek istersin,yoksa Canada veya Amerika'da iyi bir üniversitede mi,ben de Kore demem doğrusu.Gezip görme isteği ile diğer şeyleri de karıştırmamak lazım tabiki.Ayrıca bizim millet önce Japon aşığıdır o da bir gerçek ve Nessa'nın yayınladığı Mehmet Akif Ersoy'un o şiirini de çok severim.Gerçekten islamiyet için her şeyleri tamamdı bir şehadet getirmeleri eksikti,tabi malesef bu günümüzde öyle değil,çoğu hristiyan çünkü yine şiirde dendiği gibi Osmanlı'nın gayreti olamadı,bunun da bir sürü nedeni var ya şimdi oralara girmeye gerek yok tabi.Kısaca körü körüne hiç bir şeye bağlanma taraftarı değilim ben de.Okuyoruz,yorumluyoruz ama her zaman bir soru işareti kafamızda kalmalı ve daha geniş bir pencereden olayı değerlendirmeliyiz,bu yaşamın her alanında en iyi sonuca ulaşmak için geçerli olan bir yöntem.Benim sevdiğim bir söz vardır hatta"en kötüye hazır olursan,en iyisini göreceksindir"Bu doğru en kötüye hazır olalım,iyiyse zaten onu görürüz,kötüyse de hayal kırıklığı yaşanmaz;)

LadyTurk
25.01.11, 06:54
Ayrıca bizim millet önce Japon aşığıdır o da bir gerçek ve Nessa'nın yayınladığı Mehmet Akif Ersoy'un o şiirini de çok severim.Gerçekten islamiyet için her şeyleri tamamdı bir şehadet getirmeleri eksikti,tabi malesef bu günümüzde öyle değil,çoğu hristiyan çünkü yine şiirde dendiği gibi Osmanlı'nın gayreti olamadı,bunun da bir sürü nedeni var ya şimdi oralara girmeye gerek yok tabi.

Öncelikle yazdıklarınız çok güzel, böyle doğruları söyleyebilecek insanlar görmek ne yalan söyleyeyim şaşırttı beni.

Yalnız bir konuda yanlışınız var, Japonlar genelde ya Şinto olur ya da Budist, Hıristiyanlık hala daha %1'in altında.:şd: Ama bugünkü Japonların %76'ya yakınını ateist, buna rağmen garip gelecek ama yinede tapınağa gidip dua ederler. Onlarda din bir ihtiyaç gibidir, öyle dindar insan değiller. Onlar herkese her şeye saygı ve sevgi duymayı başta sayarlar. Ve aslında hala daha Mehmet Akif'in dediği gibi insanlardır, suç oranları çok düşüktür, kimsenin malına yan gözle bakmazlar, küresel krizden etkilenmelerine rağmen hırsızlığın ve cinayetin dünyada en az olduğu ülkelerdendir. Genelde ülkede yabancılar sorun çıkarır. Yani aslında onlarda ahlaklı olmak için dine ihtiyaç yoktur.

Tempus
25.01.11, 07:16
Öncelikle yazdıklarınız çok güzel, böyle doğruları söyleyebilecek insanlar görmek ne yalan söyleyeyim şaşırttı beni.

Yalnız bir konuda yanlışınız var, Japonlar genelde ya Şinto olur ya da Budist, Hıristiyanlık hala daha %1'in altında.:şd: Ama bugünkü Japonların %76'ya yakınını ateist, buna rağmen garip gelecek ama yinede tapınağa gidip dua ederler. Onlarda din bir ihtiyaç gibidir, öyle dindar insan değiller. Onlar herkese her şeye saygı ve sevgi duymayı başta sayarlar. Ve aslında hala daha Mehmet Akif'in dediği gibi insanlardır, suç oranları çok düşüktür, kimsenin malına yan gözle bakmazlar, küresel krizden etkilenmelerine rağmen hırsızlığın ve cinayetin dünyada en az olduğu ülkelerdendir. Genelde ülkede yabancılar sorun çıkarır. Yani aslında onlarda ahlaklı olmak için dine ihtiyaç yoktur.

Haklısın ama aslında eksik yazdığım için öyle göründü hatadan dolayı değil:DÇünkü demek istediğim şuydu,bir dini seçenler arasında en yaygın olan din demek istedim ama tabiki yazıdan o mana çıkmamış,eksik yazdığım için:)Yoksa orada budizm öretisinin yaygın olduğunu biliyorum zaten bu ateist oldukları anlamına da geliyor çünkü günümüzde din olarak değil de daha çok bir öğreti,felsefe olarak kabul ediyorlar.Ahlaklı olmak için de onlarda dine gerek yok derken,zaten inandıkları öğreti ve felsefe bunu aktardığı için yine doğal olarak inandıkları doğrultusunda öyle yaşıyorlar diyebiliriz:)Suç oranı gibi şeylerin düşük olması da bir çok şeye dayanıyor denebilir aslında,ben değil biz demeleri ve insana değer vermeleri gibi,güzel özellikleri var.Düşüncelerimi sevdiğin için teşekkürler,seninkiler de öyleler:)

obsesif
25.01.11, 08:22
valla ben ne Kore ne Japonya fanıyım. Ha birini seç derseler Japonya derim :D:

Bence bir milletin insanlarını eleştirmek, yermek, ya da mükemmelmiş gibi göstermek çok yanlış. Bugün sırf uzakdoğuya hayranlığım var diye adamların her şeyini kabul etmem, her yönlerine sempatiyle bakmam mümkün değil, ne Kore için ne Japonya için, Hele hele inanç olarak, değer yargısı olarak, hayata bakış olarak bu kadar farklıyken.

falla açıkçası ben kendi milletimi de böyle körü körüne beğenmem, hiç bir ırk, millet üstün özellikte değildir o şekilde görüp aşırı bir düşkünlük gösterip diğer milletin insanlarına farklı bakmak farkında olmadan faşistliğe girer açıkçası :P

Yaradan'da ötürü yaratılanı sevmek, sanırım en doğru ifade bu.. Dizileri izliyoruz, orda üretilen kurmaca dünyasına hayran hayran bakıyoruz, kendimizi olmadık hayallere sürüklüyoruz, ama bunların hiçbirinin gerçeklikle alakası yok, hayat bu kadar hafife alınacak bir şey değil. Oppa oppaa diye koreli aktörleri gözümüz kırpmadan izliyoruz ama karşıma Bi Rain gelse, obsesif seviyorum seni hadi gel koreye uçalım dese "lan yürü git" derim heralde (dermiyim aceba :P)

mesela geçen yeppudada bir üyenin bir yorumunu gördüm, liderim de liderim demiş.yorumun tümünü yazmıyorum ama bu kadarı bence fazla değil aşırı abartı, haşa sanki karşında töbe Allahım ya neyse :D:

yani hayatın gerçekleriyle kıyaslayınca onlar da bizim gibi sıradan insanlar, bize verilen sadece kamera önünde üretilmiş kurmaca bir dünya, haa gidip yaşamak, oralara yerleşmek kültürleri görmek güzel olmalı ama bir milleti de bu denli kutsallaştırmaya ben çok karşıyım. kutsallaştırma yanında eleştirip, yerin dibine sokmaya da..

Tempus
25.01.11, 08:44
valla ben ne Kore ne Japonya fanıyım. Ha birini seç derseler Japonya derim :D:

Bence bir milletin insanlarını eleştirmek, yermek, ya da mükemmelmiş gibi göstermek çok yanlış. Bugün sırf uzakdoğuya hayranlığım var diye adamların her şeyini kabul etmem, her yönlerine sempatiyle bakmam mümkün değil, ne Kore için ne Japonya için, Hele hele inanç olarak, değer yargısı olarak, hayata bakış olarak bu kadar farklıyken.

falla açıkçası ben kendi milletimi de böyle körü körüne beğenmem, hiç bir ırk, millet üstün özellikte değildir o şekilde görüp aşırı bir düşkünlük gösterip diğer milletin insanlarına farklı bakmak farkında olmadan faşistliğe girer açıkçası :P

Yaradan'da ötürü yaratılanı sevmek, sanırım en doğru ifade bu.. Dizileri izliyoruz, orda üretilen kurmaca dünyasına hayran hayran bakıyoruz, kendimizi olmadık hayallere sürüklüyoruz, ama bunların hiçbirinin gerçeklikle alakası yok, hayat bu kadar hafife alınacak bir şey değil. Oppa oppaa diye koreli aktörleri gözümüz kırpmadan izliyoruz ama karşıma Bi Rain gelse, obsesif seviyorum seni hadi gel koreye uçalım dese "lan yürü git" derim heralde (dermiyim aceba :P)

mesela geçen yeppudada bir üyenin bir yorumunu gördüm, liderim de liderim demiş. Ya liderim ne ya,, liderin kim, bu kadarı bence fazla değil aşırı abartı, haşa sanki karşında töbe Allahım ya neyse :D:

yani hayatın gerçekleriyle kıyaslayınca onlar da bizim gibi sıradan insanlar, bize verilen sadece kamera önünde üretilmiş kurmaca bir dünya, haa gidip yaşamak, oralara yerleşmek kültürleri görmek güzel olmalı ama bir milleti de bu denli kutsallaştırmaya ben çok karşıyım. kutsallaştırma yanında eleştirip, yerin dibine sokmaya da..




Haklısın valla,bu arada bir an acaba ben mi dedim liderim diye şüphe ettim,lideri severim yalan yok,SS501 bir müzik grubu nasıl olsa,fanı olmakta bir sakınca yok:D:Herkes kendi dünyasında yaşayacak ne olursa olsun bu değişmez,diğer bütün insanlar hayatlarımıza az yada çok temas edip,kendi izlerini bırakacaklar;)

obsesif
25.01.11, 08:49
Haklısın valla,bu arada bir an acaba ben mi dedim liderim diye şüphe ettim,lideri severim yalan yok,SS501 bir müzik grubu nasıl olsa,fanı olmakta bir sakınca yok:D:Herkes kendi dünyasında yaşayacak ne olursa olsun bu değişmez,diğer bütün insanlar hayatlarımıza az yada çok temas edip,kendi izlerini bırakacaklar;)


yaa yok,o belirttiğim yorumun tümünü yazmak istemedim açıkçası, liderim diyen pek çok kişi var onları kast etmedim,sevmek dinlemek tabi çok doğal, çok aşırı bi yorum gördüm vee biraz garipsedim, o kadar :D :P

Tempus
25.01.11, 09:00
yaa yok,o belirttiğim yorumun tümünü yazmak istemedim açıkçası, liderim diyen pek çok kişi var onları kast etmedim,sevmek dinlemek tabi çok doğal, çok aşırı bi yorum gördüm vee biraz garipsedim, o kadar :D :P

Tamam o zaman,korkutma beni:P:şd:Gerçek hayatta bile kimseye kör kütük aşık olamıyorum,buralardan olursam üzülürüm sonra heheAşırı yorum yazanların da gençlik ateşine verelim,uyusun,büyüsün,geçsin:şd:

LadyTurk
25.01.11, 09:13
valla ben ne Kore ne Japonya fanıyım. Ha birini seç derseler Japonya derim :D:

Bence bir milletin insanlarını eleştirmek, yermek, ya da mükemmelmiş gibi göstermek çok yanlış. Bugün sırf uzakdoğuya hayranlığım var diye adamların her şeyini kabul etmem, her yönlerine sempatiyle bakmam mümkün değil, ne Kore için ne Japonya için, Hele hele inanç olarak, değer yargısı olarak, hayata bakış olarak bu kadar farklıyken.

falla açıkçası ben kendi milletimi de böyle körü körüne beğenmem, hiç bir ırk, millet üstün özellikte değildir o şekilde görüp aşırı bir düşkünlük gösterip diğer milletin insanlarına farklı bakmak farkında olmadan faşistliğe girer açıkçası :P

Yaradan'da ötürü yaratılanı sevmek, sanırım en doğru ifade bu.. Dizileri izliyoruz, orda üretilen kurmaca dünyasına hayran hayran bakıyoruz, kendimizi olmadık hayallere sürüklüyoruz, ama bunların hiçbirinin gerçeklikle alakası yok, hayat bu kadar hafife alınacak bir şey değil. Oppa oppaa diye koreli aktörleri gözümüz kırpmadan izliyoruz ama karşıma Bi Rain gelse, obsesif seviyorum seni hadi gel koreye uçalım dese "lan yürü git" derim heralde (dermiyim aceba :P)

mesela geçen yeppudada bir üyenin bir yorumunu gördüm, liderim de liderim demiş.yorumun tümünü yazmıyorum ama bu kadarı bence fazla değil aşırı abartı, haşa sanki karşında töbe Allahım ya neyse :D:

yani hayatın gerçekleriyle kıyaslayınca onlar da bizim gibi sıradan insanlar, bize verilen sadece kamera önünde üretilmiş kurmaca bir dünya, haa gidip yaşamak, oralara yerleşmek kültürleri görmek güzel olmalı ama bir milleti de bu denli kutsallaştırmaya ben çok karşıyım. kutsallaştırma yanında eleştirip, yerin dibine sokmaya da..




Bu yazının altına imzamı atarım! Her şeyi kabul etmek doğru değil.:ş) (Ama Japonya fanıyım...:şd:)

BubbleDreams
25.01.11, 09:50
tombul ve kısa diye adlandırmak hakaret ya da küçümseme değil ki.
ayrıca gercek olanı söylüyorum. tabiki çok güzel ve uzun olanlarıda var ama geneli bu.
yağlayıp öve öve bitiremeyince sorun olmuyorda biraz eleştirince mi insanların gücüne gidiyor. kusura bakmayın ama yıllardır korelilerin içinde olduğum için sadece dizi takip ederek koreyi tanıyanlardan daha iyi biliyor olduğumu düşünüyorum.
ayrıca gidip orda uzun sure yasayan turklere bir sorun , bir tanesi koreyi överse ben söylediklerimi geri alırım.
gidin sultan ahmette esnafa sorun, orda bile koreli turist gelmesinde japon gelsin derler .
ayrıca kusura bakmayın ama korelilerin bir coğu (hepsi değil) muslumanları sevmiyor , ezanı duymaya dayanamıyor . koreli bir bayanla 2 yıl istanbulda aynı evde kaldım , ezan okunduğunu ben bile fark etmezken bana off şu ezanı ikide birde duymak ne rahatsız edici diyordu. daha 1 hafta önce korelinin biri yabancı bir formda '' musluman erkekler kadar asalak ve pislik insan yok '' diye bir konu açmıştı ....
işte bu gibi sebeblerden dolayı çok soğudum koreden. bende sizin gibi kore çılgınıydım..
tanıdıkça hayallleri yıkılıyor insanın ....
tabiki çok iyileri de var yok değil.... umarım gercekten tanıma fırsatınız olur ...

bahar esintisi
25.01.11, 10:34
ben normalde ingilterede yasıyorum eşimle de orda tanıştık zaten.
eşim korede yasamak istiyor ama biz düğünü ingilterede yaptığımız için korede gecerli olmuyor nikahımız. korede kaldığım süre zarfında çalışma iznim olduğu için şirketten ötürü problem olmuyordu ama işten ayrıldım , o yuzden ancak turist olarak kalabiliyorum korede .
martın ortasında tekrar gideceğim ve nisanda korede nikahımız yapılacak. şuan turkiyedeyim . gitmeden evvel ailemi göreyim diye.
soruma cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim :)

bahar esintisi
25.01.11, 10:37
Kusura bakmayın ama burda'ki insanlar sanal ve gerçek hayatı bir birinden ayırt edemeyecek kadar ''bilinçsiz'' insanlar değil..! Ben kıyaslama yapmayı sevmem bu yüzden lafı daha fazla uzatmak istemiyorum ve bu konuyu'da burda kapatıyorum..Şunu'da bilin'ki bugün küçümsediğiniz insanlar gün gelir sizden daha üstün olurlar..!Buyrun sayfayı size devrediyorum istediğiniz gibi yönetin..:)
sana katılıyorum niksik bence de artık bu konuyu daha fazla uzatmanın anlamı yok.. herkes istediğine inanmakta özgürdür...

takashi
25.01.11, 10:49
Kusura bakmayın ama burda'ki insanlar sanal ve gerçek hayatı bir birinden ayırt edemeyecek kadar ''bilinçsiz'' insanlar değil..! Ben kıyaslama yapmayı sevmem bu yüzden lafı daha fazla uzatmak istemiyorum ve bu konuyu'da burda kapatıyorum..Şunu'da bilin'ki bugün küçümsediğiniz insanlar gün gelir sizden daha üstün olurlar..!Buyrun sayfayı size devrediyorum istediğiniz gibi yönetin..:)

Madem artık kimse cevap vermiyecek, ben de rahat rahat yazıyım:d1 (3): Demişşinki '' burda'ki insanlar sanal ve gerçek hayatı bir birinden ayırt edemeyecek kadar ''bilinçsiz'' insanlar değil.''
Bu forumda, bu şekilde olan çok fazla insan var malesef, sen görememişsin daha:şd: Ayrıca, kimsenin kore'yi küçümsediği falan da yok bence bu son yazılan mesajlarda. Oraya gitmiş, görmüş, yaşamış birisinin vermiş olduğu bilgilere inanmak, ordan burdan bulunmuş, güvenilirliği tartışılır şeylere inanmaktan çok daha doğru olmaz m?
Bu yazdığın bile senin G.KORE'ye toz konduramamanın bir işareti zaten.

korelilerin bir coğu (HEPSİ DEĞİL) muslumanları sevmiyor , ezanı duymaya dayanamıyor . koreli bir bayanla 2 yıl istanbulda aynı evde kaldım , ezan okunduğunu ben bile fark etmezken bana off şu ezanı ikide birde duymak ne rahatsız edici diyordu. daha 1 hafta önce korelinin biri yabancı bir formda '' musluman erkekler kadar asalak ve pislik insan yok '' diye bir konu açmıştı ....Sana göre bu yazılanada inanmaylım, çünkü bunu yazan koreyi küçümsemeye çalışıyor, değil mi?

BubbleDreams
25.01.11, 10:54
aslında benim bu siteye katılmamın 3 amacı vardı ..
ilki korede yasayan bayanlar var ise onlarla tanışıp arkadaslık edebilirim belki çünkü orda yasadığım süre zarfında inanın insan turkçe konuşmayı bile özlüyor ..

ikinciyi ,koreceyi bildiğim için çeviri konusunda yardımım dokunur , daha ingilizceye dahi cevrilmemiş dizileri turkçeye cevirip çabucak izleme sansımız, sansınız olur diye ..

üçüncüsü, kore hayranı , koreye ilgi duyan turk arkadasım hiç yoktu , hatta koreli ile evlendim diye , kore kültürüne ilgim var diye sanki bana uzaylıymışım gibi bakılıyordu turkiyede . koreni,n ne olduğu bile bilinmiyor, insanlar 'a bi japonca konuşta duyalım ' diyordu . ben japonca bilmiyorum korece biliyorum dediğimde ' ne fark var canım ikiside aynı değili sanki ' diyorlardı .
belki burada koreye ilgi duyan turklerle karsılasıp arkadaslık ederiz ,belki ben onlara koreden mektup yazarım vesair diye düşündüm, görmek istedikleri seyler var ise fotoraf cekerim diye düşündüm.

bastan beri biraz negatif yazılar yazdığımın bende farkındayım ancak insanların sadece korenin olumlu yanlarını görüp olumsuz yanlarına kulak tıkamaları , taparcasına sevmelerini gördükçe bunu korelilerin gercekten hak etmediğini düşünüp üzülüyorum. Kusura bakmayın ama turk insanı çok abartıyor . Daha gecen hafta 3 koreli erkek arkadsımızla sultan ahmette meydanda dururken karsıdan gelen 2 bayan '' aaa karsıda koreli erkekler baksana oppalar iste , hadi atlayalım üstlerine'' diye bir sey söylediler , koreli çocuklar turkçe biliyordu , ben çok utandım o munasebetsiz hanımlar yuzunden.

bu kadar tapmaya gerek yok , hak etmiyorlarda .. ama sanırım ben ne desem boş çünkü yaslarınız genç olduğu için herseyi toz pembe göreceksiniz gidipte onların içinde yasamazsanız . Ben körü körüne bağlı olmadığım ve burdaki bakış açısı ile devam da edemeyeceğim için bu yazımdan sonra hesabımı iptal edeceğim.

hepinize bol şanslar ve umarım birgün gercekten korede yasama ve tanıma farsatı bulursunuz.

kapadokyalı
25.01.11, 11:05
aslında benim bu siteye katılmamın 3 amacı vardı ..
ilki korede yasayan bayanlar var ise onlarla tanışıp arkadaslık edebilirim belki çünkü orda yasadığım süre zarfında inanın insan turkçe konuşmayı bile özlüyor ..

ikinciyi ,koreceyi bildiğim için çeviri konusunda yardımım dokunur , daha ingilizceye dahi cevrilmemiş dizileri turkçeye cevirip çabucak izleme sansımız, sansınız olur diye ..

üçüncüsü, kore hayranı , koreye ilgi duyan turk arkadasım hiç yoktu , hatta koreli ile evlendim diye , kore kültürüne ilgim var diye sanki bana uzaylıymışım gibi bakılıyordu turkiyede . koreni,n ne olduğu bile bilinmiyor, insanlar 'a bi japonca konuşta duyalım ' diyordu . ben japonca bilmiyorum korece biliyorum dediğimde ' ne fark var canım ikiside aynı değili sanki ' diyorlardı .
belki burada koreye ilgi duyan turklerle karsılasıp arkadaslık ederiz ,belki ben onlara koreden mektup yazarım vesair diye düşündüm, görmek istedikleri seyler var ise fotoraf cekerim diye düşündüm.

bastan beri biraz negatif yazılar yazdığımın bende farkındayım ancak insanların sadece korenin olumlu yanlarını görüp olumsuz yanlarına kulak tıkamaları , taparcasına sevmelerini gördükçe bunu korelilerin gercekten hak etmediğini düşünüp üzülüyorum. Kusura bakmayın ama turk insanı çok abartıyor . Daha gecen hafta 3 koreli erkek arkadsımızla sultan ahmette meydanda dururken karsıdan gelen 2 bayan '' aaa karsıda koreli erkekler baksana oppalar iste , hadi atlayalım üstlerine'' diye bir sey söylediler , koreli çocuklar turkçe biliyordu , ben çok utandım o munasebetsiz hanımlar yuzunden.

bu kadar tapmaya gerek yok , hak etmiyorlarda .. ama sanırım ben ne desem boş çünkü yaslarınız genç olduğu için herseyi toz pembe göreceksiniz gidipte onların içinde yasamazsanız . Ben körü körüne bağlı olmadığım ve burdaki bakış açısı ile devam da edemeyeceğim için bu yazımdan sonra hesabımı iptal edeceğim.

hepinize bol şanslar ve umarım birgün gercekten korede yasama ve tanıma farsatı bulursunuz.
ya lütfennn hesabınızı kapatmayınnnn!!!:F gerçekten sizin bilgilerinizi ve deneyimlerinizi duymak istiyorum yanlış falan anlaşılmadınız lütfen gerçekleri söylemeye devam edin :)

LadyTurk
25.01.11, 11:10
Yani ben bizim insanımızı hakikaten anlamıyorum! Gerek kendi yaş grubumu, gerek büyükleri!
Üniversitemizde biraz daha açık görüşlü insanlar, ama halka asla inmiyor bu olay!
Bizim ülkemiz asla ama asla gelişmiş bir ülke olamayacak! Çünkü biz ELEŞTİRİYE asla açık bir millet olmadık! Bir şeyine körü körüne bağlandık mı, daha ona laf söyletmiyoruz! Oysa Avrupa'da ve Amerika'da insanlar ülkelerini yerden yere vuruyorlar, hiçte vatan haini vs. gibi damgalar yemiyorlar! Japonya'ya, Kore'ye, Amerika'ya ya da kendi ülkemize neye hayran olursak olalım, eleştiriye açık olmak zorundayız!

En basitinden şu yazıya yorum yaptım = http://www.asyagunlugu.com/japonya/neden-japonya-guney-kore-gibi-olamaz.html#comment-66

Hemen o akşam şöyle bir yazı yayımlanmış = http://www.asyagunlugu.com/ana-sayfa/dinamik-japonya%e2%80%99dan-hevesi-kirilmis-japonya%e2%80%99ya.html#comment-67

Nedir bu şimdi? Açıklayın... Bende yazılanlar doğru dedim ki doğru yani Japonya'yı seviyorum diye gerçeklerini görmezden gelemem...

Fatih-K
25.01.11, 11:12
Aldırma BubbleDreams, sitede her ne kadar hayal dünyasında yaşayanlar olsada gerçeklerden haberdar azımsanmayacak üye arkadaşımızda var. İsteyen gerçekleri görür ve kabullenir istemeyende toz pembe masal dünyasında yaşamaya devam eder.

------------
25.01.11, 11:13
@BubbleDreams ın sölemek istediği hakaret amaçlı değildi bi insanı tarif ederken kilolu ise onu nasıl tarif ediceksiniz ya da kısa boyluysa kısa ve tombul ya da kilolu dersiniz değil mi onun tarifini yapmış @niksiz ise hakaret boyutunda ele almış ki yersiz bi düşünce. abartmamak gerektiğini düşünüyorum çok şirin şeker olabilirler koreliler beğeniyoruz severek ailecek izliyoruz ama kimseyi de bunun için kırmam değmez. her iki arkadaşa da teşkler bizlere korenin ve korelilerin farklı yönlerini gösterdikleri için

ikinciyi ,koreceyi bildiğim için çeviri konusunda yardımım dokunur , daha ingilizceye dahi cevrilmemiş dizileri turkçeye cevirip çabucak izleme sansımız, sansınız olur diye ..

ayrıca bu düşünce çok hoş var mı çevrilemyi bekleyen diziler çevirmenler :F

kapadokyalı
25.01.11, 11:21
gerçekleri bilmek canımızı sıkabilir ama gerçeği değiştirmez bende bir kore fanıyım :)
ama abartmaya gerek yok onlarda bizler gibi insanlar sonuçta iyileri kötüleri güzelleri çirkinleri iyi yönleri kötü yönleri olacak elbet :) izlediğimiz diziler filimlerne kadar gerçek olabilirki hem :)
dizilerini izlemeyi şarkılarını dinlemeyi seviyorum hemde çok ama bi koreliyle yapabilirmiydim yada korede yaşayabilirmiydim hiç sanmıyorum ...
BubbleDreams arkadaşımız bir koreliyle evli olduğunu orada yaşayacağını söylüyor elbette bizlerden daha iyi tanıyor onları ve bildiklerini bizlerle paylaşmak istemiş iyide etmiş ben çok memnun oldum bunun için çok teşekkürler ve devamını ısrarla bekliyorum :)

ha bide bende korelilerin Türkleri çok sevdiği masalına inanmıyorum (istinalar kaideyi bozmaz)

bahar esintisi
25.01.11, 11:27
arkadaşlar niksiz arkadaşımız burda bizlere bilgi vermek amaçlı bu konuyu açmış kimseyi savunma amaçlı değil. Bu bilgileri bizlere verdiği için teşekkür etmeliyiz ona ama sizler tam tersini yapıyorsunuz arkadaşımızın çok üstüne gidiyorsunuz, lütfen birşeylere güzel yanından bakıp daha nazik olmanızı rica ediyorum...

takashi
25.01.11, 11:46
arkadaşlar niksiz arkadaşımız burda bizlere bilgi vermek amaçlı bu konuyu açmış kimseyi savunma amaçlı değil. Bu bilgileri bizlere verdiği için teşekkür etmeliyiz ona ama sizler tam tersini yapıyorsunuz arkadaşımızın çok üstüne gidiyorsunuz, lütfen birşeylere güzel yanından bakıp daha nazik olmanızı rica ediyorum...

Kimse üstüne gitmiyor:2ww: Sadece, verilen bilgilere ek olarak başka bilgiler veren arkadaşlar oldu. Ancak, gerçekler can yaktığı için buna inanmak istemeyenlerde var, ve bunu bir kötüleme olarak gören var.

kapadokyalı
25.01.11, 11:50
arkadaşlar niksiz arkadaşımız burda bizlere bilgi vermek amaçlı bu konuyu açmış kimseyi savunma amaçlı değil. Bu bilgileri bizlere verdiği için teşekkür etmeliyiz ona ama sizler tam tersini yapıyorsunuz arkadaşımızın çok üstüne gidiyorsunuz, lütfen birşeylere güzel yanından bakıp daha nazik olmanızı rica ediyorum...
gerçekten kimsenin üzerine gitmek gibi bir niyetim yokxzxz
nicksiz arkadşıma bu konu için teşekkürler gerçekten onun ve diğer arkadaşların yorumlarından çok şey öğrendim ama tüm fikirlere açık olmalıyız diye düşünüyorum saygılar:F

LadyTurk
25.01.11, 11:51
Nerden çıktı üstüne gitmek?? Tam tersine sağolsun niksiz arkadaşımız mükemmel paylaşımlar yapıyor, teşekkürde ettim ona. Ben genelleme yaptım, gerçeği görmek istemeyenlere!

_sunflower_
25.01.11, 11:54
Benim kimseyi savunduğum yok arkadaşlar, kimseyi savunmak amaçlı bir şeyde yazmadım, ama görüyorum ki sizler öyle algılamışsınız. Enes Kaya sekiz yıldır korede yaşıyor isterseniz kore hakkında merak ettiklerinizi birde ona sorun. http://///////////////////NurEslem#!/profile.php?id=832907242 (http://nureslem/#%21/profile.php?id=832907242)

bahar esintisi
25.01.11, 11:56
arkadaşlar bu kadar kötüleme yaptıktan sonra nasıl üstüne gidilmediğini söylersiniz? bakın yukarıda bir arkadaşımız her insanın iyisin ve kötüsünün olduğunu söylemiş sanki ülkemizde bu tür olaylar yaşanmıyor mu? Ben hem müslüman olup hem de ezan sesinden rahatsız olan bir çok türk gördüm.. bu gerçekleri de unutmayın lütfen...

susanisyan
25.01.11, 11:59
Arkadaslar neden birbirnizi yanlis anlayip kiriyorsunuz anlamiyorum sonucta hepimiz uzakdogu yu seven insanlariz bu tartismalar gereksiz degilmi sizce ayrica ikinizinde verdigi bilgilerden dolayi Teksekkür ettim niksiz arkadasimizin paylastigi bilgiler arasinda kizlarin ugradigi tacizlerdende bahsediyordu malesef erkekleri bu konuda anlamak zor ayrica bu taciz konusunda Türkiyede sadec 4 gün kalmama ragmen benden kötü not aldi malesef :( bu nedenle sadece Korede degil bir cok ülkede bu bayanlarin korkusu olmaya basladi:(
Yanlis anlamayin sadece Türkiye degil Italya ve Yunanistandada ayni olaylarla karsilastim bu nedenle Tacizci Erkeklerin beyinlerini yikayan bir kurum olmali bence:7:

kapadokyalı
25.01.11, 12:01
arkadaşlar bu kadar kötüleme yaptıktan sonra nasıl üstüne gidilmediğini söylersiniz? bakın yukarıda bir arkadaşımız her insanın iyisin ve kötüsünün olduğunu söylemiş sanki ülkemizde bu tür olaylar yaşanmıyor mu? Ben hem müslüman olup hem de ezan sesinden rahatsız olan bir çok türk gördüm.. bu gerçekleri de unutmayın lütfen...
malesef böyle insanlarımız varr :girl_cray:her ülkenin artıları ve eksileri var bizde başka bişey söylemiyoruz zaten :F
gerçekten nicksiz arkadaşımızın şahsına bişey söyledik yanlış anlaşılmasın :F

bahar esintisi
25.01.11, 12:01
Madem artık kimse cevap vermiyecek, ben de rahat rahat yazıyım:d1 (3): Demişşinki '' burda'ki insanlar sanal ve gerçek hayatı bir birinden ayırt edemeyecek kadar ''bilinçsiz'' insanlar değil.''
Bu forumda, bu şekilde olan çok fazla insan var malesef, sen görememişsin daha:şd: Ayrıca, kimsenin kore'yi küçümsediği falan da yok bence bu son yazılan mesajlarda. Oraya gitmiş, görmüş, yaşamış birisinin vermiş olduğu bilgilere inanmak, ordan burdan bulunmuş, güvenilirliği tartışılır şeylere inanmaktan çok daha doğru olmaz m?
Bu yazdığın bile senin G.KORE'ye toz konduramamanın bir işareti zaten.

Sana göre bu yazılanada inanmaylım, çünkü bunu yazan koreyi küçümsemeye çalışıyor, değil mi?

Arkadaslar neden birbirnizi yanlis anlayip kiriyorsunuz anlamiyorum sonucta hepimiz uzakdogu yu seven insanlariz bu tartismalar gereksiz degilmi sizce ayrica ikinizinde verdigi bilgilerden dolayi Teksekkür ettim niksiz arkadasimizin paylastigi bilgiler arasinda kizlarin ugradigi tacizlerdende bahsediyordu malesef erkekleri bu konuda anlamak zor ayrica bu taciz konusunda Türkiyede sadec 4 gün kalmama ragmen benden kötü not aldi malesef :( bu nedenle sadece Korede degil bir cok ülkede bu bayanlarin korkusu olmaya basladi:(
Yanlis anlamayin sadece Türkiye degil Italya ve Yunanistandada ayni olaylarla karsilastim bu nedenle erkeklerin beyinlerini yikayan bir kurum olmali bence:7:

bence de arkadaşımıza katılıyorum böyle şeyler için birbirimizi kırmaya gerek yok...

takashi
25.01.11, 12:02
arkadaşlar bu kadar kötüleme yaptıktan sonra nasıl üstüne gidilmediğini söylersiniz? bakın yukarıda bir arkadaşımız her insanın iyisin ve kötüsünün olduğunu söylemiş sanki ülkemizde bu tür olaylar yaşanmıyor mu? Ben hem müslüman olup hem de ezan sesinden rahatsız olan bir çok türk gördüm.. bu gerçekleri de unutmayın lütfen...

Bu konunun bizim ilkemizle ne alakası var arkadaşım? İlla birisi de çıkıp
''Bizim ülkemizde de... '' demese olmaz zaten. Hemen kendi ülkeni de kötüle. Konu bizim ülkemiz olduğu zaman yaparsın bunu ama şuan durum başka!

bahar esintisi
25.01.11, 12:07
Bu konunun bizim ilkemizle ne alakası var arkadaşım? İlla birisi de çıkıp
''Bizim ülkemizde de... '' demese olmaz zaten. Hemen kendi ülkeni de kötüle. Konu bizim ülkemiz olduğu zaman yaparsın bunu ama şuan durum başka!
peki konu ne arkadaşım? :)

Fatih-K
25.01.11, 12:07
Yanlis anlamayin sadece Türkiye degil Italya ve Yunanistandada ayni olaylarla karsilastim bu nedenle erkeklerin beyinlerini yikayan bir kurum olmali bence:7:

Yukarıdaki satırlara ''tacizci'' kelimesini eklemek istiyorum.

takashi
25.01.11, 12:11
peki konu ne arkadaşım? :)

Konunun bizim ülkemiz değilde, G.Kore olduğunu anlayamadıysan
elimden bir şey gelmez...

LadyTurk
25.01.11, 12:13
Yukarıdaki satırlara ''tacizci'' kelimesini eklemek istiyorum.

Arada erkeklere sataşalım ya...:şd::şd::şd: Çok güzel sizi kızdırmak.... :7::7::7:

Şaka yapıyorum, eminim o arkadaşta şaka yapmıştır.

Fatih-K
25.01.11, 12:21
Tabii ya işe Koreli uppalara sataşarak başlayın o zaman hehe.
susanisyan'ın niyetinden ve açıklamak istediğinden şüphem yok sadece son paragrafta o kelimenin eksik olduğunu belirtmek istedim.:jj:

obsesif
25.01.11, 12:48
@BubbleDreams paylaştığın bilgiler için çok teşekkür ederim...
burda bilinçli pek çok insan olduğu gibi korede'ki starları insanüstü varlıklarmış gibi gören insanlar da var ne yazık ki.. bu aşırı tutuculuğu hiç anlamasam da elden de bir şey gelmiyor maalesef..
umarım hesabını sildirip gitmemişsindir.
foruma çok katkın olacağını düşünüyorum..

korefan
25.01.11, 12:58
ya ben konunuzdan ayrılıp başka birşey sormak istiyorum acaba korede çalışan ve yaşayan hatta bir koreli insan yavrusuyla evlenicek olan arkadaşa bu sorum(kusura bakmayın o arkadaşın nikini unuttuğum için bu kadar uzatmak zorunda kaldım neseeeee)korede nasıl bir iş yapıyordunuz ve neden işinizi korede yapmaya karar verdiniz?
heeeee bu arada hayırlı uğurlu olsun rabbim huzurlu ve mutlu bir evlilik verir inşallah:jj:

_sunflower_
25.01.11, 13:11
Benim bu konuyu açmamın nedeni sizlerle güzel bilgiler paylaşmaktı, ama görüyorum ki asya günlüğü günlük olmaktan çok tartışma panosuna dönmüş.!

obsesif
25.01.11, 13:22
konuyu silmene gerek yok niksiz..
bence çok büyük tartışmalar olmadı, fikir alışverişi yaptık ve açıkçası ben pek çok şey öğrendim ..

konu için teşekkürler :F

zülalk
25.01.11, 17:33
sanırım farklı görüşleri sinirlenmeden dinlemeyi başaramayan bir milletiz :D bence konu güzel ve aydınlatıcı olmuş herkes kendi penceresinden gördüklerini, yaşadıklarını yada hissettiklerini yazmış ne güzel

nessa
25.01.11, 18:23
Şuana kadarki bütün yorumlar bizler için çok aydınlatıcı.. Ayrıca ben bir sataşma görmüyorum nicksiz arkadaşım. Getirdiğin bilgiler çok değerli. Elbette bu bilgiler olumlu ya da olumsuz eleştirilecek. Eğer burada eleştrilecek korkusuyla "bilgi paylaşımı" yapmasaydık, insanların bilgi edinme hakkını zaptetmiş olurduk. Herkes yaşadıklarından birşeyler paylaşmaya çalışmış. Sonuçta yıllardır süre gelen tartışma konusu "Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?". Genel olarak bu tartışmanın sonucu da "Çok gezen" çıkar! Şuanda burada yaşadıklarını bizlerle paylaşan BubbleDreams arkadaşımız var. Bu bilgileri birinci ağızdan duymak çok güzel birşey değil mi? Bunu bir kaç yerde daha söyledim. Bu yüzden okuyan arkadaşlar sıkılabilir ama 8 yıldır Kore'de yaşamış hocam Kore insanının çok da mükemmel olmadığını söylüyor. Ayrıca bu demek değildir ki, Kore kötü Japonya mükemmel. Hayır! Elbetteki Japonya'nın da kötü tarafları var. İnsan olarak 4+4 lük yaratılmamışız. Bu nedenle Japonlarda mükemmel değil. Herkes kendindeki olanı görürse kimse kimseyi yanlış anlamaz. Lütfen bu yazdıklarımı kötü olarak yorumlamayın. Sadece kendi açımdan olaylara bakıyorum. Kore'yi gerçekten çok seviyorum. Ancak Korelilere körü körüne aşık değilim. Elbette şaka amaçlı yazdıklarımız olabilir ama bu herşeyin farkında olmadığım anlamına gelmez. Lafı çok uzattım farkındayım. Bu yüzden burada bırakıyorum. Tek ümidim birbirinizi yanlış anlamamanız, kelimelerinizi kalp kıracak şekilde seçmemeniz ve niksiz arkadaşımın paylaşımlarına devam etmesi.. :) Niksiz lütfen paylaşımlarına devam et. :F

_sunflower_
25.01.11, 18:50
13.11.2007 Salı
Nazlı Eray, Fatma Karabıyık ve Sevim Ak’la birlikte, bugün saat 20.05’te Seul’e uçacağız.
Gidiş nedenimiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanı Ümit Yaşar Gözüm’ün seyahatimizle ilgili şu temennilerinde yer alıyor: “Grubunuzun Kore’ye seyahatiyle, üç-beş yazarımızın daha eserinin yurt dışına taşınmasını, orada Türk edebiyatının en güzel şekliyle tanıtılmasını temenni ediyorum.”
Uçuş saatine az bir zaman kala çıkış kapısının değişmesi yüzünden yaşadığım yoğun koşuşturmayı saymazsam, uçağa vukuatsız bindiğimi söyleyebilirim. Uçak zamanında kalktı; yaklaşık 10 saat sonra Seul’de olacağız.
***
Türkiye saatiyle 02.oo sularında ufuk çizgisi belirdi. Seyrine doyum olmayan bir renk ayrışması… Kan kırmızısı bir ışık çizgisi üstünde, “karanlığın, bir koyun postunun yüzülüşü gibi aydınlığın üstünden yüzülüşü…”nü izleyerek uyudum.
14.11.2007 Çarşamba
Türkiye saatiyle 06.oo, Kore saatiyle 13.oo sularında Seul’e indik. Pasaport kontrolünden ve gümrük noktasından problemsiz geçtik.
Alan çıkışında bizi International Affairs and Public Relations Division koordinatörlerinden Han Yeh-rim (Niki) Hanım karşıladı. Niki, çıtı-pıtı, dünyanın en güzel gülümsemesini yüzünde taşıyan bir genç kız. Bunun için “Öğrenci misiniz?” diye sorma ihtiyacı duydum. Oysa ki üniversiteyi bitireli yıllar olmuş. Kore insanının ilginç özellikleri: Gerçek yaşlarını hiç göstermiyor oluşları ve özellikle otuz yaş sonrasında birbirlerine benzemeye başlayarak, hep genç görünmeleri…
***
Seul’un trafiği İstanbul’unkini aratmıyor. Alandan, seyahatimiz boyunca kalacağımız Hotel President’e yaklaşık iki saatte geldik. Niki, otele giriş işlemlerimizi çarçabuk yaptırdı. Ona, öğle yemeği yemeyeceğimizi söyleyerek, dinlenmek üzere 23. kattaki odalarımıza çıktık.
Hotel President, Seul’un uluslararası finans şirketlerinin de yer aldığı, rengarenk ışıklarla süslenmiş devasa iş merkezlerinin bulunduğu kuzey bölgesinde yer alıyor.
***
Translations and Publications Division koorinatörlerinden Yim Jovan Hanım, saat 18.30’da bizi otelden alıp, akşam yemeği için otelin yakınlarındaki YoungSon lokantasına götürdü. Lokantanın, on kişinin rahatça yemek yiyebildiği özel bir bölmesinde, Kore’nin yaklaşık 30 çeşitten oluşan mahalli yemeklerini tanıdık ve tattık. Yemeklerin büyük bölümü, yabancı dillere çevrilmesi mümkün olmayan isimler taşıyor. Mantar, bitki kökleri, pirinç ve balık ağırlıklı akşam yemeğinden damağımda yer edinen en ilginç tat cihnseng lapası ve balık çorbasıydı.
15.11.2007 Perşembe
Saat 05.oo.
Seul’un gece boyunca kuşandığı sis sürüyor ama kaldığım odanın pencerelerine denk düşen caddelerdeki ışıltıyı kuşatamıyor. Çok katlı binaların üstündeki dev reklam panoları, sise karşı caddelerin mevcut ışıltısını daha da çoğaltıyor.
Bu ışıltı birkaç saat içinde kaybolarak, yerini aceleci otomobillere ve telaş içinde koşuşturan bir insan kalabalığına bırakacak. O nedenle mevcut dinginliği yerinde izlemek, araçsız ve insansız caddeleri görüntülemek için aşağıya indim. Kaldığım oteli merkeze alarak, balık gözü lensle ışıltılı ve bomboş caddeleri fotoğrafladım. Balıkgözü lensin en sevdiğim yanı, mütekebbir görüntülere baş eğdirmesi…; çok geniş alanları kuşatarak, ilk bakışta idrak edemediğim güzellikleri, nimetleri bir karede toplayıvermesi.
Ortalıkta kimsecikler yokken Kore’nin kahvaltı kültürünü rahat rahat keşfetmek için otelin kahvaltı salonuna döndüm. Salonun yarısını dolu görünce, kendi tezcanlılığımla ve suya düşen hayallerimle dalga geçerek teselli buldum. Ders 1! Demek ki, neymiş, Seul’de gün erken başlıyormuş.
Akşam yemeğinde olduğu gibi, kahvaltı menüsünde de, Türkiye’deyken gözümü çokça korkuttukları köpek, fare, kurbağa cinsi mamullerden eser yoktu. Elmadan ananasa kadar birçok meyve, krep, omlet, çorbalar, üzümlü, kakaolu kekler ve bir sürü çörek… Yeşilçay, kahve ve portakal suyu… Krepin hatırını sorarak başlayıp, ananasla ünsiyet kurarak tamamladım kahvaltıyı.
***
Saat 12.oo.
LTI Korea / Kore Edebiyat Çeviri Enstitüsü’ndeyiz. Enstitüde yetkililerden Yoon Bu-Han ve Türk edebiyatının öğreticisi, çevirmeni olarak ünlenmiş Nana Lee tarafından karşılandık. Nana, grubumuzdaki herkesin gıyaben tanıdığı tek kişi. Dolayısıyla herkesin yanında götürdüğü kitaplar önce Nana’ya sunuldu. Nana’nın önünde poşet poşet kitaplar yığmakla kalınmadı, onunla çoklu bir muhabbet de başlayıverdi. Yoon Bu-Han, tebessümlerle, çokça gürültü üretimine de neden olan bu sahneyi bir müddet izledikten sonra, nazikçe, programımızın yoğun olduğunu, ilk toplantıyı hemen başlatması gerektiğini söyledi. İyi misafir ev sahibinin sözünü dinleyendir derler, biz de aynen öyle yaptık.
Yoon Bu-Han, hoşgeldiniz dedikten sonra, Enstitü müdürü Joon Ji Kwan’ın akşam yemeğinde bizimle birlikte olacağını belirterek, kendisinin de Mart ayında İstanbul’a geldiğini, bilimsel görüşmelerde bulunmak üzere Kayseri’ye geçtiğini, Türkiye’yi iyi tanıdığını ve sevdiğini, iki ülke arasındaki edebiyat ilişkilerini geliştirmek için karşılıklı çaba göstermemiz gerektiğini söyledi. Yarın bir toplantı daha yapacağımızı, orada daha detaylı bir görüşme imkanına sahip olacağımızı da söyleyen Yoon Bu-Han, bize yeni istikamet olarak Yayıncalar Şehri’ni gösterdi ve hemen Nana Lee’nin refakatinde yola çıktık.
Nana Lee, yaklaşık bir saat süren yoluculuğumuz esnasında herkesin sorularına cevap yetiştirmekle kalmadı, ziyaret edeceğimiz yerin önemi hakkında da bilgiler verdi.
***
Paju Bookcitiy / Yayıncılar Şehri, 150’si sahip, 250’si kiracı 400 yayıncıyı bünyesinde toplayan, matbaa, grafik – tasarım, baskı hazırlık ve basım işlerinin bir arada yürütüldüğü, adı üstünde sahiden bir şehir.
Yayınevlerine ait binaların tümü farklı bir mimari görünüme sahip. Hepsinin de son katları, dışarıdan gelen yazarların çalışma ve konaklamaları için ayrılmış.
Henüz bu şehirde yer almayan yeni yayıncıların yoğun talepleri üzerine projenin ikinci etabını da başlatmakla kalmamış, planlanandan çok daha az bir sürede altyapı çalışmalarını tamamlamışlar.
Bataklık bir arazinin ıslahıyla kazanılmış bir arazi parçası üzerine kurulan Paju Bookcity’nin dünya üzerinde başka bir örneği henüz yok. Üstelik bu şehrin oluşumunda başı çeken de devlet değil, doğrudan yayıncılar; bir araya gelip, güç birliği oluşturarak, deyim yerindeyse kendi göbeklerini kendilerini keserek bu şehri kurup, iş kapasitelerini de %20 oranında artırmışlar. Bu bilgileri, şehrin tanıtımı için bize izletilen VTR’deki resmi bilgilerden aktarıyorum.
Şehrin idari binasında, kafe-restoran, toplantı salonları ve bürolar yer alıyor. Bir odaya şehrin büyük bir maketini koymuşlar, maketi inceleyerek şehrin tümü hakkında detaylı bilgiye erişmek de mümkün olabiliyor.
İdari binadaki temaslarımızdan sonra Sevim Ak’ın iki kitabını basan çocuk kitapları yayınevine gittik. Yayınevinin sahibesi ve çalışanlarıyla bir süre sohbet ettikten sonra Büyükelçimizin vereceği akşam yemeğine yetişmek için Paju Bookcity’den ayrıldık.
***
Büyükelçimiz Deniz Özmen Bey ve eşi Bilge Hanım, mükemmel birer ev sahibi olmalarının da ötesinde, ikisi de iyi yazarlar kadar Türk edebiyatına vakıflar ve yeni yayınlanan kitapları bile çok yakından izliyor ve okuyorlar.
Deniz Bey, tam bir kitapkurdu. Grubumuzdaki yazarların ilgili oldukları türleri, kaç kitabının yayınlandığını biliyor. Sekreteri hakkımızdaki bilgiyi toplayıp, kendisine önceden sunmuş da ondan biliyor sanmayınız. Bu başka bir bilmek. Örneğin bana, “Çizgi Sanatında Dil ve Mesaj adlı kitabınızı çok merak ediyorum, edinemedim, hakkında yazılan bir yazıyı okumuştum” diyor. Bu bilgiler hazırlanıp sunulmuş bilgiler olamaz, zaman vakfedilerek, emek harcanarak edinilmiş bilgilerdi bunlar.
Büyükelçimizin yemeğinde kimler vardı?
Kore Savaşı’nda Türklerle ilgili yazılmış şiirleri derlemek üzere Seul’de bulunan, Erciyes Üniversitesi akademisyenlerinden Hatice Esin Köroğlu, LTI Korea Müdürü eleştirmen Joon Ji Kwan, bir romanı Türkçeye çevrilmiş Koreli yazar Kim Yong-Ha, bir belgesel çekimi için Türkiye’den gelmiş TRT ekibi, IMF Seul Temsilcisi Meltem Hanım, bizim ekip, Bilge Hanım’ın edebiyatla ilgili akıl ürünü, zor mu zor sorularını cevaplamayı çok daha öncelikli gördüğüm için kendilerine merhaba diyemediğim birçok muhterem zevat vardı yemekte.
16.11.2007 Cuma
Bugünkü programımız, özel Hankuk University of Foreign Studies’in (HUFS) Rektörü Park Chul’u ziyaretimizle başladı.
Türkiye’yi çokça ziyaret etmiş, Ankara Üniversitesi’ndeki kimi öğretim üyeleriyle dostluklar kurmuş olan Rektör, İspanyol Dili ve Edebiyatı profesörü, Donkişot uzmanı. Rektör’le karşılıklı hatır sormalardan ve hatıra fotoğrafı çekiminden sonra, üniversitenin Türk Dili Edebiyatı Bölümü’ne geçtik. Bölümün başkanlığını yürüten Prof. Dee Sung Kim, üniversite sahasına adım attığımız andan başlayarak bizimle çok yakından ilgilendi. Akademik kariyerinin neredeyse tümünü Türkiye’de tamamlamış olan Dee Sung Kim’in, Türkiye hakkında geniş bir bilgisi var ve harika bir Türkçe ile konuşuyor.
Bölüm dershanelerinden birinde çoğunluğunu bölümün 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin oluşturduğu bir grup öğrenciyi bizleri dinlemeye hazır olarak bulduk. Alkışlı bir karşılama ve merhaba faslından sonra bize ayrılan masaya oturduk. Alt sınıflardaki öğrencilerle konuşacağımız için Nana Lee çevirmenliği üstlendi. Bölüm Başkanı Dee Sung Kim ve LTI yetkilisi Yoon Bu-Han da kendilerine ayrılan yere oturduktan sonra ilk konuşmayı Nazlı Hanım yaptı. Kitaplarının sayısını, çevrildiği dilleri bildiren Nazlı Hanım, biraz uzunca kitaplarında geçen belli başlı serüvenleri anlattı. İkinci konuşmayı Fatma Karabıyık yaptı. Karabıyık, kendinden bahsetmeyi sevmediğini belirterek, kitaplarının sayısını verdi ve kısaca son kitabının konusunu anlatıp, bizlere zaman kalmasını da gözettiği için konuşmasını hemen bitirdi. Üçüncü konuşmacı Sevim Ak, Kore’de biri yayınlanan, bir diğeri yayınlanmak üzere olan iki kitabından ana hatlarıyla söz etti. Ben de öğrencilere hitaben şu konuşmayı yaptım:
“Konuşmama başlarken önce hepinize saygılarımı sunuyorum.
Seul’u çok beğendim.
İçinizde yazar olmak isteyenler lütfen ellerini kaldırabilirler mi?
Elini kaldıran kimse yok, buna çok sevindim, çünkü yazarlar eleştirmenleri sevmezler; sizler yazar olmak istemediğinize göre demek ki kendimi sizlere sevdirmek için şirinlikler yapmam gerekmeyecek.
Ben sizleri Türkiye’de şu gün itibariyle hangi kitaplar okunuyor, hangi dergiler izleniyor, bu konularda bilgilendirmek istiyorum.
Irak’taki otorite boşluğundan kaynaklanan, ülkeme yönelik kimi terör faaliyetlerinin de etkisiyle okurların özellikle tarih kitaplarına olan merak çokça artmış bulunuyor, dolayısıyla şu günlerde de en çok tarih kitapları yayınlanıyor ve okunuyor. Tarih bilgisi demek tarih bilinci demektir. Bunun edebiyatımıza da olumlu bir katkı sağlayacağına inanıyorum, çünkü tarih bilinci yerinde olmayanların edebiyat bilinçleri de yerinde olamaz.
Edebiyat türlerine gelince. Önce romandan bahsedelim isterseniz.
Tarihsel mitleri ve doğadaki gizemleri harmanlayarak, deyim yerindeyse tepe-takla ederek üretilmiş Herry Potter, Yüzüklerin Efendisi vb. romanlar, gösterimleri süren filmlerinin de etkisiyle hâlâ en çok okunan romanlar. Son romanlarında popülizme kaymış olan yazarların romanları da onları izliyor. Örneğin Orhan Pamuk, Buket Uzuner, Mehmet Uzun ve diğerlerinin romanları çok okunuyor. Elbette buradaki yazarlarımızın romanları da okunuyor.
Son çıkan iyi romanlardan biri İhsan Oktay Anar’ın Suskunlar adlı romanı. Ki hocanız Nana Hanım’ın Anar’ın romanlarını Korece’ye çevirme hazırlığı içinde olduğunu da burada öğrendim. Şimdiden onun bu çabasını kutluyor ve kendisine başarılar diliyorum. Bir de buraya gelirken Elif Şafak’ın da bir romanının çıkmak üzere olduğunu öğrendim. Sanırım bu roman da ülkemde çok okunan romanlardan biri olacaktır.
Öykü türüne gelince.
Öykü kitapları çok okunan kitaplar değildir ama iyi okunan kitaplardır. Biraz da bundan olmalı ki ben diğer türlerden daha çok öykü türüyle ilgileniyorum. Yeni yayınlanan öykü kitaplarının kayıtlarını tutuyorum, öykü üstüne kurumsal ve eleştirel yazılar yazmaya çalışıyorum. Bu nedenle öykü kitaplarının ülkemdeki durumuyla ilgili sizi daha genişçe bilgilendirmek istiyorum.
Ekim ayı sonu itibariyle Türkiye’de 76 öykü kitabı yayınlandı. Bunun 35 tanesi ilk kitap, bunun 19’unu da yeni kadın yazarlarımız yazdı.
76 öykü kitabından en dikkate değer onlar şu yazarların kitaplarıdır: Son Sait Faik Armağanını da kazanmış olan Refik Algan, Behçet Çelik, Ferit Edgü, Abdullah Harmancı, Cemil Kavukçu, Menekşe Toprak, Sibel K. Türker, Kamil Yeşil ve elbette ve elbette usta öykücü Mustafa Kutlu. Türk okurlar bugünlerde bu öykücülerin kitaplarını daha çok okuyorlar.
Şiir türünde ise durum biraz karışık. Şundan ki, internetteki amatör edebiyat sitelerinin ve kişisel blogların da etkisiyle çok şiir yazılıyor ve bu durum şiirimizde enflasyona neden oluyor. Türk şiiri, dünya şiiri içinde bir zirvedir ve genç şairlerimiz bu zirveye ulaşmakta maalesef çok zorlanıyorlar.
Buna rağmen elbette iyi şairler var ve hep olacaklar. Benim kuşağımdan Haydar Ergülen, İhsan Deniz, Hüseyin Atlansoy, Murathan Mungan, gençlerden Ömer Erdem, Hayriye Ünal, Serkan Işın, Birhan Keksin… Şiirleri ilgiyle okunan şairler…
Dergi ortamında ise, öykü türüne mahsus üç dergi çıkıyor: Hece Öykü, Eşik Cini, Notos Öykü. Bir de aylık öykü gazetemiz var: Kül öykü. Edebiyat dergilerinden de, her biri en az 15 yıllık bir geçmişe sahip olan Varlık, Türk Edebiyatı, Hece, Dergah, Kitap-lık dergileri yayınlarını sürdürüyorlar. Şiir dergilerindense Yasak Meyve dergisi göz dolduran bir dergi olarak yayınını sürdürüyor.
Belki herkesi bir daha böyle toplu halde bulamayabilirim. O nedenle, bizleri buraya davet eden Kore devletine, Kore Edebiyat Çeviri Enstitüsü’ne ve Yoon Bu-Han’a, Bölüm Başkanınız ve hocanıza, havaalanından bu yana ihtiyaç duyduğumuz her an yanı başımızda bulunan Han Yeh-rim’e, Yim Jivon’a, elbette Nana Lee hocanıza teşekkürlerimi sunarak konuşmamı tamamlıyorum.”
Programlanan sürenin bitmesi nedeniyle öğrencilerden birkaçının sorusunu cevaplayarak öğle yemeğine çıktık.
Yemek dönüşü HUFS’un audio-visual dil laboratuvarlarını gezdik. Yüzlerce bilgisayar ve televizyonla donatılmış olan bu bölümde, öğrenciler okudukları bölümlerin dillerini, o dili konuşan ülkelerin televizyonlarından dinledikleri gibi, yine o ülkelere mahsus CD, DVD kayıtlarından oluşan digital kütüphaneden yararlanıyorlar.
laboratuvarları gezdikten sonra, çevirmenlerle toplantı için LTI Korea’ya gittik.
Dostumuz Nana Lee, kadın üniversitesi akademisyenlerinden Eunkyung Oh, kandaşımız, kardeşimiz Hatice Esin Köroğlu çevirmenler, gruptaki üç yazar da kitabı çevrilecek yazarlar olarak karşılıklı oturdular. Ben de Türk edebiyatıyla ilgili olası soruları cevaplamak üzere onlarla oturdum.
Toplantıya başkanlık eden Yoon Bu-Han, dilleri belirli bir nüfus tarafından konuşulan Korece ve Türkçenin yüzyıllar boyunca konuşulabilmesi için bizlerin ortak işbirliği yapması gerektiğini, bu toplantının çevirmenlerle yazarları buluşturma amacına yönelik olduğunu, bu nedenle kendisinin sözü uzatmayıp onlara konuşma fırsatı tanıyacağını belirterek, sözü olara bıraktı.
Çevirmenler ve yazarlar daha çok ülke edebiyatlarını konuşup, Nana Lee “Kore edebiyatı hakkındaki düşünce ve gözlemleriniz nedir?”, Eun Kyung Oh “Türk edebiyatını nasıl tanımlarsınız?” diye sorunca, orta sahada iyice sıkışmış olan top zorunlulukla pas olarak bana yönelmiş oldu.
Ben de, asıl yazarların ve çevirmenlerin konuşması gerektiğini ancak sorulan soruların beni daha çok ilgilendirmesi nedeniyle bir süre konuşup, sözü kendilerine bırakmak durumunda olduğunu belirtip, Nana Lee’nin sorusundan başlayarak şunları söyledim:
“Kore edebiyatının başat türü öykü olarak görünüyor. Buna rağmen Batı edebiyatının ve romana yönelik okur ilgisinin de etkisiyle öykü sıkletindeki metinler roman adıyla yayınlanıyor. Bunlarla, Kore edebiyatının taklide itibar ettiğini, kendi asıl ruhunu ortaya koyan eserlerden yoksun bırakıldığını düşüyorum.
Türk edebiyatının niteliğine ve niceliğine gelince: Bu soru sabahki oturumumuzda öğrenciler tarafından da soruldu, Nazlı ve Fatma hanımlar kendi cevaplarını verdiler. Benim cevabım ise şöyledir: Türk edebiyatı Türk-İslam medeniyetinin edebiyatıdır. Arap, Fars ve Batı üçgeninde, üç ayrı damardan beslenerek sürekli modernleşmeyi bilmiş bir edebiyattır ve modernizm ideolojisine bulaşmaksızın modernleşmeye de devam etmektedir.
Ben eleştirmenim ve kitabımın çevrilmesi gibi bir derdim olmadığı içinde şu anda çok rahatım. Bu rahatlığıma bağlı olarak şunları da söyleyip, sözlerimi bitirmek ve sizleri baş başa bırakmak istiyorum:
Sanat eleştiriden öndedir. Eleştiri sanatı tamamlar. Örneğin, Nazlı ya da Fatma hanımların kitapları öncelikle çevrilmeli ve okunmalı ki, benim onların kitapları hakkında söylediklerimin Koreli okur nezdinde bir karşılığı olsun.
Her edebiyat biricik olmak, kendi değeriyle ve temsil ettiği geleneksel değerlerle birlikte var olmak zorundadır. Batılılar da bizde kendilerinde olmayan şeyleri arıyorlar, kendilerinde olan şeylerin bizim tarafımızdan da yapılıyor olmasına itibar etmiyorlar. Bir örnek verecek olursam, batılılar merhum udi Çinuçen Tanrıkorur’un udunu ve sesini dinlemeyi, onca rakçımıza ve popçumuza her zaman tercih ettiler. Bunun nedeni kendilerinde bir Çinuçen Tanrıkorur’un olmaması, rakçı ve popçularının ise çokça bulunmasıdır.
Eleştirmen olarak edebiyatın hasından, seçkininden yanayım. Bu nedenle seçkinci olmam çok doğaldır. Örneğin bireysel bunalımları bir edebiyat metni olarak Seul Bellow’dan okumak varken niye Kim Yong-Ha’dan okuyayım? Aynı nedenle Orhan Pamuk da iyi yazarlarımızdan biri olmasına rağmen bir Ahmet Hamdi Tanpınar’ı, bir Oğuz Atay’ı ondan daha önemli saymaktayım. Ama sizler çevirmenler olarak çevirdiğiniz kitapların çok satmasını istersiniz. Birer edebiyatçı-çevirmen olarak, yazar – eser – okur üçlüsünden doğan ekonomik ilişkileri nasıl dengeleyeceğinizi bilemem. Ama bu anlamda işinizin zor olduğunu biliyorum. Kolaylıklar diliyor ve sizi yazarlarımızla baş başa bırakıyorum.”
Çevirmenler ve yazarlarımız kendi aralarında ikili özel görüşmeler yapmanın gereğine inanmış olmalılar ki, karşılıklı somut bir teklif ya da talepleri olmaksızın bu toplantı sona erdi.
Hep birlikte, akşam yemeği için, sahibi ve işletmecisi Türk olan Pasha lokantasına gittik. Bu yemeğe, HUFS Türk Edebiyatı Bölümü okutmanlarından TÖMER elemanı Mesut Bey de katıldı. Birlikte bol sohbetli, çok lezzetli bir akşam yemeği yedik.
17.11.2007 Cumartesi
Bugün “Kültürel Tur” günümüz. Geziye saat 13.o’de başlayacağımız için, sabah kahvaltısından sonra 14 katlı bir alışveriş merkezi olan Lotte’ye takıldım.
Kültürel turumuzun ilk durağı, Seul’ün beş büyük kitapçısından biri olan Kyebo BookShop’tu. Bu kitabevinin Beşiktaş’taki Kabalcı kitabevinden 50 misli daha büyük olduğunu söyleyeyim, asıl büyüklüğünü siz hesap ediverin.
Kitabevinden sonra sarayı, ardından Kore’nin ilk Budist mabedini gezdik.
Benim sezgilerime göre, Nazlı Hanım’ın, kitaplarının çevirisi için Nana Lee ile başbaşa rahatça konuşabilme zamanı edinmek üzere akşam yemeğini topluca yememe ve turu erken tamamlama istekleri, öncelikle nezaketli ve çok zeki olan Nana Lee tarafndan reddedilince, bizim İstiklal Caddemize benzeyen hareketli bir yerde güzel bir akşam yemeği yedikten sonra tekrar buluşmak üzere ayrılarak dükkanları gezdik.
18.11.2007 Pazar
Nazımızı çeken ve zahmetimize katlanan vefakar Nana Lee ile saat 08.oo’de otelin lobisinde buluşup yine yola revan olduk.
Kuzey Kore’nin Güney Kore’yi işgal etmek için Seul’e 52 km.’lik sınır noktasında kazdığı ilginç tünele gittik.
Güney Kore, Kuzey Kore’ye karşı her şeyi kardeşlik ve birleşme düşüncesi üstüne inşa etmiş. Güney Koreliler, kuzeydeki kardeşleriyle buluşmak için yanıp tutuşurken, Kuzey Kore yöneticileri düşmanlığı besleyen, ayrılıkları derinleştiren işler yapmış ve daha şiddetli olarak yapmaya da devam ediyorlar.
Güney Kore, söz konusu olumlu tutumunun tipik bir örneği olarak Gycongui Line Rail’i yapmış, yani Kuzey Kore sınırına kadar, savaş esnasında tahrip olan demiryolunu yeniden döşemiş ve bitiş noktasına da süper bir istasyon kondurup, oraya şu tabelayı dikmiş: “Demir at koşmak istiyor!”.
İstasyon sembolik olarak açık tutuluyor. Öyle ki, danışma bölümünde bile iki memure sürekli olarak oturuyorlar. Bir anı olarak Kuzey Kore’ye vize alıyormuşuz gibi pasaportlarımıza vize mühürlerini vurduk.
Fasulye Festivali’ne ayaküstü uğradıktan sonra Seul’e döndük.
Nazlı Hanım, çevirmen Oh Hanımla özel görüşebilmek için bu gezimize katılmamıştı. Bizler de uzun yolun ve soğuk havanın etkisiyle çarşı gezmesini ve Seul Kulesi’ne çıkma programını iptal edip, ikindi sularında kapağı otele attık.
***
Akşam, Yoon Bu-Han bize bir veda yemeği verdi. Bu kez de çevirmen Oh Hanım’la özel görüşme yapacağından Fatma Hanım bize katılmadı. Yemek sonrası şu konuşmayı yaptım:
“Kore’ye ilk gelenler biz değiliz, son gelenler de biz olmayacağız. Bizden sonra da birçok yazar gelecek ve onlar da Türk edebiyatı hakkında, Kore edebiyatı hakkında gözlemlerini, düşüncelerini söyleyecekler, bilgi alışverişinde bulunacaklar.
Edebiyatın kendine mahsus bir nitelik sınırlaması ve değer sıkalası elbette vardır. Ancak edebiyat sonuçta bir insan yapısı olmakla beğenisi de görecelidir. Örneğin Orhan Pamuk, kimilerine göre çok iyi, kimilerine göre ise kötü bir yazar. Bilirsiniz Aristo bile dostlarının, sevenlerinin gözleri önünde idam edilmiştir. Bu her çağda mümkündür.
Bu göreceliliği aşarak ülke edebiyatları arasında kalıcı ilişkiler kurmanın yolu, sanırım vasat olanda buluşmaktan geçecektir. Edebiyatın ideolojisinin ve dininin olamayacağını, tüm dünya insanlığını buluşturan bir insani etkinlik olduğunu bilmek vasat olanda buluşmanın önemini daha da artıracaktır.
Kore’de çok şey öğrendik, gözlemledik. Bunları ülkemize taşıyacağız. Edebiyatlarımızla ilgili karşılıklı olarak yapılması gereken daha çok şey var. Bunların kimi bürokrasiyle, kimisi de doğrudan bizlerle ilgili. Bürokrasiyle ilgili olanlar konusunda biz ilgililerini, yetkililerini bilgilendiririz, iyi sonucun çıkmasında ısrarlı oluruz ama bunun ötesinde pratik olarak bir şey yapamayız.
Bizimle ilgili olan kısmına gelince: Daha önce de konuştuğumuz gibi karşılıklı olarak mutfağında yer aldığımız dergilerde dosyalar yapabilir, ilişkili olduğumuz gazetelerde konuyu öne çıkarabiliriz. Bu nedenle dayanışma istirham ediyorum. Çünkü ne dosya, ne de tanıtım karşılıklı bilgi, yazı olmaksızın gerçekleşemez. Bu anlamda benim üstüme düşen her görevi yapmaya hazırım.
İstirhamım odur ki, konuştuğumuz işler, uygulanabilir projeler konusunda gayretkeş olalım. Konuştuklarımız lütfen burada kalmasın, bir şekilde hemen başlayalım.
Dostluğunuz, ilginiz ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ediyorum.”
Yoon Bu-Han da aynı düşünce ve temennileri dile getiren bir konuşma yaparak Aristo’nun şu sözleriyle konuşmasını bitirdi: “Önemli olan mutlu yaşamaktır!”
***
Otele dönüp, yarın havalimanına saat kaçta ve nasıl gideceğimizi planladıktan sonra Koreli dostlarımızla kucaklaşarak vedalaştık.
Böylece Kore / Seul programımız tamamlanmış oldu.
***
İnşallah yarın gece ülkeme erişip, bu günlüğe şu notu da eklemeyi diliyorum:
“-Sevgilim Türkiye, delisi olduğum İstanbul! Sendeyim!”

_sunflower_
25.01.11, 18:52
Çok uzun olduğunu biliyorum arkadaşlar, okuya bilidiğiniz kadarını okuyun bende atlayarak okudum. ^-^

_sunflower_
25.01.11, 19:02
Türk askerinin 1950'li yıllardaki yardımıyla başlayan, 2002 Dünya Kupası'nda zirveye ulaşan Güney Kore-Türkiye kardeşliği, başkent Seul'de açılan Türk koleji ile taçlandı.

Seul Milli Eğitim Müdürlüğü, Türk müteşebbisler tarafından kurulan Rainbow (Gökkuşağı) Uluslararası Türk Koleji'nin açılışına onay verdi. Seul Milli Eğitim Müdürü J. Taek Kong, açılış izin belgesini, düzenlenen törenle okul kurucusu Eşref Sağlam'a verdi. Törene Güney Kore'nin FC Seul takımını çalıştıran Şenol Güneş, Seul'deki İstanbul Kültür Merkezi Müdürü Erhan Atay ve futbolcu menajeri Adnan Demir de katıldı. Kong, okulun iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerine katkıda bulunacağını belirterek hayırlı olması temennisinde bulundu. Törene katılan teknik direktör Şenol Güneş, Seul'de bir Türk kolejinin açılmasının mutluluk verici olduğunu ifade ederek "Tarihî bir güne şahitlik etmenin mutluluğunu yaşadım." dedi.
Kurucu Eşref Sağlam, okulun Güney Kore ile Türkiye'nin yanı sıra Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile Akdeniz ülkeleri arasında da köprü vazifesi yapacağını belirtti. Açılışın G.Kore-Türkiye resmî ilişkilerinin başlamasının 50. yılına denk gelmesinin anlamlı olduğuna değinen Sağlam, şöyle konuştu: "Türkiye-Güney Kore kardeşliği, 1950'de Türk askerinin savaşa katılarak 1005 şehit vermesiyle başladı. Askerimiz savaşın acılı yıllarında öksüz ve yetimler için burada Ankara Okulu'nu kurmuşlardı. Bu okul 10 yılı aşkın süre içinde 200'ün üzerinde öksüz ve yetimi eğitti. Ancak sonra çeşitli sebeplerle kapandı. Şimdi açılan Rainbow International School, Türkiye-G.Kore kardeşliğini pekiştirecek."
Güney Kore'de Türk insanına karşı özel bir sevginin yer ettiğini belirten Sağlam, "Türkiye'de 'Kardeş ülkeniz hangisi?' dendiğinde nasıl bazı ülke isimleri akla geliyorsa, Güney Kore'de de Türkiye akla geliyor. Biz bunu dostluğun ötesinde algılıyoruz. Bu yüzden Rainbow okullarının güzel işler yapacağına inanıyoruz." dedi. Bu yıl 30 öğrencinin eğitim öğretime başladığı Uluslararası Türk Koleji, ilköğretim 5. sınıfa kadar öğrenci alacak.

_sunflower_
25.01.11, 19:11
Türk askerine minnettarlar
Bir ülke düşünün ki; kilometre kareye 400 kişi düşüyor, sınırlarından taşacak kadar yoğun bir nüfusa sahip, petrol ve maden gibi doğal kaynaklardan yoksun. 2 milyon kişinin hayatını kaybettiği bir iç savaşla ikiye bölünmüş. Yollar, köprüler yıkılmış, sanayii yara almış, işyerleri limanları mahvolmuş. Sert bir iklimin hüküm sürdüğü, dünyanın en ölü köşelerinden birinde yer bulan bir ülke. Halk, ülkenin komünizmin pençesine düşmüş diğer yarısının tehdidine karşı kendisini korumak için bir başka ülkenin bütün askerî unsurlarına topraklarını açmış. Egemenliğinin sürekli tehlike altında olması yüzünden bütçesinin üçte birini savunma giderlerine ayırmış. Bu ülke uzak doğuda Japonya’dan sonra teknolojinin en son imkânlarını kullanarak kalkınmış ve dünyanın 11. ekonomik gücü hâline gelmiş. Biz bu ülkenin başarılarını yakından gördük... Bilinmeyenleri öğrendik. Tarih, 17 Ekim 1950 Türk askerinin Kore’ye ayak basışı... Ve biz de Türk askerinden 50 yıl sonra gittik.

_sunflower_
25.01.11, 19:13
Tertemizler
Bu düşüncelerle askeri müzeden çıktık ve bir taksiye atlayarak Olimpiyat Müzesi’ne gidecektik... Kore’nin para birimi Won. 1 Dolar, 110 Won... Bizdeki gibi bankalarda veya para değiştirme bürolarında para alışverişi yapabiliyorsunuz. Karaborsa yok. Askerî müzeye gelirken bindiğimiz taksi 3000 Won’dan açılmıştı... Bu bindiğimiz taksi ise 1300 Won’dan açıldı. Acaba biz bu “medenî” ülkede, gündüz, gece tarifesiyle mi yolculuk ettik? Yani bizi yabancı görüp soymak mı istediler?
Şoför durumu izah etti. İki türlü taksi varmış; biri normal, biri lüks. Lüks arabaların rengi siyah, geniş ve içi daha konforlu. Normaller ise yine Türkiye’ye göre lüks. Türkiye’de bulunan halkın bindiği arabaları düşünün. Normal taksiler bunlar. İlk bindiğimiz taksi lüks sınıfına giriyordu. Tabii bize başta izah etmedikleri için bilememiştik.
Taksi şoförleri “bozuğum yok!” muhabbetine yabancı. Biz “kalsın” dediğimiz hâlde, şoför buldu, buluşturdu, paranın üstünü son kuruşuna kadar vermek istedi.Taksiyle yol alırken merakla sokaklara, yürüyen insanlara, her şeye bakıyoruz. Dikkatimizi ilk çeken şey insanların son derece iyi giyimli olmaları. Sonra anladık ki, ne iş yaparlarsa yapsınlar, temiz giyinmeye özen gösteriyorlar. Bizi götüren taksi şoförünü görseniz, bir genel müdürken, can sıkıntısından değişiklik olsun diye taksicilik yapan biri zannedersiniz. Takım elbiseli, kravatlı ve son derece nazik.. Tebessüm yüzünden eksik olmuyor. Seul, İstanbul’dan da büyük. Çok geniş bir alana yayılmış ve 11 milyon nüfusa sahip. Ülkenin bütün nüfusu ise 46 milyon. Yüzölçümü de nüfusuna göre çok küçük 99 bin metrekare.. Biz 66 milyonuz yüzölçümü olarak neredeyse 8 kat büyüğüz. Nüfusu ise bizden sadece 20 milyon eksik.Onların millî gelirleri kişi başına 12 bin doların üstünde. Bizde yaklaşık kişi başına gelir 3 bin dolar.

_sunflower_
25.01.11, 19:16
Aile bağları çok güçlü
Biz de cami imamını merak etmiştik. Bir Türk cami imamı neden ve niçin Kore’ye gelmişti? Biraz sonra o bizim merakımızı, biz de onun merakını giderdik. Biz gazeteci olduğumuzu söyledik. İmam Faruk Zümbül sekiz yıldan fazla Kore’de vazifeliymiş. Kore İslâm Federasyonu Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir imam istemiş ve Zümbül vazifeye başlamış.
Türkiye’den imam gidişi, Türk askerinin Kore’den çekilmesinden beri gelenek halini almış gibi. Çünkü Kore’de İslâmiyet’in yaygınlaşması Türk askerleri sayesinde başlamış. Türk askeri savaşırken de ihtiyaçları için Türk Tugay Komutanı General Tahsin Yazıcı imam istemiş. İki müftü Türk askerleri için gönderilmiş. İlk gönderilen müftünün adı Zonguldaklı Abdülcafer Karaismailoğlu. Diğer müftü ise Niğdeli ve yedek subaymış. Seul’de Kore İslâm Federasyonu’na bağlı beş cami bulunuyor. Camiler Cuma günleri tıklım tıklım doluyormuş.Koreliler askerlerimizin hal ve hareketlerinden çok etkilenmişler. Askerlerimiz, savaş içinde bile sosyal faaliyet göstermişler ve bir okul yapmışlar. Okula da “Ankara Okulu” ismini vermişler. Bu okulun mezunları, her yıl bir araya gelir, geçmiş günleri yadederlermiş. İmam Zümbül de Zonguldaklı. Kore’de her hafta bir kişinin Müslümanlığı kabul ettiğini anlatıyor.. İmam Koreliler’e hutbeyi kendi dillerinden okuyor. Hutbe her hafta İngilizce ve Kore dilinde basılarak dağıtılıyor. İmam Zümbül’ün iki çocuğu da eğitimlerini Kore’de görüyor. Uzaklık yüzünden Türkiye’ye her yıl gelemiyorlar

_sunflower_
25.01.11, 19:17
Aile yapısı
Kore geleneklerine göre çocuklar evlenseler dahi ailesine ait oluyor. Bu da Koreliler’de güçlü bir aile yapısı olduğunu gösteriyor.
Gelin, baba evinden çıkıp kocasının ailesinin evine geliyor. Kapıdan girdikten sonra salonda kaynatasına secde eder gibi eğiliyor. Bunun anlamı “ölene kadar size bağlıyım” demektir. Bu da Konfiçyus felsefesinden ileri geliyor.
Koreliler’in âdetleri Anadolu âdetlerine çok benziyor. İlk erkek çocuk evlendikten sonra anne ve babasıyla aynı çatı altında oturmak zorunda. Annesinin yanında bile genç adam ne sigara, ne de içki içebiliyor. Yaşlılara ve çocuklara çok önem veriyorlar. Tanışmasalar bile birbirlerine saygıyla davranır ilk yolu ve yeri, yaşlı ve çocuklara verirler.

_sunflower_
25.01.11, 19:18
Üç isim kullanıyorlar
Koreliler’in muhakkak üç ismi bulunuyor. Esas ikinci isim kullanılıyor. Gelin evlenince isterse kendi soyadını taşıyabiliyor. İlk isim kişinin soyunu belirtiyor.
Kore’nin millî geliri çok yüksek, ama hayat da çok pahalı. Bir gencin ev sahibi olması için çok para kazanması lâzım. Mesela yeni evliler 60 metrekare evde oturabilmek için 20 bin dolar kaporayı gözden çıkarıyorlar. Sonra da en az bin dolar kira veriyorlar. Bir de şöyle bir usul var: 60 bin dolar verirseniz, evde ömür boyu oturmaya hak kazanırsınız, ama evin tapusunu alamazsınız. Tapu için bu miktarın üç katını ödemek zorundasınız. 90 metrekarelik dairelerin fiyatı 250 bin dolardan başlıyor.

_sunflower_
25.01.11, 19:19
Türkiye’ye gelmek istiyorlar
Kore’den, yılda 1 milyar doların üzerinde ithalat gerçekleştiriyoruz. Onlar da bizden en fazla 30 milyon dolarlık mal alıyor. Uzaklığından olsa gerek, işadamlarımız Kore’ye mal satmak için çaba sarfetmiyor. Onların bize ihracatları ise daha çok Türkiye’deki yatırımlarından dolayı. Bu yatırım bildiğiniz gibi otomotiv sahasında.
Büyükelçi Dağ, iki ülke ilişkileri hakkında şunları söyledi:
“Koreliler, Türkiye’yi ziyaret etmek istiyorlar ama bir türlü kapı açılamamış. Gelenler ise, geçmişte Türklerin Kore’de savaşmalarının hatırasına geliyorlar. Turizm şirketlerimizin, bir organizasyona girmeleri gerekiyor. Ankara’dan defalarca bir Turizm Müşaviri istememe rağmen gönderilemedi.
Halkın sevgisi bâki ama, üst yönetim halkın sevgisine muvazi bir ilgi göstermiyor Türkiye’ye. Biz Kore’ye ayak basalı 50 sene oldu, teşekkür babından bile bir Kore Cumhurbaşkanı Türkiye’ye gelmiş değil. Kore’de Cumhurbaşkanlığının temsil gücü Türkiye Cumhurbaşkanı’na göre çok yüksektir.”

_sunflower_
25.01.11, 19:22
Kriz ve milliyetçilik
Ülkede, 3 yıl önce büyük bir ekonomik kriz yaşandı. 10 binlerce insan işsiz kaldı. Krizin sebeplerinin başında, büyük şirketlerin dünya bankalarından kullandıkları kredileri geri ödemede zorlanmaları geliyor. Kriz sırasında, Kore Cumhurbaşkanı televizyonlara çıkarak halktan özür dileme erdemliğini göstermeyi bilmiştir. Belki hatırlarsınız, Cumhurbaşkanı bu sırada gözyaşlarını tutamamıştı.
Halk da büyük bir milliyetçilik örneği göstererek, krizi atlatabilmek için döviz tasarruflarını kendi paraları Won’a çevirdiler, ithal mal kullanmamak için kampanya açtılar, fabrikalarda emeklilik süresi gelmiş olanlar, yenilerin önünü açmak için gönüllü emekli oldular. Halkın dayanışması ve devlete güveniyle krizi atlatmayı başardılar. IMF Heyeti ile günlerce süren görüşmelerin sonunda, Kore 57 milyar dolar yeni kredi almayı başardı. Son dilim 7 milyar dolarlık krediyi ise artık krizi atlattığı için kullanmaya gerek kalmadı.
Kore bizim ufkumuzu açtı. Keşke, herkes Kore’ye gidip gelebilse de, Korelilerin millî hislerini ölçebilse.

susanisyan
25.01.11, 19:27
Yukarıdaki satırlara ''tacizci'' kelimesini eklemek istiyorum.
Tesekkürler Fatih bütün erkekleri kapsayan bir yaziya dönüsmüs sayende düzelttim yanis anlamadigin icin tekrar tesekkür ederim:şd:

_sunflower_
25.01.11, 19:34
Kore uzakdoğuda yüzyıllardan beri Çin ve Japonya arasında kalmasının sıkıntısını çeken bir ülke. Dönem dönem ya Çinlilerle yada Japonlarla savaşıp duran bu milletin özünü koruyabilmiş olmasına şaşıyorum. Zaten korece dili de kendi özelliklerine sahip bir dil. Gramer olarak Türkçeye yakın ve ne çinceye nede japoncaya benzemiyor.Bizim gibi Ural-Altay dilleri ailesinden ve ekler sona geliyor. Oldukça zor bir dil olarak sayılıyor. Kore alfabesi kendi karakterlerine sahip. 14. yüzyılda bugünkü şekline getirilmiş. Çinceden alınan bazı karakterler kullanılıyor halen...
Bazı antropologlar, Korelilerin Türklerle akraba olduklarına inanmaktalar. Kore insanı Türk insanı ile çok benzer özelliklere sahip. Hareketleri, tavırları, kültürleri bize benzeyen bir çok özellik taşıyor. Sokaktaki insanları biraz inceledikten sonra bu konuda bana hak vereceğinize inanıyorum. Eline aldığı tuğla parçası ile kavgaya koşan bir koreliyi başka ülkede biraz zor görebilirsiniz...
Kore'de kadınlar bizim Anadolu kadını gibi çocukları sırtlarında bohçayla gezdiriyor halen. Buradan da onlarla aramızda belki binlerce yıllık bir kök benzerliği olduğu sonucuna yaklaşıyoruz biraz daha...
Miliiyetçilik Kore'nin en önemli özelliği. Devlette bu noktada ithalata bizdeki gibi fazla taviz vermediği için halk kendi ürünlerini kullanıyor. Örnek olarak araba sanayini ele alırsak, Kia, Hyundai, Daewoo, Daihatsu gibi araba fabrikalarında en küçük arabadan en lüks arabaya kadar modeller çıkarıldığı için halk ihtiyacı olan arabayı zaten en iyi standartta alabiliyor ve yabancı araba almaya da çok meraklı değiller zaten. Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim, Kore araba üreticileri bizimkiler gibi "pahalı araç-ucuz malzeme" felsefesi ile değil her keseye ve her ihtiyaca uygun model çıkarma yarışındalar. Darısı bizim üreticilerin başına diyorum sadece...
Korelilerin en sevdiği araba renkleri ise gri ve lacivert . Her yerde bu renk arabaları göreceksiniz Kore'deyken...

_sunflower_
25.01.11, 19:40
Göçmenlik kapısında uyanıklık yapıp yeni açılan kapının önüne geçiyim dedim. Görevli abi bana biraz kıl oldu ve ders vermek istedi sanırım. Geçmiş deneyimlerden öğrendiyim birşey varsa asla ve asla göçmen polisi ile zıtlaşmamaktır. Neyse adam pasaportumu epey inceledi. Sağına, soluna baktı, ucuz, aç köpek soğuk damgasıyla oynadı. Pasaportuma her açıdan bakıp her sayfasını inceledikten sonra beni odaya gönderdi. Bizim pasaportlarda çok dandik canım artık düzeltmek lazım 3. dünya ülklerinin bile pasaportları daha düzgün ve anlaşılır. Bizdeki isimler hangi teknolojiyle yazılıyor ve o PVC kaplaması ne biçim ve ne kalıpsız. Neyse içeride bana bir iki soru sordular, sonrada saldılar. Zaten Koreliler Türklere tapıyor. Brother country diyolar başka birşey demiyorlar. Birde Guneshu (Şenol Güneş için) diyolar.
Shuttle ile şehire inerken henüz soğuğu tam anlaymamıştım. Otobüste haritayı aşağı yukarı döndürüken yanımdaki çocuk nereye gidiyorsun hareketi yaptı. Bende otelin adresini gösterdim. Çocuk şöförle konuştu ineceğim durağı ayarladı. Yarım ingilizcesi ile anlaştık. Daha sonra Türk olduğumu söyledim ve bana üç sayfa gidilecek yerlerin önerisini korece yazdı. Koreli kardeşim Yeo aynı zamanda fotoğrafçıymış, karısıda ilkokul öğretmeniymiş. Sitesine bakmak için burayı tıklayın (http://blog.naver.com/yeoyeocho). Hafif bir tırstım bunlar benim sol veya sağ böbreğimi alır diye, o kadar iyilerdi bana karşı.
Seul dünyanın en güvenli şehirlerinden biri, Korelilerde dünyanın en şeker ve yardımsever insanları olabilirler. Türklere de tapıyorlar.
Durakta indim. Seoul bızzzzzzz. Sibiryadan mı nerden bir soğuk akımı geliyomuş buralara. Navigasyon sistemim soğuktan hata vermeye başladı. Taksi yoktu, hatta üzerimde nakit yoktu. Neyse yürümeye başladım. Bir çift geliyordu ve onlara tekrar yolu sordum. Amanın delirdiler. Gittiler ona sordular buna sordular, telefonlar açıldı, o saate ve soğukta benimle 15-20 dakika ilgilendiler. Ben inanamadım ve ne yapacağımı şaşırdım. Bu tarz bir yardım henüz daha hiçbir yerde görmedim açıkçası.
Ayak parmaklarımı hissetmemeye başladığım noktada oteli buldum. Otel aslında rezidansmış. Odalar süperdi. Mutfak, çalışma masası falan vardı. Western Coop Residence (http://rent.co-op.co.kr/rent_coop/eng/body09.htm). Yeride baya merkezi, Dongdaemun dedikleri yer.
Inanılmaz metro düzeni söz konusu. Her yere metro ile gidebilmeyi bırakın yer altına ulaşım için ayrı bir şehir kurulmuş. Her bir delikten çıkılıyor.
Şehir turu aldım ama soğuktan ve kar yağışından iptal oldu. Bir tapınakta görevlilerin devir teslim törenini yakalamk istedim ama o da soğuktan iptal oldu. Bunun dışında adamlar herşeyin tasarımında çok başarılı. Zaten Seul 2010 dünya tasarım başkenti seçilmiş. Buraya tıklayınız. (http://www.worlddesigncapital.com/news/releases/main41.htm)
Yemek tek kelime ile muhteşem. Obez oldum zaten asyada. Ama kore mangalı ve bibimbap olacak gibi değil. Etler ağızda dağılıyor .

_sunflower_
25.01.11, 20:15
Gerçekten güzel bir şey
Duygu yüklü ve canlı
Sevgiyle mücadele
İnsanlar heyecanlı
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
İki kardeş dost devlet
Bravo o canlara
Huzuru oluşturdu
Benzedi volkanlara
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Saygı duruşu ile
Coştu heyecanlı maç
Asla hiç bitmemeli
Başa takılmalı taç
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Bu Dünya Kupasının
En erken müthiş golü
Mutluluğa sevk etti
Büyüttü yeşil dalı
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Festivale dönüştü
İşte mükemmel futbol
Skoru üç ikidir
Kardeşlik duygusu bol
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Dostluk barış esenlik
Bütün yeşil sahayı
Dünyayı kaplamıştır
Sessiz sakin vahayı
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Çiçek tomurcukları
Açacak yıllar boyu
Kırmızı-Beyaz-Bayrak
Kayboldu bütün koyu
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Bir anıt oluşmalı
Hep tarihe geçmeli
Onun soğuk suyunu
Tüm insanlık içmeli
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Bütün Türk'ün gururu
Aştı geçti diyarı
Sevindirdi milleti
Anne baba ve yârı
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye
Huzuru yaşatanı
Unutmayacağız asla
Hasan Sancak söylüyor
Hepsi benziyor bala
Güney Kore Türkiye
Kardeşliği hediye

Hasan Sancak

_sunflower_
25.01.11, 20:20
Türk Büyükelçiliği'nde danışman olarak görev yapan Sang-Ki Paik, savaşı ve savaş sırasında yaşadıklarını anlattı.

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Güney Kore ile Kuzey Kore arasında 1950-1953 yıllarını kapsayan Kore Savaşı'na katılan ve halen Güney Kore'deki
"Kalbimin yarısından fazlası Türk'tür." diyen Paik, Türk askerinin özellikle Kunuri'de gösterdiği kahramanlığın takdire şayan olduğunu söyledi. 24 yıl Ankara'da diplomat olarak kalan ve Türkçeyi son derece iyi konuşan Paik, "Eğer Türk askeri Kunuri'de Çin ve Kuzey Kore askerlerinin çemberini kırmasaydı; BM bünyesindeki tüm askerler mahvolmuştu" şeklinde konuştu.

Kore Savaşı ile ilgili Güney Kore'de bulunan Türk gazetecilere bilgi veren Sang-Ki Paik, savaş sırasında Kore'ye gelen Türk askeri ile Korelilerin irtibatını sağlamakla görevlendirildiğini belirtti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra 38. paralelin kuzeyinde kurulan Kuzey Kore'nin 1950 yılında Güney'e saldırdığını hatırlatan Paik, "Saldırıya hazırlıksız yakalanan Güney Kore, çaresiz bir şekilde geri çekildi. 1 haftalık süre içerisinde ülkenin güneyinde bulunan Busan şehrine kadar geri çekildik" dedi. Paik, Birleşmiş Milletler'in çağrısına uyan Türkiye'nin 5 bin 800 kişilik birlikle Kore'ye geldiğini hatırlattı.


"TÜRK ASKERİ KADAR SAVAŞÇI BİR ASKER GÖRMEDİM"


"Kunuri'de meydana gelen savaş bence Türk tarihinin en zorlu çarpışmasıdır" diyen Paik, savaşın gelişimini şöyle anlattı: "Türk askerleri Kunuri'de iken milyonlarca Çin askeri, Kuzey Korelilerle birlikte tekrar saldırıya geçti ve Türk askerlerini çembere aldı. Çinlilerin ve Kuzey Korelilerin saldırısından ne bizim, ne de komutanlarımızın haberi vardı. 27-28 ve 29 Kasım günü burada süren çarpışmalar bence Türk tarihinin en zorlu muharebesidir. Belki İstiklal Savaşı'nda da zorlu çarpışmalar olmuştur ancak Kunuri Savaşı bir çember açma savaşıydı. Ben o zamanlar 2. Tabur Komutanı Binbası Mithat Uluönlü'nün irtibat subayıyla birlikte İngilizce tercümanlık yapıyordum. Maalesef bu binbaşı Kore Savaşı'ndan sonra şehit oldu. Kunuri Savaşı sırasında hava o kadar soğuktu ki neredeyse eksi 25 derece soğuk vardı. Birbirimizle konuşamıyorduk soğuktan. Türk askeri için durum çok kötüydü. Ülkeye ve coğrafyaya yabancıydılar, dil bilmiyorlardı. Süngü süngüye savaş yapılarak çember açıldı. Bu anormal savaşta Türk askerleri çemberi açmasaydı yanındaki ABD 2. tümeni ve sağındaki Kore 6. Kolordu ile birlikte BM askerleri mahvolmuştu."

Türk askerlerinin kahramanca çarpışarak çemberi açmasıyla birlikte Çin ve Güney Kore güçlerinin geri çekilmeye başladığını ifade eden Paik, "Bu 3 günlük savaş sırasında düşman askerleri Türk askerlerinin diğer birliklerle irtibatını kesmişti. Üst komuta ile de irtibat kesilmişti" dedi. Paik, Türk askerlerinin 5-10 kişilik gruplar halinde süngülerle savaştığını vurguladı.

"24 YIL ANKARA'DA KALDIM. BENİM İKİNCİ VATANIM TÜRKİYE"

Savaş bittikten sonra da Türklerle birlikte olduğunu belirten Paik, " Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı 1956 yılında Türkiye'ye döndükten sonra TBMM Başkanı Refik Koraltan'a , 'orada bizimle beraber savaşan bir Koreli arkadaş savaş nedeniyle üniversiteyi okuyamadı. Bu Koreliyi Türkiye'ye getirip okutalım' diye teklifte bulunmuş" dedi. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra Kore Dışişleri Bakanlığı'nda göreve başlayan Paik, Ankara'da 24 yıl 1. müsteşar olarak çalıştığını söyledi.

Türkiye'de önemli dostluklar kurduğunu söyleyen Paik, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül benim sınıf arkadaşımdır. Eşimle birlikte beni davet etti Ankara'ya, sağ olsun bizimle çok ilgilendi. İkinci vatanıma hasretimi gidererek güzel ziyaretler yaptım, resmi ziyaretler yaptım. Kara Harp Okulu'nda Kore Savaşı ile ilgili bir konuşma yaptım. Katılanlar büyük bir coşkuyla alkışladı. Genelkurmay 2. Başkanı Sayın Ergin Saygun Paşa'yı da ziyaret ettim." diye konuştu.
"TÜRK MİLLETİ ÇOK ASİL BİR MİLLETTİR"

Türk askerlerinin Kore Savaşı sırasında Koreli çocuklara çok yardımda bulunduğunu ifade eden Paik, "Her zaman şunu söylemişimdir; Türk milleti çok asil bir millettir. Çok iyi niyetli insanlardır. Eninde sonunda büyük bir Türkiye olacağından hiç şüphem yoktur. Her ülkenin problemleri vardır. Türkiye'nin de var, Kore'nin de. Ömrüm Türklerle beraber geçti. Türkiye ve Kore kan kardeş oldu böyle bir harpten dolayı. Türkiye var olsun! Sağ olsun! Çok çok yaşasın Türkiye" ifadelerini kullandı.

Türklerin Kore'de kendi ülkelerinde savaşıyormuş gibi çarpıştıklarını ifade eden Koreli diplomat, "Savaş sırasında birçok yetim Koreli çocuk kaldı. O zamanlar Kore çok fakirdi. Türk askerleri yetim kalan çocuklara dayanamıyordu. Birkaç tane çocuğu alıp tabura, bölüğe getiriyorlardı. Burada yedirip, içirip giydiriyorlardı. Karınlarını doyurup çocukları yatırıyorlardı. Bir çocuk, iki çocuk derken Kore'de 50 kişilik okul kurdular. Kore Savaşı'na 16 millet geldi ancak sadece Türkler bize böyle davrandı" diye konuştu.

Sang-Ki Paik, Türklerle ilgili duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Böyle asil bir milleti başka bir ülkede görmedim. Türk demek sadece kahramanca savaşan demek değildir bence, tertemiz kalbi olan, iyi niyetli insanlardır. Koreliler kadar Türkleri seviyorum, Savaşta bir Türk arkadaşım vardı. Şehit oldu. 'Keşke o değil de ben şehit olsaydım!' diyorum. O da yaşasaydı aynısını benim için söylerdi. Şehitliğe her yıl gidip mezarını ziyaret ediyorum. Türkiye ile Kore kan bağıyla bağlıdır. Bundan daha güzel dostluk olmaz. Onun için Türkiye benim 2. vatanım, Ankara 2. memleketimdir. Kalbimin yarıdan fazlası Türk'tür".

Neyzen
25.01.11, 22:03
Bir çok üstad; asya ülkeleri için gayri müslim mü'min demiştir. Sadece şehadetleri eksik.

Bu arada teşekkürler niksiz bilgilendirmelerin için ;)

_sunflower_
25.01.11, 22:10
Bir çok üstad; asya ülkeleri için gayri müslim mü'min demiştir. Sadece şehadetleri eksik.

Bu arada teşekkürler niksiz bilgilendirmelerin için ;)
Rica ederim neyzen :)

sehadet.meLegi
25.01.11, 22:27
geçmiş sayfalara göz gezdirdim .. tüm yeppudaşların yorumlarına baktım .. galiba niksiz sen biraz alınmışsın ama şunu söylemeliyim .. açtığın konu çok güzel bi konu .. eğer açtığın sayfaya M.Akif'in şiiri bile geldiyse gerçekten değerli bi sayfa demektir .. bu sayfanın vesilesiyle herkes bilgilerini paylaşıp yeni bilgiler ediniyo .. bu çok güzel bişi .. tekrar teşekkürlerr :)

_sunflower_
25.01.11, 23:24
Türk'ün Gözüyle Kore'de Yaşamak
Yemekte problem yaşamazsanız Kore'de yaşamak rüya gibi. Türkiye'nin 100 yıl ilerisinde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Kore'ye gelmeden önce çok endişelerim vardı; ama şimdi ki duygularım bambaşka. Kore'de küçük bir Korece kursu buldum. Moğol'lara ait bu kurs kaliteli ve uygun bir kurs imkanı sunuyor. Öğretmenler tek tek ilgilenip, itinayla görevlerini yapıyorlar. Öğle yemekleri ücretsiz. Ama her Türk o yemekleri yiyemez... Müslümanlara uygun yemek bulmak çok zor ve çok pahalı. Ben yemeklerde hiç zorlanmadım. Kore'de kahvaltıda peynir, zeytin yemiyorlar. Çorba, sulu yemek, kimçi, haşlanmış pirinç ve diğer mezeleri yiyorlar. Koreliler, Türkler kadar çok süt içemiyorlar, yoğurt yiyemiyorlar. Mideleri kaldırmıyor. Türklerde onların yediklerini kahvaltıda yiyemiyor. Burada herşeyin içinde şeker var. Kimçinin içinde bile şeker var. Ekmekleri şekerli, cipslerde şekerli, tuzlu şeker ya da acılı şeker gibi...Metro sistemleri çok kolay ve pratik. Metro girişlerinde kent haritası var. Nereye nasıl aktarma yaparak gitmeniz gerektiğini gösteriyor. Her arabada akıllı yol haritası var. Arabalar otomatik vites...Taksiler neredeyse metroyla aynı fiyat, çok ucuz. Ama dikkatli olmalısınız. Bazı taksiciler çok dolaşıp paranızı alabilirler. Marketler çok büyük ve ucuz. Küçük bakkallarda var. 24 saat açık marketler biraz pahalı. Domatesin kilosu 7 lira, biberin kilosu 5 lira, deste taze soğan 5 lira, mantarın 100 gr'mı 2,5 lira, meyveler gramla satılıyor ve çok pahalı. Krem peynir, kaşar peynir, İtalyan peyniri ve zeytin var... Ancak çok pahalı. Günlük sütler Türkiye'de kinden çok ucuz. Ben 2.8 litre sütü 1500 won'a aldım. Sıvı yağlar 1,5 litre olarak satılıyor. Zeytin, mısır, soya ve ismini bilmediğim diğer bitki sıvı yağları satılıyor. Fiyatları çok uygun (çünkü kullanan çok az). Marketlerde poşetler parayla satılıyor. Ya da isterseniz kutuya koyabilirsiniz. Kutu bedava. Eğer eşyanız çoksa market görevlisine kutunuzu verip, adresi yazarsanız onlar kendileri kapınıza kadar getiriyor. Kozmetik ürünler neredeyse bedava burada... Ben 10 liralık alış-veriş yaptım dünyanın hediyesini verdiler. Numune kremler ve rujlar verdiler. Marketlerde tanıtım için dağıtılan yiyecekler var. Bu yiyeceklerin hepsini tatmış biri olarak Koreliler hep şekerli yiyor hatta etlere bile şeker koyuyorlar. Hastaneler sakin ve ilgi çok. Ben hastandığımda evimizin yakınındaki hastaneye gittim. İçeride 2 tane hamile bayan kontrol için gelmişti. Yani hastane bomboştu. Danışmaya giriş yapıyorsunuz, rahatsızlığınızı söylüyorsunuz, kimlik kartınızı verip girişinizi tamamlıyorsunuz. Ben 10 dakika falan beklerim diye düşünmüştüm ki, hemen çağırdılar. Doktor benimle İngilizce konuştu. Derdimi anlamaya çalıştı. Tahliller yapıldı. Sonra nereli olduğumu sordu, ben de Türkiye deyince, yüzünü büyük bir sevinç kapladı. Benimle daha özel ilgilendiler. Bize olan sevgilerini belirttiler. 2 tane iğne yaptılar. Hastane masrafım 15000 Kore Won'u yani yaklaşık 16 Türk Lirası tuttu(Vatandaşı ve sosyal güvenliğim olmadığı halde bu kadar tuttu). Sonra eczaneye gidip ilaçlarımı aldım. İlaçlarda 6000 Kore Won'u tuttu yani yaklaşık 7 Türk Lirası. 2 gün sonra kontrole gittiğimde hastane masrafım yarı düşmüştü. Eşimin sosyal güvenliğini kullanabilmem için 3 ay geçmesi lazımmış. Pazara kıyafet almaya gittim. Maalesef biz Avrupalı olduğumuz için pantolonları bizlere olmuyor. Hatta en kilolu Asyalı'nın bile pantolonu olmuyor. Bizlerin vücut yapısı farklı. Aslında bizim gibi olmak istiyorlar. ;)Bende İtaweon Turist pazarına gittim ve Alman pazarından pantolon aldım. Benim yapım Almanlarla bire bir tuttu. 8 kot pantalon ve 5 gömlek-t-şört yaklaşık 160000 Kore Won'u tuttu. Eğer Türk olduğunuzu söylerseniz indirim yaparlar. Her gün bir festival, hergün bir başka eğlence var. Sizinle konuşmak isteyen bir çok kişi olacaktır. Özellikle çocuklar "Hi!" deyip kaçıyorlar. Bizim gibi hava atmayı seven bir millet. Dedikodukarı, yaşamları neredeyse bizimle aynı. Misafirperverlikleri bizden daha ileri bir durumda. Bedava bir şey görünce hemen atılmalarıda aynı bizim gibi. Ama farklı şeyleri var. Çöplerini 20 parçaya bölüp atıyorlar. Mesela peçete ayrı, plastik şişe ayrı, cam şişe ayrı, yiyecek peçetesi ayrı, kağıtlar ayrı, kutular ayrı, yiyecekler ayrı, poşetler ayrı, kağıt ve plastik bardaklar bir şekilde atılıyor. Eğer kurallara uygun olarak atmazsanız 100000 Kore Won'u ceza yiyorsunuz. Evlerde terlikler bile ayrı. Banyo için ayrı, balkon için ayrı, içeride giydiğin ayrı ve dışarı için ayrı kullanıyorlar. Deterjanlar da ayrı. Burada bulaşıklara çamaşır suyu ya da koyu kıvam çamaşır suyu kullanmıyorlar. Ben bir defa yumurta bulaşığı için 1 damla çamaşır suyu kullanayım dedim, tüm aile ayağa kalktı. Bütün deterjanları çöpe attılar. :( Bulaşık için kullanılan deterjan tüm kokuyu ve yağı tamamen alıyormuş meğer bende denedim bulaşık deterjanı yeterli oluyor. Kore'de kızların üstünlüğü var. Metrolarda ve dışarıda erkekler kızların kölesi gibi. Masaj yapan erkekler çanta taşıyan erkekler, parayı ödeyen erkekler, azar işitip dayak yiyen erkekler (yeminle söyleyebilirim kız yanımda tekme tokat sevgilisini dövdü ne çocuğun eli kalktı ne de dışarıdan biri müdahale etti.)Kore'de kız olmak bambaşka... Daha sonra sizlerle günlük yaşamı paylaşmaya devam edeceğim. Şimdilik bu kadar.

_sunflower_
25.01.11, 23:33
Çoğu insan Asya halkını çay ile özdeşleştirmiştir;fakat,buna rağmen,geçen son birkaç yılda,Güney Kore’de kahve tüketimi gitgide artmaktadır.
Güney Koreliler kendi kahvelerini sevmektedirler.Kore’de,satış makinelerinde yaklaşık %80’lik bir kahve tüketimi hesaplanmıştır.Kore’de yaklaşık 350.000 kahve satış makinesi bulunmaktadır.
Kore’de genelde hazır kahve içimi daha baskındır;fakat kahve evleri, daha fazla tüketiciyi nitelikli kahve içimine teşvik etmektedir.Seul’de,1990’ların sonlarına doğru büyük şehirlerde kurulan,aralarında istediğinizi arzu edip seçebileceğiniz birçok kahve dükkanı bulunmaktadır.
Kore’deki kahve dükkanları,Vietnam,Brezilya ve Honduras’tan getirtilen geniş bir kahve çeşitliliğine sahiptir.Amerika’nın aksine,Kore’deki kahve tüketicileri kahve içip diğer insanlarla sosyalleşerek zaman geçirmekten büyük haz duymaktadırlar.
Kore’deki kahve dükkanları sadece kahve satmakla kalmıyor;ayrıca müşterilerine kahvelerini yudumlarken okumak üzere çeşitli dergiler ve kahvelerinin yanında yemek üzere kurabiyeler sunmaktadır.Buna ilaveten kahve fincanları da satmaktadırlar.http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs218.snc4/39229_142951669058892_112676108753115_283088_3494383_n.jpg

_sunflower_
25.01.11, 23:34
Kore’de toplum içinde yemek yerken, herkesin uyması gereken belirli adap kuralları vardır. Bu kurallar Kral Choson döneminden bu yana uygulanmaktadır.
Kuralların en önemlisi ise, sofrada yaşlı insanlara öncelik vermektir.
Yaşlı insanların bu kurallara uyması beklenmez, fakat gençlerin uymaması yaşlılara karşı saygısızlık olarak nitelendirilir.

Sofrada önemli kurallar:

- Sofrada öksürmek veya hapşırmak yakışık almaz.
- Sofra’daki en yaşlı kişi yemek yemeye başlamadan kimse başlamaz.
- Çubuklar ve kaşık hiçbir zaman aynı anda kullanılmaz.
- Çubuklar masadaki en yaşlı kişi çubuğunu bırakana kadar bırakılmaz.
- Sol el ile yemek yemeğin inceliğini bozar.
- Yemek yerken şapırdatmak ve tabak, kaşık vs. kullanırken ses çıkarmak yakışıksızdır. Ama çorbayı höpürdeterek içmek normaldir (çorba sıcak servis edildiği için), yemek üfleyerek soğutulmaya çalışılmaz.
- Pilav veya çorba servis edildikten sonra karıştırılmaz.
- Herkesin kullandığı tabaklarda yemeğin en güzel yerleri seçilerek yemek karıştırılmaz.
- Yemek yeme temposu sofradaki diğer kişilere göre ayarlanmalıdır. Sofradakiler kendilerini daha çabuk veya daha yavaş yemek mecburiyetinde hissetmemelidirler.
- Kurallara göre, su içerken yaşlılara bakılmaz.
- Herkesin kendi porsiyon pilavını bitirmesi gerekir (eskiden pilav sadece zenginlerce yendiği ve bu yüzden değerli olduğu için.)

Eskiden sofralar yemek sırasında sessizdi. Günümüzde ise, insanlar yemekleri birbirleriyle konuşmak için kullanırlar ve bu yüzden bu kural geçersizdir.
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs115.ash2/39095_142951289058930_112676108753115_283079_901304_n.jpg

_sunflower_
25.01.11, 23:35
Koreliler bir günde 7 saat 49 dakika uyuyor, 1 saat 37 dakikada yemek yiyor ve 1 saat 8 dakika da banyo ve vücut temizliğine harcıyorlar. Koreliler 10 yılı aşkın bir süredir hafta içi saat 06.53'te kalkıyor ve 23.38'de uyuyorlar.

Her altı Koreliden biri kahvaltıyı dışarıda yapıyor. Hafta içi kahvaltı 7.44 ta, Pazar günleri ise 08.29 da yapılıyor ve hafta içi kahvaltı 22 dakika, Pazar günleri ise 25 dakika sürüyor. Erkekler, vücut temizliğinde kadınlara oranla 8 dakika daha az kullanıyorlar.

Zorunlu Faaliyetleri

Koreliler bir günü nasıl harcıyor biliyor musunuz? İstatik Bölümünün yaptış olduğu Günlük Yaşam anketinde Korelilerin 24 saati nasıl harcadıklarını gösteriyor.


Koreliler para kazanmak için 3 saat 26 dakika çalışıyor ve 1 saat 14 dakika da öğrenme için kullanıyor. 20 yaş üzeri çalışan insanlar 6 saat 49 dakika sadece hafta içi günlerde çalışmak için harcıyor. Lise öğrencileri ise çalışmak için bir günde 10 saat 43 dakika (Bir günün 43%ü) kullanıyorlar.

Korelilerin 6 saat 13 dakika boş zamanı var.

■2 saat 19 dakika multimedia zevki için
■59 dakika hobiler için
■5 dakika da aile ve arkadaşlarla sosyalleşmeyi kapsıyor.

Erkekler fazladan bilgisayar oyunları ve ya internet, eğlence, sigara içmek vs. için kullandıkları 22 dakika daha fazla boş zamanları var. Diğer açıdan kadınlar ise boş zamanlarını arkadaşları ve akrabaları ile toplantı, dinsel aktiviteler için harcıyor.

Kaynak: Seoul National University

_sunflower_
25.01.11, 23:36
Kore’de yaşlılara her zaman saygılı davranılmalıdır. Gençler, kendilerinden büyüklere asla adlarıyla hitap edemezler. Örneğin bir kız ağabeyine ancak “oppa”, ablasına “onni” diyebilir ama kendisinden küçük kardeşlerini isimleriyle çağırabilir. Bir erkek ağabeyine "hyong", ablasına ise "nuna" şeklinde hitap etmelidir. Kendinden büyüklere isimleriyle seslenen küçükler, azar işitebilirler.

Altyazılı bir Kore filmi yahut dizisi izlerken küçük kardeşlerin ablalarına ve ağabeylerine nasıl hitap ettiklerine dikkat edin. Altyazılarda daha büyük olan kişinin ismi yazabilir ama duyulan söz “oppa”, “onni”, “hyong” veya “nuna”dır. Bu hitaplar, arkadaşlar arasında da kullanılmaktadır.

Bir kişinin aile içindeki konumu, karşı tarafa o ailedeki baskın erkeğe yakınlığı referans alınarak aktarılır. Örneğin bir ailedeki baskın erkeğin adı Kyong-bin olsun. Kyong-bin’in annesinin kardeşi, Kyong-bin’in teyzesi olarak tanıtılır; Kyong-bin’in kız kardeşi kendi ismiyle değil, Kyong-bin’in kız kardeşi olarak takdim edilir.

Gençlerin televizyon ekranında yaşlılara saygısızca davranması Kore toplumunda hiç hoş karşılanmaz. Ağustos 2005’te KBS kanalı, yayınladığı bir dizide bir gelinin kaynanasını tokatlaması sebebiyle Kore Yayın Komisyonu tarafından cezalandırdı.

Konuşurken insanların gözlerinin içine direkt olarak bakmak kabalık ve saygısızlık olarak görülür. Örneğin bir erkek çocuk babasıyla konuşurken, bir tartışma içinde bile olsa babasının gözlerinin içine bakamaz.

Yaş, kişilerarası ilişkilerde belirleyici bir faktör olduğundan, aynı yaşta görünen kişilerin birbirlerine yaşlarını sormasına çok sık rastlanır.

Topluluk içersinde öpüşmek Kore’de hiç yaygın değildir. Eski Kore dizi ve filmlerinde bir çiftin öpüşmesi genellikle çok ciddi bir ilişki yaşadıkları ve evlenecekleri anlamına gelir.

Bir kişiye herhangi bir nesne uzatırken, bunu tek el yerine iki elle yapmak nezaket gereğidir. Örneğin çay ikram edilirken, ikramı yapan kişi fincanı iki eliyle tutar. Aynı şekilde ikramı kabul eden kişi de fincanı iki eliyle alır. Eğer bir genç kendisinden yaşlı bir kişi ile aynı masada içki içiyorsa, gencin içki içerken yaşlı kişiyle yüz yüze gelmemek için yana dönmesi nezaket icabıdır.

Eğer bir genç içkiyi sağ eliyle içiyorsa, sol elini sağ kolunun altına koyar. Bu, eski Kore kıyafetlerinin çok uzun kollara sahip olması yüzünden kollar uzatıldığında kumaşın fazla dökülmesinden kaynaklanan eski bir gelenektir. Sağ elle içki içerken kumaşın dolaşmaması için, sol kol vücudun sağ tarafına sarılarak sağ kolun kumaşını tutmalıdır.

_sunflower_
25.01.11, 23:38
Kore'de Nerelere,Ne Zaman Gidilmeli?

Seul yıl boyunca çok güzel, ne zaman gideceğinize karar vermek size kalmış. Sonbahar ayları (Eylül, Ekim, Kasım) turistlerin en çok tercih ettiği zamanlar, çünkü sonbaharda güzel havanın keyfini çıkarabiliyor ve dünyanın en güzel ormanlarında muhteşem renkler görebiliyorsunuz. Seul'da kışlar sert geçebiliyor, ve çoğu zaman karlı oluyor.

Bahar başında (Şubat) başlayan kiraz mevsimini kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Yazlar ise oldukça sıcak ve nemli olduğundan turistler açısından pek de çekici değildir. Seul'e yapacağınız seyahatin Koreliler'in yerel tatil zamanlarına denk gelmemesine dikkat edin, çünkü sokaklardaki ve toplu taşıma araçlarındaki binlerce insanla, dükkanlardaki çılgın kalabalıkla başa çıkamayabilirsiniz.

Kaplıcalar ve Masaj Salonları


Icheon Hot Springs
Doğu kültürünün ve geleneklerinin bir parçası olduğu için Seul'de oldukça fazla sayıda kaplıca ve sauna bulabilirsiniz. Şehrin sokaklarında sık sık rastlayacağınız sembolü, o civarda umumi sauna ya da herkese açık banyolar olduğunu gösterir. Çamur, süt, okyanus suyu ya da yeşil çay banyosu yapabilirsiniz.


Kore'ye Gittiğinizde Görmeden Dönmeyin...


Ch'angdokkung Sarayı
Tarihi Seul:Şehrin turistik açıdan en ilgi çekici yeri kuşkusuz orta ve kuzey yöreleridir. Bu bölgenin tarihi ve sofistike yapısı çevredeki modern şehir ile oldukça ilginç bir tezat oluşturur. Seul'un kuzey kesiminde eskiden soylu sınıfı ve en zenginler yaşıyordu. Bu yüzden de bütün kraliyet sarayları, gösterişli malikaneler ve tarihi yapılar kuzey kesimde bulunur. Etrafta yürürken birbirinden güzel ahşap oymalı kapılı, pirinç tokmaklı tarihi evlere rastlayacak ve bu özgün mimari karşısında büyüleneceksiniz. Mutlaka görmeniz gereken ihtişamlı Kyongbokkung Sarayı'na hayran kalacaksınız.

Kyongbokkung Sarayı'ndan sonra National Folk Museum'a uğrayabilir, Samch'ongdonggil'de gezebilirsiniz. Samch'ongdonggil'de geleneksel çay dükkanları ve sanat galerilerini bulabilir, çağdaş artistlerin eserlerini görebilirsiniz.

Yi Hanedanı Sarayları:Çok yüksek duvarlar tarafından çevrili olan bu saraylar, 500 yıl boyunca varlığını sürdüren Yi Hanedanı zamanında 14. yüzyıl sonlarında imparatorlar tarafından yaptırılmıştır. Bazıları zaman içinde yıkılmış ve yok olmuş olsa da çok büyük bir araziye yayılmış bulunan bu sarayların hepsini gezmek birkaç gününüzü alacaktır.

Bugünkü saray hanedanının yaşadığı ve Seul'un en eski sarayı olan Ch'angdokkung Sarayı'nı yalnızca rehberli bir tur eşliğinde görebilirsiniz. Çok sıkı güvenlik önlemleri altında korunan bu sarayın içinde 32 hektarlık muhteşem bir Gizli Bahçe bulunuyor. Koreliler'in inancına gore Gizli Bahçe'de bulunan Pullomun kapısının altından geçenler sonsuza kadar genç kalıyor.



Haengju
Youido Adası:
Seul'un Manhattan'ı diyebileceğimiz Youido'da, çok sayıda iş merkezi ve yönetim binası bulunuyor. Inanılmaz boyutlardaki Youido Plaza'nın çevresi, özellikle Pazar günleri oldukça kalabalık oluyor. Full Gospel Kilisesi'ndeki Pazar ayinleri 50,000 kişinin katılımı ile dünyanın en büyük cemaatini oluşturuyorlar. Kore'nin en yüksek binası olan DLI 63, en üst katından nerdeyse Seul Kulesi kadar güzel bir manzarayı gözler önüne seriyor.


It'aewon
Seul'un eğlence ve alışveriş merkezi olan It'aewon'da çok uygun fiyatlara herşeyi satın alabilmeniz mümkün! Ayrıca Koreliler için her alışverişte pazarlık etmek adeta bir gelenek haline geldiğinden pazarlık etmekten hiç çekinmeyin. Özellikle deri giysileri ve hediyelik eşyaları pazarlık ederek oldukça ucuza alabilirsiniz.


Namsan Parkı
Namsan Dağı eski Seul krallığı'nın güney sınırlarını oluşturduğundan Namsan Parkı'nda hala şehir surlarının izlerine rastlamak mümkün. Parkın batısında yer alan Namsan Botanik Bahçeleri'ni de gezebilir, tropikal bitkiler ve çiçekler arasında bol bol oksijen alabilirsiniz.

Han-Gang River Cruise
Seul'un tam ortasından geçen Han-Gang nehrinde gemi ile dolaşmak Seul'de yapılabilecek en ilginç ve romantik turistik aktivitelerden biri. Gemiler başlıca dört limana uğruyor: Yeouido, Jamsil, Ttukseom, Yan.


Seul Kulesi
483 metrelik bu kule, dünyanın üçüncü en büyük kulesi. Kuleye çıkarak çok hoş Seul fotoğrafları çekebilir, dilerseniz hediyelik alışveriş yapabilir ve kulenin çevresi tamamen camlarla kaplı restauranında şahane bir manzara karşısında yemek yiyebilirsiniz.


Şehit AnıtlarıSeul'de mutlaka görmeniz gereken 13,000 parçanın sergilendiği çok iyi oluşturulmuş bir müze. Bu müzede Kore savaşının bütün izlerini bulabiliyorsunuz, ayrıca Wietnam savaşı'na Kore'nın nasıl katıldığını gösteren bölüm de oldukça ilginç.

_sunflower_
25.01.11, 23:43
^^ <-- genellikle gözlerimizi ifade eder.
^.^ <-- ortadaki nokta burnumuzu ifade eder.
(^.^) <-- parantezler ise yanakları ifade eder.

(^_^) <-- Gülümseme (smile)
(^ o ^) <-- Kahkaha (laughing out loud)
(T_T) <-- Ağlama (crying)
(-.-) Zzz <-- Uyku (sleeping)
(Z.Z) <-- Uykuda (sleepy person)
\ (^_^)/ <-- Eller havada alkış (cheers)
(*^^*) <-- Utangaçlık (shyness)
(O_O) <-- Şaşırma (Shock!!)
(-_-); <-- Utanarak terleme (sweating (as in ashamed))
(^_^);; <-- Hatalı olarak terleme (sorry! my mistake)
(?_?) <-- Karşıdakinin saçmaladığını düşünme (nonsense, i don't know)
(^_~) <-- Göz kırpma (wink)
v (^_^) v <-- Zafer (burada kullanılan " v" harfleri elimizle yaptığımız zafer işaretini belirtir.) victory
(>^_^)> <-- Sarılma (burada biri parantezin dışında diğeri içinde olmak üzere " < > " kullanılmıştır.Onlar ellerimizdir.) hugging
(>^_^)> <(^_^<) <-- Karşılıklı sarılma (hugging each other)

Hayvanlar / Animals

>))))'> -- Balık (Fish)

>))))'><'((((< -- Birbirini öpen iki balık (kissing fish)

<')++++< -- Kılçıklı balık (fish bone)

() ()
(^.^)
Tavşan (rabbit)

(^(oo)^) <-- Domuz (pig)

('v')
(( ))
-"-"-
Kuş (bird)

()()() ()()()
(-(-(-.-)-)-)
Tavşan çete (rabbit gang)

= = = = :} <-- Yılan (snake)

Diğerleri / Others

@}-;--`-- <-- Gül (Rose)

>(/////)< == Şeker (candy)

==]::::::> -- Kılıç (sword)

--- E <-- Çatal (fork)

_sunflower_
25.01.11, 23:46
Baek Jit Jang Do Mat Tul Myun Gah Byup Dah

Bir kağıt parçası bile başkasının yardımıyla hafif gelir. Bu atasözünde yardımlaşmanın iş kolay olsada işi daha da kolaylaştıracağını anlatıyor.


Oo Mool An Gae Goo Ree

Kuyudaki kurbağa anlamına gelen bu atasözünde kurbağanın tüm dünyasının kuyu olduğunu, sınırlarının çok dar olduğunu anlatıyor. Bizde at gözlüğüyle bakmakla benzer anlamda sanırım.

Hannulee Moonuh Jyudo Sossanal Goomungee Itda

Gökyüzü üstümüze düşse bile kaçacak bir delik vardır anlamına gelen bu atasözünde en zor durumda bile bir umut olduğu anlatılmak isteniyor. Bir şeye inannırlarsa onu gerçekleştirebileceklerini söylüyorlar.

Muri Gaya Bae Ga On Dah

Su, geminin gelmesi için kıyıya ulaşmalıdır anlamına gelen bu atasözünde gemi su olmadan hareket edemeyeceğini anlatmak istiyor. Bizde bir elin nesi var iki elin sesi var atasözüne benzer.

Mot Olla Gal Na Moo Nun, A Ye, Chyu Dah Bo Jido Malla

Bir ağaç tırmanılamaz görünüyorsa, bakma bile anlamına gelen bu atasözünde ulaşılamayacağın şeyi çok fazla istememelisin denlmek istenmiş.

Sunbadakıro Hanılıl Kariryuhanda-Tüm Gökyüzünü Avucunla Örtmeye Çalışma (손바닥으로하늘을가리려한다)

Burda gökyüzünü ancak gözlerimizi kapattığımızda örtmüş gibi oluruz ama gökyüzü hala vardır ve bu gerçek değişmez bu atasözünde de kendimizi kandırsakta gerçeklerden kaçılamaz denilmek istenmiş.


Horangının Cukımyun Kacukıl Namgigo, Saramın Cukımyun İrımıl Namginda-Kaplan Öldüğünde Tüyü Kalır, İnsan Öldüğünde İsmi Kalır(호랑이는죽으면가죽을남기고, 사람은죽으면이름을남긴다)

Burda da insanların karakterlerinin iyi olması ve bir isim bırakmaları gerektiği anlatılmak istenmiş


So İlgo Oiyanggan Goçinda-İneği Kaybettikten Sonra Ahırı Onarma(소잃고외양간고친다.)

Burda da başına bir şey geldikten sonra harekete geçme anlatılmak istenmiş.


Tiggılmoa Tesan-Dağ Yapmak İçin Tozları biriktir.(티끌모아태산.)

Damlaya damlaya göl olura benzer bir atasözü.

Dıngcan Miti Odubda-Lambanın Altı En Karanlıktır(등잔밑이어둡다)

Türkçede mum dibine ışık vermez atasözüyle benzer anlamda. Etrafını
aydınlatır ama kendisine faydası yoktur.

Chun Yakun İpe Suta

İyi ilaç ağıza acı verir. Burda gülü seven dikenine katlanır anlamı var sanırım. Acı veriyor olsa da iyileşmek için ilacı kullanmamız gerekiyor.

Ani Ten Kulkute Yonki Nalka.

Ateş yoksa bacadan duman çıkmaz. Bizim ateş olmayan yerden duman çıkmaz atasözümüzle aynı anlamda.


Wonsungido Namueso Toroçinda

Maymunlar bile ağaçtan düşebilir. Bizim hatasız kul olmaz atasözüyle aynı anlamda.

Toiro Çuko Malro Patnunda

Çok almak için az ver. Bu da kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez atasözüyle aynı anlamda.

Kanın Mari Kooya Onın Mari Kopta

Türkçeye, hoş sözler duymak için hoş söz söyle olarak çevirilen bu atasözü bizim ne ekersen onu biçersin atasözüyle aynı anlamda sanırım.

Mal Han matie Çonyang Pito Kapnunda

Türkçeye, büyük bir borç birkaç kelimeyle ödenir olarak çevrilen bu atasözü bizim tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır atasözüyle benzer anlamda.

Nat Marun Seka Tuko Pam Marun Çuika Tutnunda

Türkçeye, konuşulanları gündüz kuşlar, gece sıçanlar duyabilir olarak çevirilen bu atasözü bizim yerin kulağı vardır atasözüyle benzer anlamda.

(Alıntıdır)..

Tempus
26.01.11, 03:52
Hepsini okumayı bitirdim ve genel kültüre bir artı puan daha eklemiş olduk sayende diyorum:DTeşekkürler niksiz:)

_sunflower_
26.01.11, 07:46
Hepsini okumayı bitirdim ve genel kültüre bir artı puan daha eklemiş olduk sayende diyorum:DTeşekkürler niksiz:)
Rica ederim.:)

İstanbul
26.01.11, 07:51
Atasözleri çok anlamlı, tıpkı bizim atasözlerimize benziyor bazıları : )

Sunbadakıro Hanılıl Kariryuhanda-Tüm Gökyüzünü Avucunla Örtmeye Çalışma
" Güneş balçıkla sıvanmaz " atasözümüze benziyor :D

Bilgiler için çok teşekkürler niksiz : )

relips
26.01.11, 10:41
Evet bende nihayet okuyup bitirdim :D teşekkür ederim paylaşım için..
iyi kötü bir çok şey öğrendim Kore hakkında, gidip görmedikçe anlatılanlar eminim
yeterli olmayacaktır,yinede gözümde bir taslak oluştu :D hayallerim oranın mükemmel
olduğundan yana değildi nitekim her çeşit yorumdanda aynı yere varıldığını gördüm.

LadyTurk
26.01.11, 13:30
Şuanda 8. sayfadayım, hepsini okumadım ama harika bilgiler! Niksiz, bütün bilgiler için ayrı ayrı teşekkürler! Kamsahamnida:ş). Ankara'da yaşadığını görüyorum, eğer imkanın olursa bir ara İstanbul'a uğra bence. Çünkü bildiğim kadarıyla Koreliler yaz tatilini kışın yapıyorlar, yani bizim 3 ay yaptığımız yaz tatili onlarda kışın 3 ay. Bu yüzden olmalı ki ben bugün Sultanahmet'e gittim gezmeye, resmen Koreli turist kaynıyordu. Her yerde Koreli vardı, öyle böyle değil. Burda Koreli turist avına çıkabilirsin...:şd: Şaka yapıyorum.
Ama bir ara uğramanı tavsiye ederim.

Bugün başıma gelen bir şeyi anlatayım bu arada. Sultanahmet'te gezerken bir Koreli bebek gördüm ama böyle bir tatlılık olamaz! Ben hayatımda böyle tatlı bir çekik bebek görmemiştim, inanır mısınız çevresini en az 20 tane Türk sarmış, onu seviyorlardı.:şd: Kimisi fotoğrafını çekti falan, ben bebeğe öyle dalmışım ki çekmeyi unuttum!:girl_cray: Şunu farkettim, Koreliler çok sıcak insanlar, konuştukça konuşuyorlar ama biz bebeği severken kadın garipsemişti. Acaba onlarda ayıp mı, yoksa millet bebeğin üstüne çullandığı için mi garipsedi?:şd: Niksiz, sen bilirsin belki. Ama çooooooook tatlıydı ya!

Neyzen
26.01.11, 14:34
Şunu farkettim, Koreliler çok sıcak insanlar, konuştukça konuşuyorlar ama biz bebeği severken kadın garipsemişti. Acaba onlarda ayıp mı, yoksa millet bebeğin üstüne çullandığı için mi garipsedi?:şd: Niksiz, sen bilirsin belki. Ama çooooooook tatlıydı ya! Lady bence ikinci şık akla daha yatkın geliyor :M: Kadının yüzünü gözümün önüne getirdim de
:k1 (15): Bunlar çocuğuma ne yapıyor deyu bakmıştır :7: :şd:

_sunflower_
26.01.11, 17:02
Şuanda 8. sayfadayım, hepsini okumadım ama harika bilgiler! Niksiz, bütün bilgiler için ayrı ayrı teşekkürler! Kamsahamnida:ş). Ankara'da yaşadığını görüyorum, eğer imkanın olursa bir ara İstanbul'a uğra bence. Çünkü bildiğim kadarıyla Koreliler yaz tatilini kışın yapıyorlar, yani bizim 3 ay yaptığımız yaz tatili onlarda kışın 3 ay. Bu yüzden olmalı ki ben bugün Sultanahmet'e gittim gezmeye, resmen Koreli turist kaynıyordu. Her yerde Koreli vardı, öyle böyle değil. Burda Koreli turist avına çıkabilirsin...:şd: Şaka yapıyorum.
Ama bir ara uğramanı tavsiye ederim.

Bugün başıma gelen bir şeyi anlatayım bu arada. Sultanahmet'te gezerken bir Koreli bebek gördüm ama böyle bir tatlılık olamaz! Ben hayatımda böyle tatlı bir çekik bebek görmemiştim, inanır mısınız çevresini en az 20 tane Türk sarmış, onu seviyorlardı.:şd: Kimisi fotoğrafını çekti falan, ben bebeğe öyle dalmışım ki çekmeyi unuttum!:girl_cray: Şunu farkettim, Koreliler çok sıcak insanlar, konuştukça konuşuyorlar ama biz bebeği severken kadın garipsemişti. Acaba onlarda ayıp mı, yoksa millet bebeğin üstüne çullandığı için mi garipsedi?:şd: Niksiz, sen bilirsin belki. Ama çooooooook tatlıydı ya!
Rica ederim, asıl ben teşekkür ederim bu güzel yorumlar için.:) İstanbul'a gelmeyi bende çok istiyorum. İnşaallah en yakın zamanda gelmek nasip olur. :)

_sunflower_
26.01.11, 17:32
1.Gün / Ankara-İstanbul-Seul

http://ghdb.gov.tr//images/stories/korefoto.png Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde bu yıl 4. sünün yapılacağı Güney Kore Gençlik Değişimi programı, ülkemizin değişik illerindeki gençlik merkezlerinden gelen 20 gencimiz katılımıyla Ankara’daki Gençlik ve Spor Vakfı’nda başladı. Önceki değişimlerden kalan bilgiler katılımcılara aktarılırken, öte yandan katılımcıların merak ettiği konulara da açıklık getirildi.
Sıcak gülümseyişlerin, sıkı dostlukların ve kardeş ülke Güney Kore’de devam edecek olan yolculuğun heyecanını ve mutluluğu ülkemizi temsil edecek gençlerin gözlerinden anlaşılıyordu.
Esenboğa Havalimanı’nda başlayan ve toplamda 20 saate yakın sürecek olan Güney Kore yolculuğu, zaman geçtikçe ekibin heyecanını daha da arttırıyordu. Sorunsuzca halledilen pasaport işlemleri ve bilet çekinleri neticesinde, önce İstanbul sonra da Seul yolculuğuna koyulan kafile, unutulamayacak güzelliklerin yaşanacağı 10 sıra dışı güne Ankara’dan başlıyordu.
İstanbul Atatürk Havaalanı’ndan 30 Mayıs 2010 Pazar gününü 31 Mayıs 2010 Pazartesiye bağladığı anda, tam 24.00’te gökyüzüne süzülen Tük Hava Yollarını’nın TK 090 sefer sayılı uçağı, yaklaşık 11 saat süren keyifli yolculuğun ardından Güney Kore’nin başkenti Seul Havalimanı’na iniş yapıyordu.
Çekin işlemlerinin tamamlanmasının ardından Seuol havaalanından çıkış yapan gençler, yüzlerindeki gülümseyişi ellerindeki bez afişe de yansıtan Güney Kore Gençlik Değişimi sorumluları tarafından karşılanırken, Türk misafirperverliğine nazire yaparcasına hazırlanan karşılama ile 10 gün sürecek program başlamış oluyordu. Güney Kore saatiyle 16.00’da Seul’un meşhur otellerinden Lexington’a yapılan bir saatlik kara yolculuğu, Gençlik Değişimleri Müdürü YU Hwi-kyong; Koordinatörler, PARK Woong, KİM Hyun-sung ve bize 10 gün boyunca rehberlik edecek olan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisi Güney Koreli Park Yu-eun, Otelde hazırladıkları oryantasyon ile programı detaylarıyla birlikte aktarıp organizasyon hakkındaki düşüncelerini dile getirdiler.
Oryantasyonun ardından oda dağıtımı yapılırken, 19.10’da başlayacak akşam yemeği için hazırlıklarda başlamıştı. Beklide Türkiye’de en çok konuşulan konu olan “Güney Kore ve Mutfak Kültürü” beklentilerin aksine sorunsuz ve değişik bir kültür olarak karşımıza çıktı. Türklerin yemek kültürünü bilen ev sahibi tarafı, sundukları geniş yelpazedeki çeşitlilikle, Türk konuklarını memnun etmesini bildi.
Heyecanlı Güney Kore yolculuğu boyunca dinlenme fırsatı bulamayan kafile, saatler 20.30’u gösterirken bir de gece gezintisi düzenledi. Güney Kore’de kentleşme, teknoloji kullanımı ve yaşam standartları gibi konular hakkındaki sorularına Seul’un sokaklarında cevap arayan gençlerimiz, 30 dakika süren kısa ama akıllardaki soru işaretlerine cevaplar veren bu yolculukla Güney Kore’deki ilk günlerini de tamamlıyordu.

_sunflower_
26.01.11, 17:35
2.Gün / Seul Kafilenin Ankara’dan ayrılıp Seul’e inmesi ve otele yerleşmesiyle birlikte artık program tam anlamıyla başlıyordu. Kardeş ülkedeki ilk günde güler yüzlerini her zaman gösteren Güney Koreliler, programın ikinci günü Türk ekibin merak içinde beklediği sorularını yavaş yavaş yanıtlamaya başlıyordu.
Oteldeki kahvaltının ardından, kafilemizin Güney Kore Cinsiyet Eşitliği ve Aile Bakanlığı tarafından kabulü için yola koyuluyorduk.
Sempatik koordinatörümüz Kim Hyun-sung ve rehberimiz Park Yu-eun(Pelin) her zaman olduğu gibi yine içtenlikle sorularımızı yanıtlıyor, program hakkındaki detayları ve yapmamız gerekenleri kısa otobüs yolculuklarımızda hatırlatıyordu.
Türk ekibin kabulü öncesinde bankaya para değiştirmek için uğrayan gençler, Seul’deki ilk etkinlikte bol bol fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyordu.
Kore’deki gençlik faaliyetlerini koordine eden kurum olan Cinsiyet Eşitliği ve Aile Bakanlığı Gençlik Değişimleri Koordinatörü tarafından karşılanan Türkiye gençleri, yaklaşık bir saat süren oturum ile Kore’deki gençlik faaliyetleri hakkında önemli bilgiler edindiler.
Saygıyı hiçbir zaman yitirmeyen Güney Koreli direktör ve yardımcıları, gençlik değişimi programı kapsamında ülkelerine gelen Türk gençleri kardeşleri gibi gördüklerini, bu nedenle özellikle Türkiye-Güney Kore Gençlik Değişimi programları ile mevcut dostluğu daha da pekiştirme niyetinde olduklarını dile getiriyordu.
Gençlik Değişimleri Direktörü yaptığı açılış konuşmasında Türkiye hakkında olumlu düşüncelerini dile getirirken, Türkiye ile gençlik değişimi programını 2007 yılından bu yana yaptıklarını ve şuanda 30 ülke ile bu değişim organizasyonlarını sürdürdüklerini belirtiyordu.
Gençlik Değişimleri Direktörü; Güney Kore Cumhuriyeti’nin gençliğe bakış açısını, gençlik kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerinin organizasyonunu açıklayıp, gençlik değişim projelerinin işleyişinden bahsettiği toplantıda, özellikle Kore’deki gençlik sorunları üzerinde durup, ülkemizdeki gençlik hakkında bilgi sahibi oldu. Güney Kore gençliğinin özellikle internet bağımlılığı yaşadığını ve bu konuda aldıkları önlemlerden bahseden direktör, cinsiyet eşitliği konusu üzerinde de titizlikle durduklarını ifade etti.
Türk ekibin kafile başkanı Vildan Görbil ise; Türkiye’nin kültürel bir mozaik olduğunu, Türk katılımcıların 81 ildeki gençlik merkezlerinde çalıştıklarını ve buraya getirilmelerinde özel bir neden olduğunu söyleyerek, Türkiye’deki gençlik teşkilatlanmasını ve politikalarını ev sahibi kuruma aktarıyordu. Toplantı bitiminde ise her iki tarafın karşılıklı hediyeleşmesi ile programa Bakanlığın verdiği öğlen yemeği ile devam ediliyordu. Seul’un bilindik restoranlarından birinde verilen yemek, Güney Kore yemek kültürünün neredeyse tüm ürünlerini Türk misafirlerle buluşturdu.
Bir saat süren öğlen yemeğinin ardından sıra bu kez cami ziyaretindeydi. Seul’daki Müslümanlar için hizmet veren cami, mimarisiyle dikkatleri çekerken; katılımcılar cami etrafında bulunan ve özellikle Müslümanların işlettikleri dükkânların isimlerini şaşkınlıkla takip ettiler. Bu arada Seul’daki kebapçı, binlerce kilometre uzaktan gelen yurttaşlarını görünce hayretler içerisinde kalıp, katılımcılara Türk mutfağının tadını Kore’de geçen iki günün ardından hatırlatıyordu
Camii ziyaretinin tamamlanmasının ardından sıra bu kez günün en duygusal ziyareti olan Türk Büyükelçiliği’ndeydi. Çok uzaklardan gelen Türk gençler, yanlarına aldıkları hediyelerle birlikte Büyükelçi Erdoğan İşcan’a makamında konuk oldu. Tatlı dili ve engin bilgisiyle çiçeği burnunda Büyükelçi, yarım saat süren toplantıda Güney Kore ve tarihi hakkındaki bilgilerini paylaşıp, özellikle Kore Savaşı ve Türk askerinin mücadelesini gururla anlattı. Çektirilen hatıra fotoğrafı ile Büyükelçiliğe veda eden kafile, akşam yemeği için Türk yemek kültürüne az da olsa benzeyen yer sofralı restoranda, haşlama tavuk yiyip, bir yandan teknoloji merkezi ziyareti ve alışveriş için akşam programını tasarladı.
Teknoloji ülkesinin başkentindeki dev teknoloji mağazaları, katılımcıları büyülerken, geniş ürün yelpazesi ve özellikle şaşırtan fiyatlardaki fotoğraf makineleri katılımcıların ülkemize boş dönmeyeceğini gösteriyordu. Hava karadığında otel yoluna koyulan ekibimiz, sıkı taksi pazarlıkları neticesinde ulaştığı otelde bir sonraki gün için değerlendirmelerini yapıp dinlenmeye çekiliyordu.

_sunflower_
26.01.11, 17:37
3.Gün Seul / Saray ve Savaş Müzesi

Programın üçüncü günü gerçekleştirilen saray ve savaş müzesi ziyareti ile tamamlanırken, katılımcıların Güney Kore’deki heyecanlı günleri, önümüzdeki ekim ayında gençlik değişimi için Türkiye’ye gelecek Koreli gençlerin katılımıyla renkleniyordu. Oluşturulan beş grupla, saray ve müze ziyaretleri gerçekleştirilirken, Koreli gençler, Türk gençlerle kaynaşmada zaman kaybetmedi.
Sıkı dostlukların kurulduğu bu eğlenceli gün, Gyeongbokgung(saray) ziyareti ile başladı. Güney Kore’nin önemli simgelerinden biri olan mimari yapıtlar, katılımcıların ilgisini çekiyor, Güney Koreli ve Türk gençler arasındaki iletişim giderek güçleniyordu. Saray ziyaretinin tamamlanmasının ardından öğlen yemeği için kısa bir yürüyüş yapan kafile, şehir merkezindeki bir lokantada toplanıp, Koreli aşçıların Türk mutfağına göre dizayn edip hazırlandığı dana etinden yapılmış yemekler ve pilav ile günün ilk bölümü tamamlanıyordu.
Öğlen yemeğinin ardından alışveriş için fırsat bulan gençler, yakınları için çeşitli hediyelik eşya almayı da unutmuyordu.
Gençlerin öğleden sonraki adresi ise, uzak doğu dövüş sanatlarının merkezlerinden biri olan Kore’nin, olmazsa olmazı Tekvando sporunun, tıpkı bir aksiyon filmi gibi hazırlanmış gösterisindeydi. Koreli gençlerin izleyenlerine doyumsuz bir gösteri sunduğu etkinlikle, Türk katılımcılar kendilerini televizyon tarihinin bir dönemine damga vurmuş Jackie Chan ve Bruce Lee filmlerinin kısa bir demosunu izletiyordu adeta.
Günün son ziyareti Kore Savaş Müzesi’ne yapıldı. Geçmişten iyi ders aldıklarını bu müzede sergiledikleri eserlerle anlatan Güney Kore Cumhuriyeti, devasa boyuttaki yapıtın içinde ve dışında oluşturdukları görsel-işitsel materyaller ve savaş eserleri ile yerli ve yabancı konuklarına geçmişlerine çok iyi sahip çıktıklarını gösteriyordu.
Savaş müzesindeki eserleri dikkatlice izleyen Türk gençler, şanlı zaferleri ile sonuçlanan Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı gibi dünyaya önemli dersler veren değerlerimizin, niçin tıpkı Kore’deki savaş müzesi gibi canlandırılıp hizmete sokulmadığı kendilerine sormadan edemiyorlardı.
Savaş müzesini hayranlıkla sürdüren katılımcılar, Kore savaşında şehit olan Türk askerlerin anıta yazılı isimlerini okurken ve Kore Savaşı’ndaki Türklerin rolünü anlatan video gösterini izlerken duygusal anlara tanık oluyorduk.
Savaş müzesi ziyaretinin ardından yemek için otele dönen kafile, Seul şehir merkezi gezisi sonrasında değerlendirme toplantısı yapıp bir önceki gün için dinlenmeye koyuldu.

_sunflower_
26.01.11, 17:37
4.Gün /Seul
Güney Kore Gençlik Değişimi programı kapsamında Seul’deki ziyaretlerini devam ettiren gençler, programın dördüncü gününde yine eğlenceleli anlara tanıklık etti. Günün ilk bölümünde, Hankok Üniversitesi Yabacı Diller Araştırma Merkezi’ne konuk olan gençler, Türkçe bilen yedi Güney Koreli öğrenci ile birlikte Türk Dili dersine katıldı. Yaklaşık bir saati süren buluşmada, Koreli Gençler Türkiye hakkındaki düşüncelerini açıklarken, Türk katılımcılardan Yasemin Samut’un sergilediği Sema gösterisi ve yine Türk gençlerin sunduğu ensturman dinletisi iki ülke gençleri arasındaki bağları daha da arttırdı.
Güney Koreli öğrencilerle birlikte öğlen yemeğinde Hankok Üniversitesi yemekhanesinde son kez biraraya gelen gençler, duygusal vedalaşmanın ardından Rainbow Uuslararası Okul’u tarafından ağırlanmak üzere yola çıktı.
Yöneticilerinin Türk olduğu Rainbow Uluslararası Okul’u, başta Kore’deki Türkler olmak üzere yabancı öğrencilere hizmet vermekte. Dört yıl önce 2 öğrenci ile eğitime başlayan okul, şimdilerde büyük bir bina ve 200’e yakın öğrenciye sahip durumda.
Türk gençleri konuk eden Rainbow okulu yöneticileri, Türkiye’den getirilen hediyelerden kıvanç duyduklarını belirtirken, aynı gün akşam saatlerinde düzenleyecekleri Mezuniyet gecesinde Türkiye’den gelen gençleri aralarında görmekten mutluluk duyacaklarını söylediler.
Rainbow Uluslarası Okulu’ndaki ziyaretin ardından, Samsung firmasının Halkla İlişkiler ve Tanıtım binasına geçen kafile, Samsung’un son teknoloji ürünlerinin tanıtımını izleyip, firmanın yeni ürünlerini kullanma şansına erişti.
Samsung d-lite gezisinin tamalanmasının ardından akşam yemeği için bir pizza restoranına giden katılımcılar, saatler 18.30’u gösterdiğinde Rainbow okulunun mezuniyet gecesi için gösteri merkezine geçmişti. Güney Koreli minik öğrencilerin gösterisini ilgiyle takip eden ekip, saat 21.00 olduğunda ikamet ettikleri Lexingpark Otel’de dinlenmeye çekildi.

_sunflower_
26.01.11, 17:38
5. Gün / Homestay Değişimin beşinci gününde katılımcıları tarifi imkânsız dakikalar bekliyordu. Homestay gününde ailelerle buluşup bir gece onların konuğu olacak gençler, bu önemli organizasyon için hazırlıklarına geceden başlatmıştı. Türkiye’den getirdikleri hediyeleri Koreli aileler için çantalarına koyan katılımcılar, yaşayacakları sıra dışı 24 saat için sabırsızlanıyordu.

Güne oteldeki kahvaltı ile başlayan gençler, eğlenceli geçeceği önceden belli olan günün ilk ziyaretini “Yazı Fuarı”na yaptı. Seul’un büyük sosyal tesislerinden bir tanesi olan ve önümüzdeki günlerde G20 zirvesinin de yapılacağı büyük alışveriş, eğlence ve kültür merkezine giden kafile, fuardaki eserleri hayranlıkla izleyip, alan içinde oluşturulmuş olan el sanatları atölyelerindeki çalışmalara katılarak hünerlerini gösterdi.
Fuar ziyaretinin tamamlanmasının ardından öğlen yemeği için Kore’deki Türk lokantasına giden kafile, mutfağımızın lezzetine uzun bir aradan sonra kavuşuyordu.

Yemeğin ardından Homestay programı kapsamında kendilerini bir gün süre ile misafir edecek olan ailelerle buluşmak üzere Gwacheın-si Belediyesi’ne giden ekip, buradaki sıcak karşılama ile ailelerle buluşuyordu. Toplanmanın henüz ilk dakikasında her iki taraf arasındaki dostluk zincirlerinin sımsıkı bağlandığı görülürken, eskiden gelen Türkiye-Güney Kore dostluğu biz kez daha perçinlenmiş oluyordu.
Homestay programı için belediye binasında toplanan kafile, Belediye yetkililerinin düzenlediği kısa programa iştirakte bulundu. Belediye’nin tanıtım filminin de izlendiği toplantı sonrasında her iki ülke temsilcileri karşılıklı hediyeleşirken, saatler 17.00’ı gösterdiğinde katılımcılar gruplar halince güney Koreli ailelerin evlerine gitmek üzere yola koyuluyordu.
Değişim programının belkide en önemli ayağı olan Homestay programında, başladığı andan itibaren kültürler arası alışverişin doruklara ulaştığı anlara tanık olundu. Heyecanı gözlerinden okunan gençler ve aileler, bu önemli organizasyonda ülkelerini iyi bir şekilde temsil etmek adına ellerinden geleni yapıyordu. Türk gençlerin, ev sahibi ailelerin evlerine ikişerli gruplar halinde gitmesinin ardından başlayan programda, görünen o ki uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek anlar yaşanacak.

_sunflower_
26.01.11, 17:39
6. Gün / Homestay Değişim programının en çok beklenen günü nihayet gelmiş, katılımcıların merakla beklediği Homestay etkinliği başlamıştı. İki ülke kültürünün birbirini tanıma fırsatı yakalayacağı bu önemli buluşma görünen o ki, katılımcıların ülkelerine döndüğünde en çok anlatacağı anıların başında gelecekti.
Programın beşinci günü akşam saatlerinde ailelerle buluşan gençler, belediyenin koordinatörlüğünde gerçekleştirilen Homestay etkinliğinde kültürler arası iletişim başlatıyordu.
Kardeş ülke Güney Kore’deki yaşam biçiminin en iyi şekilde anlaşılacağı bu etkinlikte gençlerin heyecanı, ailelerle buluşmanın başlamasının ardından, her iki ülke temsilcileri kendi kültürlerini anlatmaya başlamıştı.
Koreli ailelerin Türk misafirperverliğini aratmayan konukseverliği ve gençlere gösterdiği ilgi memnuniyetle karşılanıyor, Kore’deki sosyal hayat, yemek kültürü, inanç sistemleri, kentsel yapı, eğitim sistemi, ulaşım sistemleri, eğlence gibi alanlardaki mevcut durum yerinden birebir iletişimle öğreniliyordu. Öte yandan Türk gençler de kendi kültürlerini Koreli ailelere aktarmayı ihmal etmiyordu.
Sıcak ve sempatik Kore insanı, gençlerin kah annesi kah babası oluyor, gösterdikleri iyi niyet ve konukseverlik ile Türk gençlerden tam not alıyordu. İki ülke temsilcileri arasındaki bağlar, belediye sınırları içinde gerçekleştirilen tarihi mekân ziyaretleri, alışveriş ve eğlence merkezleri ziyaretleri ile daha da güçleniyordu.
Ailelerle birlikte geçen 24 saat süre boyunca Kore hakkında önemli bilgiler edinen gençler, nasıl geçtiği anlaşılamayan bir günün ardından, ayrılık vakti geldiğinde ailelerden kopamıyordu. Belediye binasında yapılan duygusal vedalaşma töreni ile Koreli ailelere elveda denirken, bitmesi istenmeyen Homestay programı son buluyordu.
Akşam saatlerinde Koreli ailelerden ayrılan gençler, Seul şehir merkezinde yaptığı ziyaretle günü tamamlarken, akşam yemeği sonrasında gerçekleştirilen “Homestay Değerlendirme Toplantısı”yla, bir gün boyunca yaşadıkları tarifsiz anları arkadaşlarıyla paylaşıyordu.

_sunflower_
26.01.11, 17:39
7. Gün / Busan’a Geçiş ve Anıtsal Mezarlık Ziyareti
Homestay programının tamamlanmasıyla Busan yolculuğu için akşamdan hazırlıklarını tamamlayan kafile, altı saat sürecek yolculuk için sabah erken kalkmış, saat 08.00’de yola koyulmuştu. Yolculuk esnasında bir gün öncesinde yaşanan güzel anılarını arkadaşlarıyla paylaşan gençler, eğlenceli geçen otobüs seyahatinin ardından İstanbul’un kardeş şehri Busan’a varıyordu.
Şehir merkezine iniş yapan kafile, daha önce değişim programlarına katılmış ya da ileriki haftalarda katılacak olan Koreli gençler tarafından karşılandı.
Busan şehrinde kısa bir tur yapan gençler, saat 16.00’da toplanarak Türkiye ile Güney Kore kardeşçiliğinin temeli olan ve Kore Savaşı şehitleri için oluşturulan “Birleşmiş Milletler Kore Anıtsal Mezarlığı”na duygusal anların yaşandığı bir ziyaret yaptı. Dünya barışı için canını ortaya koyan atalarımızın, verdiği onurlu mücadele nedeniyle gururlanan Türk gençleri yaklaşık bir saat süren ziyarette, Kore savaşı ile ilgili bir belgesel izleme fırsatını da yakaladı.
Kafilenin Busan’daki ilk günü, Kore mutfağının olmazsa olmazlarından birisi olan deniz ürünlerinin müşterilerle buluşturulduğu bir lokantada son buluyordu. Koreli gençlerle birlikte yenen sıra dışı akşam yemeğinin ardından otelin yolunu tutan kafile, bir sonraki gün için enerji toplamaya başladı.

_sunflower_
26.01.11, 17:51
http://www.istanbulburda.com/fotoc/manset/12.10.10_23.45.47_1286916347ceea9e9985_483x340.jpg
Güney Kore'de 2007 yılından bu yana düzenlenen gezi kapsamında Türkiye'ye giden öğrenciler bir araya geldi. 'Kültürler Arası Hoşgörü' adlı Türkiye gezisine katılan Koreli lise ve üniversite öğrencileri, Türkiye'ye doyamadıklarını söyledi..


Güney Kore'de 2007 yılından bu yana düzenlenen gezi kapsamında Türkiye'ye giden öğrenciler bir araya geldi. 'Kültürler Arası Hoşgörü' adlı Türkiye gezisine katılan Koreli lise ve üniversite öğrencileri, Türkiye'ye doyamadıklarını söyledi.



Güney Kore'de 2007 yılından bu yana düzenlenen 'Kültürler Arası Hoşgörü' adlı programı kapsamında Türkiye'ye giden lise ve üniversite öğrencileri başkent Seul'de Türk girişimciler tarafında açılan Uluslararası Rainbow Okulu'ndan bir araya geldi. Öğrencilerin Türkiye ile ilgili anılarını anlattığı geceye Konya Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa milletvekili Hüseyin Tanrıverdi olmak üzere Kore'de yaşayan Türkler katıldı.



Önce akşam yemeği ile başlayan gecenin sunuculuğunu Güney Kore'deki İstanbul Kültür Merkezi Müdürü Erhan Atay yaptı.



Güney Kore'ye gelir gelmez hava limanından ayağının tozuyla geceye katılan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Akyürek, her şeye rağmen geceye gelen Koreli öğrencileri görünce yorgunluğunu unuttuğunu söyledi. Akyürek, "Konya Belediyesi olarak sizleri misafir etmek büyük bir zevkti. Tekrar gelmekten çekinmeyin. Siz Koreli kardeşlerimize kapımız her daim açıktır." dedi. Mevlana'nın 'Gel gel ne olursan yine gel' sözünü hatırlatarak tüm Koreli kardeşlerini Türkiye'ye davet eden Akyürek, Koreli öğrenciler ileride anne baba ve çocukları ile beraber Konya'da ağırlamaktan mutluluk duyacağını söyledi.



Daha sonra sözü alan TBMM milletvekili Tanrıverdi, gezinin güzergahlarından biri olan Mevlana Müzesi'nde esinlenerek konuşmasında Mevlana Hazretleri'nin sözlerine sık sık yer verdi. AK Parti Başkan Yardımcısı Tanrıverdi, Kore savaşı gazisi Korelinin torunu bir kızın yazıp kendisine verdiği mektubu okudu. Mektuptaki, "Savaş sırasında dedemin hayatı için hayatını tehlikeye atan o Türk askerine nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Bu mektubu yazmaktan başka bir yol bulmadım. Dedem sizlere teşekkürünü iletmemi istemişti." sözler duygusal anlarlar yaşattı.



KORELİ ÖĞRENCİLER: TÜRKİYE'YE DOYAMADIK



Geziye katılan Koreli öğrencilerin anılarını anlatması ile gece devam etti. Öğrencilerden biri geziye doymadığından tekrar Türkiye'ye gittiğini söylemesi salonda alkış buldu. Başka bir öğrenci ise Konya'da otostop çekmekte hiç zorlanmadığı, ne zaman el kaldırsa arabaların gitmek istediği yere kadar götürdüğünü, Türklerin hiç tanımadığı bir yabancıya nasıl olup da bu kadar güvenip arabasına aldığını anlamadığı söyledi.



Gecede sonlara doğru söz alan Uluslararası Rainbow Okulu kurucusu Eşref Sağlam, böyle bir gecenin okullarında yapılmış olmasında kıvanç duyduğunu belirtti.



Gecenin kapanış konuşmasını ise Sufizm üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Koreli felsefe profesörü Kim Kvan Yong yaptı. Kim, "Bu Türk kardeşlerimiz bizim hayatımızı renklendiriyor. Bunlardan ayrılmayalım ki, hayatımızdaki renklilik devam etsin." dedi.



Gece boyunca Kore'deki Türkler, Türk siyasiler ile Koreli öğrenciler arasında samimi diyaloglar yaşandı. Koreli öğrenciler ile beraber gecenin sahipliğini yapan İstanbul Kültür Merkezi de Türkiye'den gelen misafirlerine, Kore kültürünü yansıtan hediyeler takdim ettiler. Konya Belediyesi de geceye katılan öğrencilere Türkiye'den getirdikleri hediyeleri verdi.



Kore Kadın ve Aile Bakanlığı, Konya Büyük Şehir Belediyesi ve Güney Kore'deki İstanbul Kültür Merkezi'nin 2007 yılından beri ortaklaşa düzenlediği, 'Kültürler Arası Hoşgörü' adlı Türkiye gezisinde, Kore'den seçilen lise ve üniversite öĞ 2000 �renciler, İstanbul ve Konya'yı ziyaret ediyor. Konyalıların evinde misafir olan Koreli öğrenciler gezi boyunca Ebru Hat gibi Türk sanatları öğrenip, tarihi yerleri gezerek, Türk kültürü hakkında bilgi sahip olmalarının yanında Türkçe dersleri de alıyor.


Cihan Haber Ajansı

_sunflower_
26.01.11, 17:57
http://www.nevsehir.cc/resimler/haber1/koreliler%20derrrr69587.JPG
Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya’yı gezmeye gelen Güney Kore’nin dar gelirli öğrencileri Derinkuyu İlçesi’nde bir kahvehanede simit ekmekle kahvaltı yaptılar.
Diyarbakır Anadolu Lisesi’nin misafiri olarak Diyarbakır’a gelerek bölgenin tarihi ve turistlik mekanlarını gezen 41 kişilik öğrenci ve 6 öğretmenden oluşan toplam 47 kişilik Güney Koreli grup Nevşehir’in Derinkuyu İlçesi’ne geldiler.
Güney Kore’de bulunan Hi Friend isimli bir firma, Güney Kore’nin değişik şehirlerinde yaşayan dar gelirli ailelerin çocuklarına yönelik düzenlenen yurt dışı turları kapsamında daha önceden irtibat kurdukları ve dostluklarını geliştirdikleri Diyarbakır’a getirdiler.
4 gün boyunca Diyarbakır Anadolu Lisesi’nin konuğu olarak bölgeyi ziyaret eden 47 kişilik Güney Koreli öğrenciler ve öğretmenler 4 günlük gezinin ardından Kapadokya’ya geldiler.
Kapadokya ziyaretlerinin ilkini Derinkuyu İlçesi’ne düzenleyen Güney Koreli grup sabah saatlerinde ilçeye ulaşırlarken, sabah kahvaltılarını da ilçede bulunan bir kahvehanede simit, peynir ve çayla yaptılar.
Kahvehane sahibi tarafından kahvehanede misafir edilen Güney Koreli öğrenci ve öğretmenlere çay ikramında da bulunurlarken, ziyaretçilerin kendilerine gösterilen yakın ilgiden oldukça memnun oldukları gözlemlendi.
Kendisine Ziya ismi verilen ve Güney Koreli gurupta bulunan rehber öğretmen Young Jü Shin bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini gezip görmek için Kapadokya’ya geldiklerini ve gezilerinin 4 gün süreceğini söyledi.
Grup daha sonra Derinkuyu Yer altı Şehrini ve ilçede bulunan diğer tarihi mekanları gezdikten sonra Kapadokya’nın değişik tarihi ve doğal güzelliklerini gezmek için ilçeden ayrıldılar.

_sunflower_
26.01.11, 17:59
http://images.iha.com.tr/i//2009/07/27/maintopheadline/IHA_20090727_63290.jpg

Güney Kore'nin Kuzey Kore ile yaptığı savaşa 17 Eylül 1950'de giden Türk tugayından olan Torbalılı Gazi Recep Karagöz'ün ziyaretçileri vardı.Bakanlar Kurulu tarafından Kore'ye 4 bin 500 asker gönderme kararının alındığı 25 Temmuz 1950 tarihinin 59. yıl dönümünde gelen 5 Güney Koreli genç Gazi Recep Karagöz'ün elini öpmek için Arslanlar Köyü'ne gitti. Duygu dolu anların yaşandığı ziyaret sırasında Gazi Recep Karagöz gençlerle uzun uzun sohbet etti.

1950-1953 yılları arasında devam eden ve uluslar arası bir boyut kazanmasıyla 17 Eylül 1950'de Türk ordusunun da katıldığı Güney Kore, Kuzey Kore savaşında yer alan Torbalılı Gazi Recep Karagöz'ü 5 Güney Koreli genç ziyaret etti.

Güney Kore'nin Kyunggi şehrinden Türkiye'ye gezmek için geldiklerini ve Ege Bölgesi'nde bulunan il ve ilçeleri ziyaret edeceklerini belirten Güney Koreli gençler Yoon Sung Jin, Jang Hye Sim, Park Yo Rim, Soo Ran Kim ve Kim Ji Woong Torbalı'ya geldiklerinde Gazi Recep Karagöz ile buluştu.

Gazi Recep Karagöz'le görüşme imkanı bulan ekibin lideri Yoon Sung Jin, Kore'de savaşan 80 yaşındaki Karagöz'ün hala dinç olduğunu söyledi. Türklere karşı Güney Kore halkının inanılmaz bir sempati duyduğunu beliretn Jin, "Bizim atalarımıza yardım ettikleri için teşekkür ediyoruz. Müttefiğimiz olan Amerikan Ordusu'ndan önce Türkler bize yardım için geldi. Güney Kore'de bütün insanların Türklere karşı çok büyük bir ilgisi ve sevgisi var. Bizim okul çağımızda bazı derslerimizde Mustafa Kemal Atatürk konusunda eğitim alıyoruz. Buraya gelme amacımız Türk kültürünü ve aile yapısını yakından tanımak. Recep dede bizim dedelerimizle birlikte aynı cephede savaşmış bir insan. Kendisini yakından gördüğümüz için çok mutluyuz" dedi.

Güney Kore'de yıllarca savaşan ve esir düşen Recep Karagöz ise gençleri karşısında görünce bir hayli duygulandı. Çince ve Japonca bilen 80 yaşındaki Gazi, Koreliler ile koyu bir şekilde sohbet etti.

1950 yılında Güney Kore ile Kuzey Kore'nin bölünmesine yol açan savaşta Türkiye'den giden askeri birliğin içinde yer alan Recep Karagöz, 7 ay savaştıktan sonra yaralanması sonucu esir düştü. 30 ay boyunca Kuzey Korelilerin elinde esir kalan Karagöz, bu süre boyunca Korece ve Çince öğrendi. 5 çocuk ve 10 torun sahibi olan Kore Gazisi, esir değiştirme süreci nedeniyle serbest bırakıldı. Gençlere Türk kahvesi karpuz ikram eden Gazi Recep Karagöz savaş anılarını anlattı. Mutluluğu gözlerinden okunan Karagöz, "1950 yılında gittiğim Kore'de 3 yıl kaldım. Bu süre içersinde yaralandığım için 30 ay esir olarak hapishanede yaşadım. Savaş yıllarında çok zor ve kötü günlerim geçti. Güney Kore'yi savaşta desteklemek için gittik. Şimdi yanıma gelen Güney Koreli gençleri görünce çok şaşırdım. Burada olmalarından dolayı mutlu oldum. Koreliler iyi ve dürüst insanlardır. Buraya gelip beni ziyaret ettikleri için kendilerine çok teşekkür ediyorum" dedi.

_yeppuda girl_
26.01.11, 18:02
hepsini okuyamasamda paylaşımların çok güzel gerçekten:wink: teşekkürler niksiz (http://www.yeppudaa.com/member.php?u=3040):gz: (http://www.yeppudaa.com/member.php?u=3040)

_sunflower_
26.01.11, 18:04
hepsini okuyamasamda paylaşımların çok güzel gerçekten:wink: teşekkürler niksiz (http://www.yeppudaa.com/member.php?u=3040):gz: (http://www.yeppudaa.com/member.php?u=3040)Rica ederim. :)

bahar esintisi
26.01.11, 22:18
tüm paylaşımların için çok teşekkürler niksiz...

_sunflower_
26.01.11, 22:20
tüm paylaşımların için çok teşekkürler niksiz...Rica ederim.:)

_sunflower_
27.01.11, 11:39
UNIVERSITE HAYATI / COK CALISKAN MILLET / COK SAYGIN COK AHLAKLI MILLET / COK İÇEN MILLET

Anniyon Haseyo!(merhaba! ) Ben Nagehan Gunan. Gungoren Anadolu Imam Hatip Lisesi mezunuyum. Onder'in burslu orgencilerindenim. 2005 yili YDS sinavindan yuksek bir puan almama ragmen Turkiye’de universiteye gidemedigim icin Guney Kore’de egitim hayatima devam etmeye karar verdim.

Kore’ye gideli iki yil oldu. Bir bucuk yil Korece Dil kursunu bitirdikten sonra universiteye basladim. Suan Pusan Devlet universitesi, Ingiliz Dili ve Edebiyati birinci sinif ogrencisiyim.

Guney Kore Turkiye’den cok uzakta bulunmasina ragmen aslinda Turkiye ile bircok benzer noktasi olan bir ulke. Ilk gittiginizde sanki bir Uzak Dogu ulkesinde degil de (sokaktaki garip yazilar ve cekik gozlu insanlar olmasa) kendinizi Istanbul sokaklarinda dolasiyor gibi hissedebilirsiniz. Gercektende gerek kultur gerek ahlaki yapilari bakimindan bizimle benziyorlar.
>
> Hatta kimi profesorler Korelilerin Turk boyundan geldigini iddia ediyor. Koreliler Turkiye’yi kardes ulke olarak goruyorlar. Turk askerlerinin 1950 Kore savasinda onlar icin savasmasiyla Turklere karsi duyulan sempati 2002 FIFA Dunya kupasi maciyla daha da artmis durumdadir. Pusan Sehrindeki sehitlikte bugun bircok Turk askeri yatmaktadir
>
> Turkleri cok seviyorlar. Tanistigimiz Korelilerin yaridan fazlasi ya Turkiye’ye gitmis ya da gitmek istiyordur. Turkce ogrenmeye de meraklilar. Guney Kore belki de bir Turkun Turklugu ile gurur duyarak dolasabilecegi nadir ulkelerden biri. Koreliler yabancilara buyuk ilgi duyuyorlar. Bunlar arasinda Turkler de cok sevilen milletler arasinda geliyor.
>
> Koreliler bizim gibi sicakkanli, arkadas canlisi, yardimsever, nazik kibar insanlar. Guclu ahlak degerleri var. Genelde iyilik yaparsan iyilik bulursun dusuncesi hâkim. Saf temiz niyetli insanlar. Sahtekârliga, uckâgitciliga pek akillari ermez; kimsenin malina yan gozle bakmazlar. Hirsizlik oranlari oldukca dusuk seviyededir.
>
> Kore cok guvenli bir ulke, gece 11, 12’lerde bile sokakta rahat bir sekilde, korkmadan dolasabilirsiniz.
>
> Cok saygili bir toplum, buyuklere saygi cok onemlidir. Karsilarindakini selamlarken neredeyse yere kadar egilirler. Kendinizden bir yas buyuge bile abla, agabey veya bey, hanim diye hitap etmek zorundasinizdir. Korece’de yuksek, orta ve dusuk dil olarak saygi seviyesine gore uc farkli hitap sekli vardir.
>
> Kendinizden buyuk birine veya tanimadiginiz birine asla dusuk dille hitap edemezsiniz. Bu konuda cok titizlerdir.
>
> Korelilerde ‘ben’ degil ‘biz’ dusuncesi hakimdir. Cok milliyetci bir toplum, benim ulkem degil ‘uri nara’ bizim ulkemiz derler. Kendi milli degerlerini, kulturlerini, sanatlarini, sarkilarini, yerel danslarini, kiyafetlerini, yemeklerini, el sanatlarini korumaya calisir onlarla cok ovunurler.
>
> Kore’de en fazla kullanilan kelimelerden biri ‘papbida’ (mesgul) kelimesidir. Yediden yetmise herkes cok mesguldur. Gercekten cok calisan bir millet, gun dogmasiyla herkes ayaktadir. Her islerini cabucak yaparlar, aceleci, hizli tez canli insanlardir.
>
> Halkin yuzde 50’si dinsiz, yuzde 25’i Hiristiyan , yuzde 20’si ise Budist olup din olgusunun pek gelismemesine ragmen. Ulkenin her kosesinde kilise ve Budist tapinaklari gormek mumkundur. Musluman nufus ise 40.000’i Koreli olmak uzere 100.000’i askin durumdadir. Koreliler Islam ile ilk defa 1950 yilinda Turk askerleri vesilesiyle tanisirlar ve Islam dinine girenler olur.
>
> Bugun Kore’de 5 tane buyuk cami bulunmaktadir ve Islamiyeti arastiran Koreliler gunden gune artmaktadir.
>
> Koreliler icin yemek cok onemlidir, hatta Koreliler birbirlerini “Pab mogossoyo?” (yemek yedin mi?) seklinde selamlarlar. Karsindakinin yemek yiyip yemedigini sormak, bizdeki nasilsinin yerinde karsindakinin halini hatirini sormaktir. Yemege olan bu ilgileri savastan sonra cok kitlik cekmelerinden olsa gerek…
>
> Uc ogun yemegi atlamadan muhakkak yerler. Ogle ve aksam yemegi saatinde universite kam pusunde herkes disarida, restaurantlarin yolunu tutarlar. Ogle yemegi yemeyen bir Koreli bulmak imkansiz gibidir. Arkadaslarinizla ya ogle ya da aksam yemeginde bulusursunuz.
>
> Kore’de yemek denince akla ilk gelen sey pilav ve “kimchi”dir. Kimchi lahanadan yapilan, aci, bol baharatli tursuya benzer bir yan yemektir. Her sofranin olmazsa olmazidir. Zaten, yagsiz tuzsuz pilavin yaninda “pancan” denilen bir suru sebzeden, ottan yapilan yan yemekleri sofrayi boydan boya donatirlar.
>
> Kore yemekleri yagsiz, tuzsuz, az kalorili ve cok acilidir. Bircok Turkun bildiginin aksine, Koreliler ipek bocegi disinda bocek yememelerine karsin her turlu deniz urunu yiyebilirler. Bunun yaninda domuz eti ve ickiyi cok fazla tuketiyorlar. Domuz etini cok seviyor ve cok cesit yemekte kullaniyorlar. Icki Kore’de bir kultur seklini almis, herkes icki icer, icki icmeyeni dislarlar. Universitede, is ortaminda, arkadas cevresinde icki icmek onlarin deyisiyle kendi aralarinda samimilesmelerini saglar.
>
> Kendinizden yasca buyuk biri size icki kadehi uzattiysa onu muhakkak icmek zorundasinizdir, yoksa sizi dislarlar. Fakat yabancilara karsi anlayislidirlar, siz icki icmiyorum, domuz eti yemiyorum dediginizde farkli bir kultur oldugu icin anlayisla karsilarlar. Isin garip tarafi o kadar icki icmelerine ragmen fazla sarhos olmamalari veya sarhoslarinin zararsiz olusudur.
>
> Korece karakterlerden olusmayip alfabesi olan bir dildir. Ural-Altay dil ailesi gurubuna mensup oldugundan Turkceyle, ozne-yuklem uyumunun ayni olmasi Turkler icin Korece ogrenmede bir avantaj.

Yalniz telaffuz ve yazmasi oldukca zor bir dil. Turkler eger gayretli calisirlarsa gunluk dili yaklasik bir yil sonra rahatlikla konusup, anlayabilir seviyeye gelebilirler. Korece gerek telaffuz, gerek uc farkli sekilde saygili hitap bulunmasi ve her nesne icin ayri bir kelime oldugu icin ogrenilmesi zor diller arasindadir.

Guney Kore egitime cok onem veren bir ulkedir. Halkin yuzde 92 si okuryazardir. Ulkede universite sayisi cok fazla, genc nesilde universiteye gitmeyen yok denecek kadar azdir. Koreliler cok fazla ders calisirlar, bundan olsa gerek ders calisma teknigini cok iyi bilirler. Kitap, kirtasiye urunleri oldukca cesitlidir.

Bir ortaokul, lise ogrencisi gunde yaklasik 3- 4 saat uyku uyur. Sabahtan aksam bese kadar okula gidip saat dokuza kadar zorunlu etude kalirlar. Saat dokuzdan on iki, birlere kadar da dershaneye giderler.

Universite sinavi Turkiye’ye kiyasla kat kat zor oldugundan hepsi iyi universitelere girmek icin buyuk bir rekabet halindedir. Bu yaris daha cocukken baslar. Cocuklar baslica piyano, Ingilizce, el sanatlari, tekwandodan olusan en az 3 -4 kursa giderler. Kore de ortaokul, lise ogrencisi olmak cok zordur. Koreliler de cok fazla ders calismaya zorlayan ezberci sistemlerini elestiriyorlar.

Kore’de universite egitimi Turkiye’den daha kaliteli gozukuyor. Universitenin imkanlari cok zengin, internet cok gelismis, ozellikle muhendislikler ve sayisal bolumlerde cok ilerideler. Turkiye’den de bircok kisi master veya doktora egitimi icin Guney Kore’yi tercih ediyor. Profesorler cok mutevazi, ogrencilerle arkadas gibiler, ogrencilerle yemek yemeye, icki icmeye giderler. Yabanci ogrencilere de genelde ayri, ozel bir ilgileri vardir.

Yabanci ogrenciler universiteye giriste genelde yazili sinava tabi tutulmayip yalnizca mulakata girerler. Belgeleriniz eksiksiz ise genelde universiteden kabul alirsiniz. Universitelerin yillik fiyatlari genelde 3.500$ ile 8.000$ arasinda degisiyor. Yabanci ogrencisi fazla olmayan universitelerde yuzde 30 , yuzde 50 oraninda burs alma imkaniniz olabilirken master veya doktora ogrencilerinde bu rakam yuzde 50 ile yuzde 100 oraninda yukselebilir.

Devlet universiteleri fazla olmamakla beraber fiyatlari yillik 3.000$’dan basliyor. Ozel okullarla fiyat farki fazla olmamasina karsin devlet okullari daha meshur oldugu icin Koreliler oncelikle iyi devlet okullarini tercih ediyorlar. Bir ogrencinin yillik masrafi (okul parasi, yasam masraflari, harclik, gidis-donus ucak bileti) yaklasik 9.000$ ile 10.000$ civarinda degisiyor.

Koreliler kuresellesen dunyada İngilizce bilmenin onemini kavramislar. Bir Koreli Ingilizce bilmiyorum derse ona inanmayin. Hepsi az cok bilmesine ragmen telaffuzlarindan dolayi konusmaya cekiniyordur. Korecede ‘f’, ‘z’, ‘j’ gibi harfler olmadigindan telaffuzlari cok garip, kendi dil yapilariyla uyusmadigindan bircok kelimenim telaffuzunu cikartmakta zorlaniyorlar. ‘conqulish ‘ denen Korece- Ingilizce kelimeler bile olusmus.

Iyi konusanlar da ya hayatlari boyunca Ingilizce calismis ya da uzun sure yurtdisinda yasamislardir. İngilizce konusunda gercekten cok abartmislar, kitapcilarda hayal edemeyeceginiz cesitte Ingilizce kitaplari, televizyon ve radyolarda surekli Ingilizce yayinlar, her sokakta Ingilizce kurslari vardir. Bunu biraz daha abartirsak Kore’de sadece Ingilizce konusulan bir koy bile olusturulmustur. Koreliler yaslari ne olursa olsun surekli Ingilizce ogrenme cabasindadir, Ingilizce bilmeyenler kendilerini ezik hissederler.

Sabah 6 veya gece 12‘lerde is oncesi veya sonrasi Ingilizce kursuna giden insanlar gormek mumkundur. Okul tatillerinde herkes Ingilizce calisir. Eger iyi Ingilizce bilen bir yabanciysaniz onlarin gozunde sayginliginiz artar, ama bazen sizinle Ingilizce pratik yapmak isteyen insanlardan sikilabilirsiniz. Siz Korece konussaniz dahi israrla sizinle Ingilizce konusan Koreliler cok yaygindir. Beklide anadili Ingilizce olmayan bir ulkede en cok Ingilizce konusma firsatiniz olabilecegi ulke Guney Kore’dir.

Ben Kore’de yasadigim iki yil zarfinda gozlemleyebildigim kadariyla bazi noktalari sizlerle paylasmaya calistim. Umarim, ileride Kore’de okumak isteyen ogrenciler olursa onlara az da olsa bir fikir sahibi olmalarina yardimci olmusumdur. Kore, gercekten yasanilmasi cok rahat, guzel bir ulke. Ben gittigime cok memnunum, gitmek isteyen herkese de tereddutsuz tavsiye edebilirim.
Saygilarimla, NAGEHAN GUNAN.

Alıntıdır

_sunflower_
28.01.11, 22:16
Güney Koreli öğrenciler 2011 UNİVERSİADE kış oyunları kapsamında Erzurum gezisi düzenlediler.
Güney Kore’den gelen 30 kişilik öğrenci kafilesi kış olimpiyatların yapılacağı 2011 tesislerini gezdi. Atatürk Üniversitesi’ni ziyaret eden öğrenciler Türk öğrencilerle müzik çalıp şarkı söyleyerek gönüllerince eğlendiler.
Erzurum’a hayran kalan Güney Koreli öğrenciler, “Burası Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları için çok ideal bir yer. Daha hazırlıklar bitmemiş, ama bitince eminiz çok mükemmel olacak. Ayrıca Türklerin misafir perverliğine hayran kaldık. Çok sıcakkanlı insanlar, birçok arkadaş edindik. Bu arkadaşlarımızı hep arayıp soracağız. Daha iki gün burada gezilerimiz devam edecek. Çünkü burada çok gezilecek ve görülecek yerler var. Buradan sonraki durağımız İstanbul. Türkiye’ye gelip İstanbul’u gezmeden gitmek olmaz. Sadece İstanbul değil Konya Manisa, İzmir ve Antalya gezebildiğimiz kadar gezip bu hafta sonunda Kore’ye döneceğiz” dediler.

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/hs046.snc6/167652_196624490347957_159496624060744_791672_2735274_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:24
Genç bir Japon Mimar olarak geldiği Türkiye'yi ikinci vatanı olarak seçti. 1987 yılında Müslüman oldu. Türkiye'ye 30 yıl hizmet verdi. Türk vatandaşı oldu. Tarık adını aldı. Eşinin soyadını kullandı.

Önceki gün spor yaparkan 49 yaşında hayatını kaybeden Tatsuya Yamamoto, bugün Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nden son yolculuğuna uğurlandı.

Genç bir Japon Mimar olarak geldiği Türkiye'yi ikinci vatanı olarak seçti. 1987 yılında Müslüman oldu. Marmara Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversite'sinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. O yıllarda tanıştığı Akademisyen Gonca Telli ile evlendi. Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra Tarık adını aldı. Eşinin Soyadı Telli'yi kullandı. Japonya'da ve Türkiye'deki 30 yıllık Mimarlık kariyerinde Tatsuya Yamamoto olarak tanındı. Bugün Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nden Tarık Telli olarak son yolculuğuna uğurlandı.

CENAZESİ CAMİDEN KALDIRILDI

Cenaze namazı çok kalabalıktı. Acılı eşi Gonca Telli ve Lise son sınıf öğrencisi kızı Eda taziyeleri tek tek kabul etti. Öğrencileri, arkadaşları, projelerinde yer aldığı işadamları ve Japonya'dan gelen arkadaşları ona son görevlerini yerine getirdiler. "Bizi çok mutlu etti. Onu erken kaybettik"diyen acılı eşi Gonca Telli, hayat arkadaşı için kılınan cenaze namazında saf tuttu, namaz kıldı. Ailenin ricası üzerine cenaze namazını kıldıran imam onun Japon ismini kullanarak helallik istedi. Japonya'dan cenazeye son anda yetişen üniversite arkadaşı Takeshi Taira onun çok iyi bir insan olduğunu söylerken, iş ortağı Gökhan Aktan Altuğ güçlüklü konuşsa da, onun çok özel bir insan olduğunu ve Türkiye'yi vatanı olarak gördüğünü ifade etti. Altuğ 27 yıllık arkadaşını anlatırken onun Türk mimarisi üzerine yaptığı çalışmalardan ve Anadolu'yu adım adım gezmesinden söz etti. Altuğ, "Çok iyi bir insan, değerli bir akademisyen. Çok iyi bir baba. Çok iyi bir mimardı. Türkiye'yi karış karış gezdi. Anadolu'nun neresine giderseniz gidin, onun ismini görürsünüz" diye konuştu.

" DİNİMİZİN ŞARTLARI NEYSE ONLARI YERİNE GETİRİRDİ "

Altuğ, Onun Türkiye'ye olan aşkını anlatırken de "Japonya'ya gider gitmez, memleketim diye buraya dönerdi. Memleketimi özledim derdi" ifadelerini kullandı. "Vasiyeti burada gömülmekti" diyen Altuğ, "Dinimizin şartları neyse onları yerine getirirdi" diyerek sözlerini tamamladı. Cenaze törenine katılan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İşadamı Bekir Okan da, Tatsuya Yamamoto'nun Başbakan Erdoğan'ın Japonya ziyaretinde heyette yer aldığını söyledi. Cenaze törenine katılan Prof.Dr. Mustafa Koçak da Yamamoto için şu ifadeleri kullandı: Böyle bir kalabalığı beklemiyordum. Müslümandı bizden biriydi. Bu topraklara bağlı biriydi.

Yamamoto'nun cenazesi öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Çengelköy'de toprağa verildi.

SPOR YAPARKEN KALP KRİZİ GEÇİRDİ

"Türk ve Japon mimarlığının önemli isimlerinden Tatsuya Yamamoto, henüz 49 yaşında yaşamını yitirdi. Yamamoto, 18 Aralık 2010 Cumartesi akşamı, spor yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etti. Tatsuya Yamamoto, meslek hayatı boyunca gerçekleştirdiği birçok ulusal ve uluslararası önemli proje ile tanınıyordu. Meslektaşı Gökhan Aktan Altuğ ile kurduğu TAGO Mimarlık ile bir çok önemli projeye imza atan Tatsuya Yamamoto, <span>Mimar Sinan</span> Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde de öğretim görevlisi olarak Türk mimarlığına büyük katkılarda bulunmuştu.

ÖZGEÇMİŞİ

1961 yılında Japonya'da doğan Tatsuya Yamamoto, 1983'te Tokyo'da Shibaura Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. Japonya'da, Fransa'da ve Türkiye'de üç ayrı yüksek lisans yapan Yamamoto, 1986 yılında ise "ikinci ülkem" dediği Türkiye'ye yerleşti. Yamamoto, 1987-1990 yılları arasında, <span>Mimar Sinan</span> Üniversitesi'nde, 1991-1995 yılları arasında da Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bu süre içinde Japonya, Türkiye hükümeti, <span>Unesco</span> vs. adına çeşitli projeler yöneten Tatsuya Yamamoto'nun, Japonya, ABD ve Avrupa'da uygulanmış çeşitli eserleri bulunmaktadır. 1995'ten bu yana çalışmalarını meslektaşı Gökhan Aktan Altuğ ile birlikte İstanbul'da kurduğu TAGO Mimarlık'ta sürdüren Yamamoto, profesyonel mimarlık yaşamında çeşitli ulusal ve uluslararası projelere imza attı.

YER ALDIĞI PROJELER

Ser Plaza. Kütahya Adliyesi, Eskişehir Adliyesi, Sarkuysan İş Merkezi, Kavacık Gülsan İş Merkezi Dündar İnşaat Incıty,Dündar İnşaat Rumelifener Istanblue,Albaraka Ofis Binası,Güneri İnşaat Ikebana, Koray İnşaat Natura Evleri (Eskişehir),Dumankaya Vizyon,Dumankaya İkon,Dumankaya Cadde, Dumankaya Adres Lobi,Bay İnşaat Bay Resıdence (İstinye),Rıxos Bomonti Resıdans,Soyak Karşıyaka Siesta,Soyak Halkalı Park Aparts,Bursa Korupark Avm ve Konutları,Sinpaş Ankara Oran Projesi.

http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs355.ash2/63538_185985001411906_159496624060744_710535_2991378_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:25
Kore Havayolları'nın Türkiye Başkanı Sang-Jin Kim Taksim'de Kore yemekleri yapan Gaya adlı bir restoran açtı. Eşi Yasemin Li ile birlikte kendi kültürlerini tanıtmayı amaçlayan Kim ailesi, yemekler için gerekli olan Kore sebzelerini Silivri'deki 9 dönümlük arazilerinde yetiştiriyor. Fenerköy'deki Gaya çiftliğine geçen hafta pazar günü konuk olduk ve Kim ailesinin 20 yıllık Türkiye macerasını dinledik.

Bay Kim ve nazik eşi Yasemin Li, 20 yıldır İstanbul'da yaşıyor. 27 yıllık evliliklerinden üç çocukları olmuş. En küçük kızları Eunna, İstanbul Üniversitesi'nde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Ablası ve abisi çoktan iş hayatına atılmış. Ailecek buralı olmuşlar. Taksim'de bir restoranları, Silivri'de yazlıkları var. Ticaret yapmak için Türkiye'ye gelen Bay Kim, tekstil, makine ve elektronik gibi birçok alanda iş yapmış. Kore Dış Ticaret Merkezi'nin de müdürlüğünü yürütüyor. Ülkesindeki orta ve küçük ölçekli firmalar Türkiye'de iş yapmak istediklerinde Bay Kim'e başvuruyor, ondan danışmanlık hizmeti alıyor. Bay Kim aynı zamanda İstanbul'daki Koreliler Derneği'nin Başkanı. Ülkemizde 400-500 arasında Koreli aile yaşıyor. Kimi resmi görev nedeniyle burada, kimi de ticaret yapmak için yerleşmiş. Hepsi bu dernek etrafında bir araya geliyor. Ama Bay Kim'in esas işi Kore Havayolları'nın Türkiye Başkanı olması. Görevini üç yıldır yürüten Kim, iki ülke arasındaki turist trafiğinin artması için çabalıyor. Bunda da başarılı olmuş.
Yasemin Li, hafta içi Taksim'deki restoranlarında müşterilerini ağırlıyor, hafta sonu bahçe kıyafetlerini giyip sebzelerin yaban otlarını temizliyor. Kore devletinin ileri gelenleri; başbakanı, cumhurbaşkanı kendisine tanıtım faaliyetlerinden dolayı minnettar. Teşekkür ve tebriklerini bildirmek için bizzat ülkemize geliyor ya da mektup gönderiyorlar. En son üç ay önce bir meclis üyesini Taksim'deki restoranında ağırlamış. Bay Kim'in yeni atıldığı iş alanı da Talimhane'deki Gaya adını verdiği bu restoran. Aslında Gaya, iki yıl önce açılmış. Ülkemizdeki Uzakdoğu kültürüne ve yemeklerine gösterilen ilgi malum. Ama Kore mutfağı çok fazla öne çıkan bir mutfak olmadığı için kimsenin pek ilgisini çekmedi. Yine de restoranın müşterilerinin yüzde 50'si Türk. Bibimbap (karışık sebzeli pilav), kimchi (baharatlı sebze yemeklerinin genel adı) gibi geleneksel yemekleri aslında çok seviliyor. Yasemin Li, Londra'da öğle saatlerinde Kore restoranlarının önünde oluşan bibimbap kuyruğunun aynısını İstanbul'da yapmayı hayal ediyor. Yasemin Li, aslında ülkesinde ünlü bir yemek ve gezi kitabı yazarı. Türkiye'de görülmesi gereken yerlerini anlatan iki kitap yazmış. Devlet başkanı, bakanlar ve diğer Koreliler Türkiye'ye gelmeden önce mutlaka bu kitapları okuyor.

20 çeşit sebze, 50 tür ağaç var
Gelelim Silivri'deki küçük Kore cumhuriyetine. Bay Kim, restoranda lazım olan sebzeleri ülkemizde bulamadıkları için bu çiftliği satın aldıklarını söylüyor. Fenerköy yolu üzerindeki Gaya çiftliği, 9 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş. Hem çiftliğin hem de restoranın adı neden Gaya diye merak edebilirsiniz. Gaya, Bay Kim'in doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği topraklarda 500 yıl hüküm süren eski bir imparatorluğun adı. Kim Çifti, bahçenin ortasında turuncu renkli büyük bir ev yapmış. Koreliler canlı renkleri çok seviyor ve herkes hayatına pembe, fuşya, turuncu gibi renkleri rahatlıkla dahil ediyor. Bizim gibi siyaha takmış değiller. Mesela Seul'deki balık pazarını gezerken pembe renkli önlüklerle çalışan erkekleri görmek sıradan bir durum.
Kim ailesi aslında Şişli'de yaşıyor, hafta sonları Fenerköy'e gidiyorlar. Onlar yokken bahçeyle ve evle yardımcıları ilgileniyor. Yasemin Li, bahçenin ekilmesinde, sebzelerin yetiştirilmesinde çok titiz davranıyor. Çiftliğe vardığımızda saat 09.30 civarıydı. Ama bayan Kim, çok daha erken kalkıp sebzelerin etrafındaki yabani otları temizlemeye başlamıştı bile. 20 çeşit Kore sebzesi ekiliyor toprağa. Tohumların hepsi Kore'den geliyor. İlk kez geçen yıl ürün almışlar. 70 kilo soya fasulyesi çıkmış mesela. Yasemin Li, seneye 200 kilo soya fasulyesi toplamayı planlıyor. Biz gittiğimizde bahçede wasabi sosunun yapıldığı sarı çiçekli kyecja, kırmızı Kore marulu, Kore ıspanağı, buçu (bir tür soğan), mindirle, manıl (sarımsağa benzeyen bir sebze), çikkori (marula benziyor), tepa (yeşil soğan gibi) vardı.

Wasabi sosunun yapıldığı kyecja otu.
Wasabi sosu, Uzakdoğu yemeklerinde kullanılan ünlü bir acı sos. Bu sos kyecja çiçeğinden yapılıyor. Sarı renkli çiçekler papatyayı anımsatıyor. Buçu adını verdikleri sebze yeşil soğana benziyor. Büyüdükçe yeşil yaprakları bıçakla kesiliyor, tekrar çıkması için. Çiğ de yenilebiliyor. Tadı hafif acımsı olan 'buçu'dan sos yapılıyor. Özellikle Bay Kim'in, biz bahçede otururken ikram ettiği Kore mantısının içine katıyorlar. Kanı temizliyormuş. Çikkori adı verilen bitki tavada yapılan sebze yemeklerinde kullanılıyor. Bizim yeşil soğan neyse tepa da Kore'de böyle bir sebze. Ama boyu pırasa gibi. Yemeklerin içinde konuluyor, çiğ de tüketiliyor. Uzakdoğu ülkelerinde yemeklere sadece susam yağı katılıyor. Zeytinyağı bizde nasıl önemliyse Koreliler de susamyağını öyle seviyor. Ama tadına ve kokusuna pek alışamadığımızı belirtelim. En iyisi susam hep simidin üzerinde kalsın. Et ızgara yapıldığında üzerine mutlaka susam yaprağı konuluyor. Eti bu yaprağa sararak yemeniz gerekiyor. Böyle yapılmasının nedeni susam yaprağının hoş kokusu. Bay Kim'in bahçe kenarlarına ektiği susam ağaçları henüz büyümemiş.

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs1379.snc4/163193_184472421563164_159496624060744_700572_2867883_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:27
Kore ile Japonya arasında yüzyıllardır süren bu husumetin sebebi ne? Japonlar, gerçekten diğer Asyalılar’dan üstün mü?

15. ve 16. yüzyıl boyunca, Japonya iç savaşlarla boğuştuktan yıllar sonra birleşti ve Kore’yi işgal etti. Bu işgal, Kore için, 20. yüzyıla kadar acılarla dolu yılların geçmesine sebep oldu. 20. yüzyılda, bir kez daha Japonya, Kore’yi işgal etti ve bu zulümlerin, (iddialara göre) soykırımların tekrar fitilini ateşledi. Savaştan sonra birçok Japon liderler, iddialarını Japon Emperyalizmi için sürdürdüler fakat ülkelere işgal ve zulüm varlığı altında yaptıkları eziyetlerden dolayı savaş suçluları sayıldılar ve haraç ödemeye mahkum bırakıldılar. Şu anda, Kore ve Japonya hala toprak uyuşmazlığı içindeler. Ama son yıllarda Kore, Japon tüketicilerin zevkle tükettikleri popüler kültür ürünlerini üretmeye başladı. Bu sayede Kore - Japonya ilişkileri yeni bir döneme giriyor.


İnsanların dünya deyince anladıkları şey, ülkelerin köklü geçmişidir. Bir kısım ülke geçmişine sahip çıkamamıştır. Bu, dünyanın geri kalanı için farklıdır ve dünyanın geri kalanı kesinlikle Kore'yi kapsar. Bir örnek verelim: Park ailesinin en büyük oğullarının nesillerini anlatan kabaca 30 kitabı vardır. Bu kitaplar, jok-bo (aile kartı) diye adlandırılır. Jok-bo, M.Ö 69 yılından beri Park ailesinin her bir bekar erkeğini ve onların eşlerini kaydeder. Aile kökenlerinin birkaç bin yıllık dönem boyunca devam ettiğine bakılırsa, Kore'deki "eski tarih" asla Ameriakalıların söylediği şekilde "eski tarih" değildir. Olay ne kadar önce olursa olsun, Koreliler'in bilincinde asla geçerliliğini kaybetmez..

(Bu arada, belkide eski zamanı anlatan Kore dizilerinin ünü buradan gelir. Şimdilerde Kore'deki en ünlü dizi yarı mitolojik, yarı tarihsel olan ve M.Ö. 30'lu yıllarda yaşadığına inanılan Jumong'tur.)


İlk olarak, “Korelileri üstün hissettirme” faslından bahsedelim. Koreliler her zaman kültür olarak, Kore'nin Japonya'dan üstün olduğu konusunda stres eğilimindelerdi, ve bir derecede de bu doğru. 18. yüzyıla dek Çin, Doğu Asya'nın kültürel merkeziydi ve Kore Çin'e Japonya'dan daha yakındı. Bu nedenle Kore, eskiden kalma Çince metinleri anlamada, kaligrafide, Çin yapımı şeylerde vs. yani Çin'de rağbette olan sanatlarda Japonya'ya karşı şüphesiz üstündü. 5. yüzyıl dolaylarında, üç krallıktan biri olan ve Kore Yarımadası'nı işgal eden Baekje; Çince harflerin, çömlekçiliğin, Budizm'in yayılmasında büyük rol oynadı. (Baekje nihayetinde üç krallıktan diğer bir krallık olan Shilla tarafından mağlup edilmişti ve bazı Koreli bilginler şimdiki Japon monarşisinin aslında sürgün edilen Baekje krallarının soyundan olduğunu iddia ediyorlar.)

Eski zamanlarda bile, Kore bu sanat dallarının ustalarını oradaki insanları eğitmeleri için Japonya'ya gönderdi, ta ki 17. yüzyıla kadar. Bu tartışma sırasında Japonya, yeni fikirlere açık hâle geldiğinden ve Avrupa'dan fikir alımına başladığından itibaren yavaş yavaş Doğu Asya'nın ekonomik gücünü yönetmeye başladı. Aslında Kore ve Japonya arasındaki ilişki, Fransa ve İngiltere'nin sanayi devrimi sırasındaki ilişkisine benziyor. İngiltere kuşkusuz daha da güçleniyordu, ama Fransa da "milliyetçilik" akımına yöneliyordu.

_sunflower_
28.01.11, 22:33
Bir Grup Türk, Amerikalı ve Koreli Grup Dini yerleri Geziyordu. Tam bu sırada Amerikalı Grup Türk Gruba:
- Siz Türkler neden Dininiz Hakkınızda Eleştiri Yapıyorsunuz ? Çok Şaçma.. Diye sorarlar. Tam bu Sırıda Koreli Gruptan Cevap gelir :
- Türkler en Azından Dinlerine Sadıklar, Sizin Gibi İkide bir din Değiştirip, İhanete Uğratmıyorlar :)
Alıntıdır..

_sunflower_
28.01.11, 22:34
(Aşkın var olduguna olan inancınız artar.-Fakat buna ters oranla aşık olmak sizin için zorlaşır çünkü artık bir aşktan ve eşinizden beklentiniz daha fazladır.-Kadere olan inancınız artar. Bir ilişkiyi iteleye kakalaya başlatmak yerine tesadüfleri tercih edersiniz.-Hayal gücünüz tavan yapar. Hoşlandıgınız kişiyi düşünerek basit ama bir o kadar da akla gelmesi zor hayaller kurarsınız.-Dizilerdeki karakterler o kadar masum ve idealdir ki normal hayatınızda karşılaştıgınız kişilerde bu özellikleri mutlaka ararsınız.-Özellikle romantik komedilerden sonra kaba erkekler biraz daha sempatik gelmeye başlar. (Burada kaba erkekler derken düşünceli ama bunu göstermekten çekinen daha sonra yavaş yavaş kalbinin güzelliğini görebildigimiz erkeklerden bahsediyoruz.)- İişkilerde fedakarlık sizin için en önemli kriter haline gelir.- Hoşlandıgınız kişiden yüz bulamasanızda ümidinizi kolay kolay yitirmezsiniz:) her an size deli gibi aşık olabilir.-Artık daha fazla dalgın ve şaşkın bir kişi olursunuz.- Ve en belirgin etkilerinden biri artık Kore dizileri dışında kolay kolay dizi izleyemessiniz.- Diğer en belirgin etkisi ise bütün yakın arkadaşlarınıza Kore dizilerinden bahsedersiniz kimse sizi takmaz:) siz kendinizi ne kadar parçalasanızda kimse bunu anlayamaz. Birgün size güvenen biri tavsiyenizle bir dizi izler ve o günden sonra artık o da Kore dizisi hastası olur siz de rahatlarsınız. Oh be biri sonunda beni anladı!!:)
Alıntı: Kore DiziLeri

_sunflower_
28.01.11, 22:39
Ankara Barosu’na üye avukat Ceren Yılmaz’ın, üç yıl önce kuzeninin düğününde tanıştığı Güney Koreli 32 yaşındaki Kiok Hyung ile arkadaşlığı evlilikle noktalandı. Kore’de bu ülkenin geleneklerine göre yapılan düğün renkli görüntülere sahne oldu.

ANKARA Barosu’na üye Avukat Ceren Yılmaz (28), 2007 yılında, Hollanda’da yüksek lisans eğitimi alan kuzeninin Ankara’daki düğününe katılan üniversiteden arkadaşı Güney Koreli Kiok Hyung ile tanıştı. Düğünün ardından Hollanda’ya dönüp, eğitimini sürdüren Hyung ile Yılmaz görüşmeyi sürdürdü. Arkadaşlıkları sırasında birbirini seven çift, evlenmeye karar verdi.Yöresel kıyafetler giydiler7 Şubat 2009’da Ankara’ya gelen Hyung ailesi, Ceren Yılmaz’ı ailesinden istedi, aynı gün nişan töreni yapıldı. Kiok Hyung’un Hollanda’daki üniversite eğitimi sonrası evlendi. Gelinin babasının diş hekimi olarak Mersin’de çalışması nedeniyle 27 Haziran’da bu kentte Türk, 28 Ağustos’ta ise Güney Kore’nin Daejeon kentinde bu ülkenin gelenek ve göreneklerine göre düğün yapıldı. Kore’deki düğünde gelin Ceren Yılmaz, damat Kiok Hyung ile yöresel kıyafetler giyip, yöresel seremonileri gerçekleştirdi. Törende, gelin- damat bir hurmayı aynı anda birlikte yedi. Hurmanın çekirdeğini gelin ısırıp, aldı. Güney Kore’de inanışa göre, düğünde hurmanın çekirdeğini ısırıp alan kişinin söz sahibi olacağına inanılması nedeniyle, evde söz sahibinin gelin olacağı belirtildi. Bunun üzerine damat, gelini 3 kez sırtında taşıyıp, gelinin evde söz sahibi olacağını onayladı.
Ankara’ya yerleşme kararı aldılar
GelİNİN babası Dişhekimi Mehmet Can Yılmaz, ilk başta soğuk baktıkları ilişkinin ciddiyetini anladıklarında gençlerin mutluluğu için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, Güney Kore’de insanı değerlerinin ön planda olduğunu söyledi. Avukat Ceren Yılmaz’ın Türkiye’de çalışmak istemesi nedeniyle çift Ankara’ya yerleşmeye karar verdi. Ancak, çift bir yıl Güney Kore’de kalacak, Yılmaz bu süreçte Kore dili eğitimi alacak, ardından Daejeon’da Gümrük Müdürlüğü’nde lojistik uzmanı olarak üst düzeyde görev yapan eşi Kiok Hyung ile Türkiye’ye gelerek Ankara’ya yerleşecek.

http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs827.snc4/68765_170463926297347_159496624060744_607682_6419128_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:40
Güney Kore Cumhuriyeti'nin ulusal bayrağı Tegıki Çosan krallığı döneminde benimsenmiştir. Adını eşit olarak ve kusursuz bir dengeyle ikiye bölünmüş olan ortasındaki tegık çemberinden alır. Bu simge birbirine karşıt olan ama kusursuz bir uyum ve denge oluşturan evrensel güçlerin simgesi iki zıt öğeden oluşur: yin ve yang. Üstteki kırmızı bölüm yang'ı alttaki mavi bölüm yin'i simgeler. Bayrağın dört köşesindeki üçlü çizgiler karşıtlık ve uyumu anlatır. Sol üst köşedeki üç kesiksiz çizgi cennet ve gökyüzünü, sağ üst köşdeki iki kesikli çizgi arasındaki kesiksiz çizgi yeryüzünü, sol alt köşedeki iki kesiksiz çizgi arasındaki kesikli çizgi ateşi, sağ alt köşedeki kesikli çizgiler ise suyu temsil eder. Bayrağın beyaz fonu, Kore halkının katıksız arılığını ve barışsever kişiliğini anlatır. Bayrağın bütünü, Kore halkının evrenle uyum içinde yaşama ülküsünü simgeler. 


http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs031.snc4/33891_170111412999265_159496624060744_606338_2272988_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:42
İhtihar oranlarının çok yüksek olduğu Güney Kore'de 2008'de her 100 bin kadından 18.7'si intihar etti.


"İntiharlar Ülkesi": Güney Kore
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’ne üye 30 ülke içinde en yüksek intihar oranının görüldüğü Güney Kore’de, son yıllarda intihar vakaları daha da artmıştı. Güney Kore’de son yıllarda üst düzey görevliler ile ünlüler arasında da intihar vakaları görülmüştü.
Ülkenin en ünlü kadın oyuncularından Choi Jin-sil’in iki yıl önceki intiharından sonra Mart ayında da yine oyuncu olan erkek kardeşi Choi Jin-yong, canına kıymıştı.
Eski Devlet Başkanı Roh Mu-hyun, geçen yıl adının geniş kapsamlı bir yolsuzluk skandalına karışması üzerine intihar etmişti. Ülkenin en eski holdingi Dusan Grub’un eski başkanı Park Yong-oh da geçen Kasım ayında hayatına son vermişti.
Uzmanlar, ülkede toplu intiharların ise yaygın olmadığını kaydediyor.

Mutluluk profesörü eşiyle intihar etti!

Mutluluk ve umut üzerine 20'den fazla kitap yazmış olan 63 yaşındaki Choi Yoon-Hee'in Seul'ün kuzeyindeki bir motelde kendini asarak intihar etti. 72 yaşındaki kocasının Choi Yoon-Hee'nin intiharına yardım ettiği, sonra da kendi canına kıydığı sanılıyor.
'Mutluluk profesörünün' son yıllarda sağlık sorunları yaşadığı belirtiliyor. Choi, bıraktığı intihar notunda, "İki yıl önce vücudumda ters bir şeylerin olduğunu hissettim. Zor zamanlar geçirdi, akciğer ve kalp hastalıklarıyla uğraştım" diyor.
Bir sayfalık intihar notunda daha önce de intihara kalkıştığını, ama hep kocası tarafından kurtarıldığını söyleyen Choi, "Artık acıya katlanamayacağım ve kocam da yalnız ölmeme izin vermiyor...O yüzden bu dünyayı birlikte terk ediyoruz. Bana güvenen ve beni seven insanlardan özür diliyorum" diyor. İntihar, Choi'nin kitaplarının ve televizyon programlarının sıkı takipçisi olan hayranlarını şok etti.
İhtihar oranlarının çok yüksek olduğu Güney Kore'de 2008'de her 100 bin kadından 18.7'si intihar etti.



http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs395.ash2/67348_170106322999774_159496624060744_606326_2341070_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:43
Arkadaşlarının 'Koreli Lale' dediği Yeon Kyoung Lee, İSMEK'in yemek kurslarına katılarak Türk yemeklerini yapmayı öğrendi. Lee, şimdi de bu tatları sitesinde Korelilerle paylaşıyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İSMEK) bu yıl bir milyonuncu öğrencisini eğitecek. İSMEK'in bugüne kadar eğitim verdiği yüz binlerce öğrenciden biri de, 10 yıldır İstanbul'da yaşayan Güney Koreli Yeon Kyoung Lee. Arkadaşlarının 'Koreli Lale' dediği Lee, kurduğu internet sitesinde Türk yemeklerinin tariflerini Korece anlatıyor. Baklava, içli köfte ve hamsi pilavını çok iyi yapan Lee, kesin dönüş yaptıktan sonra ülkesinde bir Türk lokantası açacak.

MANTIYI DA ÖĞRENECEK Bilgisayar mühendisi eşinin işi dolayısıyla 10 yıldır İstanbul'da yaşayan 34 yaşındaki ev hanımı Yeon Kyoung Lee, beş ay önce İSMEK kurslarıyla tanıştı. Oklavasıyla incecik açtığı hamurla kimi zaman cevizli baklava, kimi zaman ise Osmanlı Mutfağı'nın en zor yemeklerinden olan hünkarbeğendiyi yapan Lee, kursta öğrendiği yemek tariflerini de kurduğu internet sitesi aracılığı ile Koreli hemşehrileriyle paylaştı. Korece 'Afiyet olsun' adlı sitede Lee, içli köfte, hamsi pilavı, baklava, hünkarbeğendi gibi Türk Mutfağı'nın en güzel örneklerinin nasıl yapıldığını fotoğraflarla anlattı. Kursa başlamadan önce Türk Mutfağı'nın yemeklerini hiç yapmadığını belirten Lee, "Oklavayla hamur açmayı da burada öğrendim. Önümüzdeki ay mantı yapmayı öğreneceğim" dedi.

TÜRK MUTFAĞI'NIN ELÇİSİ Eşi ve çocuklarının da evde yaptığı Türk yemeklerini çok beğendiğini belirten Lee, "Eşim, kurstan sonra yaptığım yemekleri daha çok beğenmeye başladı. Geçen gün kursta öğrendiğim lazanyayı yaptım. 'Artık şişman olacağız' diye espri yaptı" şeklinde konuştu. En çok hünkarbeğendi yaparken zorlandığını söyleyen Lee, kesin dönüş yaptıktan sonra Güney Kore'de bir Türk lokantası açmaya kararlı... Lee, "İnternet sitemde yemeklerinizi anlatıyorum. Sitemi takip eden Koreliler verdiğim tarifleri deniyor. Kendimi Türk Mutfağı'nın elçisi olarak görüyorum" diye konuştu.


http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs785.snc4/66576_170103179666755_159496624060744_606294_364340_n.jpg

_sunflower_
28.01.11, 22:45
Güney Kore'nin rengârenk İslam'ı
Bu her renkten ve her ırktan insanı bir araya getiren şey genellikle cami oluyor. Kore'de yaşayan Haseeb, ülkede hızla büyüyen müslüman nüfusu ve yapılan çalışmaları anlattı.

Haseeb Ahmed Han her ne zaman Güney Kore?deki kasabasındaki küçük camiye girse hemen etrafını değişik aksanlar, renkler ve milletlerden insanların sardığını görüyor.

Bir liman şehri olan Busan?da ikamet eden Haseb şöyle diyor: İçimizde Kore?liler, Endonezyalılar, Malezyalılar, ve Özbekler var. Ayrıca amerikadan da bazı Müslümanlar aramızda bulunuyor. Aşağı yukarı 12 ile 14 farklı ülkeden insanlar var camimizde.

Budistlerin çoğunlukta olduğu ülkede Müslüman toplum zengin ırk ve etnik farklılıklarıyla dikkat çekiyor.

Bu Müslüman toplum içerisinde yerli Koreliler ve Kore savaşında İslam?a dönen Korelilerin torunları da var.

Ayrıca bölgede Güney ve Güneydoğu Asyadan çalışmaya veya iltica etmeye gelen on binlerce Müslüman var.

10 yılı aşkın bir süredir Güney Kore?de yaşayan Pakistan asıllı bir işadamı olan Hasib yaşadığı metropolitik şehirdeki Müslüman nüfusun hızla büyüdüğünü ve İslami eğitim veren bir okul açmak için çalışmalar yaptığını aktarıyor.

Küçük çocuğu olan evli çiftlerin çocuklarına İslami eğitim vermek istediklerini belirten Hasib, Busan bölgesinde İslami bir okul açacaklarını müjdeliyor.

1967 yılında kurulan Kore Müslüman Federasyonu (KMF)?e göre Güney Kore?de yerli ve yabancı yaklaşık 120.000-130.000 arasında Müslüman yaşıyor.

Müslüman Nüfusun çoğunluğunu Pakistan ve Bangladeş?ten gelen göçmen işçiler oluşturuyor.

Aslen Koreli olan Müslümanların sayısı ise yaklaşık 45.000 olarak tahmin ediliyor.

CamilerHasib, Güney Korenin bu rengarenk Müslüman toplumunu bir araya getiren temel kurumun camiler olduğunu belirtiyor. Bundan 10 yıl önce Kore?ye geldiğinde burada yeterince cami olmadığını aktaran Hasib, ?Şimdi ise bütün ülkede bir çok cami var? diyor.

Ülkenin en büyük camisi başkentin Itaewon bölgesindeki Seul Merkez Camisi.

Ülkenin bütün önemli şehirlerinde küçük camiler bulmak ise mümkün.

Hasib şimdi, Gwangju, Busan, Daegu gibi şehirlerde 10'dan fazla cami olduğuna dikkat çekerek, camilerin Müslümanlar için sadece ibadet yeri olmadığını belirtiyor.

Hasib, ?Cuma namazı insanları bir araya getiriyor. Ve bu ibadetten sonra insanlar daha iyi bir toplum oluşturabilmek için bir araya geliyorlar. İnsanlar Cuma namazlarında ve vaazlarında konuşmayı ve dinlemeyi bir arada yaşamayı ve paylaşmayı öğreniyorlar? diyor.

Örneğin hasta olan bir kişiye yardım edip hastaneye götürüyorlar. Veya başka ihtiyacı olan kimselere kendi aralarından destek oluyorlar ve ihtiyacını gideriyorlar. Kısacası Camiler bir kaynaşma ve eğitim merkezi.

Camiler ayrıca İslam?ı öğrenmek isteyen kimselere de yardımcı olan kurumlar.

Hasib camilerin bölgede sözlü ve yazınsal materyaller sunduğunu ve İslamı öğrenmek isteyenlere yardımcı olduğunu aktarıyor.

İslam?ı öğrenmek isteyen İslam ile alakalı materyalleri ücretsiz edinebiliyorlar.

Haber Merkezi / TİMETURK

Tempus
29.01.11, 06:43
A Japon mimar vefat mı etmiş,üzüldüm valla:(Daha geçen gün onun konuk olduğu belgeseli izlemiştim,çok beyefendi biriydi.Allah rahmet eylesin...

Bu arada paylaşımları okumaya ara vermiştim,ben bakmazken sayfalar yine dolmuş ancak okuyabildim:)Teşekkürler.

obsesif
29.01.11, 07:10
intihar oranı yüksek bir ülke, yaşam standartları olarak iyi durumda olmalarına rağmen intiharların bu kadar çok olması şaşırtıcı. özellikle ünlüler arasında intihar yaygın, kısa bir süre şöhret olduktan sonra ününü kaybetmek ağır geliyor sanırım. Tabi bunda inanç boyutundaki noksanlıklar da etkili.

Üzücü bir durum :( ne milletten ne ırktan ne dinden olursa olsun insanın kendi hayatına son verecek kadar ağır koşulları Allah kimseye yaşatmasın. İyi insanlara özellikle..

LadyTurk
29.01.11, 09:01
Genç bir Japon Mimar olarak geldiği Türkiye'yi ikinci vatanı olarak seçti. 1987 yılında Müslüman oldu. Türkiye'ye 30 yıl hizmet verdi. Türk vatandaşı oldu. Tarık adını aldı. Eşinin soyadını kullandı.

Önceki gün spor yaparkan 49 yaşında hayatını kaybeden Tatsuya Yamamoto, bugün Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nden son yolculuğuna uğurlandı.

Genç bir Japon Mimar olarak geldiği Türkiye'yi ikinci vatanı olarak seçti. 1987 yılında Müslüman oldu. Marmara Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversite'sinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. O yıllarda tanıştığı Akademisyen Gonca Telli ile evlendi. Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra Tarık adını aldı. Eşinin Soyadı Telli'yi kullandı. Japonya'da ve Türkiye'deki 30 yıllık Mimarlık kariyerinde Tatsuya Yamamoto olarak tanındı. Bugün Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nden Tarık Telli olarak son yolculuğuna uğurlandı.

CENAZESİ CAMİDEN KALDIRILDI

Cenaze namazı çok kalabalıktı. Acılı eşi Gonca Telli ve Lise son sınıf öğrencisi kızı Eda taziyeleri tek tek kabul etti. Öğrencileri, arkadaşları, projelerinde yer aldığı işadamları ve Japonya'dan gelen arkadaşları ona son görevlerini yerine getirdiler. "Bizi çok mutlu etti. Onu erken kaybettik"diyen acılı eşi Gonca Telli, hayat arkadaşı için kılınan cenaze namazında saf tuttu, namaz kıldı. Ailenin ricası üzerine cenaze namazını kıldıran imam onun Japon ismini kullanarak helallik istedi. Japonya'dan cenazeye son anda yetişen üniversite arkadaşı Takeshi Taira onun çok iyi bir insan olduğunu söylerken, iş ortağı Gökhan Aktan Altuğ güçlüklü konuşsa da, onun çok özel bir insan olduğunu ve Türkiye'yi vatanı olarak gördüğünü ifade etti. Altuğ 27 yıllık arkadaşını anlatırken onun Türk mimarisi üzerine yaptığı çalışmalardan ve Anadolu'yu adım adım gezmesinden söz etti. Altuğ, "Çok iyi bir insan, değerli bir akademisyen. Çok iyi bir baba. Çok iyi bir mimardı. Türkiye'yi karış karış gezdi. Anadolu'nun neresine giderseniz gidin, onun ismini görürsünüz" diye konuştu.

" DİNİMİZİN ŞARTLARI NEYSE ONLARI YERİNE GETİRİRDİ "

Altuğ, Onun Türkiye'ye olan aşkını anlatırken de "Japonya'ya gider gitmez, memleketim diye buraya dönerdi. Memleketimi özledim derdi" ifadelerini kullandı. "Vasiyeti burada gömülmekti" diyen Altuğ, "Dinimizin şartları neyse onları yerine getirirdi" diyerek sözlerini tamamladı. Cenaze törenine katılan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İşadamı Bekir Okan da, Tatsuya Yamamoto'nun Başbakan Erdoğan'ın Japonya ziyaretinde heyette yer aldığını söyledi. Cenaze törenine katılan Prof.Dr. Mustafa Koçak da Yamamoto için şu ifadeleri kullandı: Böyle bir kalabalığı beklemiyordum. Müslümandı bizden biriydi. Bu topraklara bağlı biriydi.

Yamamoto'nun cenazesi öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Çengelköy'de toprağa verildi.

SPOR YAPARKEN KALP KRİZİ GEÇİRDİ

"Türk ve Japon mimarlığının önemli isimlerinden Tatsuya Yamamoto, henüz 49 yaşında yaşamını yitirdi. Yamamoto, 18 Aralık 2010 Cumartesi akşamı, spor yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etti. Tatsuya Yamamoto, meslek hayatı boyunca gerçekleştirdiği birçok ulusal ve uluslararası önemli proje ile tanınıyordu. Meslektaşı Gökhan Aktan Altuğ ile kurduğu TAGO Mimarlık ile bir çok önemli projeye imza atan Tatsuya Yamamoto, <span>Mimar Sinan</span> Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde de öğretim görevlisi olarak Türk mimarlığına büyük katkılarda bulunmuştu.

ÖZGEÇMİŞİ

1961 yılında Japonya'da doğan Tatsuya Yamamoto, 1983'te Tokyo'da Shibaura Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. Japonya'da, Fransa'da ve Türkiye'de üç ayrı yüksek lisans yapan Yamamoto, 1986 yılında ise "ikinci ülkem" dediği Türkiye'ye yerleşti. Yamamoto, 1987-1990 yılları arasında, <span>Mimar Sinan</span> Üniversitesi'nde, 1991-1995 yılları arasında da Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bu süre içinde Japonya, Türkiye hükümeti, <span>Unesco</span> vs. adına çeşitli projeler yöneten Tatsuya Yamamoto'nun, Japonya, ABD ve Avrupa'da uygulanmış çeşitli eserleri bulunmaktadır. 1995'ten bu yana çalışmalarını meslektaşı Gökhan Aktan Altuğ ile birlikte İstanbul'da kurduğu TAGO Mimarlık'ta sürdüren Yamamoto, profesyonel mimarlık yaşamında çeşitli ulusal ve uluslararası projelere imza attı.

YER ALDIĞI PROJELER

Ser Plaza. Kütahya Adliyesi, Eskişehir Adliyesi, Sarkuysan İş Merkezi, Kavacık Gülsan İş Merkezi Dündar İnşaat Incıty,Dündar İnşaat Rumelifener Istanblue,Albaraka Ofis Binası,Güneri İnşaat Ikebana, Koray İnşaat Natura Evleri (Eskişehir),Dumankaya Vizyon,Dumankaya İkon,Dumankaya Cadde, Dumankaya Adres Lobi,Bay İnşaat Bay Resıdence (İstinye),Rıxos Bomonti Resıdans,Soyak Karşıyaka Siesta,Soyak Halkalı Park Aparts,Bursa Korupark Avm ve Konutları,Sinpaş Ankara Oran Projesi.

http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs355.ash2/63538_185985001411906_159496624060744_710535_2991378_n.jpg


Şuanda ağlayabilirim! Şok oldum! Bu adamın öldüğüne inanamıyorum!

_sunflower_
29.01.11, 09:30
Bütün dünyada 14 Şubat'ta kutlanan Sevgililer Günü (http://www.haberler.com/sevgililer-gunu/) Güney Kore (http://www.haberler.com/guney-kore/)'de romantik akşam yemekleri ve çikolataların yanı sıra, aşkın ateşini sesten tespit edebilen ileri teknoloji ürünü cep telefonları anlamına geliyor.
Bütün dünyada 14 Şubat'ta kutlanan Sevgililer Günü (http://www.haberler.com/sevgililer-gunu/) Güney Kore (http://www.haberler.com/guney-kore/)'de romantik akşam yemekleri ve çikolataların yanı sıra, aşkın ateşini sesten tespit edebilen ileri teknoloji ürünü cep telefonları anlamına geliyor. Ülkedeki cep telefonu operatörlerinden KTF'nin hizmete soktuğu 'Aşk Dedektörü' hizmeti sayesinde, cep telefonuna takılan özel bir cihaz, aranılan sevgilinin ses örneklerini analiz ediyor. Ekrana gelen sonuçlarda, kişinin ne kadar aşık olduğu, dürüstlüğü ve duygusal bağımlılık derecesi gösteriliyor.
KTF yetkililerinden Ahn Hee-jung, böyle bir servisi kurmalarındaki amacı "İnsanlar birbirlerine olan sevgilerinin derinliğini öğrenmek istiyor. Birbirlerine olan hislerin doğruluğunu ses analizinden ortaya çıkarabiliyoruz" şeklinde özetledi.
Birbirleriyle görüntülü olarak cep telefonundan konuşan kullanıcılar da, ekranın sağ tarafında alçalıp Yükselen (http://www.haberler.com/yukselen/) 'aşk-metre' ile sevgilerini ölçebiliyorlar.
Güney Koreli sevgililer, bu hizmetten aylık 1.59 Dolar (http://www.haberler.com/dolar/) gibi bir ücretle faydalanabiliyor.

_sunflower_
29.01.11, 15:57
[/URL]
[URL="http://asyafans.blogcu.com/orf-ve-adetler/6732874"]ÖRF VE ADETLER (http://asyafans.blogcu.com/kore-orf-ve-adetleri)

ÖRF VE ADETLER
(http://www.guneykore.net/index2.php?option=com_content&task=view&id=47&pop=1&page=0&Itemid=75) Aile Yaşamı

Geleneksel Kore’de, tipik bir aile genellikle birlikte yaşayan üç veya dört kuşaktan oluşan geniş bir ailedir. Bebek ölümleri yüksek olduğundan ve büyük aile olmak bir değer olduğundan çok çocuk sahip olmak arzulanmaktadır. Yine de, 1960 ve 1970 li yıllardaki hızlı endüstrileşme ve ülkenin şehirleşmesi doğum kontrolünde etkinliği sağlamıştır. Bir ailedeki ortalama çocuk sayısı 1980 li yıllarda iki ve hatta daha aza düşmüştür.

Eski bir Konfüçyus geleneği olarak en yaşlı erkek çocuğun ailenin başına geçmesi, erkek çocuklara verilen önemi arttırmıştır. Bu sorunu çözmek için, hükümet erkek ve kız çocuklarının eşitliğini garantileyen aile ilgili yasaları tümüyle yeniden düzenlemiştir.

Ülkenin endüstrileşmesi yaşamı daha komplike hale getirmiştir. Genç evli çiftler büyük ailelerinden ayrılmaya başlamışlardır ve kendi evlerinde yaşamaya başlamışlardır. Şu anda hemen hemen tüm aileler çekirdek aile yapısındadır.
İsimler
Korelilerin çoğu ortak soy isimlerine sahiptir: Kim(Korelilerin yaklaşık %21’i), Yi (veya Li veya Ri, %14), Park(veya Pak, %8), Çüe(veya Ço), Ceong(veya Çung), Cang(veya Çang), Han, Lim, gibi.
Bir Korelinin ismi çoğunlukla tek heceli olan soy ismi veya genellikle iki heceli olan verilen isimden oluşur. Önce soy isim söylenir. Koreli kadın evlenince kocasının soy ismini almaz, fakat çocuklar babasının soy ismini alır.
Evlilikler
http://i231.photobucket.com/albums/ee39/kidaybaksi/ae3.jpg
Koreliler evliliği kişinin hayatındaki en önemli olay olarak görürler. Günümüzde boşanma oranları hızla artsa da, boşanma çiftler için de aileleri için de hoş karşılanmayan bir durumdur.
Günümüzün tipik bir evlilik töreni eski zamanlarda olduğundan farklıdır. Öncelikle batı tipi bir evlenme töreni bir düğün salonunda veya klisede yapılır. Gelin beyaz bir elbise giyer, damat tuxedo giyer. Sonrasında gelin ve damat renkli geleneksel giysilerle geleneksel bir törene katılırlar.
Jerye(Ataları Anma Töreni)
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/f/fe/Korean_Royal_Ancestral_Rite-Jongmyo_Jerye-01.jpghttp://www.southtravels.com/asia/southkorea/traveltips/gifs/c_jerye.gifGeleneksel bir Kore inancına göre, kişi öldüğünde, ruhu hemen ayrılmaz. Ruhu dört kuşak boyunca akrabalarıyla birlikte kalır. Bu süre boyunca ölü halen bir aile üyesi olarak kabul edilir ve Sollal (Lunar Yeni Yıl Günü) ve Chuseok (Kore Şükran Günü) gibi özel günlerde ataları ile akrabaları arasındaki bağlar yeniden anılır. Koreliler atalarını şükranla andıklarında mutlu ve iyi yaşayacaklarına inanırlar.
Vücut Dili
Bir kişiyi el işareti ile çağırırken avuç içi aşağıya gelecek şekilde işaret yapın ve parmaklarınız birbirine değerken aşağı yukarı hareket ettirin. Avuç içi yukarı bakarken el işareti ile çağırmak (ve özellikle de tek parmak kullanmak) kaba bir davranıştır. Çünkü Koreliler bu işareti sadece köpeklere yaparlar. Karşınızdaki insana birşey verirkende tek elle değil, verdiğiniz eşyayı iki elinizle tutup vermeniz karşınızdakine saygı gösterdiğinizin ifadesidir.
Ondol
Geleneksel Kore odaları çok fonksiyonludur. Odalar özel bir amaç için ayrılmamıştır ve örneğin özel bir yatak odası veya yemek odası yoktur. Masa ve hasırlar gerekli olduğunda getirilir. Birçok insan ince hasırlar üzerinde, zeminde oturur ve uyurlar.
KORE YEMEKLERİ

http://img1.loadtr.com/b-297312-kore_yemekleri.jpg


Kore öncelikli olarak bir tarım ülkesidir, çok eski zamanlardan beri pirinç geleneksel bir tarım ürünüdür. Günümüzde Kore mutfağının temel karakteristiği yeşillik ve sebzelerle servis yapılan et ve balık çeşitleridir.
Kore sofrasında tüm yemekler aynı anda servis edilir. Komşu Çin ve Japonya’ya göre Kore’de kaşık daha fazla kullanılmaktadır. (özellikle çorba servis edildiğinde)
Gimjang

http://farm3.static.flickr.com/2516/4143579326_979cf0ee45.jpgGimjang, nesilden nesile geçen kış kimçi’si hazırlarken kullanılan bir sebzedir. Üç-dört aylık kış mevsiminde çok az sayıda sebze yetişmektedir. Gimjang, kış başlarından itibaren Koreliler için vazgeçilmez bir yiyecek olur. Koreliler için kimçi’siz bir yemek masası düşünülemez.
Geleneksel Kore Kıyafeti (Hanbok)
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/3d/Hanbok_oct2005_shopwindow.jpgHanbok, Kore halkının binlerce yıllık benzersiz geleneksel giysisidir. Kore kültürünün güzelliği ve zerafeti hanbok giyen kadınların fotoğraflarından görülebilir.
Batı tipi giysiler 100 yıl önce gelmiştir. Bundan önce hanbok günlük giysi idi. Erkekler jeogari isimli Kore ceketi ve baji isimli pantolon giyerlerdi. Kadınlar jeogari’yi chima isimli etekle giyerlerdi. Günümüzde hanbok; düğün, Lunar Yeni Yıl Günü veya Chuseok Kore Şükran Günü gibi özel kutlama günlerinde giyilir.







Geleneksel Kore Evleri
http://www.hanok.de/mediac/400_0/media/hanok6.jpg
Geleneksel Kore evi Hanok olarak adlandırılır. Geleneksel Kore evlerinin doğal yapısı, mimarın yaratıcılığına ve kullanılan malzemelerin özelliklerine göre şekillenir. Geleneksel evlerin benzersiz özelliklerinden biri yazın serin, kışın sıcak olmasıdır. Kore’de yazlar sıcak, kışlar soğuk olmasına rağmen “ondol” adı verilen zeminden ısıtma sistemi ve “daechong” adı verilen ağaç zemin yapı bunu sağlamaktadır. Sistem o kadar etkindir ki günümüzde bile birçok evde halen bu sistem kullanılmaktadır.ALINTIDIR........

_sunflower_
29.01.11, 16:05
Korelilerin yıllardır süre gelen belli başlı gelenekleri var. Aslına bakılırsa her ülkenin gelenekleri vardır ama Kore’ye gittiğinizde yaptığınız bazı hareketlerden dolayı Korelilerin tepkisini çekebilirsiniz. Korelilerin günlük yaşamlarında neler yaptığını ve sizin Koreye gitme planınız var ise bu yaşamlarına ait rutinleri tanımanız açısından Koreye gitmeden önce öğrenmeniz gereken önemli Kore kültürlerini hep beraber inceleyelim:1. KIMCHI :Dilimlenmiş lahananın üstüne acı sos ile ançuez konularak servis ediyorlar. Keskin kokulu, ekşi ve ayrıca baharatlı bir Kore yemeği. Koreliler Kimchiyi her öğünde ana yemeklerin yanına aperatif olarak yiyorlar. Kimchi Koreliler için vazgeçilmez bir kültür ve Kimchi’yi yiyebilen turistlere saygı duyuyorlar.

http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/hs276.snc6/180458_187948047900969_163807300315044_578991_130506_n.jpg
KIMCHI YEMEĞİ

2. AYAKKABI ÇIKARILMASI :Bir Korelinin evine girdiğinizde mutlaka ayakkabınızı çıkarmanız gerekiyor eğer bu kurala uymazsanız saygısızlık olarak görebiliyorlar. Koreliler evlerinde yerde uyuyabiliyor veya oturabiliyorlar bu yüzden yerlerin kirli olmaması için böyle bir kültürleri var.

3. PİRİNÇ - PİLAV:Korelilerde Japonlar gibi her öğünlerinde “pirinç - pilav” yiyorlar. Pirinçin kültürlerinde kalıplaşmış bir yere sahip olmasından dolayı birbirlerini gördüklerinde “Pirinç yedin mi?” diyorlar. Ayrıca Korelilerin Japonlardan farkı Pirinçi kaşık ile yemeleridir.


http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs1373.snc4/164546_187948714567569_163807300315044_578995_6353124_n.jpg
pirinç

4. SOJU İÇECEĞİ:Korelilerin kendilerine has bir içkisi var adı da SOJU. Vodkaya benzeyen SOJU, shot bardağıyla içiliyor ve likör gibi olduğundan yanında bir yemekle içince tadı çıkıyor. Kalabalık grup yemeklerinde Soju içiyorsanız bardaklar havaya kalkınca bir yabancı olarak “geonbae” (şerefe) derseniz hoşlarına gidecektir. Ayrıca kendi içkinizi dökerseniz sizden yaşça büyük birisi varsa ona doğru dönerek elinizi kalbinizin üstüne koyun bu da bir çeşit saygı gösterisi oluyor.


http://a8.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs1376.snc4/164806_187949261234181_163807300315044_578997_7892662_n.jpg
suju içeceği

5. KALABALIKTA İNSANLARI İTMEYİN:Kore kalabalık bir ülke olduğundan sokaklarda, otobüse binerken asansöre binerken veya önünüzde yaşlı bir kadın varsa kesinlikle onların önüne geçmek için itmeyiniz. Aslında bu tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir toplum kuralı. O zaman nezaketi üstün tutup yaparsanızda “pardon” demeyi unutmayınız.
6. PROTESTOLAR:Korede farklı protesto metodları var, genelde kızgın öğrenci gruplarının isyan çıkarması ve polislere demir çubuk fırlatması gibi olaylarla karşılaşıyorlar. Daha kötüsü parmak kesme ve hayvan gübresi fırlatmak gibi olaylarlada görülüyormuş.

7. GEZİNTİ YAPMAK:Herhalde Korelilerin en büyük hobilerinden biri dağda yürüyüş yapmak olsa gerek. En kalabalık şehirlerde bile dağlar olduğundan sokaklardaki kalabalıktan uzak bir dağ yürüyüşü en güzel geleneklerinden biri haline gelmiş. Sizde gidip dağda yürürseniz bir çok sizin gibi yürüyüş yapan kişiler tarafından selamlanacaksınızdır hatta bazı insanlar sizinle yiyecek ve içeceklerini paylaşmak için ısrar edecektir bunlarda Korelilerin ne kadar misafirperver olduğunu gösteriyor. Ayrıca dağlar üzerinde baraka restoranlar var etli ve sebzeli börek “pajeon” yemeyi ve pirinç şarabı “dong dong ju” içmeyi unutmayınız.8. KÖPEK ETİ:Korenin uluslararası imajını geliştirmek için hükümet köpek eti çorbası satan restoranları kapatmış ama buna rağmen bazı Koreliler köpek eti yiyorlar.

_sunflower_
29.01.11, 16:48
Güney Kore - Seri 1 : Genel Tanıtım


http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjvfspcHJI/AAAAAAAAEzY/8mgeH0yVUNQ/s320/dsc01260.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjvfspcHJI/AAAAAAAAEzY/8mgeH0yVUNQ/s1600/dsc01260.jpg)
2 Kasım - 12 Kasım tarihleri arasında işim dolayısıyla Güney Kore'yi ziyaret etme şansı buldum. Şimdiye kadar yurt dışına bir çok ülkeyi gezdim, ancak şunu itiraf etmeliyim ki en çok etkilendiğim ülkelerden birisi Güney Kore oldu. Dünyaya Hyundai, Kia, Samsung, LG gibi hem otomotiv, hem elektronik sektöründe devleşmiş kurumları kabul ettirdiğini düşünürsek ne kadar başarılı bir ülke olduğunu anlamamız yeterli olur. Yüzölçümü olarak Konya'dan biraz büyük olan Güney Kore'de yaklaşık 50 Milyon kişi yaşıyor. Başkenti Seul. En gözde kenti ise Pusan.

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjvmMAJf9I/AAAAAAAAEzc/U2trJZ6W9uQ/s200/guney_kore_harita.gif (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjvmMAJf9I/AAAAAAAAEzc/U2trJZ6W9uQ/s1600/guney_kore_harita.gif)
Benim seyahatim ağırlıklı olarak Güney Kore'in merkezinde yer alan ve Güney Kore'nin üçüncü büyük şehri olan Daego'da ( Taego ) geçti. Ancak hem Pusan'a, hem Seul'a da vakit ayırma şansım oldu. Bu yazımda genel olarak Güney Kore'den bahsedeceğim, sonraki yazı dizilerimde sırayla Daego, Pusan ve Seul'ü anlatacağım. Şimdi anlatacaklarım genel bilgileri içerecek, para biriminden yemeklerine, ulaşımdan turizme kadar görebildiklerimi anlatmaya çalışacağım. En azından iş veya tuıristik açıdan Güney Kore'ye ilk defa gidecek olan arkadaşlarıma faydası olacağını ümit ediyorum.

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjvtZfhIfI/AAAAAAAAEzg/XFrzWmjwkpk/s1600/sehitlers.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjvtZfhIfI/AAAAAAAAEzg/XFrzWmjwkpk/s1600/sehitlers.jpg)Önce biraz tarih diyorum, çünkü en sık sorulan soru Kore deyince Güney Kore'mi, Kuzey Kore'mi oluyor.

Ayrıca bir çoğumuzun genel olarak bildiği ama detaylarını çok iyi bilmediği Güney Kore - Türkiye yakınlaşması ve Kore şehitlerimizi de içeren tarih bilgisi vereyim. Sonuçta Güney Kore'de Türklerin neden bu kadar sevildiğini, Türkiye deyince gerçekten ne kadar sıcak davrandıklarının ana sebebi bu tarihe dayanıyor.

http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjv6XfVfnI/AAAAAAAAEzk/ndF3blCaBaE/s1600/sehit2es.jpg (http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjv6XfVfnI/AAAAAAAAEzk/ndF3blCaBaE/s1600/sehit2es.jpg)
1950 senesinde başlayan savaştan önce Kore çok sıradan ve cahil bir ülkeydi. Japonya'nın kontrolünde olan Kore, 1945 yılında 2. Dünya savaşı bitip Japonlar teslimiyetinden sonra ABD ve Rusya arasındaki anlaşmazlık nedeniyle ikiye bölündü ve her iki taraf Kore'yi paylaştı. Kuzey Kore Rusya, Güney Kore ABD taraflı hükümetlerini kurdular.Daha sonra Çin'İn de devreye girmesi ile 1950 yılında başlayan savaş, 1953 yılında bitti. Bu savaşta 3 milyon Kore'li hayatını kaybetti. O sırada NATO'ya girmek isteyen Türkiye'de, bu savaşa asker yolladı ve Türkiye Güney Kore için savaşta yer aldı. 734 şehit, 2.000 yaralı veren Türkiye bu yüzden Güney Kore'de kardeş olarak anılıyor ve çok seviliyor.

http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwEwiu42I/AAAAAAAAEzo/ofj6W-txL3I/s320/dsc01150.jpg (http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwEwiu42I/AAAAAAAAEzo/ofj6W-txL3I/s1600/dsc01150.jpg)
Ekonomisine gelince, çok güçlü bir ekonomisi olduğunu söylemeliyim. Daha önce söylediğim gibi bir çok sektörde lider markalar yaratabilmiş bir ülke, düşünün 1954 senesinde savaş bitmiş, milyonlarca ölü, harap olmuş bir şehir ve tam 56 yıl sonra Dünyaya kafa tutan Samsung, LG gibi elektronik, Hyundai, Kia gibi otomotiv sektöründe devleşmiş firmalar yaratabilmişler. Bunların yanında müthiş çalışkan olduklarını eklemeliyim,

Para birimleri WON. Şöyle söylersem bundan sonra daha rahat anlarsınız, 1 ABD Doları yaklaşık 1.080 Won, yani neredeyse 1.000 Won, 1 Dolar. En büyük paraları sanıyorum 10.000 Won, varsa bile ben daha büyüğünü görmedim.

http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwN9CGGyI/AAAAAAAAEzs/lLiPj1QYLMs/s200/dsc01217.jpg (http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwN9CGGyI/AAAAAAAAEzs/lLiPj1QYLMs/s1600/dsc01217.jpg)
Ulaşım büyük şehirlerinde metrolar var. Seul özellikle bu konuda çok gelişmiş, Pusan ve Daego'da da metroları var. Mesela Daego'da iki hat çalışıyor ama merkezi olarak neredeyse tüm şehire hakim durumda. Metrolarda kore lisanı yanında ingilizcede durak isimlerinin anonsu yapılıyor, metro haritalarında da ingilizceleri bulunuyor. Metro fiyatları 1.100 Won, bizdeki gibi sanıyorum bir saat içinde hatlar arası transfer yapabiliyorsunuz.
http://1.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwUWcZ6nI/AAAAAAAAEzw/mKh5Edn99wU/s200/dsc01361.jpg (http://1.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwUWcZ6nI/AAAAAAAAEzw/mKh5Edn99wU/s1600/dsc01361.jpg)
Taksiler çok pahalı değil, 2.200 Won'dan açıyorlar genelde ama çok uzak mesafelere gitmiyorsanız 4.000 ile 10.000 Won arasında fiyatları değişiyor. Şehir içinde gezmeniz için kafi, Daego'da taksi ve metro rahat çünkü çok fazla bir turistik yerleri ve trafiği yok ama Seul'daysanız taksiye binerken bir kaç kez düşünün derim. Metro her zaman daha avantajlı olacaktır. Otobüslerde ise bilet 1.000 Won, oldukça sık ve çok otobüs var ancak dediğim gibi özellikle Seul'da taksi ve otobüsten ziyade metroyu seçmeniz daha mantıklı olur.

http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwpFTb_NI/AAAAAAAAEz4/DDjq9Gsf0Bc/s200/dsc01286.jpg (http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjwpFTb_NI/AAAAAAAAEz4/DDjq9Gsf0Bc/s1600/dsc01286.jpg)
Trafik açısından benim şimdiye kadar gördüğüm en zorlu trafik diyebilirim. İstanbul trafiğinden yakınanların Seul'ü görmelerini gerçekten isterdim. Yollar 6 şerit geliş, 6 şerit gidiş olmasına rağmen inanın çok uzun kuyruklar oluşuyor. Bu da gayet normal sanırım, minicik bir ülkedeki araba sayısı o kadar fazla ki, buna taksi ve otobüsleri de eklerseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Benim Bangkok'tan sonra gördüğüm en kötü trafik diyebilirim.

http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjyHhgId1I/AAAAAAAAE0M/_6tlXidSdBA/s320/haluk029.jpg (http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjyHhgId1I/AAAAAAAAE0M/_6tlXidSdBA/s1600/haluk029.jpg)
Yemek konusuna gelince, benim en çok zorlandığım ülke oldu. Kore Barbeküsü olmasa aç kalabilirdim :) Cidden bir çok yemeklerini yiyemedim, yemek kültürleri oldukça farklı, deniz ürünlerinin yanı sıra bir çok şeyi sağlık açısından çiğ veya haşlama yiyorlar. Et ve Balık üstüne yoğunlaşmış bir yemek kültürü var, demin dediğim gibi bir çok farklı ot ve ot benzeri şeyler de var. Tatmayı çok istediğim halde ki bir kaç denememden sonra vazgeçtim, ben yiyemedim ama bu kötü tatları olduğu anlamına gelmesin, sonuçta beraber gittiğimiz arkadaşım bir çoğunu gayet lezzetli bir şekilde tattı ve çokta beğendi.

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjyXAjQrvI/AAAAAAAAE0Q/gM7UA8LzOxQ/s320/haluk028.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjyXAjQrvI/AAAAAAAAE0Q/gM7UA8LzOxQ/s1600/haluk028.jpg)
Lokantalarına ve özellikle Barbekü kısmına değinmeden geçemeyeceğim, Korean Barbekü dedikleri ve hemen hemen her lokantasında yer alan bir sistemleri var. Mangalınız masanızda oluyor, üstten borular ile davlumbazları geliştirmişler, aynı zamanda aşağıya da dumanı çeken bir sistem kurmuşlar. Etler genelde dana oluyor ve nasıl isterseniz size hazır kesilmiş halde geliyor, siz kendiniz pişiriyorsunuz. Bütün verilirse et siz kendiniz kesiyorsunuz . Bunun yanında soğan, sarımsak ve mantar gibi çiğ sebzelerde geliyor, onları da mangalda kendiniz pişiriyorsunuz. Çok keyifli ve zevkli bir mangal keyfi olduğunu söyleyebilirim, kaldığım 10 günün 8 gününde et yedim diyebilirim :)

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjxvBVwFQI/AAAAAAAAE0E/6FarsOKJ074/s200/haluk049.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjxvBVwFQI/AAAAAAAAE0E/6FarsOKJ074/s1600/haluk049.jpg)Alkol olarak burasının favori içkisi SOCU, bizim sulandırılmış votkaya veya Japonların Saki'sine benzeyen bir içki. Yanında bira da geliyor. Socu, tekila veya votka gibi sek içilen ve minik bardaklarla içilen bir içki, alkol oranı biraz yüksek. Burada en önemli husus, Kore'de hiç kimse kendi içkisini kendisi koymuyor, bu kültürlerinde şanssızlık olarak görülüyor. Birisi sizin kadehinizi dolduruyorsa, sizin veya masadan bir başkasının onun kadehini doldurması bekleniyor. Bir üst amirinizle yemeğe giderseniz de içkinizi hafif başınızı sağa veya sola döndürerek içkinizi fondip yapıyorsunuz, bunu da saygı olarak görüyorlar, hani sanki içtiğinizi görmesin gibi :)

http://1.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjx6JdN1jI/AAAAAAAAE0I/oD9EGAlgo9w/s200/haluk034.jpg (http://1.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjx6JdN1jI/AAAAAAAAE0I/oD9EGAlgo9w/s1600/haluk034.jpg)
Uzak Doğuluların geneli gibi burada da Karaoke başlı başına bir eğlence. gece hayatı içinde önemli bir yer tutuyor. Bir çok kişi yemek sonrası Karaoke barlara gidiyor. Eğlence olarak Cafeler, Barlar ve Night Club'lar var. Night Club'lar bizim diskolar tarzında, hemen size kocaman bir meyve tabağı geliyor. Üç tane bira geliyor yanında ( isteyen viski alabiliyor ama fiyatları tabi pahalı ). 3 bira ve meyvenin size maliyeti yaklaşık 40.000 Won. Büyük olanların da genelde canlı performansta oluyor. Buralarda da karaoke var ama tabi ücret ve politikaları biraz farklı :)

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjynD8MxkI/AAAAAAAAE0U/6Qv-QiUKRjo/s200/dsc00971.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjynD8MxkI/AAAAAAAAE0U/6Qv-QiUKRjo/s1600/dsc00971.jpg)
Din olarak bayağı şaşırdığımı söylemeliyim, ben tamamen Budizmi benimseyen bir ülke olduğunu sanıyordum ama sonrasında öğrendim ki hiristiyanlık burada hızla kabul edilen bir din olmuş, Budizm daha azınlıkta kalmış.

Yine de bir çok tapınakları var ama hatırı sayılır kadar kilise ve manastır da var. Bir çok kişi hiristiyanlığı tercih etmiş. Yine ben ne olduğumu bilmiyorum, ikisine de ne yakınım ne uzak diyen bir kitle de var.

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjzJqokWTI/AAAAAAAAE0Y/E2DDjKIgA_Y/s200/haluk164.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjzJqokWTI/AAAAAAAAE0Y/E2DDjKIgA_Y/s1600/haluk164.jpg)
Nüfüs olarak çok genç bir ülke, doğum kontrolünü en iyi uygulayan ülkerlerden birisi olarak tanınıyor. Öyle tek katlı veya lüks evleri yok, büyük çoğunluk 20 30 katlı sitelerde yaşıyor, bizim Ataşehir'i düşünün, onun gibi 50 100 tane daha sitenin yan yana getirildiğini düşünün, öyle bir yerleşim var. Ancak daireler öyle minik değil, ortalaması 100 metrekare, yani boyca uzunlar ama daireleri son derece rahat ve konforlu. Depremi sorduğumda, şimdiye kadar Kore'de hiç deprem olmamış, o yüzden bütün binalar minimum 20 30 katlı.

http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjzXHmQdqI/AAAAAAAAE0c/3KoHbAZvUr0/s320/haluk209.jpg (http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOjzXHmQdqI/AAAAAAAAE0c/3KoHbAZvUr0/s1600/haluk209.jpg)
Bizim Salı veya Cumartesi pazarı tarzında pazarları hafta sonu kuruyorlar, bunun yanında sürekli açık bizim Mahmutpaşa benzeri pazarları da var. Pazarda her şeyi bulabiliyorsunuz, ağırlıklı olarak balık ve sebze ürünleri satılıyor ve oldukça ucuz. Ancak yabancı birisinin yanında tercüman olmadan gidip o pazardan bir şey alması biraz zor, çünkü özel yapılmış bazı şeyleri var ki ne olduğunu bile anlayamıyorsunuz. Benim en çok şaşırdığım kurutulmuş yiyecekler oldu, mesela balıkları temizlemeden yiyorlar, öylece kurutuyorlar, o yüzden ben çok sevmeme rağmen Güney Kore gezimde hiç balık yiyemedim :)

http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj1DtiSYvI/AAAAAAAAE0g/FpgWB7b1lCo/s320/haluk340.jpg (http://2.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj1DtiSYvI/AAAAAAAAE0g/FpgWB7b1lCo/s1600/haluk340.jpg)
Hayran olduğum bir başka özellikleri ise milliyetçilikleri oldu. Otomotiv sektöründe bu kadar ileri giden Hyundai ve Kia gibi iki markayı neredeyse tüm Dünya'ya satan Kore'de, yabancı marka araba görmeniz neredeyse imkansız. Hemen hemen herkes Güney Kore arabası kullanıyor. Mercedes, BMW gibi arabaları görmeniz çok çok zor. Koskoca şirket sahipleri, Genel Müdürler, Şirketler neredeyse tamamı ya Kia ya Hyundai kullanıyor. Yine aynı şekilde yabancı marka Bilgisayar, Televizyon, Buzdolabı gibi ürünlerin neredeyse tamamı ya LG, ya Samsung. Yalnız beni en çok şaşırtan buradaki IPHONE kullanımı oldu, gördüğüm herkesin mutlaka bir GSM telefonu bir de Iphone'u var.

http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj1NXURAYI/AAAAAAAAE0k/Go9TsOiDHow/s200/iphones.jpg (http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj1NXURAYI/AAAAAAAAE0k/Go9TsOiDHow/s1600/iphones.jpg)
Önemli bir not, cep telefoınunuz triband değilse burada kullanamıyorsunuz. Benim telefonum Samsung Dual Band idi o yüzden çalışmadı ama arkadaşımın Blackberry'si problemsiz çalıştı. O yüzden buraya gelirken hazırlıklı gelmeniz de fayda var. En çok kullanılan yöntem havaalanından cep telefonu kiralamanız. Ben öyle yaptım, bir Iphone kiraladık ve ben seyahatim boyunca Iphone'u lokal bir numara ile kullandım. Bu yöntemi tavsiye ederim.
ALINTIDIR...

_sunflower_
29.01.11, 16:50
Güney Kore - Seri 2 : Pusan



(http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj8UbawTnI/AAAAAAAAE0o/35-WEvmgxpc/s1600/haluk260.jpg)
Pusan veya Busan Güney Kore'nin ikinci büyük şehri, Seul'da yaklaşık 10 milyon kişi yaşarken, Pusan'da 4 milyon kişi yaşıyor. Pusan aslında bizim Bodrum gibi bir yerimiz, ayrıca Liman kenti olduğu içinde oldukça gelişmiş bir şehir. Zaten bina yapısından tutunda, insanlarına kadar farklılıkları gözlemleyebiliyorsunuz. Savaş sırasında en az hasar gören şehirlerden birisi olmuş Pusan. O yüzden de yabancılar genelde burada saklanmış. Pusan deniz kenarı olduğu içinde içinde bir çok meşhur plajı var, hani şehirden sıkılan Pusan'da soluğu alıyor diyebiliriz.


http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj8czo3kNI/AAAAAAAAE0s/p2idgojwvcI/s200/haluk338.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj8czo3kNI/AAAAAAAAE0s/p2idgojwvcI/s1600/haluk338.jpg)
Pusan aslında en uçta olmasına rağmen Seul'a yaklaşık 4 saat uzaklıkta, zaten minicik bir ülke olduğu için ülkeyi baştan aşağı 4 5 saatte geçebiliyorsunuz. Deago'da yabancı sayısı çok çok azken, Pusan'da bir çok yabancı görmeniz mümkün. Özellikle yaz aylarında turizm patlaması yaşayan şehirde hayat diğer şehirlere göre biraz daha pahalı. Bir çok firmanın hem Seul'da, hem Pusan'da temsilcilikleri var. Bizimde buraya geliş nedenimiz, biraz gezi biraz da Eczaneler kurduğumuz sistemlerden en büyüklerden birisinin burada olması nedeniyle yapmış olduğumuz iş ziyaretiydi.

http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj8xhH2DfI/AAAAAAAAE0w/U25ZfXU-wnM/s200/haluk312.jpg (http://3.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj8xhH2DfI/AAAAAAAAE0w/U25ZfXU-wnM/s1600/haluk312.jpg)
Pusan'ın en güzel yerlerinden birisi dünyaca meşhur Akvaryumu. Bizimde benzer bir akvaryumumuz var biliyorsunuz, aslında mantık olarak hemen hemen aynı yapılmış ama şunu söylemeliyim ki bir çok farklı balıklar var Pusan akvaryumunda. Hele yanda fotoğrafını gördüğünüz akvaryuma hayran kaldım, zaten bu tarz büyüklükte yapılmış bir kaç tane akvaryumları var, insanların oturması ve seyretmesi için yerler yapmışlar bu büyük akvaryumların karşısına. Hafta sonu olması nedeniyle çok kalabalıktı. Özellikle çocukların akınına uğramıştı. ben akvaryumu çok başarılı buldum, Barcelona'daki akvaryumu da görmüştüm, her ikisini de gördükten sonra İstanbul'da kurulan akvaryumun da çok başarılı olduğunu söylemek isterim. Fazlamız var, eksiğimiz yok. Mutlaka görün derim.

http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj9fbx4YsI/AAAAAAAAE00/Tm55F8WooSw/s200/haluk213.jpg (http://4.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj9fbx4YsI/AAAAAAAAE00/Tm55F8WooSw/s1600/haluk213.jpg)
Pusan pazarı ise başlı başına gezilecek bir yer. Ne ararsanız bulabileceğiniz ama ağırlıklı olarak kurutulmuş yiyeceklerin satıldığı bir pazar. Yiyecekler genelde balık ama bizim pek alışık olmadığımız bir tarz. Balıkların içlerini temizlemiyorlar ve öyle kurutuyorlar. Özellikle minicik balıkları ki yandaki fotoğrafta görüyorsunuz, kurutup çerez niyetine yediklerini görebilirsiniz. Aynı tarz balıklar barlarda da meze olarak geliyor. ben hayatımda bu kadar minik balığın yendiğini görmedim cidden, tadına da baktım ama sevmedim :)

http://1.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj-IEIQ2KI/AAAAAAAAE04/oEapMVbL0_A/s200/haluk261.jpg (http://1.bp.blogspot.com/_pcvmmuSj50U/TOj-IEIQ2KI/AAAAAAAAE04/oEapMVbL0_A/s1600/haluk261.jpg)
Güney Kore'nin genelinde insanlar çok güzel ama bebek ve çocuklara ayrı yer ayırmak lazım. İnanılmaz tatlılar, bütün gezim boyunca çekebildiğim kadar çok çocuk fotoğrafı çekmeye çalıştım. O kadar tatlı ve şirinler ki, onlara bakmak ve sevmek büyük keyif. Avrupa ve Amerika'nın aksine burada bebeklerini sevmeniz onlar için bir gurur kaynağı oluyor, kimi çekmek istesem anında izin verip bir de teşekkür ediyorlar. Sanırım bu da kültürlerinin bir parçası.

Pusan'da çok fazla kalmadığımız için yazacaklarım bu kadar. Ancak yazın Güney Kore'ye giden olursa tavsiyem mutlaka bu şehire bir kaç gün ayırsın :) Asla pişman olmaz.
Alıntıdır..

_sunflower_
29.01.11, 16:55
Nereye giderseniz gidin sizi ilk karsilayan sey guler bir yuz bu ulkede. yardimci olmak ve saygi duymak eylemlerinin ne anlama geldigini burada daha iyi anliyorsunuz. ingilizce bilenlerin sayisi oldukca fazla. ama ingilizceleri size komik gelebiliyor. 55 dedirtirmeyi denediginizde piptipipe diye gulunc bir sey duyuyorsunuz f harfi ile sorunlari var. ayrica cok utangaclar, eger ki bir sey sordunuz bilemediklerinde panik yapip ortadan kaybolabiliyorlar. birisine bir adres sormaya gorun, yakinindaysaniz adresin hemen goturuyorlar kendileri. ama islemcileri biraz yavas calisiyor.

Bir soru sordugunuzda cevabini beklemeniz gerekli ikinci soruyu hele ki ucuncu soruyu sordugunuzda islemcileri yaniyor. is konusunda oldukca titizler. sabahlari ise topluca jimnastik yaparak basliyorlar. calisma alanlari ise hep temiz gorunuyor. saatlere hep uyuyorlar. saat 12 oldugunda kimse onlari ogle yemeginden alamaz. aksam ise mesai bitisi hepsi yollara dusuyor. trafik oluyor bizdeki gibi. bazi bolgelerinde belli hiz sinirlari var. kirmizi isiklarda ve hiz sinirlarinin oldugu yerlerde fotografli radarlar mevcut. navigasyon aleti var ise arabada sizi radar olduguna dair uyariyor. yerlesim planlari kucuk iki katli evler oldugu gibi artan nufusun yasayabilmesi icin toplu konut tarzi apartmanlar mevcut. en buyugu dediginiz evleri 70 m2 ve butun apartman daireleri ayni planla yapilmis. bir evden bir eve gecmek ve esyalari sigdirmak icin ugrasmaya gerek yok sanirim. ev kiralari yasanilan bolgeye gore degisiyor. ayrica evlerin kirasi belli bir depozito karsiligi yariya kadar iniyor. bunun sebebi depozitonun cok olmasi ve ev sahibinin bu parayi yapilan sozlesme suresi boyunca isleterek uzerinden para kazanmasi.

Turklere karsi sempatilerini tam olarak bilemem ama yabancilara karsi sampatileri var. korece merhaba ve tesekkur ederim dediklerinde cok sasiriyor ve ilgileri bir kat daha artiyor. ardindan korece konusmaya calisiyorlar ama sonuc gulumsemelerle ingilizceye donuyor. yemekler konusu titiz bir insan icin cok zor, turkiye de her seyi yerim diyen birisi icin bile zorlu durumda. denizden babam ciksa yerim deyimi kesinlikle koreliler icin gecerli. ekmek diye bir kavram mevcut degil. sebze her turlu yemegin icine giriyor. yosun ise kurutulmus kare biciminde kesilmis olarak carsi pazar heryerde satiliyor. ekmek niyetine marul ve yosun kullaniliyor. aci yemeklerde kesinlikle mevcut. wasabi, sarimsak, yesil biber en cok yemeklerde kullanilan acilar. lahana kokulari ogleye yakin butun sehri kapliyor. cevrede sokak hayvani diye bir kavram yok. koca ulkeden bir tane kedi gordum o da havalimanindaydi. kopek besleyenler var ama yemek icin besleyen lokantalar da mevcut. her kopegi yemediklerini ve kopegin her kose basinda tuketilmedigini ogrendim. kirmizi et genelde yeni zelanda ve avustralya kokenli, kesinlikle lezzetsiz. domuz eti daha cok tuketiliyor. tatli kulturleri bizim gibi degil, daha cok pasta, kek bulunuyor. bizim tatlilar ise onlara cok sekerli geliyor. batililari cok seviyorlar, onlara karsi bir ozenti mevcut. yolda yururken ogrenciler size yaklasip hi diyorlar ve guluyorlar. bu olayda ingilizce ogrendigimiz ortaokul yillarinda turistlere hi deme merakimin burada bana karsi kullanildigini gorunce gercekten garipsedim. para birimi olarak won kullaniliyor ve 1 dolar 860 ila 890 won arasi bir sey. paranizi kesinlikle bir bankada bozdurun kariniz daha yuksek olacaktir. teknolojik bir ulke olmasina ragmen oradan bir urun alacak kadar hesapli degil. cep telefonu almaya kesinlikle kalkmayin adamlar sim kart kullanmiyorlar. daha yuksek bir teknoloji var ve bu teknolojiye gore uretilmis telefonlar var. turk hatlari kesinlikle kore' de calismiyor. uzun sure kalacaksaniz oraya ait bir telefon almaniz daha mantikli. orada burada satilan kartlar sayesinde sanirim 10.000 won luk kart ile turkiye ile 4 saat konusabiliyorsunuz. en cok vaktimi ulsan kentinde gecirdim. bir adi ise hyundai. burasi her tarafi hyundai ile kapli bir sehir. hyundai araba fabrikasinda 12 saniyede 1 araba uretiliyor.arabalara bakinca zaten durum ortaya cikiyor. mercedes ve amerikan arabalarinin kasasinin aynisi mevcut fakat markalari hyundai. disaridan araba getirtmek cok pahali oldugundan hyundai ile yapilmis olan anlasmalar ile diger araba markalarinin biraz degisikleri hyundai etiketi ile trafikte cirit atiyor. acuma dedikleri yasli teyzeler trafikte oldukca sorun cikariyor. trafikte dikkat edilmesi gereken hususlar hizli giden bir acumanin arkasina kesinlikle gelmeyin. birden karar verip 180 derece donebiliyorlar yolun ortasindan. trafikle ilgili olarak kirmizi isikta bekleyen arabalar karsi yonden gelip onlerinden donenlerin gozunu almasin diye farlarini sonduruyor.

Kizlarina gelince; evet gercekten cok guzeller. kendilerine cok ozen gosteriyorlar. puruzsuz bir cilde sahipler. elleri ve saclari her daim bakimli. sac bakimi onlar icin cok onemli. burada goreceginiz sekilde saclari kiriklarla dolu, daginik, yarisi boyali saclari goremezsiniz. genclerin saclari uzun. yaslilarin ise kisa ve permali. bunun sebebi saclara onem veren bir halkin yaslandikca sac sayisinin dusmesi sonucu gosterisin sona ermemesi icin saclari kisa tutup perma cektirdikleriyorlar olmalari. mini etek giyip altina cizme giymek buyuk bir moda. korece cok zor bir dil degil. alfabelerindeki sekiller herbir harfi temsil ediyor. japonca ya da cincedeki gibi sekiller heceyi temsil etmiyor. 1 yilda orada gidilecek bir kurs ile rahatca konusabilirsiniz. ayrica korece konusan yabancilar cok ilgi cekiyor. aklimda kaldigi kadari ile kore boyle bir yer. kesinlike gidilesi gorulesi belki de yerlesip kalinasi bir ulke.
Alıntıdır..

ŞiBuMi
29.01.11, 17:20
(Aşkın var olduguna olan inancınız artar.-Fakat buna ters oranla aşık olmak sizin için zorlaşır çünkü artık bir aşktan ve eşinizden beklentiniz daha fazladır.-Kadere olan inancınız artar. Bir ilişkiyi iteleye kakalaya başlatmak yerine tesadüfleri tercih edersiniz.-Hayal gücünüz tavan yapar. Hoşlandıgınız kişiyi düşünerek basit ama bir o kadar da akla gelmesi zor hayaller kurarsınız.-Dizilerdeki karakterler o kadar masum ve idealdir ki normal hayatınızda karşılaştıgınız kişilerde bu özellikleri mutlaka ararsınız.-Özellikle romantik komedilerden sonra kaba erkekler biraz daha sempatik gelmeye başlar. (Burada kaba erkekler derken düşünceli ama bunu göstermekten çekinen daha sonra yavaş yavaş kalbinin güzelliğini görebildigimiz erkeklerden bahsediyoruz.)- İişkilerde fedakarlık sizin için en önemli kriter haline gelir.- Hoşlandıgınız kişiden yüz bulamasanızda ümidinizi kolay kolay yitirmezsiniz:) her an size deli gibi aşık olabilir.-Artık daha fazla dalgın ve şaşkın bir kişi olursunuz.- Ve en belirgin etkilerinden biri artık Kore dizileri dışında kolay kolay dizi izleyemessiniz.- Diğer en belirgin etkisi ise bütün yakın arkadaşlarınıza Kore dizilerinden bahsedersiniz kimse sizi takmaz:) siz kendinizi ne kadar parçalasanızda kimse bunu anlayamaz. Birgün size güvenen biri tavsiyenizle bir dizi izler ve o günden sonra artık o da Kore dizisi hastası olur siz de rahatlarsınız. Oh be biri sonunda beni anladı!!:)
Alıntı: Kore DiziLeri
Noktas virgülüne kadar aynı kadıdayım:şd::şd:

bahar esintisi
30.01.11, 16:39
(Aşkın var olduguna olan inancınız artar.-Fakat buna ters oranla aşık olmak sizin için zorlaşır çünkü artık bir aşktan ve eşinizden beklentiniz daha fazladır.-Kadere olan inancınız artar. Bir ilişkiyi iteleye kakalaya başlatmak yerine tesadüfleri tercih edersiniz.-Hayal gücünüz tavan yapar. Hoşlandıgınız kişiyi düşünerek basit ama bir o kadar da akla gelmesi zor hayaller kurarsınız.-Dizilerdeki karakterler o kadar masum ve idealdir ki normal hayatınızda karşılaştıgınız kişilerde bu özellikleri mutlaka ararsınız.-Özellikle romantik komedilerden sonra kaba erkekler biraz daha sempatik gelmeye başlar. (Burada kaba erkekler derken düşünceli ama bunu göstermekten çekinen daha sonra yavaş yavaş kalbinin güzelliğini görebildigimiz erkeklerden bahsediyoruz.)- İişkilerde fedakarlık sizin için en önemli kriter haline gelir.- Hoşlandıgınız kişiden yüz bulamasanızda ümidinizi kolay kolay yitirmezsiniz:) her an size deli gibi aşık olabilir.-Artık daha fazla dalgın ve şaşkın bir kişi olursunuz.- Ve en belirgin etkilerinden biri artık Kore dizileri dışında kolay kolay dizi izleyemessiniz.- Diğer en belirgin etkisi ise bütün yakın arkadaşlarınıza Kore dizilerinden bahsedersiniz kimse sizi takmaz:) siz kendinizi ne kadar parçalasanızda kimse bunu anlayamaz. Birgün size güvenen biri tavsiyenizle bir dizi izler ve o günden sonra artık o da Kore dizisi hastası olur siz de rahatlarsınız. Oh be biri sonunda beni anladı!!:)
Alıntı: Kore DiziLeri
ya bu ne güzel bir paylaşımdır arkadaşım :)) bu belirtilerin hemen hemen hepsi var ben de özellikle de sonuncusu :)) teşekkürler niksiz...

LadyTurk
01.02.11, 16:55
@ LadyTurk: Önemli değil canım.. Bariz gerçek ortadayken bunun aksini söylemek sadece at gözlüğü ile bakmaktır. Kendini dünyadaki gerçeklere kapatmaktır.

Çince ile ilgili bu dilin yapısını bilen Korece hocamdan öğrendiğim kadarıyla anlattım. En kısa sürede cevabını bekleyeceğim. :)

Cevabını öğrendim evet Çince başlı başlına bir dil ailesi.:) (Çin-Tibet Dil Ailesi adı altında)

Gümüş Parıltısı
01.02.11, 17:28
(Aşkın var olduguna olan inancınız artar.-Fakat buna ters oranla aşık olmak sizin için zorlaşır çünkü artık bir aşktan ve eşinizden beklentiniz daha fazladır.-Kadere olan inancınız artar. Bir ilişkiyi iteleye kakalaya başlatmak yerine tesadüfleri tercih edersiniz.-Hayal gücünüz tavan yapar. Hoşlandıgınız kişiyi düşünerek basit ama bir o kadar da akla gelmesi zor hayaller kurarsınız.-Dizilerdeki karakterler o kadar masum ve idealdir ki normal hayatınızda karşılaştıgınız kişilerde bu özellikleri mutlaka ararsınız.-Özellikle romantik komedilerden sonra kaba erkekler biraz daha sempatik gelmeye başlar. (Burada kaba erkekler derken düşünceli ama bunu göstermekten çekinen daha sonra yavaş yavaş kalbinin güzelliğini görebildigimiz erkeklerden bahsediyoruz.)- İişkilerde fedakarlık sizin için en önemli kriter haline gelir.- Hoşlandıgınız kişiden yüz bulamasanızda ümidinizi kolay kolay yitirmezsiniz:) her an size deli gibi aşık olabilir.-Artık daha fazla dalgın ve şaşkın bir kişi olursunuz.- Ve en belirgin etkilerinden biri artık Kore dizileri dışında kolay kolay dizi izleyemessiniz.- Diğer en belirgin etkisi ise bütün yakın arkadaşlarınıza Kore dizilerinden bahsedersiniz kimse sizi takmaz:) siz kendinizi ne kadar parçalasanızda kimse bunu anlayamaz. Birgün size güvenen biri tavsiyenizle bir dizi izler ve o günden sonra artık o da Kore dizisi hastası olur siz de rahatlarsınız. Oh be biri sonunda beni anladı!!:)
Alıntı: Kore DiziLeri

Niksiz, yaşananları ve hissedilenleri çok güzel özetlemişsin. Beni tarif etmişsin resmen. Kore sevdası bu, hiçbir şeyle değişilmez.:jj:

oh hani
05.02.11, 16:37
niksiz arkadaşımız aramızda yazar olan yok dedi ama ben yazar olmak istiyorum yazdığım bir iki kitapta var :)) kore hakkında koreliler hakkında falan...:)))ama yine de bana yağ çekmene gerek yok,doğallıktan yanayım,bana normal davran :))))

_sunflower_
06.02.11, 22:08
Güney Kore’de yayınlanmakta olan Chosun İlbo, Hangyereh, Maeil Business News Segye İlbo, gazetelerinde çalışmakta olan gazeteci heyet 05–10 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul’un ve Türkiye’nin Güney Kore’de tanıtılmasıyla ilgili olarak İstanbul’u ziyaret etti.

İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle ilgili olarak özellikle İstanbul’un tarihi, kültürel ve sanatsal mekanlarını, Turizm Müdürlüğü personelinin mihmandarlığında gezen gazeteci heyet, yoğun bir program çerçevesinde İstanbul’un çeşitli yerlerine gezi düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanlık makamı ve Turizm Müdürlüğü ile belediyemizin kültür ve turizm alanındaki faaliyetleri ve projeleri ile ilgili, ayrıca İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti seçilme süreci ve yapılan faaliyetler çerçevesinde İstanbul 2010 AKB Ajansı yetkilileri ile yemekli bir toplantı gerçekleştirildi.
Heyet, Türkiye’nin mini kültür haritası olan Miniatürk, Lale mevsiminin en güzel mekanlarından birisi olan Emirgan Parkı, İstanbul’un Fetih gününü ziyaretçilerine yaşatan Panaroma Müzesi, Osmanlı Klasik mimarisinin en güzide örneklerinden birisi olan Topkapı Sarayı, İstanbul’daki en eski eserlerden birisi olan Yerebatan Sarnıcı, Osmanlı Modern mimarisinin yetkin örneklerinden Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları gibi İstanbul’un güzide tarihi ve turistik yerlerini gezdi. Ayrıca boğaz gezisine de katılan ve her fırsatta İstanbul’a hayranlıklarını ve belediyemize teşekkürlerini ileten Güney Koreli misafirler Cumartesi akşamı ülkelerine geri döndüler


http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/SiteImages/Haber/mayis2009/guney_kore_heytt.jpg

Alıntıdır !

_sunflower_
06.02.11, 22:11
GÜNEY KORE�Lİ TURİSTLERİN MUŞ ZİYARETİ

http://www.turizminsesi.com/images/news/guney-koreli-turistlerin-mus-ziyareti-11210.jpg
Yaz tatillerini geçirmek için Bitlis'e gelen Güney Koreli 3 turist, Muş'un Hasköy ilçesine bağlı Gökyazı Köyü'nü ziyaret etti
Büyük ilgiyle karşılanan turistler, kendilerine gösterilen misafirperverlik karşısında şaşkınlıklarını gizleyemezken; ikram edilen yiyecek ve içecekten tatmayı da ihmal etmedi. http://www.turizminsesi.com/images/news/11211.jpg
Koreli konuklar, köydeki kadınlarla birlikte tandırda ekmek pişirmeyi denedi.



Alıntıdır !

_sunflower_
06.02.11, 22:15
Güney Koreli öğrenciler, 'kan kardeş' olarak gördükleri Türkiye'ye ikinci kez geldi

23 Haziran 2010 - 18:35
http://www.gazetegercek.com/resim/10/06/tn/guney-koreli-ogrenciler-kan-kardes-olarak-gordukleri-turkiyeye-ikinci-kez-geldi-1.jpg (http://www.gazetegercek.com/resim/10/06/guney-koreli-ogrenciler-kan-kardes-olarak-gordukleri-turkiyeye-ikinci-kez-geldi-1.jpg)http://www.gazetegercek.com/resim/10/06/tn/guney-koreli-ogrenciler-kan-kardes-olarak-gordukleri-turkiyeye-ikinci-kez-geldi-2.jpg (http://www.gazetegercek.com/resim/10/06/guney-koreli-ogrenciler-kan-kardes-olarak-gordukleri-turkiyeye-ikinci-kez-geldi-2.jpg)http://www.gazetegercek.com/resim/10/06/tn/guney-koreli-ogrenciler-kan-kardes-olarak-gordukleri-turkiyeye-ikinci-kez-geldi-3.jpg (http://www.gazetegercek.com/resim/10/06/guney-koreli-ogrenciler-kan-kardes-olarak-gordukleri-turkiyeye-ikinci-kez-geldi-3.jpg)
Türkiye'nin tarihi ve doğal güzelliklerine hayran kalan Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Koreli (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/koreli/) öğrenciler (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/ogrenciler/), bir yıl içinde ikinci (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/ikinci/) kez (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/kez/) Anadolu turuna çıktı. Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Kore Siji Lisesi'nde okuyan 50 öğrenci 12 günlük Anadolu turu içinde 6 ili gezeceği belirtildi. Antalya gezisi çerçevesinde Side Antik Kent'e gelen 12 öğrenci, dünyaca ünlü turizm beldesinin tarihi ve doğal güzellikle ile arkeolojik zenginliğine hayran kaldı. Öğrenciler (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/ogrenciler/), 12 gün içinde İstanbul, Çanakkale, Antalya, Bursa, Konya ve Aydın'da bazı Kore gazileriyle görüşerek, o dönemle ilgili bilgi sahibi olacağı ifade etti.
SSR Tour Turizm Seyahat Acentesi Korece Turist Rehberi Son Myung Hee, Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Korelilerin Türklerle dostluklarını belirtmede 'kan kardeşi' ifadesini kullandıklarını belirtti. Son Myung Hee, Komünist Kuzey Kore'nin 1950 yılında ülke topraklarına saldırdığında Türk askerini yanlarında gördükleri (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/gordukleri/) için her zaman Türkiye'ye karşı minnet duyduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ülkelerine yaptığı ziyaretten Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Kore halkının çok memnun olduğunu belirten Hee, ülke televizyonlarının ziyareti birinci haber olarak (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/olarak/) verdiğini dile getirdi.
Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Kore'de okuyan öğrencinin 3 ayda bir Birleşmiş Milletler (BM)'in 18 Ocak 1951 yılında yaptırdığı Pusan Şehitliği Abidesi'ni ziyaret etme zorunluluk olduğunun altını çizen Hee, Osmanlı Devleti döneminin son yıllarında başlayan ve 1950 ile 1953 arası zirveye çıkan Türk-Kore dostluğunun 60 yıldır çok iyi şekilde sürdüğünü söyledi.
Hee, "Güney Kore halkı, savaşta destek verdiği için Türk milletine vefa borçlu. Okullarımızda ders kitaplarımız Türkiye (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/turkiye/) ve Türk insanıyla ilgili hep sevgi ve saygıyla bahsediyor. Pusan'da 462 Türk askeri bizim için savaştı ve şehit oldu. Savaşa katılan 5 bin 455 askerin yarıdan fazlası yaralanarak Türkiye'ye gazi olarak (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/olarak/) geri döndü. Onun için Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Koreliler, Türk insanına 'kan kardeşi' tabirini kullanır. Türk askeri 60 yıl önce kahramanca mücadele ederek bizim milletçe özgür olmamızı sağladı. Askerler canlarını verdi. Onun için Türklere kan (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/kan/) kardeşimizsiniz diyoruz. Bizim için canlarını veren Türk insanına vefa borcumuz var." diye konuştu.
Siji Lisesi 11'nci sınıfta okuyan Jeong Jieun, Türkiye'ye gelmeden önce 50 öğrenci ile birlikte Pusan Türk Şehitliği'ni ziyaret ederek, şehitler anısına her hafta 462 karanfil bırakıldığını ifade etti.
Büyükbabalarının, Türklerle ilgili anlattığı hatıraları yerinde görmek için 12 günlüğüne Anadolu turuna çıktıklarını belirten Jeong Jieun, Türk insanının sempatik ve güleç yüzlü bulduğunu ve İstanbul'da hiç tanımadıkları hatıra fotoğrafı çektirdikleri ailelerin evlerine yemek davet etmelerinden çok duygulandıklarını kaydetti.
Jeong Jieun, şunları söyledi: "Türkiye'ye insanları gibi çok güzel bir ülke. İnsanları da sıcakkanlı, misafirperver. Gezimiz sırasında tanıştığımız bazı aileler evlerinde ağırlamak istiyoruz. Bu davranışları bizi çok duygulandırdı."
Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Kore Türk Dostluk Grubu Başkanı Nam Chul, 2 ülke arası dostluğunun karşılıklı ziyaretlerle pekişeceğine yürekten inandığını söyledi.
Komünist Kuzey Kore'nin Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Kore'ye saldırısında BM adaya gönderdiği barış gücünde savaş sonrası 883 İngiliz, 36 Amerika, 117 Hollanda, 281 Avustralya, 378 Kanada, 34 Yeni Zelanda, 36 Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Kore, 11 Güney (http://www.gazetegercek.com/haber-konusu/guney/) Afrika, uyruğu belli olmayan 11 asker ile 462 Türk askeri şehit olmuştu.


Alıntıdır !

_sunflower_
06.02.11, 22:17
GÜNEY KORELİ GENÇLER MERCİMEK ÇORBASINA BAYILDI.

http://www.nevsehir.cc/resimler/haber1/guney%20koreli%20%C3%B6%C4%9Frenciler%20mercimekmmm.JPG
http://www.nevsehir.cc/resimler/haber1/merciiiiiiiii.JPG
http://www.nevsehir.cc/resimler/haber1/merciiiiiii2.JPG
Türkiye ile Güney Kore arasında 2007 yılında yapılan Gençlik Değişimi protokolü çerçevesinde her yıl iki ülke gençliği arasında yapılan kültürel değişim ve kaynaşma programı kapsamında Türkiye’ye misafir olarak gelen 20 Güney Kore’li genç Nevşehir Gençlik Merkezinde karşılandı.
Ardından daha önce belirlenen ailelerin evlerine konuk olan Güney Kore’li gençler Türk kültürü hakkında bilgi edinme fırsatı da buldu.
Değişim programının Türkiye etabında Kapadokya Bölgesinin tarihi ve turistik mekanlarını da görme fırsatı elde edecek olan Kore’li gençler, Türk Aile yaşantısını bir gün boyunca yaşayarak öğrenmeleri için Nevşehir de misafir edildi.
Nevşehir Gençlik Merkezi müdürlüğünde İl Müdürü Muzaffer Çintimar ve beraberindeki şube müdürleri ve gençlik merkezi yöneticileri tarafından karşılanan Kore’li gençleri Nevşehir’li gençler karanfillerle karşıladılar.
Gençlik Merkezi müdürlüğünde Kapadokya bölgesini tanıtan Slayt gösterisini de izleyen Kore’li gençler, daha sonra Türk ailelerinin evlerine yerleştirildiler.
Güney Kore’de Üniversite öğrencisi Kim Hee Won ve Lise öğrencisi Bae Seno Jeong ise Ünal ve Serpil Kitapçı çiftinin konuğu oldular. Kısa bir süre içerisinde aileye ısınan Güney Koreli öğrenciler önce dinlenecekleri odalarını ardından da evin diğer odalarını gezerek Türk aile yaşantısı hakkında bilgiler aldılar.
Ardından Nevşehir yöresi yemeklerinin yer aldığı yemekte ise Güney Koreli Won ve Jeong mercimek çorbası, Pirinç Pilavı ve tavuk ile tatlı dan oluşan yemeği yediler. En çok Mercimek Çorbasını ve pilav üstü tavuğu beğendiklerini belirten Güney Koreli Öğrenciler, “Daha önce Türk yemeklerini tatmamıştık. Ancak oldukça lezzetli yemekler yedik. Ve çok beğendik” dediler.
Güney Kore’li öğrencileri evlerinde ağırlamaktan son derece mutlu olduklarını kaydeden Ünal Kitapçı ve eşi ise “İlk kez evimizde bir yabancı gençleri ağırlıyoruz. Ülkemizde gençlerimizin hangi kültür ve geleneklerde yetiştirildiğini bizzat evlerimizde görmeleri onlar için Türk insanını tanımaları açısından büyük yarar sağlayacak” diye konuştular.


Alıntıdır !

_sunflower_
12.02.11, 15:31
Güney Koreli Yeon Kyoung Lee, bir bilgisayar firmasında çalışan eşinin görevi dolayısıyla 10 yıl önce Türkiye�ye yerleşmiş. Hayranı olduğu Türk yemeklerini daha doğru yapabilmek için İSMEK�in Ümraniye Ihlamurkuyu Kurs Merkezi�nde yemek branşında eğitim almaya... başlamış.

Üniversite mezunu ve 2 çocuk sahibi olan Yeon Kyoung Lee, Türkiye�de yaşamaya başladıktan sonra damak tadına çok uzak olmasına rağmen komşularının da etkisiyle Türk mutfağına ilgi duymaya başlamış. Çocuklarının okulundaki yine yabancı uyruklu bir öğretmenin yönlendirmeleriyle İSMEK�ten haberdar olmuş ve yemek branşında eğitim almaya başlamış. Kısa sürede kurs arkadaşları ile çok güzel bir diyalog kuran Yeon Kyoung Lee�ye kurs arkadaşları Lale ismiyle hitap etmeye başlamışlar.

Halen İSMEK�ten aldığı eğitime büyük bir istekle devam eden ve İSMEK sayesinde güzel yemek yapmanın dışında sıcak dostluklar kurduğunu da ifade eden Koreli Lale, Türk mutfağında özellikle zeytinyağlılara ilgi duyuyormuş. En güzel yaptığı yemek ise biber dolması imiş. Eşi ve çocukları da Türk yemeklerini severek ve beğenerek yiyormuş. Ailece sarımsaklı yoğurtlu her türlü patlıcan yemeğini iştahla yiyorlarmış.

Türk mutfağına olan düşkünlüğünü, ülkesine taşımayı amaçlayan Koreli Lale, eşinin görev süresi dolduktan sonra dönmeyi planladıkları Güney Kore�de bir Türk lokantası açmak istiyormuş.

http://photos-g.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/182283_200849443258795_159496624060744_819123_7395801_s.jpg (http://www.ğğğğğğğğğğğğğ/photo.php?fbid=200849443258795&set=a.159557517387988.37319.159496624060744)

_sunflower_
12.02.11, 15:34
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/169013_200847603258979_159496624060744_819106_2971567_n.jpg (http://www.ğğğğğğğğğğğğğ/photo.php?pid=819123&id=159496624060744)

Türkiye'de yaşayan Güney Koreli Yeon Kyoung Lee, aşçılık kursunda öğrendiği Türk yemeklerini ülkesinde tanıtmak için internet sitesi kurdu.
İSTANBUL - Eşinin işi dolayısıyla 10 yıldır Türkiye'de yaşayan Güney Koreli Yeon Kyoung Lee, aşçılık ku...rsunda öğrendiği Türk yemeklerini ülkesinde tanıtmak için internet sitesi kurdu.
Türk yemeklerine duyduğu ilgiyi anlatan iki çocuk annesi Lee, bilgisayar işiyle uğraşan eşinin mesleği dolayısıyla 2000 yılında İstanbul'a yerleştiklerini, Türk insanı ve İstanbul'u çok sevdiklerini belirterek, Türkiye'ye geldiğinde bir kelime Türkçe bilmediğini, komşuları ve evlerine gelen bir üniversite öğrencisi sayesinde Türkçe öğrendiğini aktardı.
Yemeğe çok meraklı olduğunu anlatan Lee, İstanbul'a yerleştikten sonra kaldığı apartmandaki komşularından Türk mutfağındaki yemekleri yapmayı öğrendiğini ifade etti.
Birçok yemeği öğrendiğini, ancak Türk tatlılarını yapmayı, hamur açmayı anlayamadığını söyleyen Lee, komşularının İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İstanbul Meslek Edindirme Kursları'ndaki (İSMEK) çeşitli bölümlere gittiğini öğrenince Ümraniye'de aşçılık kursuna yazıldığını kaydetti.
Fransız, Çin ve Türk yemeklerinin dünyada en meşhur mutfaklardan olduğunu belirten Lee, geçen yılın Ekim ayından bu yana kursa devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti: "Kursa katılmam Türk mutfak bilgimin gelişmesi için çok faydalı oldu. Tatlı yapmak konusunda çekincelerim vardı. Ancak burada öğretmenlerimizin sayesinde, teknikleriyle ve püf noktalarıyla tatlı yapmayı öğreniyorum. Kısa bir süre önce oğlumun doğum gününde evde yaptığım baklava, profiterol ve keki okuluna götürdüm. Öğretmenler 'Pastalar hazır mı?" dedi. Ben de 'Hayır, ben yaptım' dedim. Bunu duyunca çok şaşırdılar."
Zaman zaman Kore yemeklerinden örnekler verdiği kurs arkadaşlarının ismini söylemekte zorlandığını ve kendisine "Lale" olarak seslendiklerini belirten Lee, Koreliler'in Türk yemeklerini çok sevdiğini, ancak Kore yemeklerine göre biraz daha yağlı ve tuzlu bulduklarını söyledi.
Bunun için evde ve kursa yaptığı tatlı, pasta ve yemeklerin fotoğraflarını çekerek tarifleriyle birlikte Koreliler'in öğrenmesi için biri Türkçe, diğeri de Korece olmak üzere kurduğu 2 internet sitesinde yayımlamaya başladığını söyleyen Lee, yemekleri Koreliler'in damak tadına uygun olması için püf noktalarını da siteye eklediğini aktardı.
Sitedeki tariflerin Güney Koreli bir yayınevi sahibi tarafından fark edildiğini vurgulayan Lee, aynı kişinin bu tarifleri kitap olarak basma teklifinde bulunduğunu kaydetti.
Lee, "Aşçı değilim ama ileride Güney Kore'ye yerleşirsem, bir Türk lokantası açmak istiyorum. Türk kültür elçisi olmak istiyorum. Türk yemeklerini ve tatlılarına bayılıyorum" dedi.
Türk yemeklerini ve tatlılarını öğrenmesinin eşi tarafından da desteklendiğini dile getiren Lee, "Misafirlerime de artık Türk yemekleri yapmaya çalıyorum. Eşim yeni gördüğü bir Türk yemeği olduğunda, bana 'Bunu öğren de yap' diyor. Çocuklarım da Türk yemeklerine bayılıyor" diye konuştu.

_sunflower_
12.02.11, 15:37
Ankara Barosu’na üye avukat Ceren Yılmaz’ın, üç yıl önce kuzeninin düğününde tanıştığı Güney Koreli 32 yaşındaki Kiok Hyung ile arkadaşlığı evlilikle noktalandı. Kore’de bu ülkenin geleneklerine göre yapılan düğün renkli görüntülere sahne oldu.

ANKARA Barosu’na üye Avukat Ceren Yılmaz (28), 2007 yılında, Hollanda’da yüksek lisans eğitimi alan kuzeninin Ankara’daki düğününe katılan üniversiteden arkadaşı Güney Koreli Kiok Hyung ile tanıştı. Düğünün ardından Hollanda’ya dönüp, eğitimini sürdüren Hyung ile Yılmaz görüşmeyi sürdürdü. Arkadaşlıkları sırasında birbirini seven çift, evlenmeye karar verdi.Yöresel kıyafetler giydiler7 Şubat 2009’da Ankara’ya gelen Hyung ailesi, Ceren Yılmaz’ı ailesinden istedi, aynı gün nişan töreni yapıldı. Kiok Hyung’un Hollanda’daki üniversite eğitimi sonrası evlendi. Gelinin babasının diş hekimi olarak Mersin’de çalışması nedeniyle 27 Haziran’da bu kentte Türk, 28 Ağustos’ta ise Güney Kore’nin Daejeon kentinde bu ülkenin gelenek ve göreneklerine göre düğün yapıldı. Kore’deki düğünde gelin Ceren Yılmaz, damat Kiok Hyung ile yöresel kıyafetler giyip, yöresel seremonileri gerçekleştirdi. Törende, gelin- damat bir hurmayı aynı anda birlikte yedi. Hurmanın çekirdeğini gelin ısırıp, aldı. Güney Kore’de inanışa göre, düğünde hurmanın çekirdeğini ısırıp alan kişinin söz sahibi olacağına inanılması nedeniyle, evde söz sahibinin gelin olacağı belirtildi. Bunun üzerine damat, gelini 3 kez sırtında taşıyıp, gelinin evde söz sahibi olacağını onayladı.
Ankara’ya yerleşme kararı aldılar
GelİNİN babası Dişhekimi Mehmet Can Yılmaz, ilk başta soğuk baktıkları ilişkinin ciddiyetini anladıklarında gençlerin mutluluğu için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, Güney Kore’de insanı değerlerinin ön planda olduğunu söyledi. Avukat Ceren Yılmaz’ın Türkiye’de çalışmak istemesi nedeniyle çift Ankara’ya yerleşmeye karar verdi. Ancak, çift bir yıl Güney Kore’de kalacak, Yılmaz bu süreçte Kore dili eğitimi alacak, ardından Daejeon’da Gümrük Müdürlüğü’nde lojistik uzmanı olarak üst düzeyde görev yapan eşi Kiok Hyung ile Türkiye’ye gelerek Ankara’ya yerleşecek.


http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/68765_170463926297347_159496624060744_607682_6419128_n.jpg

_sunflower_
15.02.11, 21:13
Çanakkaleli Onur Doğan ile hayatını birleştirmeye karar veren ve Çanakkale’ye gelin olarak gelen Taiwanlı Tracy’i mutlu gününde ailesi yalnız bırakmadı.



Çanakkale’de amatör spor kulüplerinde futbol oynayan Onur Doğan, Facebook’ta tanıştığı Tracy ile hayatın birleştirdi. 2 yıl süren bir birlikteliğin ardından Halk Bahçesi’nde düzenlenen tören ile hayatlarını birleştiren çifti, arkadaşları ve dostları yalnız bırakmadı. Çanakkale’nin örf ve adetlerine ayak uydurmaya çalışan Tracy zor anlar yaşasa da, düğüne katılanlar, Taiwanlı gelin ile oynamak için birbirleriyle yarıştı. 1 yaşında Aleyna isminde kızları bulunan çift, yaptıkları açıklamada, mutlu bir birliktelikleri olduğunu söyledi. Onur Doğan, bir gün internette Treacy’i ile facebookde tanıştığını belirterek; “ Zaten yabancılara ilgim vardı. Asyalılara genelde ilgim vardı, daha evvelden birkaç yabancıyla tanışmıştım. Birbirimizi msn verdik, 7-8 ay msn’den konuştuk. Sonra ailelerimizle tanıştık. Buraya geldi, işi gereği tekrar Tayvan’a geri döndü. Annesi beni çağırdı gidip tanıştım, Türk örf, adetlerine göre istedim. Onlar da uygun gördüler, Tayvan’da düğün yaptık. Buraya gelemedik işi dolayısıyla, ben de orda top oynuyorum. 1 ay izin aldık, buraya geldik, burada da düğün yapalım dedik, örf ve adetlerimize uygun olarak. Aileme söylediğimde biz de bir görelim dedi. Yani tepkileri iyi oldu. Treysi’yi sevdiler. İmam nikahı da kıydık. Eşim Türkçe çok az biliyor. Mesela merhaba, hoş geldiniz, seni seviyorum, İskender, lahmacun diyor” dedi. Taiwanlı gelin Tracy ise yaptığı açıklamada; “Çok farklı, çok heyecanlandım. Türk’lerin yaptığı düğün çok farklı. Yemek yerken oynanıyor. Türk’lerin çok enerjisi var Tayvan’da böyle bir şey yok. Arabayla düdük öttürürken herkes bize baktı” diye konuştu.

Alıntıdır..

_sunflower_
10.04.11, 22:42
http://www.konya.bel.tr/bldfoto/07/klt/gk.jpg

http://www.konya.bel.tr/bldfoto/07/klt/gk1.jpg

http://www.konya.bel.tr/bldfoto/07/klt/gk3.jpg

Kore Ulusal Gençlik Organizasyonu Yönetimi ve Konya Büyükşehir Belediyesi�nin ortak organizasyonu ile Koreli öğrenciler Konya�ya gelerek Sema, Ebru, Türk El Sanatları gibi kurslara katılıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek�i makamında ziyaret eden Koreli gençler, Türkiye�de ve Konya�da bulunmaktan ve Türk insanını tanımaktan dolayı mutlu olduklarını dile getirdiler.



Kore Ulusal Gençlik Organizasyonu ülkede başarılı olan öğrencilerine Türkiye�yi ve Türk kültürünü tanıtmak amacıyla Konya�ya getiriyor. Konya Büyükşehir Belediyesi�nin de desteklediği bir organizasyonla Konya�ya gelen Koreli gençler KOMEK�te Sema, Ebru, Türk El Sanatları ve Türkçe dil dersi kurslarına da katılıyorlar. Bir hafta süre kurslarda ilk temel bilgileri alan gençler, benzer kursların ülkelerinde de açılmasını talep ederken, Konya�da bulunmaktan ve Türk insanını tanımaktan dolayı mutlu olduklarını dile getirdiler. Gençler Chun Yeun-jin eşliğinde büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek�i makamında ziyaret etti.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Mevlâna Yılı dolayısıyla gerçekleştirdikleri yurtdışı tanıtım faaliyetlerinin meyvelerini görmeye başladıklarını ifade ederek, Konya''ya gelen yabancı misafir sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Güney Kore ile Türkiye arasındaki ilişkilerin Güney Kore''de gerçekleştirdikleri programların ardından yeni bir boyut kazandığını vurgulayan Başkan Akyürek, �Türk kültürünü daha yakından tanımak için Türkiye''ye gelen birçok Güney Kore heyeti mutlaka Konya''ya da uğruyor. Son olarak Sema ve Rumi felsefesini öğrenmek için şehrimize gelen Koreli öğrenciler bu dostluğun boyutunu ileri noktalara taşımıştır.� dedi.

Başkan Akyürek, gençlere ve heyet yöneticilerine Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan Konya tarihi ve kültünü içeren Korece Konya Kitabı ile çeşitli yayınlar hediye ederek kısa bir süre sonra Hz. Mevlana�nın Mesnevisi�ni de Korece yayımlayacaklarını dile getirdi. Koreli gençler de Başkan Akyürek�e Korece yayınlarla çeşitli hediyeler sundu.



Alıntıdır..!

mari_kim
10.04.11, 23:18
niksiz (http://www.yeppudaa.com/member.php?u=3040) çok doğru bilgi paylaşımı,tebrik ettim .Güney Kore heyetidoğru bir tanımlama çünkü 1 hafta önce Koreli turist grubuyla Mevlana Müzesinin orda selamlaştık:) filmlerdeki dünyadan baya farklıydılar bu arada :) şeker şeyler ama .Komek kursuna giden bi arkadaşım var bir kaçıyla iletişim halinde ,kızlarda arkadaşıma korece ders veriyorlar vakit buldukça,ders deyince pratik yani,korece kursu var komegin öğretmeni de koreli:D .hiç vaktim olmadı en yakın zaman da gidip tanışmak istiyorum ben de :) inşaallah gidersem paylaşırım sizinle

Lee Hyun Jae
03.05.11, 19:05
ahh evet bu şemsiye muhabbetini daha öncede duymuştum .. koreli kızlar beyazlığa çok düşkün olduğu için yazın güneşten korunmak için şemsiye kullanıyolarmış .. bir ikitanede görmüştüm .. bizim Türk insanları bronzlaşmak için para sayıyo :D

:D:D:D evet bende belgeselde görmüştüm ve anlam verememiştim neden şemsiye tuttuklarına:D harbi ya bizde millet bronzlaşmak için dünyanın parasını veriyor:D:D

Lee Hyun Jae
03.05.11, 19:07
niksiz paylaşımların gerçekten süper bilmediğim bir sürü şey öğrendim vay arkadaş bu koreli kızlar neymiş ya :D

DesertRose
06.05.11, 08:38
niksiz süpersin gerçekten.
Bu sadece hayranlıkla kalmalı bence.
Sadece film ve dizilerde güzel şeyler gösteriliyor.

Hatta bir tane yönetmen var o arka sokakları gösteriyor.
Ama onuda istemiyorlar.
(Psikolojim kaldırmaz izlemeyi gerçekten)

ParkHaNeul
06.05.11, 08:43
niksiz paylaşımın için tşk. Konya'dayım ama niye benim haberim yok anlamadım. :d1 (2):tü bana :k1 (33):

_sunflower_
03.09.11, 20:16
Ben de hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. ^^

_sunflower_
11.03.13, 23:22
14 Ekim 1995 / ÖMER ÖNDER

Kore Savaşı'na katılan Bediüzzaman Hz. 'lerinin talebelerinden Bayram Yükserin savaş hatıraları oldukça ilginç. Yüksel, Allah'ın izni, Üstad'ın duası ile diyerek anlattığı hatıralarının heyecanını halen hissediyor
Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı kazandıktan sonra uzun süre askeri bir harekata girmemiş, İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalmayı tercih etmiş ve "Yurta sulh, cihanda sulh" ilkesine sadık kalmıştı. Ancak çok partili dönem ile dış politikada bazı stratejiler değişime uğramış, Türkiye'nin dünya devletlerinden ayrı hareket etmemesi fikri ağırlık kazanmıştı. Demokrat Paİti de bu gerçekten hareketle Türkiye'nin NATO'ya kabulü için müracaat etmişti. Ve birlikte hareketin başlangıcı olarak da Kore'de savaşan NATO kuvvetlerine Türk askeri gönderilmesine karar vermişti. 2 Ekim 1950'de 5.090 kişiden oluşan Türk taburu Kore Savaşı'na katılmak için yola çıktığı zaman, Türkiye için de yeni bir sayfa açılmış oluyordu. Yaklaşık 3 yıl süren savaşlar boyunca 800 erimizi şehit vermiş; ama Türk ordusunun kahramanlığını bütün dünyaya göstermiştik. Savaş sonrası dünya radyo- televizyonları Türkler'in kahramanlıklarından bahsederken, NATO da kapılarını ardına kadar açmıştı.

Kore gazileri ülkeye döndükleri zaman büyük bir coşkuyla karşılanmış ve ödüllendirilmiş-lerdi. Kore'de savaşanlara gıp ta ile bakılmış, "Kore gazisi" olmak bir onur olarak kabul görmüştü. Devlet de, uluslararası arenada söz sahibi olmasında etkili olan bu insanlara kucak açarak onları ödüllendirmiştİ. Bu yıl Kore'ye asker gönderişimizin 45. yıldönümü. Artık onlar eskisi gibi popüler değiller. Zaten çoğu çoktan ahirete göçetmiş, kalanlar da ilgisizlikten dolayı kendi kabuklarına çekilmişler. Yılda bir kez akla gelen "gaziler" bugünlerde hatıralarını torunlarına anlatmakla meşgul.

Kore, genç Türkiye Cumhuriyeti için bir dönüm noktası olmuştu. Muhalefet partisi CHP'nin şiddetli eleştirilerine rağmen gerçekleştirilen harekat, halktan büyük destek görmüş, toplumun çok değişik kesimlerinden Kore Savaşı'na destek gelmişti.

Bediüzzaman'ın yedi sene hizmetinde bulunmuş olan Ispartalı Bayram Yüksel de askerliğini Kore'de yapan Nur talebelerinden biri. Isparta'da herkesin saygı gösterdiği, sevip saydığı bir zat-ı muhterem olan Bayram Yüksel'den Kore'de yaşadıklarını ve orada yaptığı çalışmaları anlatmasını istedik. Kore'de adı "Ölmeyen Bediüzzamancı ''ya çıkan Yüksel'in anlattıkları oldukça ilgi çekiciydi.

ÜSTAD, "KORE'YE GİT" DEDI

1951 yılında askere giden Bayram Yüksel acemiliğini İskenderun'da yapar. Sonrasında çektiği kurada ise Kore çıkar. Tanıdık birisinin "Eğer istemiyorsan seni Kore'ye göndertmeyiz, Suriye'ye kaçırırız" teklifini şiddetle reddeden Yüksel, "Ben üstadıma danışmadan hiçbir yere kaçmam" cevabını verir ve soluğu Bediüzzaman'ın yanında alır. Tayininin Kore'ye çıktığını söylediği zaman, Üstad çok sevinir, "Tamam, ben zaten bir Nur talebesini Kore ve Japonya'ya göndermek istiyordum. Bunun için seni ya da Ceylan'ı düşünmüştüm. İnkar-ı uluhiyet için Kore 'ye gitmek lazım" cevabını verİı NATO'nun komünizme karşı ehven-i şer sayılabilece-
ğini belirten Üstad "Bayram, bir gün gelecek Allah'ın izniyk Amerika, Almanya, haııa Rusya bile İs. lam'a gönül vermenin yollarını araştm cak" der. Bayram Yüksel'i sevindiren Üstad'ın ona kendi cevşenini vermesı olur; "Bizler İnayet-i Rabbaniye altındayız. Hiç merak etme, Cenab-ı Allah Senin yardımcın olacaktır, diye dua etti. "

Üstadının duasını alan Yüksel ondan bir de yerine ulaştırılmak üzere bir emanet alır.. Bediüzzaman, risalelerden bi kısımını Japon Başkumandanı'na götürmesini istemiştir. Bayram Yüksel Hutbe-i Şamiye ile birlikte altı risaleyi daha yerine ulaştırmak üzere yanına alır ve Kore'ye gidecek birliğe katılmak için yola çıkar.

PAPAZ'IN KA'BE'YE SAYGISI

Büyük bir Amerikan gemisiyle Ko re'ye gitmek için Türkiye'den ayrılu lar. Yolculukları sırasında ilginç bir oli ya şahit olurlar. Kızıldeniz'den geçer ken geminin papazı, Kil'be'nin karşısından geçtiklerini saygılı bir şekilde hı tırlatır. Bunun üzerine bütün askerlı birlikte dua eder. Yol boyunca ibadetlı rini kendileri için özel olarak "mescİI yapılan bir odada yerine getirirler.

Yaklaşık 20 gün süren yolculuklar sonrasında Güney Kore'ye ulaşırlaı Bayram Yüksel karaya ilk çıktıkları ar hiç unutamamış; "Pusan Limanı'na iı diğimizde Güney Kore'yi çok perişan bir halde gördük. Çadır gibi çeltik otundan evlerde yaşıyorlardı. Çok sıkıntı çektikleri belliydi. Hallerine acımamak mümkün değildi. Hiç ekmek yediklerini görmedim. Hep yağsız tuzsuz pirinç lapası yerlerdi. Hatta kırlarda ihtiyarların ot yediklerini görürdük. Onları böyle görünce 'Allahım bize bu günleri gösterme' diye dua ederdik. BM bize çok, bakıyordu. Yemeklerimizin arta kalanları dökülünce Koreli çocuklar 'Çap çap' yani 'yemek yemek' diye sevinirler; hem kendileri yerler, hem de boş konserve kutularına doldurup ailelerine götürürlerdi. "

HARP ÇOK ÇETIN GEÇIYORDU..

Kore'ye çıkan Türk Tugayı iX. Amerikan Kolordusu'nun emrine verilerek cepheye gönderilir. Savaş çok şiddetli geçmektedir. Gündüzleri uyuyup, geceleri savaşan askerler bir çok hayati
tehlike atlatır. Birçok asker şehit olurken, bazıları da yaralanır. Bayram Yüksel, Allah'ın izni, Üstad'ın duası ile savaştan hiç bir zarar görmez; "Üstad'ın verdiği eserleri çantamda taşıyordum. Çok çetin savaşların yaşandığı Vakas cephesinde bir ara düşman benim bulunduğum bölgeyi işgal etmişti. Bir arkadaş ağır makinelinin tutukluk yaptığını söyleyince besmeleyle elime aldım ateş etmeye başladım. Tutukluk yapan makineli tüfekle o gün on binden fazla mermi yaktım. Makinelinin namlusu kıp

kırmızı olmuştu. O esnada bile Üstad aklımdan hiç çıkmıyordu. Yanımdaki arkadaşlar mermi getirmeye gitmişlerdi. O sırada etrafimı saran düşman askerleri 'çap çap' diyerek boş konserve kutularıyla meşguloldular, bana ise hiç ilişmediler. Bayları kısa, hepsinin ayağında lastik ayakkabılar vardı. Ben onları incelerken onlar benimle hiç ilgilenmiyorlardı. Çoğunda silah olmadığını, bazılarında boğma telleri olduğunugunu gördüm. Bir müddet sonra makineli tüfeği baynuma asarak içlerinqen çıktım ve 50 metre kadar geriye yürüdüm. Bizim arkadaşlar telsizle durumu lwmutanlara bildirince tabur komutanımız ya esir ya da şehit olduğuma karar vermiş. Hatta ruhuma Yasin-i Şerif okuduğunu söyledi, beni görünce bağrına bastı. "

"KORKTUGUN ZAMAN BENİ HATIRLA"

Üstadının duasını aldığı için kendisini sürekli emniyette hisseden Bayram Yüksel çok şiddetli geçen bir çatışma sırasında biraz korkulu anlar yaşamış. Ancak aklına Üstad'ın söylediği "Korktuğun zaman beni hatırla" sözü gelince korkuyu üzerinden atmaya çalışmış ve kendi ifadesiyle tepeden tırnağa zangır zangır sarsılmaya başlamış. "Cephe tam bir ana-baba günüydü. Ben o esnada ağır makineli tim komutanıydım. Bir üsteğmen, 'Üçüncü tabur yandı. Allah 'ını, peygamberini seven yürüsün' diyordu. Biraz korktum; ama aklıma üstadım gelince hemen bir ezan okudum ve arkadaşlara 'Ateş' dedim. Düşmanı geri püskürtmüştük. Sabah bu kez biz taarruza geçtik ve cepheyi düşmandan temizledik."

NAMAZI HİÇ AKSATMADIM

Bayram Yüksel'in Kore'de kaldığı müddet boyunca en çok dikkat ettiği konulardan biri de ibadetlerin eksiksiz olarak yerine getirilmesi olmuş. "Namazımıhiç aksatmadım hamdolsun" derken vazifesini yerine getirmiş olmanın verdiği sevinci yüzünde görmek mümkündü. Savaşın ağır şartları nedeniyle sürekli olarak teyemmümle abdest alan Yüksel'in namazia ilgili de bir çok anı sı var. Bulunduğu birliğin iki tabur komutanı Niyazi Bengisu ve Kemal Bey de (soyismini hatırlayamıyor) dini vecibelerini yerine getiriyormuş. Bulundukları bölgeye çadırdan büyük bir cami kurmuşlar. Müezzinliği Bayram Yüksel yaparken, namazıarı tabur komutanı Bengisu kıldımmış. "Ezan okuduğum zaman Koreli çocuklar beni taklit ederek bir şeyler okurlardı" diyen Yüksel, bunları Üstad'a anlattığızaman Üstad, "Bu zamanda li san-ı hal lisan-ı kalden daha tesirli. Allah'ın izniyle Kore'de de İslamiyet inkişaf edecektir" diye cevap vermiş. Yüksel, Üstad'ın sözlerinde haklı olduğunu gözleriyle gördüğünü de söylüyor ve "Daha biz orada iken Kore'de bir çok insan İslamiyet'i kabul etti" diye konuşuyor.

Bayram Yüksel'in namazia ilgili olan bir başka anısı ise cephede oluyor. İkindi namazının geçtiğini farkedip namaza duruyor. Kıble düşman mevzilerine doğru olduğu için, onun da yönüdüşmana doğrudur. Namazın ikinci rekatında kıyamda iken bir havanın çok yakınından geçtiğini hisseder. Ama namazını bozmaz. Namazını bitirip bir kaç adım attığı anda ise bir havanın başına çarpması sonucu yere yıkılır. Ancak havan patlamamış, sadece miğferi yam ultm uştur. Yüksel, Üstad HZ.'nin "Bizler inayet-i Rabbaniye altındayız" sözlerinin anlamını o zaman çok daha iyi anladığını söylüyor.

ÜSTAD RADYODAN SELAMIMI ALMıŞ

Kore'de savaşın şiddetini yitirdiği bir sırada ellerinde cihazlarla gelen radyocular, cephede savaşan askerlere mikrofon uzatırlar. Sıra Bayram Yüksel'e geldiği zaman o, "Üstadım Bediüzzaman'a, Emirdağ Nur talebelerine selam ediyor, Üstadımın ellerinden öpüyor, dualarını bekliyorum" diye cevap veriyor. Yapılan röportaj radyoda yayınlanırken Ü stad Gençlik Rehberi mahkemesi vesilesi ile İstanbul'a gelmiştir.

Arabanın şoförü radyoyu açınca Üstadı, Bayram Yüksel'in kendisi için gönderdiği mesajı duyar ve çok memnun olur. Sonrasında herkese sitayişle Bayram Yüksel'den bahseder; "Bayram, Kore' de harbediyor" diye...

BEDİÜZZAMANCI HAFIZ ,

Bayram Yüksel'in Kore'ye gittiği dönemde "Nurcu" diye bir tanımlama olmamasına rağmen, namaz kıldırması, eza n okuması ve Ü stad'dan bahsetmesi nedeniyle ona "Bediüzzamancı Hafız, Ölmeyen Bediüzzamancı" diye hitap ederlermiş. (O zaman ha.fız oJmadığıni' da hatırlatıyor YükseL) Başta komutanları olmak üzere herkes tarafından saygı gösterilen Yüksel, bunun ödülünü ise Kore'deki vazifesi bittiğinde alıyor. Bediüzzaman' ın verdiği risaleleri Japonya'ya ulaştırması gerektiğini komutanlarına söylüyor. Subaylar dışında kimsenin Japonya'ya gitmesine izin verilmemesine rağmen, bölük komutanı ve bazıüsteğmenlerin gayretleri ile, yaralı subayları almak için Japonya'ya giden gemiye o da biniyor.

Japonya'ya ulaşınca yanına verileU,: iki kişi ile birlikte bir taksiye binerek Türkler'in bulunduğu camiye giderler.

Cami müezzini onları reisieri olduğunu söyledikleri Abdülvahap'ın yanına götürür. Bayram Yüksel niçin geldiklerini o zata anlatır. Ancak aldığı cevap onu üzer: "O zat bana Kazak Türkleri'nden olduklarını, Japon-Rus Harbi sırasında Üstad'ın bahsettiği Japon komutan sayesinde buraya yerleştiklerini, Bediüzzaman'ı bu sayede tanıdıklarını söyledi. Ancak komutan kısa bir süre sonra vefat etm4. Ben de kitapları orada yaşayan Türkler'e verdim. Çok sevindiler. 'Biz Hz. Üstad'ı zaten gıyahında tanıyor ve seviyorduk. Şimdi bu kitapları f.oğaltıp dağıtacağız' dediler. Sonra da 'Ustad Hz'lerine selamlarımızı söyleyin, bizlere dua etsin' diyerek bizi dualarla uğurladılar. "

Türkiye'ye ancak bir ayda dönebilmişler. Yine gemiyle Kızıldeniz'den geçmişler. Giderken yaşadıkları olayın aynısı tekrar olmuş. O geminin papazı da, "Ka'be'nin yakınından geçiyoruz" deme nezaketini göstermiş. Onlar da papaza teşekkür ederek, Allahü Teala'ya dua etmişler. Türkiye dönüşünde üç gün İzmir'de kalan ve tezkere işlemlerinin halledilmesini bekleyen Bayram Yüksel'in heyecanına ise diyecek yokmuş. Bir an önce üstadının yanına va'rmak için can atıyormuş. İşin ilginç yanı ise Ustad, üç gün boyunca Bayram Yüksel'in Köyü'ne gidip"Bayram gelmedi mi?" diye soruyormuş. Yüksel köyüne döndüğü günün ertesinde Emirdağ'a Üstad'ın yanına gider. Üstad, talebesini karşısında görünce çok sevinir ve ona "Seni bırakmayacağım" der. O ise getirdiği hediyeleri vererek, "annesinin elini öpmek için" izin isteyip huzurdan ayrılır.

Bayram Yüksel'in bu noktadan itibaren Üstad'la olan beraberliği daha da artar ve onun yanında kalmaya başlar. Yüksel, Üstad'ın hizmetine girip, yanında kalmasını ise şöyle anlatıyor: "Üstad Hz. 'nden izin alarak annemin yanına gidip elini öptüm. Ertesi günü baktım Üstadımız 14 km.lik yol zahmetine tekrar katlanarak bizim köye gelmiş. Zübeyir Ağabey bizim eve gelerek Üstad'ın köyün yakınında bir yerde beni beklediğini söyledi. Beraber Bediüzzaman Hz. 'nin yanına gittik. Üstad'ın elini öptüm, bana Eşref Edip'in basmış olduğu küçük Tarihçe-i Hayat, başka küçük risaleZer ve yünden bir boyun atkısı hediye etti. Hediyelerin cinsine ve sayısına baktığımda ona hediye ettiklerimin benzerleri olduğunu gördüm. Üstadımız mukabelesiz hiçbir şey almazdı. Kore'den gelirken kendilerineAden Boğazı 'ndan geçerken aldığım ipek seceadeyi, Kore'de bana verilmiş olanyün boyun atkısını vermiştim, Hindistan cevizi getirmiştim. Üstadımız bana sarılarak,

'Evladım seni bekliyorum, gel' dedi. 'Peki' dedim ama, hemen gidemedim. Köyümüze yakın bir bağımız vardı. Bağa gittiğimde mübarek Üstad Hz. yine köye gelmiş. Çocuklar geldi, 'Hocaefendi geldi, seni bekliyor' dediler. Koşarak köye gelirken Zübeyir Ağabey'le karşılaştık ve beraberce koşarak Üstad'ın yanına geldik. Hazret'in hürmetle elini öptüm. Üstadımız şefkat ve merhametle 'Evladım, ben seni bekliyordum, gel' dedi. 'Başüstüne Üstadım' dedim. Zübeyir Ağabey bir ara, 'Hemen gel, Üstad'ı üzme, sana çok ehemmiyet veriyor' dedi. Ertesi günü yatağımı, yorganımı alıp doğruca Üstadımızın yanına gidince çok sevindi.

kevser29
12.03.13, 09:22
Maşallah bayağı bir yaazmıışsınnız birr de bunu okuması var:D: yalnız yarısını Okuyabildim