ŞANLI TÜRK TARİHİMİZi UNUTMAYALIM

Mini Android Uygulama | GÜNLÜK
YEPPUDAA, UzakDoğu Dizileri, Online Dizi Film İzle Seyret
Google Chrome Kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Chrome Kullanınız || BİZE ULAŞIN || Dizi Film Anime TAM LİSTE
Şifremi unuttum?
Geri Dön Yeppudaa > YEPPUDAA DİYARINA HOŞ GELDİNİZ > Üyelerimize Özel Bölüm > Hikaye, Deneme Bölümü... / Krizantem Günlükleri-3-Gizli İlimler
Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Arama
Alt 30.10.16, 12:03   Running Man çevirisi yapmak isteyen? tıklasın :) #1
Wang Dae Bi Mama
aktif üye
Wang Dae Bi Mama - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İZLEME LİSTEM
Mesajlar: 25
Kim Derdi Ki Çirkin Ördek Yavrusunun Yumurtasının Kabuğunu Kırıp Sıyrılacağını
Kim Derdi Ki Kuğunun Yapamayacağını Yapacağını...


Baba Moon’un benim cariye olacağımdan haberi vardı. Ama o da benim 4. Dereceden cariye olarak kalmamı istemiyordu. (*)Bu yüzden sudan bir bahaneyle on beş günlüğüne beni sudan bir bahaneyle uzaklaştırıp kadınlığın meziyetlerini öğrenmem için bir kisaeng evine göndermişti.

Aralık pencereden içeri usulca sızan güz rüzgârı dalgalandırırken yaprakları, tenimdeki ipek hanboğu kendini beğenmişliğim parıltısıyla kutsanmış, bir derecede parlıyordu. Göğüslerimi olabildiğince ön plana çıkaran zümrüt yeşili, gümüş işlemeli hanboğun içinde oldukça farklıydım. Esir alınmış ruhumun derinliklerinde dile gelen şiddetli karamsarlığa kulak tıkaması her ne kadar imkânsız duyumsatsa da genç kadına, denedi. Zorunluluklar hep vardı. Özgüven yitikliği duygusu sönükleştirirken yanaklarımda, bedenimi sarpa saran korkunun soğuk melodisi çınladı kulaklarımda. Pişmanlık kelimesi hiç yer etmemişti. Edemezdi de bu saatten sonra. Ödün vermediğim tek şeydi belki de girdiğim yol. Eylemlerim kendi içinde tutarlı gibi gözükse de karmaşık düşüncelerimi için aynı şeyi söylemek mümkün değildi. (*)Bir bulamaç yığını gibi karmaşık ve anlaşılması güç…

Bu saatten sonra o an için en önemli şey güzel olmaktı. Yıllardır öğrenemediğim kadınlık vazifesini bir fahişeden öğrenmekti. Kendisine her ne kadar kisaeng dese de kadınlığı erkeklere para karşısında satan bir beden tüccarından farksızdı gözümde. O da bu en rezil gördüğüm şeyi yapmak zorundaydı. Artık geri dönemezdim. Boynum artık kılıcın kıyısındaydı. . Ölümden korkarken, en ufak silsilede ölüm denilen şeyi ilk ve son kez tatması içten bile değildi. Fakat aciz ve güçsüz değildim. (*)Hiç olmadığım kadar güçlüydüm. Güçlü olduğum kadar kararlıydım da. Fakat bir şey beni engellemeye çalışıyor gibiydi. (*)Engellemeye çalışan şeyin ne olduğunu bilmemekarşın umulmadık bir zamanda ayak bileklerimden zincirlenerek dibine çekildiğim tutarsızlık denizi, tahammül sınırlarımın çok dışında nüksetmeye başlaması çekilmez gibiydi. (*)Kırılmaya yatkın, soğukkanlılığım adeta küçük dünyamda yankılanıyordu. Korktuğum neydi, çekincesi? Yoktu. Sorduğum binlerce anlamsız soruya verilen cevap, sadece kendimin sığabileceği kadar büyük bir hiçlikten başka bir şey değildi. Yüzleşmek zor olmazdı, hayır. Son zamanlarda zihnimi gece gündüz, usanmadan güzel olmanın yollarına adamıştım. Çekmediğim eziyet kalmamıştı. Ama sonunda ödülünü alacaktım. Karşımdaki fahişe bana kadınlığın ve güzelliğin en ince sırlarını öğretecekti. Paranın satın alamadığı hiçbir şey yoktu gerçekten. Bu kadın daha fazla maden parçası için en değerli bilgilerini ve sırlarını bana satacaktı. Baba Yoon gerçekten işini biliyordu. Benim için bu yeri hazır etmesiydi. Belki de hayatımdaki dram devam edecekti Baba Yoon olmasaydı. Fakat yadsınacak derecede uzundu ve karmaşıktı almam gereken yol. Fakat zaferin vereceği güçle kutsanmış kıvrımlarında vuku bulacak zehir kusan cümlelerim o an için içimde tutuyordum. Yıllarca damarlarımda akan kanla harmanlanan tek düşüncem, güçlü olmam gerektiğimdi. Sırtımı dayayabileceğimi bir zafer tütsüsü yandığı zaman gözümü dahi kırpmazdım. Ruhumdan göz bebeklerime akan güç hırsı tüm bedenini sarmalarken, son kez kontrol ettim kendimi. (*)Karşımdaki fahişenin vereceği bilgiler o an için altın değerindeydi.


“Gülümse!” Bana baktı ve dediği tek şey buydu. (*)Gülümsemek de neydi? İlk duyduğumda pek kavrayamadım. (*)Dudaklarımı iki yana genişletmekten başka bir şey olmayan şeyi diyordu. Kafasından tek beliren dünce buydu.” Ne kadar da somurtkan bir şeysin sen öyle. “ Yüzüme baktı. (*)“Buz kadar soğuk, (*)Fırtına kadar iticisin.” Elleriyle dudaklarıma şekil verdi. Başımı biraz yukarı kaldırdı. “Eh işte şimdi bir şeye benzedin.” Ellerime ise biraz aşağıya indirdi ve sol elimin üstüne sağ elimi koydu. Hafif belimi yukarı kaldırdı. “ Şimdi çok çelimsiz ve zavallı durmuyorsun. Şimdi yürü bakalım. ” Yürüdüm. Yürüyüşümü beğenmişti.” Bir saray kadını olduğundan belli oluyor. İşimiz kolay desene. Hadi gel sana makyaj yapalım bakalım.” Biraz heyecanlandırmıştı beni. Saray leydileri genelde makyaj yapmazdı. Zaten beceremezdim. Hep başkaları bana makyaj yapardı. Yüzüme pudra mudra ne varsa sürdü. Aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım. Ne kadar da güzel olmuştum öyle. Çok güzel olmasam da en azından yüzüme bakılacak gibiydi. Bir saray cariyesi olduğumda hep böyle makyaj yapmak zorunda kalacaktım. Bu benim yeni görüntümdü. Buna alışmak zorundaydım. Fakat eski görüntüm yani eski ben bozguna uğramak zorundaydı. Fakat eski bozguna uğramaktan haz etmezdi. Bu bozgunluk bu defa nedenini çözemediği bir memnuniyet hissi vuku buldu kafasında. Ama biliyordum eski Soo Ryeong kafasında bir yerlerden çıkıp her şeyi berbat edecekti. Derinlere indiğinde baş gösteren yüzleşme hissi, derinlik arttıkça yerini umursamazlığa bırakıyordu. Fakat kararlıydı bu umursamazlık hissi ona kararlılık da sağlamıştı. Asla ama asla yeni ben buna izin veremezdim.

“Şimdi benimle gel.” Beni elinden tutup odalardan birine götürdü. Bana paravanın arkasından bir şey gösterdi. Bir bakan kisaeng ile cinsel ilişkiye giriyordu. Kulağıma fısıldadı. “ Her şeyi en ince ayrıntısına kadar soracağım. Dikkatle seyret.” Utançtan kıpkırmızı olmuştum. Konuşamıyordum. Ne yapacağımı bilemedim korka korka, utançtan kıpkırmızı olana kadar seyrettim. Zor dayanabilmiştim. Ne kadar da uzun sürmüştü. Ben dayanamayıp kalpten giderdim kesin diye düşünüyordum. Fakat birkaç defa seyredince alıştım. Neredeyse bir hafta boyunca günde iki ya da üç defa bana gizlice kapı ardından seyrettiriyordu. Ne kadar da utanmaz ve hayâsız biri olmuştum. Ama onlar gibi konuşmuyordum. Onların kullandığı basit dili benim gibi en azından asilzade sayılabilecek bir hanımefendi öyle basit bir dil kullanamazdı.

Yanıma geldi. Benimle konuşmaya başladı.
“ Şimdi bakalım öğrendiklerimizi deneyelim. Gagamoon içeri gel.” Genç yardımcısını içeri çağırdı. Hala korkuyordum ama belli etmemek için özel bir çaba sarf ediyordum. Ben hala soğuk beton yüzlü saray leydisiydim. Ve bu mahareti de ömür boyu saklamak zorundaydım.” İkiniz de Soyunun!” dedi. (*)Yardımcısı soyunmaya başladı. Ben ise hala boş gözlerle ona bakıyordum. Beni hızla soydu. Karşı koymuyordum kendimi teslim etmiştim. İkimizi de yer yatağına uzattı. “ Şimdi öğrendiğin sırada git bakalım" Dedi. (*)Hızla istemeyerek de olsa Gagamoon’u ateşli bir şekilde dudaklarından öpmeye başladım. Düşünmedim bile dudak kıvrımlarını genişletip, adamın davetkâr bakışlarına karşılık verirken. Şehvet, benliğinin zevkle kabul ettiği tek eylemdi. Sanki birbirimizin dudaklarını yiyorduk. Sonraki erkeğin uzvuyla elimle oynamaya başladım. Ve öpücüklere devam ederek uzva kadar indim ve yapmam gerekeni yaptım. Ardından başımı kaldırdı ve sırtımı döndürdü. Ve uzvunu bacaklarımın arasına soktu. (*)Hoşuma da gidiyordu. Elbette uzvunu içime alamazdım. Bekâretimi korumak zorundaydım. (*)Ellerini çırptı. “Bu kadarı yeterli, Gagamoon giyinip dışarı çıkabilirsin.” Nasıldım diye sormadan Gagamoon çıkar çıkmaz konuşmaya başladı.. FF4500]]“Gayet iyiydin. İçinde bir sürtük yatıyormuş da haberimiz yokmuş “ Deyip alaylı bir şekilde gülümsedi. Öyle demesine bozulmuştum. Kızmıştım da. Fakat duygularımı saklamada iyiydim. Üzerime bir şeyler giyinmek için sabırsızlanıyordum. (*)Hemen giyindim. Dışarı çıktım. Tüm düşüncelerimden ve korkularımı arkada bırakmak, kurtulmak istercesine bir derin nefes daha aldım. Ciğerlerine dolan temiz havanın, zihninin en ücra köşelerinde dahi uyuşukluk hissi bıraktığını hissedebiliyordum. Kısa adımlarla yürümeye devam ettim. Utanıp da kaçtığımı düşünmesini istemiyordum o fahişenin.

Umursamıyormuş gibi yürüyordum boş avluda. Tüm tazeliği ile beliren ve fener ışıkları ile karışıp hoş bir sarı tonunu yansıtan gölgesiyle ilerlerken kendisine yaklaşan gölgeyi hissetti. (*)Yanındaki adam Gagamoon idi. Arkasını dönüp onu görünce korkmuştu. Elini kalbinin üzerine koydu. (*)Fahiş hocam da bana alaylı bir şekilde bakıp gülüyordu.
“ Leydim babanızın adamları sizi götürmek için geldi.” Doğru söylüyordu yarın on dördüncü gündü. Ya kraliyet askerleri beni bir gün erken almaya gelirse diye düşünmüş olmalıydı Baba Yoon. “Peki gidelim.“ Der demez arkama dahi bakmadan oradan uzaklaştım. Biçimli ve düzgün duruşumla ilerliyordum. Parıldayan gözlerle aya a bakıyordum göz ucuyla. (*)Ayak bileklerinden dudaklarına akan ürpertiyi umursamadan, derin bakışlarla etrafını süzdü. Çoğu zaman etrafını süzerdi ve ölü bir solucandan daha ölü beyninin içinde hareketlenen düşünceleri merak ederdi. (*)Bu saçma düşüncelerle Yoon Konağı’na vardı ve güzel bir uyku çekti. Sabah olduğunda güzelce giyindi. Sanki bugün muhafızların beni almaya geleceği içime doğmuş gibiydi. Saray muhafızları kraliyet tahtırevanıyla geldiklerinde kalbmi yerinden çıkacakmış gibiydi. Saray muhafızı elinden bir belge çıkardı ve konağın avlusunda Kraliyet Emrini okumaya girişti. (*)“ Leydi Yoon Soo Ryeong artık Sook-won 숙원 (淑媛) ‘luk seviyesine yükselmiştir. Kendisi bundan böyle Majesteleri’nin 8. Dereceden kraliçesi ve eşi olup Kraliyet ailesinin bir üyesidir…” Gerisini dinlemiştim bile. (*)Şehvet vuku bulurken dudak kıvrımlarında, ayaklarını hareketlendirdi. (*)Muhafızların; (*)“Ekselansları siz çok yaşayın. “ sesleri adeta keyiften dört köşe yapmıştı. Sadece belirtili bir şekilde gülümsedi. İlk defa o mendebur ve soğuk suratında sevinç vardı. (*)Her şey artık sadece zafer içindi. Tahtırevanına biner binmez saraya doğru yol aldı. İlk defa saraya Kral’ın eşi olarak girecekti. O artık saraydan çıkarken Soo Ryeong değil (*)Yoon Sook Won idi.

Wang Dae Bi Mama isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Cevapla
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Krizantem Günlükleri-2-Noron Celladı Wang Dae Bi Mama Hikaye, Deneme Bölümü... 0 24.10.16 11:53
Krizantem Günlükleri-1-Minlere Karşı Darbeler Wang Dae Bi Mama Hikaye, Deneme Bölümü... 0 14.10.16 22:58


Seçenekler Arama

sitenin devamlılığı için maddi destek gerekmektedir..
HIZLI ERİŞİM

Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:09.


Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kuruluş Tarihi: 21.08.2009 / dance